Kadınların genel olarak hayatlarının en önemli dönemlerinden biri olarak tanımladıkları, hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük değişimlerin yaşanabildiği hamilelik döneminin en konuşulan, en merak edilen konularından birini ele alıyor, hamilelik belirtileri arasında ilk sıralarda yer alan bir konuyu inceliyoruz bugün: Aşerme!

MANAV

Halk arasında aşermekle ilgili çeşitli kabuller ve inanışlar varsa da aşermek nedir ne değildir tam olarak öğrenelim, hamilelikte aşerme ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor bilelim dedik. Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir, aşerme nedenleri nelerdir gibi sorulara yanıt bulduğumuz kapsamlı bir dosya hazırladık. 

Hamilelik dönemini ağız tadıyla geçirmeniz ve minik bebeğinize sağlıkla kavuşmanız dileğiyle diyor ve başlıyoruz!

Buyursunlar…

“Aşermek gerçek midir, psikolojik midir?” diyenler buraya: Aşermek nedir?

romper

Manav

Aşermek, Türk Dil Kurumu tarafından “Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek” şeklinde tanımlanırken halk arasında genel olarak hamilelik döneminde kadınların yaşadığı, herhangi bir “maddeyi” tüketmeyi aşırı istemek olarak biliniyor. Maddeyi diyoruz çünkü aşerilen maddenin mutlaka bir yiyecek olması gerekmiyor. Eminiz, siz de bugüne dek hamilelerin toprak, kömür gibi farklı maddeleri yeme istekleri ya da doğrudan yemeleri ile ilgili hikayeler duymuş ya da en az bir kez böyle bir duruma tanık olmuşsunuzdur.

Aşerme ile ilgili halk arasında genel geçer kabul edilen bilgilerden biri de zamansız bir şekilde gerçekleşmesi ve genel olarak mevsiminde olmayan yiyeceklerin istenmesidir. Kışın ortasında erik ya da çilek yeme isteği gibi. Ancak bu durum aslında her aşerme için doğru değildir, çünkü neyin aşerildiği çoğunlukla vücudun ihtiyaç duyduğu maddeye göre değişiklik gösterir.

Aşermeyle ilgili doğru sanılan yanlışlardan biri de bu durumu yalnızca hamilelerin yaşadığıdır. Aşerme hamilelerle özdeşleştirilmiş olsa da her insan hayatının belirli dönemlerinde ya da hayatı boyunca farklı maddelere karşı aşerme haline girebilir. Tam burada da devreye “Aşerme gerçek midir, psikolojik midir?” tartışmaları giriyor aslında. Zira aşerme hali birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Bu durumun yaşanmasına hem fiziksel faktörler hem çevresel etkiler hem de psikolojik etkenler neden olabilir.

Peki bu yeme arzusu neden oluyor, hamileler bu durumu en çok ne zaman yaşıyor, her hamile kadın böyle bir evreden geçiyor mu? Buyurun detaylarını birlikte öğrenelim.

Peki ya her hamile aşerir mi: Aşerme nedenleri

momtricks

MANAV

Öncelikle bilinmesi gereken “Her hamile kadın mutlaka aşerir.” gibi bir durum söz konusu değildir. Bazı kadınlar neredeyse hamileliklerinin tamamı boyunca bir şeylere karşı aşerme eğilimindeyken bazı kadınlar hiç böyle bir süreci geçirmeden doğum yapabilir.

Aşerme nedenleri de kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterir. Alanında uzman birçok doktora göre, aşermenin en temel nedenlerinden biri hormonal değişikliklerdir. Vücudun gebelik sürecine girmesiyle birlikte yaşanan hormonal değişimler hücrelerin farklı yiyeceklerde ya da maddelerde bulunan vitaminlere, minerallere ihtiyacını artırabilir.

Aynı şekilde vücutta hamilelikten de önce var olan eksiklikler (demir eksikliği, kansızlık, vitamin eksikliği vb.) hamilelik döneminde daha çok ön plana çıkabilir ve beyninizin vücuttaki eksikleri kapatma isteğinden dolayı bu durum da kendini aşerme olarak gösterebilir.

Bunların yanı sıra çevresel ve psikolojik faktörler de aşerme konusunda tetikleyici etkilerde bulunabilir. Araştırmalara göre eş tarafından yeterince ilgi görmeme, çok kalabalık bir evde yaşama, şiddete maruz kalma, çok yoğun kokulu yemeklerin pişirildiği yerlere maruz kalma, kötü beslenme ya da hamilelikten önce kötü beslenme gibi nedenler de hamile kadınların aşerme halini sık sık yaşamalarında etkili.

Beklenmedik anlarda olur derler ama: Aşerme ne zaman başlıyor?

workingmother

MANAV

“Aşerme ne zaman başlar?” sorusuna gelirsek, tahmin edebileceğiniz gibi bu sorunun her kadın için geçerli tek bir yanıtı yoktur. Ama birçok jinekoloğa göre aşerme hali ilk trimesterde başlar, ikincisinde yoğunlaşır ve üçüncüde azalır. ‘Trimester’ nedir derseniz, trimester 9 ay olarak kabul edilen hamilelik sürecinin 12’şer haftalık periyotlara bölünmüş halidir. Yani aşerme hali ilk 12 haftada kendini göstermeye başlar, 12-24 hafta arasında yoğunlaşır ve 24-36 hafta arasında azalarak biter diyebiliriz.

Ancak birçok hamile kadının aşerme nedenine bağlı olarak bu durumu ilk 12 hafta içinde yaşayıp atlattığı da bilinmektedir. Eğer vücuttaki yararlı maddelerin eksikliğine bağlı olarak oluşan bir aşerme söz konusuysa ilk 12 hafta içinde tüketilenler tüm bu ihtiyacı kapatmaya yetebiliyor.Ancak aşerme halinin altında yatan nedenler ilgisizlik, saygı ve sevgi görememe gibi daha çok psikolojik etkenlerse aşerme hali 12-24 hafta içinde de yoğun olarak devam ediyor, hatta doğum ve doğum sonrası da uzayabiliyor.

Bu nedenle her kadının kendi duygu ve düşüncelerine dikkat etmesi, ne sebeple sık sık aşerdiğini doktoruna da danışarak saptamaya çalışması hem bebeğin hem de kendisinin sağlığı için oldukça önemli.

9 ay sürer mi dersiniz: Hamilelikte aşerme ne zaman bitiyor?

rd

Manav

İlk 12 ya da 24 hafta içinde azalması ve hatta bitmesi beklenen aşerme durumu genel olarak 9 ay boyunca devamlı olarak sürmüyor diyebiliriz. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi bu, aşerme sebebine bağlı olarak büyük değişiklikler gösterebiliyor.

Hamileler hep aynı yiyecekleri aşermiyor aslında: Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir?

Hamilelikte aşerilen yiyecekler de kişiden kişiye değişiklik gösteriyor tabii. Bu durumu belirleyen faktörler arasında da yine hamile olan kişinin vücudunda bulunan maddelerin eksikliği/fazlalığı, beslenme düzeni gibi durumlar etkili oluyor. Tabii sadece bu kadarla da sınırlı değil, kişinin çocukluğundan bu yana süregelen beslenme alışkanlıkları, yaşadığı bölge, hormonlarındaki ve psikolojisindeki değişimler de etkili oluyor.

Küçük bir örnekle açıklamak gerekirse, Tekirdağlı olan ve artık bambaşka bir yerde yaşayan bir kadın, hamileliği süresince uzun süredir yeme fırsatı bulamadığı Tekirdağ’ın meşhur kirazlarını aşerebilir. Bu durum eski beslenme alışkanlıklarının, eskiden yaşadığı yerin coğrafi özelliklerinin ve tabii ki hormonlarının etkisiyle gerçekleşir.

Bu örnekten de anlayabileceğiniz gibi hamile bir kadının aşermesi için birçok sebep söz konusu olabilir. Asıl önemli olan aşermenin vücuttaki bir maddenin eksikliğinden olup olmadığını kavramaktır ki bu da hamile bireyin doktoruna danışarak ve gerekli görülen testleri yaptırarak öğrenebileceği bir bilgidir. Zira vücutta eksik bir madde nedeniyle aşerme gerçekleşiyorsa bu eksikliklerin kapatılması hem hamile kadının hem de bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir.

Araştırmalara göre hamilelik dönemindeki kadınların çoğunluğu çikolata, bal, ve meyve gibi tatlı yiyecekler aşerir. Bu durumun en temel sebebi hamilelik dönemindeki kadınların kan şekerinin düşmesidir. Vücut düşüşe geçen kan şekerini düzenleyebilmek için tatlı yemeye teşvik eder.

Canı tuzlu yiyecekler yemek isteyen kadınlarda ise bu durumun temel sebepleri vücuttaki sodyum eksikliği ve kan hacminin artmasıdır. Bu eksikliği gidermek ve artan kan hacminin ihtiyaç duyduğu sodyumu vücuda dahil etmek isteyen beyin, krakerden turşuya kadar birçok tuzlu yiyeceği aşermenize neden olabilir.

Limon, portakal gibi asitli yiyeceklere aşeren kadınlarda bu durumun nedeni ise mide asidinin ya da C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminlerin eksikliği olarak görülür. Bu durumda da doktorun önerdiği yiyeceklerle vücuda ihtiyaç duyduğu takviyeyi yapmak önemlidir.

Yiyecek olmayan şeyleri aşerme: Pika nedir, bu durumla nasıl baş edilir?

30seconds

MANAV

Gelelim en önemli kısma, yani yiyecek olmayan maddelerin aşerilmesine. Eğer hamile bir kadın toprak, kömür, kum gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek istiyorsa bu durum “pika” olarak adlandırılır ve pika durumu hem bebeğin hem de anne adayının sağlığını tehlikeye atabileceğinden baş edilmesi gereken bir sorun olarak ele alınabilir.

Çoğunlukla demir gibi çeşitli minerallerin vücutta yeterince bulunmamasından kaynaklanan bu pika halinden kurtulmak için mutlaka doktora danışılması ve vücutta eksik olan maddelerin bir an önce tespit edilip buna uygun ve sağlıklı alternatiflerin bulunması gerekir.

Aşırı kilo almak istemeyen, aşerdiği maddeyi bulamayanlar buraya: Aşerilen maddeyi yenilmediğinde ne olur?

romper

MANAV

Hamilelik döneminde sık sık aşerme durumu yaşayan kadınların en temel sorunlarından biri de aşerdiği her yiyeceği yiyip yememeye karar verme aşamasıdır diyebiliriz. Bu aşamada tercihlerinizi elbette hem kendi hem de bebeğinizin sağlığını düşünerek yapmanız gerekir.

Aşerdiğiniz yiyeceği bir türlü bulamıyorsanız ya da her aşerdiğinizi yemek istemiyorsanız hiç endişelenmeyin, zira alanında uzman birçok kadın doğum uzmanına göre aşerdiğiniz yiyeceğin bire bir aynısını yemeniz zaten gerekmiyor. Burada önemli olan aşerdiğiniz yiyeceğin içinde bulunan hangi maddeye vücudunuzun ihtiyaç duyduğu.

Yine bir örnekle açıklamak gerekirse, eğer canınız şerbetli bir tatlı, mesela baklava istediyse büyük bir ihtimalle kan şekerinizin biraz yükselmeye ihtiyacı var demektir. Eğer siz baklava bulamadığınız için üzülüyor ya da aşırı kilo almamak adına baklava yemeyi tercih etmiyorsanız bu durumda çok daha sağlıklı bir meyve yiyerek bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

“Ne yersem yiyeyim olmuyor, mutlaka o baklavayı yemem gerek, aşeriyorum” gibi bir duygu içindeyseyseniz bu aşerme halinin altında psikolojik nedenler de yatıyor olabilir tabii. Bu durumda da mutlaka uzman doktorunuzdan destek almalı, onun yönlendirmeleriyle hareket etmelisiniz.

Tüm hamilelerin ağız tadı ve sağlıkla dolu bir gebelik geçirmeleri ve minik bebeklerine sağlıkla kavuşmaları dileklerimizle.

Hamile kadınları neler aşerdiklerine dair birbirinden ilginç örnekleri görmek isterseniz Hamile Kadınların Akla Hayale Gelmeyen Şeyler Aşerebildiğinin Kanıtı 15 Örnek yazımıza da bekleriz.

Havuç Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turuncu, beyaz, mor ve siyah gibi çeşitleri bulunan havucun ülkemizde en çok tüketilen türü turuncu havuçtur. Özellikle göz sağlığına olan faydaları ile bilinmektedir. Kendisi kadar suyu da şifa kaynağı olan havuç hakkında merak ettiklerinizi aşağıdaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Çankaya Manavi 

Dikmen Manavi 

Ankara Manavi

Aşeren Manavi 

Hamile Manavi

Havuç, genellikle göz sağlığına olan yararları ile bilinen, büyük-küçük her yaştan kişinin severek tükettiği bir sebzedir. Halk arasında daha çok meyve olarak bilinir ancak, bitki dünyasında sebze sınıfında yer almaktadır. Ülkemizde yaygın olarak tüketilen turuncu havuçtur. Mor renkteki havuç şalgam ve turşu yapımında tercih edilmektedir. Araştırmalar, havucun en fazla tüketilen besinler arasında ilk sralarda yer aldığını göstermektedir.

Havuç Anadolu’nun farklı bölgelerinde çok değişik isimlerle tanınan bir sebzedir. Bal kamış, gelin parmağı, yere batan bu isimlerden birkaç tanesidir. Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika ve Akdeniz civarında çok yayın yetişmektedir. Havuç ülkemizde de birçok bölgede yetiştiriciliği yapılan bir sebzedir. Havucun 60 civarında türü bulunmasına karşın en çok tüketilen türleri 5-6 adet kadardır. Havuç ve çeşitleri vitamin yönünden çok zengin olmalarıyla bilinmektedir.

Havucun A vitamini yönünden zengin olduğu herkesçe bilinir. Beta karoten denince akla ilk gelen sebzelerden birisi olmakla da meşhurdur. İçeriğindeki vitaminler ve yararlı maddeler sayesinde havuç çok sayıda hastalık için mucizevi bir sebzedir. Havucun cilt ve göz sağlığına olumlu etki yaptığı da bilinmektedir. Havucun faydalarından yararlanabilmek için doğrudan çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi suyunu sıkarak, salatalara koyarak, yemeklerde kullanarak da tüketebilirsiniz.

Havuç Nedir?

Daucus carota yani havuç, Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından bir sebzedir. Her ne kadar meyve olarak tüketilse de, literatürde sebze olacak geçmektedir. Saplarından faydalanılmaz ve koni biçimindeki etli kök kısmı için yetiştirilir. Havuç iki yıllık otsu bir kültür bitkisi olarak bilinmektedir. En bilinen havuç türü turuncu renkte olanıdır.

Asya kökenli bir bitki olduğu bilinen havuç, muhteşem bir A vitamini kaynağıdır. Göz sağlığı için gerekli olan A vitamini ihtiyacını karşılamak için özellikle çocuk yaştan itibaren, sık sık havuç yenmesi önerilmektedir. Bir porsiyon havuçta %10 K vitamini, %6 C vitamini ve %2 kalsiyum bulunmaktadır.

Havucun Özellikleri Nelerdir?

Havuç kökleri sebze olarak tüketilen bir bitki türüdür. İki yıllık bir bitki olan havucun kökleri, elverişli topraklarda 1 metre derinliğe kadar inebilmektedir. Olgunlaşan havuçlar topraktan çıkarılarak temizlenir. Havucu topraktan çıkarma işlemi sonbahar aylarında yapılmaktadır.

Havuç vitamin bakımından zengin olma özelliği ile bilinir. Havucun %87’lik büyük bir kısmı sudan oluşmaktadır. A vitamini açısından zengin olan havucun, 100 gramda 6 mg kadar karoten olduğu bilinmektedir. Bunun dışında B1, B2 vitaminleri de havucun içeriğinde var olan vitaminlerdendir. Vitaminler dışında kalsiyum, demir gibi mineraller de havuç içinde barınmaktadır.

Havucun ülkemizde en çok mor ve siyah olanı üretiliyor olsa da tüketim açısından en çok tercih edileni turuncu havuçlardır. Türkiye’deki havucun %35 ila %40’lık bölümü Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yetiştirilmektedir. Ankara’yı Konya, Antalya, Hatay, Mersin, İzmir ve Güney Marmara takip etmektedir.

Ilıman iklimleri seven havuç, derin ve serin topraklarda yetiştiği için soğuğa karşı da dayanıklı bir bitkidir. Topraktaki mineralleri çekerek çok fazla yorduğu için üst üse üç yıl ekilmemesi önerilmektedir. Aksi halde istenildiği kadar verim alınmakayacaktır. Havucun ekildiği toprağa gübre verilecekse, sonbahar ayları seçilmelidir.

Gübre verilir verilmez havuç ekilirse, yetişen mahsulün renginde bozulma olmaktadır. Bu nedenle genellikle; lahana, salatalık ve marul gibi bitkilerden sonra ekilmesi önerilmektedir. Verimli bir hasat yapmak için toprağın sonbahar aylarında iyice bellenmesi gerekir. Tohum ise ya serpme yöntemiyle ya da çizgi şeklinde ekilmelidir. Her iki ekim şekli de uygundur fakat çizgi şekli daha çok önerilmektedir.

Ekimden önce toprak tahtalara ayrılır, tohumlar serpildikten sonra tırmıkla üzeri kapatılır. Üzerine bastırılarak toprakla iyice temas etmesi sağlanır. Yaklaşık bir ay sonra yeşillenir. Ancak bu süre zarfında toprağın yabancı otlar ile sarılmasına izin verilmemeli ve sık sık çapalanarak temizlenmelidir. Havucun kök kısmının serinde kalması gerekir. Eğer toprak sıcaklığı çok yükselirse boylarının kısa ve bodur kaldığı görülmektedir.

Havuç Çeşitleri Nelerdir?

Havucun çok sayıdaki çeşidi içinde özellikle altı tanesi çok bilinen türlerdir. Turuncu, kırmızı, sarı, beyaz, mor ve siyah havuç en faydalı olan türlerindendir. Turuncu havuç çoğunlukla Avrupa ve Orta Doğu civarında yetiştirilmektedir. Kırmızı havucun ana vatanı Hindistan ve Çin’dir.

Sarı havuçların yetiştiriciliğinde Orta Doğu ilk sıradadır. Beyaz havuç diğerlerinden farklı olarak Afganistan, İran ve Pakistan bölgelerinde yetişmektedir. Uzak ve Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye’de en çok yetiştirilen türü ise mor ve siyah havuçlardır. Siyah havuç ülkemizde özellikle Adana yöresinde meşhur olan, şalgam suyu yapımında kullanılmaktadır.

Havucun Faydaları Nelerdir?

İçeriğindeki beta karoten sayesinde kanseri önlemede oldukça önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle prostat kanserine karşı korucuyu olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bir diğer araştırmada sigara tüketenler arasında havucu bolca yiyenlerin yemeyenlere göre kansere daha az yakalandıkları görülmüştür. Güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği nedeniyle serbest radikallerle savaşır, kanın temizlenmesini sağlar.

Havucun akciğer kanserine neden olan maddelerin yıkımında etkili olduğu bilinmektedir. Havucun kendisi dışında özütünün de lösemi hücrelerinin üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Mantar hastalığına iyi geldiği de havucun bilinen bir diğer faydasıdır.

A vitamininin göz ve cilt sağlığı üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bol A vitaminli havuç göz hastalıklarına karşı gözleri korurken antioksidan etkisiyle de cildi temizler ve sağlıklı kalmasını sağlar. Saçlarda ve tırnaklarda vitamin eksikliği sonucunda görülen rahatsızlıkların engellenmesi için havucu bolca tüketebileceğiniz gibi havuç maskesi olarak cilde uygulayabilirsiniz.

Havucu sadece vücudu toksinlerden arındırmak için bile tüketebilirsiniz. Havuç bu faydalarından başka, kalp hastalıklarına, beyin sağlığına, hücrelerin onarılmasına, bağırsakların düzenli çalışmasına ve diş eti hastalıklarına karşı faydalı bir sebzedir. Damar tıkanıklığını önler ve dolayısıyla da kalp sağlığını korur.

Lifli bir besin olduğu için bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar, sindirim sistemi için çok önemlidir. Midenin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Bağırsaklarda oluşan zararlı parazitlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Havuç önemli bir antiseptiktir. Rendelenmiş veya haşlanmış havucu deri üzerindeki sivilce veya yaralar üzerine sürdüğünüzde, enfeksiyonların azaldığını ve geçtiğini gözlemleyebilirsiniz.

Bu saydıklarımızdan başka organların daha sağlıklı çalışmasını ve yağların atılmasını sağlayan havuç; karaciğer ve safra sağlığı için de çok faydalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar havucun inme ve felç geçirme riskini büyük oranda azalttığını ortaya koymaktadır.

Havuç Nasıl Tüketilir?

Havucun faydalarını alabilmek için en sağlıklısı çiğ olarak doğrudan ya da salataların içinde tüketmektir. Pişmiş olan havuçta şeker oranında yükselme görülür. Aynı şekilde suyunun sıkılması halinde de fruktoz açığa çıkmaktadır. Çiğ olarak yenemiyorsa bir diğer öncelik turşu olarak tüketmek olmalıdır.

Kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş havucun besin değerleri kaybolmaktadır. Ancak toprak içerisinde yetişen bir bitki olduğu için, yemeden önce iyice yıkanmasına özen gösterilmelidir. Eğer diş etleriniz çok hassas ve ısırarak yiyemiyorsanız, suyunu çıkararak da tüketebilirsiniz. Son yıllarda mutfaklarımızın vazgeçilmezi olan ve hayatı kolaylaştıran katı meyve sıkacaklarından bu konuda yarım alabilirsiniz.

Yukarıda havucun nasıl bir bitki olduğundan, yetişme özelliklerinden ve en önemlisi faydalarından bahsettik. Sizler için kapsamlı bir şekilde hazırladığımız bu yazının aklınızdaki soru işaretlerini gidermesini ve faydalı olmasını umuyoruz. Saydığımız bu kadar çok özelliğe sahip olan havucu artık daha çok tüketmeli ve sağladığı olumlu etkilerden faydalanmalıyız.

Havuç dünyada en çok tüketilen sebzelerden biridir. Çalışmalar, havuçların neredeyse 500 fitokimyasal maddeyi içerdiğini göstermektedir. Bir bardak havuç suyu yetişkinlerin temel beslenme ihtiyaçlarının yaklaşık % 70’ini sağlamaktadır.

Havucu seviyor musunuz? Ne sıklıkla ve ne kadar tüketiyorsunuz?
Havucu ısırarak mı yoksa suyunu sıkarak mı tüketiyorsunuz?
Aşırı tüketimde herhangi bir zararına maruz kalanlarınız oldu mu?
Havuç yetiştiriciliği hakkında yazımıza eklemek istediğiniz bir bilgi var mı?

Ahududu Nedir? Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ağaç çileği, dağ çileği, frambuaz gibi isimlerle de bilinen ahududu Gülgiller familyasından, böğürtlen benzeri, çalı şeklinde dikenli bir bitkidir. Ahududunu daha sık tüketmenizi sağlayacak faydalarını ve bitkinin özelliklerini sizin için bu yazımızda anlattık

 

Bu makalemizde sizlere özellikle yaş pastaların vazgeçilmezi , kırmızı meyveler içerisinde antioksidan özelliği oldukça yüksek olan ahududunu anlatacağız. Bilimsel adı Rubus idaeus olan meyve kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun engellenmesinde çok önemli bir göreve sahiptir.

Ülkemizde Ege, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yetişen meyve halk arasında ağaççileği olarak da bilinmektedir. Çok yıllık bir türdür. Meyvenin yetiştiği bitkinin gövde kısmı dikenlerle kaplıdır. Sık olarak orman bölgelerinde yetişir ama nadir olarak başka alanlarda yetiştiği de görülmüştür.

 

Bitkinin üzerinde salkım halinde beyaz çiçekler açar. Bu çiçekler zaman içinde olgunlaşır ve ahududu meyvesi halini alır. Ahududu ülkemizde birçok tatlı tarifinde kullanılır. Zaten ahududu meyvesi de genellikle tatlı, hafif mayhoş bir meyvedir.

 

Ancak asıl kullanım şekli elbette meyvelerinin taze olarak tüketilmesidir. Meyvesini direkt olarak tüketemeyenler suyunu sıkarak da fayda sağlayabilirler.  Çok fazla kullanımda alerjik reaksiyonlara ve mide bulantısına yol açabilir. İdrar söktürücü ve iştah açıcı gibi özellikler nedeniyle tıp alanında da kullanılan ahududunun genel olarak faydaları şunlardır;

  • Meyvenin içerisinde bulunan çeşitli maddelerin damar ve doku büzücü bir etkisi mevcuttur. Böylece diareyi kesebilir.
  • Kadınların bazı dönemlerinde görülen beyaz akıntının fazlasının kesilmesinde etkilidir.
  • Regl dönemlerini düzensiz yaşayan kadınların da imdadına yetişen meyve, düzene sokabilme yeteneğine sahiptir.
  • Hamile kalmadan önce ve hamileyken rahatlıkla tüketebileceğiniz meyve, hamileler için daha faydalıdır.
  • Doğum sancılarının azalmasına, doğumun rahat geçmesine etki eder. Doğum olmadan önce tüketildiğinde rahimde görülen kasılmaların düzene girmesinde etkilidir.
  • İnsan sağlığı için güçlendirici, zinde olmaya yardımcı önemli bir meyvedir.
  • Yaz günlerinde serinlemek için soğuk soğuk ahududu meyveleri tüketilebilir.
  • Yüksek ateşin düşürülmesinde ve enfeksiyonların ter yoluyla vücuttan atılmasında etkilidir.
  • Grip, nezle gibi hastalıklarda terlemede önemi büyüktür. Bu nedenle bu süreçte ahududu bolca tüketebilirsiniz.
  • Bademcik iltihapları ve boğazda görülen ağrıların giderilmesinde iyileştirici etkisiyle bilinir.
  • Diş eti kanaması sorunu olan kişiler, ağız bölgesinde ülseri olanlar bu sorunlardan kurtulmak için ahududunu tüketebilirler.
  • Antioksidan etkilidir. Domatesten 10 kat daha fazla antioksidan içermektedir.
  • Stresi azaltır, vücuda rahatlık hissi verir.
  • Kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun önüne geçer. Var olan kanser hücrelerinin yok olmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki bakteri ve mantar oluşumlarını önler, bu hücrelerin inhibe olmasını sağlar.
  • C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı yüksek koruma sağlar.
  • Lif açısından zengin olan besin bağırsak hareketlerini hızlandırır, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Ketones adı verilen bileşikler sayesinde metabolizmayı hızlandırır. Yağ yakımına yardımcı olan meyve diyet yapanların da en çok tercih ettiği besinler arasında yer almaktadır.
  • Ciltteki kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur. Bu sayede cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlayarak, yaşlanmayı geciktirir.
  • Hafızayı kuvvetlendirir. Özellikle yaşın ilerlemesiyle meydana gelen unutkanlık ve bunama gibi sorunların daha az yaşanmasını sağlar.
  • Omega-3 yağ asitleri içermektedir. Omega-3 yağ asitleri; beyin gelişimi ve bilişsel  işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli esansiyel yağ asitleridir. Bunlar vücutta üretilmediğinden dışarıdan alınmaları gerekmektedir. Kalp sağlığı gerekli olan Omega-3 yağ asitleri; hamsi, somon, istavrit ve uskumru gibi balıklarda bulunmaktadır.
  • Omega-6 yağ asitleri içermektedir. Omega-6 yağ asitleri; bağışıklık ve beyin fonksiyonlarını düzenler, kan basıncını kontrol eder ve kanın pıhtılaşması konusunda görevlidir. Ayrıca saçların ve cildin sağlığı için faydalı olan bu yap asitleri kemik gelişiminden kalp sağlığına kadar birçok konuda faydalıdır. Avokado, ayçiçeği, fıstık ezmesi, birçok balık türü, keten tohumu, zeytinyağı, mısırözü yağı, susam ve ceviz Omega-6 yağ asitleri barındıran besinlerdir.
  • Egzama ve sedef gibi en sık rastlanan cilt hastalıklarının tedavisinde yardımcıdır.
  • Kan basıncını düşürerek, yüksek tansiyonu önler.
  • Erkeklerde sperm kalitesini, kadınlarda doğurganlığı artırmaktadır.
  • Yine benzer şekilde erkeklerde sperm sağlığını koruyan meyve, hamilelikte düşük yapma olasılığını düşürmektedir. Bu nedenle doktora danışmak şartıyla gebelik döneminde tüketilmesi uygundur.
  • Saçların daha sık ve sağlıklı uzamasını sağlar.
  • Kronik kabızlık sorununa çözüm olmaktadır. Bunu yüksek lif içeriği sayesinde yapmaktadır.
  • Demir eksikliğine bağlı anemi, verem ve eklem romatizması gibi ciddi hastalıklara yakalanma riskini düşürür. Var olan hastalıkların tedavisinde yardımcıdır.
  • Maske yaparak yüze sürüldüğünde ya da ahududu içeren kozmetik ürünler kullanıldığında, yüzdeki akne ve sivilcelerin azaldığı tespit edilmiştir.
  • Birçok kanser türünün tedavisine destek olan meyve özellikle lösemi hastalarının kullanması için uygundur.
  • Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlar.
  • Bademcik iltihabına iyi gelir.

Ahududu Nedir?

Ahududu Nedir?Frambuaz olarak da bilinen ahududu, Gülgiller familyasından, kırmızı renkli, tatlı bir meyve türüdür. İsim anlamı olarak ahu ve dut kelimelerinden bir araya gelmiştir. Ahu ceylan anlamına gelir. Yani harfi harfine ceylan dutu anlamındadır. Ahududunun çiçek hali, arıların vazgeçilmez nektarıdır.

Ahududu, ülkemizde sıklıkla böğürtlen meyvesi ile karıştırılmasıyla ün yapmıştır. Görünüş bakımından çileğe de benzerliği olan meyvenin mevsimi yaz ve sonbahar aylarıdır. Ahududunun kökeni aslında Gülgiller ailesidir.

Ahududu Amerika, Avrupa ve Asya’nın birçok bölgesinde yetiştiriciliği yapılan yaygın bir meyvedir. Ancak meyvenin anavatanının neresi olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Meyvenin yetiştiği bitkinin bilimsel anlamdaki ismine bakıldığında Türkiye’nin Ege bölgesi civarı olduğu düşünülebilir.

                             Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?

Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?Meyve olarak tükettiğimiz tatlı, kırmızı ahududu dışlında bir de yabani olarak yetişen bir türü vardır. Bu çeşit, daha çok ticari olarak bulunur ve yaz aylarında kısa bir dönem için yetişir. Vahşi bir türdür ve meyve olarak tüketilen ahududunun aksine sürekli meyve veren bir bitkidir.

                                  Ahududunun Özellikleri Nelerdir?

Ahududu Bitkisinin Özellikleri Nelerdir?

Dikenli ve çalı formunda olan ahududu halk arasında genellikle böğürtlen ile karıştırılmaktadır. Ancak görünümleri ve tatları oldukça farklıdır. Yüksek C vitamini içeren ve hastalıklara karşı koruma sağlayan meyvenin genel özellikleri şunlardır;

  • Ahududunun bitkisi oldukça kuvvetlidir ve kolayca yayılabilirler.
  • Ülkemizde Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yetişmektedir.
  • Genellikle ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen bitki, ticari amaçla da yetiştirilmektedir.
  • Boyları 30 – 150 cm arasında değişmektedir.
  • Gövdesi dikenli ve çalı görünümündedir.
  • 3-5 parçalı olan yapraklarının uç kısımları sivridir.
  • Bitki yılda iki kez sürgün verir. Sürgünlerin ayrılması için ilkbahar mevsiminde bitki sınırlarına işaret konur. İşaret dışında kalan sürgünler kazılıp çıkartılır.
  • Sürgünleri iki yıl vermesine karşın bitkinin kendisi çok yıllık bir bitkidir.
  • Bitki güzel bir kırmızı renge sahiptir ve genellikle tatlıdır. Nadir olarak tam olgunlaşmamış olanlar ekşimsi olabilir.
  • Bitkinin çiçekleri bahar aylarında beyaz renkte açarlar. Dalların ucunda oluşan çiçekler 5-10 taneden oluşan bir salkımı meydana getirmektedir.
  • Meyvesi güzel kokulu, küre biçiminde ve kırmızı renktedir.
  • Meyveler Temmuz ve Ağustos aylarında olgunlaşmaktadır.

                              Ahududu Nasıl Kullanılır?

Ahududunun KullanımıAhududu bitkisinin yaprakları taze ya da kurutulmuş olarak bulunabilir ve diğer bitkilerle karıştırılarak bitki çayı biçiminde tüketilebilir. Ahududu yapraklarının alt kısımları gümüş ve beyaz renklerindedir. Buradan ayırt edebilirsiniz.

Bitki çayı olarak tüketilmesinin dışında bitkinin meyvesi herhangi bir işlem yapmaksızın tüketilebilir. Ayrıca tatlılarınızda, pastalarınızda süsleme olarak ya da aroma olarak kullanabilirsiniz. Ahududunu, doğru şartlarda saklarsanız kış aylarında da kullanmanız mümkündür.

Meyveyi buzdolabı poşetlerinde saklayabilir ve kışın tatlı tariflerinizde yer verebilirsiniz. Ayrıca aşırı olgunlaşmış ahududularından reçel yapılabilir. Başka benzer tatlardaki meyvelerle karıştırılarak çeşit çeşit reçeller hazırlanabilir.

                         Ahududunun Faydaları Nelerdir?

Ahududunun Faydaları Nelerdir?

C vitamini açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan meyve; pektin, şeker, demir ve organik asitler bulundurmaktadır. Yaprakları da en az meyvesi kadar faydalıdır. Bitkinin yaprakları çiçekli haldeyken toplanıp kurutulursa çay şeklinde tüketilebilir.

 

 

 

 

Avokado Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından vücuda birçok faydası bulunan avokadonun sıklıkla tüketilmesi gerekmektedir. Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermez. Avokadonun tüm faydalarını öğrenmek için  okurları için hazırladığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Tropik iklimlerde yetişmekte olan avokado, yeşil kabuğu ve beyaz iç kısmı ile olgunluk döneminde taze olarak tüketilen meyvelerden biridir. Lezzeti ile salatalara farklı tat katan ve meyve olarak tüketilebilen meyve, çekirdekli bir yapıya sahiptir. Avokadonun anayurdu Orta Meksika’dır. Defnegiller familyasından olan avokado, tam olgunlaşmadığında tadı buruk olan bir meyvedir.

Sıcak iklimlerde yetişebilen avokado, don olaylarının görüldüğü iklimlerde yetişmeye elverişli değildir. Sağlık için oldukça faydalı olması içeriğindeki oldukça faydalı vitamin ve minerallerin bulunmasındandır. Türkiye’nin birçok köşesinde yetişmeye uygun özellikte olan avokado, don olaylarının görülmesi ile meyve vermemesinden dolayı sıcak iklimlerde yetiştirilmektedir.

Yenerek tüketildiği takdirde sağlık için oldukça faydalı olan avokadoyu cilt maskesi olarak da kullanmak ve sonucundan memnun kalmak mümkündür. Satın alırken olgun avokadoyu seçebilmek için kabuğu parlak ve çok sert olmayanları seçmek gerekir. Avokado hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için araştırdık.

 

Avokado Nedir?

Avokado Nedir?Faydaları saymakla bitmeyen tropikal meyve avokado, çekirdekli ve yeşil kabukları olan bir meyvedir. Soğuk havalara karşı dayanıksız olmakta ve sıcak iklimlerde daha verimli bir şekilde yetişmektedir.

Meyve kategorisinde yer almasına karşın salata ve bazı yemeklerde tıpkı bir sebze gibi tercih edilmektedir. Taze olarak tüketilen avokadonun yanı sıra, avokado yaprağı ve avokado yağı gibi seçenekler de güzellik ve sağlık için uygun alternatifler arasındadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi nedeniyle avokadoyu sık sık tüketmekte fayda vardır. Besin değeri açısından bakıldığında; karbonhidrat, yağ, su, lif ve protein içerdiği görülmektedir. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığında şeker oranı oldukça düşüktür. 100 gram avokadoda 1,8 gram karbonhidrat bulunmaktadır.

Avokadoyu ortasındaki çekirdek çıkarıldıktan sonra sade olarak yiyebileceğiniz gibi salatalara, smoothielere, yemeklere, sandviçlere ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?Avokadonun, yetiştiği bölgeye ve tohum türüne göre farklılık gösteren birçok çeşidi bulunmaktadır. Bütün avokado çeşitlerinin soğuğa karşı dayanıksız olmalarından dolayı, avokado yetiştiriciliği genellikle sıcak iklimlerde yapılmaktadır.

Ağırlıkları, kabukları ve şekilleri itibariyle farklılık oluşturan avokado çeşitlerinin başında Bacon çeşidi gelmektedir. Yapraklarındaki anason kokusu ve kolay soyulma özelliği ile diğer çeşitlerden ayrılmaktadır. Diğer çeşitlerden biri olan Hass, A tipi çiçeklenme özelliği ile Bacon türüne nazaran yapraklarında anason kokusu hissedilmeyen çeşididir.

Fuerte, Zutano ve Ettinger gibi avokado çeşitleri de, birçok ortak noktası bulunmasına rağmen, bazı farklılıklar nedeniyle, avokado çeşitliliğini oluşturan meyvelerdir.

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?Armut şeklindeki görüntüsü ile koyu yeşil kabuklara sahip olan avokado, farklı özelliklere sahip çeşitleri ile birçok şekilde görülmesi mümkün olan meyvelerdir. Aşılama yöntemi ile çoğaltılması mümkün olan avokado, rüzgara ve soğuğa karşı dayanıksızdır.

Sera avokadosu yetiştirilecek yerlerde uygun şartların sağlanmasının ardından avokado yetiştiriciliğinin yapılması, istenilen verimin elde edilmesini sağlar. İlkbahar mevsiminin başlangıcı ile dikim zamanı gelen avokado, don zamanı gelmeden hasat alınması gereken bir meyvedir.

Avokado meyvesinin etli kısmının yapı bakımından oldukça zengin olması, bu meyvenin yağının çıkarılarak birçok hastalığa şifa bulmak amacıyla kullanılmasına olanak sunmaktadır. İçi olgunlaşmış avokadoyu yumuşak olmasından anlamak mümkündür. En iyi olgunlaşma sürecini ağaç dalında yaşayan avokado, evde de birkaç gün içinde olgunlaşabilmektedir.

Avokadonun Faydaları Nelerdir?

Avokadonun Faydaları Nelerdir?Küçük bir meyve olmasına karşın faydaları kendinden büyük olan avokadonun başlıca faydaları arasında, kalp sağlığını koruyor olması gelmektedir. Sonrasında bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi, tüketenlerin daha dinç ve sağlıklı olmalarını sağlamaktadır.

Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermemesi de birçok kişinin tüketmesi açısından uygundur. Avokadonun genel faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Protein ve pek çok mineral bakımından zengin olan tropikal meyve, gebelerin ve çocukların beslenmelerine artı değer kazandırmaktadır.
  • İçeriğinde bulunan yoğun demir vitamini sayesinde kansızlık sorunu ortadan kalkar.
  • Tansiyon ve kolesterolün dengelenmesinde oldukça etkili olmakta ve üreme fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasını sağlamaktadır.
  • Çeşitli cilt hastalıklarını içeriden tedavi edici özelliğinin yanı sıra, cilt maskesi olarak düzenli uygulandığında cildin pürüzsüz ve parlak olmasını sağlamaktadır.
  • C, K, E, B5 ve B6 ile potasyum, folat, magnezyum, demir, çinko, fosfor, manganez vitaminlerini içermektedir. Bu sayede çok yüksek besleyicilik özelliği bulunmaktadır.
  • Muzdan daha fazla potasyum içeren meyve özellikle tansiyon hastaları için uygundur. Potasyum kan damarlarındaki gerilimi hafifleterek, tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.
  • Meyvenin %77’si yağdan meydana gelmektedir. Fakat bunun çoğunluğu oleik asitten oluşmaktadır.
  • Vücuttaki ölü hücreleri temizler.
  • Bebeklerde zihinsel gelişimi artırır.
  • Menopoz döneminde yaşanan sıkıntıların daha hafif atlatılmasını sağlar.
  • Ülser tedavisinde yardımcıdır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Depresyona girmeyi önler.
  • Doygunluk hissi vererek daha çabuk kilo vermenizi sağlar. Bu nedenle hemen hemen tüm diyet listelerinin içeriğinde bulunmaktadır. Doygunluk hissi veren bu meyve sık sık yeme isteğini ortadan kaldırmaktadır.
  • Günlük K vitamini ihtiyacının %25’ini karşılamaktadır. K vitamini ise kemik gelişimi için son derece önemlidir. Avokado, kalsiyum emilimini artırır ve idrarla atılmasını engeller. Bu sayede vücuttaki K vitamininin işlevini gerçekleştirmesini sağlar.
  • Böbreklerin düzenli şekilde çalışmasını sağlar.
  • Kalp ve damar sağlığını korur.
  • Gözlerin daha sağlıklı olmasını sağlar, göz hastalıklarından korur.
  • Kanser ve katarakt oluşumunu engelleyen beta-karotenler açısından zengin bir meyvedir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, bu sayede birçok hastalığın oluşma riskini azaltır.
  • Folik asit açısından zengindir. Aynı zamanda kişinin ruh halini iyileştiren ve mutlu hissettiren serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olur.
  • Lif açısından zengindir. Bu sayede bağırsakların düzenli çalışmasını ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını sağlar.
  • Midedeki şişkinliği ve hazımsızlığı önler.
  • Kronik kabızlığı ve ishali önler, kısaca bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Sağlıklı bir cilde kavuşmanız için gerekli olan tüm vitamin ve mineraller avokadonun içerisinde bulunmaktadır. Cildin daha parlak, ışıltılı ve canlı olmasını sağlar. Beta-karoten ve likopen adındaki organik bileşikler hücrelerin canlanmasını sağlayarak, erken yaşlanmayı önler.
  • Saçların sağlıklı olmasını ve daha hızlı uzamasını sağlar. Birçok kozmetik ürünü ve şampuanın içerisinde bu nedenle avokado bulunmaktadır.
  • Anti-enflamatuar özelliği ile vücuttaki iltihabı geçirir. Özellikle de romatoid artrit sorunu olanlar için çok faydalıdır.
  • Mide sorunlarından kaynaklanan kötü nefes kokusunu önler. Antibakteriyel ve antioksidan flavonoidler açısından zengin olan meyve ağız kokusuna neden olan bakterileri önler.
  • Karaciğer dostudur. Karaciğerin sağlığını koruyan bazı organik bileşiklere sahiptir.
  • Hamilelik döneminde oluşan sabah bulantılarını önler.
  • Antioksidan açısından zengindir. Prostat, deri, ağız ve meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı yüksek koruma sağlar. Hücreleri kanser oluşumuna ve serbest radikallere karşı korur.

Avokadonun Yan Etkileri Nelerdir?

Bir besin ne kadar sağlıklı olursa olsun çok fazla tüketildiğinde birtakım zararları olacaktır. Avokadonun da faydası olduğu kadar zararlı olduğu durumlar bulunmaktadır.

Bunlardan ilki hamile ve emziren kadınlar içindir. Her ne kadar sabah bulantılarını önlediği bilinse de çok fazla tüketilmesi zarar verebilir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde tüketilmesinde fayda vardır.

Aşırı hassas ve alerjik reaksiyonlara duyarlı kişilerde kızarıklık ve kaşıntı benzeri durumlar oluşabilir. Kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar da yemeden önce doktoruna danışmalıdırlar.

Birçok kozmetik ürünün ana maddesi olarak kullanılan meyvenin yağı da çok faydalıdır. Ancak avokado yağı bazı cilt tipleri için uygun değildir. Kızarıklık ve kaşıntılara sebep olabilir.

Avokado olgunlaştıktan sonra yendiğinde oldukça lezzetli bir meyvedir. Ham haliyle yenirse dilde acımtırak bir tat bırakacağından tercih edilmez. Son yıllarda sandviçlerde ve salatalarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Avokado sevdiğiniz bir meyve mi, daha önce hiç yediniz mi?
En çok hangi şekilde yemeyi seviyorsunuz?
Avokado ağacı yetiştirmeyi hiç denediniz mi? Paylaşmak istediğiniz püf noktalar nelerdir?