Fesleğen Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Fesleğen güzel kokusuyla tanınan, genellikle baharat olarak kullanılan şifalı bir bitkidir. Çiçeği birçok hastalığa şifa olan bu bitki, hem taze hem de kurutularak kullanılabilmektedir. Yaz aylarında evlerin balkonlarında mis gibi kokan fesleğenler birçok yemek için de sos olarak kullanılır. Oldukça düşük bir kaloriye sahip olması onu diyet listelerinin vazgeçilmezi haline getirmektedir. Bakır, kalsiyum, manganez, demir ve çeşitli vitaminler açısından zengin bir içeriğe sahip ola fesleğen sıklıkla tüketmemiz gereken bitkiler arasında yer almaktadır.

Fesleğen, tek yıllık ve genel olarak ılıman bölgelerde yetişen bir bitki türüdür. Yemeklerde kullanılmak amacı ile üreticiliği yapılan fesleğen, Asya kökenlidir. İlk olarak Uzakdoğu ülkelerinde yetişmiş ve savaşlarda yaraları tedavi etmek amacıyla sıkça kullanılmıştır. Yetişkin fesleğenlerin boyları yaklaşık olarak 30-40 cm arasındadır. Renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar değişen, yaprakları yumuşak dokulu, 1-5 cm arasındaki uzunlukta ve 1-3 cm arasındaki genişlikte olurlar.

Soğuk havaya oldukça duyarlı olan bu bitki, sıcak ve kuru ortamları sever. Farklı büyüklüklerde değişik türleri vardır. Yaprakları kokulu ve çoğunlukla koyu yeşil rengindedir. Kıvrık, kısa yaprakları ve çiçeklerinin kısa iğneleri vardır, kokusu rezeneye benzer. Fesleğen, yemeklerde, şifa kaynağı olarak bitkisel tedavilerde kullanılabilir. Yemeklerinize şahane bir lezzet ve çok güzel bir koku katar. Birçok rahatsızlığa iyi gelen bitkisel kürleri mevcuttur. Sizler içi hazırladığımız bu yazıda fesleğenin faydalarını, zararlarını ve nasıl kullanıldığını öğreneceksiniz.

 

Fesleğen Nedir?

Fesleğen Nedir?Halk dilinde, fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan olarak anılan fesleğen Ballıbabagiller familyasına ait olan ve Ocimum cinsini oluşturan bir bitki türüdür. Fesleğen kullanım alanı oldukça geniş, faydaları saymakla bitmeyen şifa kaynağı bir nimettir.

Fesleğen denince aklımıza ilk olarak yaydığı o muazzam koku gelmektedir. Yaz aylarında beyaz ve pembe renkli çiçek açan bu bitki oldukça narin bir yapıya sahiptir. Yaklaşık 30-40 cm boya kadar uzamaktadırlar. Bitkinin yaprakları hem taze hem de kuru olarak kullanılabilmektedir. Bunun yanında kurutulmuş tohumları da yüzyıllardır insanoğlu tarafından şifa kaynağı olarak yararlanılmaktadır.

Soğuk havaları çok sevmeyen bu bitki aşırı sıcaklarda ve aşırı soğuklarda çok çabuk kuruyup ölmektedir. Her ne kadar sıcak iklimleri sevse de çok sıcak havalarda sık sık sulanarak bitkinin kuruması önlenmelidir. Fesleğenin yetiştirilmesi de kullanıma hazır hale getirilmesi de oldukça kolaydır. Yaprakları taze olarak tüketildiği gibi, belirli bir büyüklüğe geldikten sonra kurutularak, daha sonra kullanılmak üzere bir kap içerisinde muhafaza edilebilir.

Evlerin önünde, parklarda ve bahçelerde çok güzel büyüyen fesleğen veya diğer adıyla reyhan, saksılarda da çok rahatlıkla yetişebilmektedir. Bulunduğu ortama harika bir koku yayan bu bitki özellikle yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. İçerisinde estragol, linalol, cineol, pinen gibi maddeler bulunmaktadır.

Fesleğen Nasıl Kullanılır?

Fesleğen Nasıl Kullanılır?Bitkinin kullanılan bölgeleri, taze çiçekli dalları ve tohumlarıdır. Uçucu yağ taşımaktadır. Bu yağın içerisinde, linalol, pinen, estragol, cienol vardır. Akşamları açık havada yenilen yemeklerde masaların fesleğenle süslenmesi, bebeklerin yanına fesleğen koyulması, yaz aylarında evlerin açık camlarının önlerine koyulmasının sebebi yaydığı güzel koku ve sinekleri kovucu özelliğidir. Hem taze, hem de kuru olarak kullanılan bu bitki, pişirilerek ya da çiğ halde yemekleri süslemek için kullanılır. Pişirildiği zaman tadını çabuk yitirmesi sebebiyle yemeklere son anda katılır.

Türk yemeklerinde ve salatalarında baharat olarak kullanılan fesleğen, diğer ülkelerin yemeklerinde de önemli bir yer tutar. Fesleğen bitkisinin alternatif tıpta da yeri vardır. Fesleğenin taze yaprakları ile şurup hazırlanır. 30 gram taze fesleğen yaprağı alınır, üzerine dört bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika kadar demlenir. Bu şuruptan günde iki üç kez içilebilir.

Bir başka tarif ise, fesleğen tohumları kaynar su içerisinde 15-20 dakika kadar demlenir ve hazırlanan karışım günde 2 kez içilebilir. Kilo vermede de yardımcı olan fesleğeni doğru bir şekilde kullanarak fazla kilolardan kurtulmak mümkündür. (Sağlıklı bir şekilde zayıflamanın yollarını öğrenmek için tıklayın)

Fesleğenin Faydaları Nelerdir?

Fesleğenin Faydaları Nelerdir?Fesleğenin insanlar üzerindeki etkileri, deney hayvanları üzerinde araştırılarak kanser riskini azalttığı tespit edilmiştir. Genellikle makarnalara sos olarak yakışan fesleğen, taze olarak tüketildiğinde daha faydalı bir hal almaktadır. Sindirim sistemini düzenlemeden ağız kokularını gidermeye, anne sütünü artırmadan migren ağrılarını azaltmaya kadar birçok derde deva olan fesleğenin en önemli faydaları şunlardır;

  • Sindirim sistemi ve sinir sistemini olumlu yönde etkilediği anlaşılmıştır.
  • Gaz söktürür ve mideyi rahatlatmaya yardımcı olur. Şişkinliğe ve mide kramplarına iyi gelir.
  • Anne sütünü arttırıcı özelliği vardır ve kolik bebeklerde olumlu etkileri görülmüştür.
  • Sinirlilik, depresyon, uykusuzluk ve gerginlik durumlarında rahatlatıcıdır.
  • Bitki özsuyu, sinek ve böceklerin ısırdığı yerlere doğrudan sürülerek kullanılır. Ayrıca anti bakteriyel özelliğe sahiptir.
  • Asabiyetten kaynaklı olan genel güçsüzlüğe, migren rahatsızlığına karşı iyi gelir. Bunun için iki su bardağı kaynamış suyun içerisinde birer tatlı kaşığı fesleğen, defne ve melisa eklenir. 5-10 dakika demlenmeye bırakılan bu karışım ılık halde içilmelidir. Günde 2 bardak içilmesine izin verilen bu karışım, düzenli olarak tüketildiğinde migren ağrılarının büyük oranda azaldığı görülecektir.
  • Sinir hastalarına, iyi uyumayan çocuklara, baş dönmesi yaşayanlara, öksürüğe, boğmaca rahatsızlıklarına karşı faydalıdır.
  • Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.
  • Bağırsaklarda meydana gelen parazitlerin yok olmasını sağlar.
  • Hücreleri koruyarak yaşlanmayı geciktirir.
  • Mide bulantısını giderir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Fesleğen tam bir kalp dostudur. Kalp ve damar hastalıklarına iyi gelir, kalp krizi riskini azaltır.
  • Antibakteriyel özelliğe sahiptir.
  • Birkaç yaprak fesleğen ağıza alınıp çiğnenirse ağız kokusunu azaltır, diş eti hastalıklarının oluşmasını önler.
  • Ağızda oluşan aft benzeri yaraların geçmesini sağlar.
  • Bir litre suyun içerisine bir tutam fesleğen eklenip, kaynatılır. Bu karışım içildiğinde boğazdaki gıcık veya öksürük benzeri durumlar ortadan kalkar.
  • Yüksek antioksidan özelliği olan bu bitki tam bir kanser düşmanıdır. Kanser hücrelerinin oluşmasını engellediği gibi var olan hücrelerin çoğalmamasında ve yok olmasında önemli bir faktör oynar. Ancak doktora başvurulmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Yapılan araştırmalar fesleğenin meme, cilt ve ağız başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı koruma sağladığını ortaya koymuştur.

Fesleğenin Yan Etkileri Nelerdir?

Fesleğenin Yan Etkileri Nelerdir?Fesleğenin gıdalarda bulunan miktarının tüketimi güvenli olarak kabul edilmektedir. Ancak medikal amaçlı olarak, uygun doz ve kısa dönemli kullanımı tavsiye edilir. Uzun süreli kullanımının zararlı olacağı düşüncesi fesleğen yağının içindeki bazı maddeler olduğudur.

 

Genel anlamda çok büyük bir yan etkisi bulunmaz fakat doğru kullanım ve uygun dozlarda alınması daha yararlı olacaktır. Çocuklar, hamileler ve emziren anneler için de güvenilirdir. Ciddi rahatsızlıkları bulunan, sürekli ilaç kullanan kişilerin doktor kontrolünde kullanımı önerilmektedir.  Uzmanlar her şeyin fazlasının zarar olduğu kuralını göz önünde bulundurarak fesleğenin şu zararlarının olabileceğini belirtiyor;

  • Hamile ve emziren kadınlar için sakıncalı olabilir. Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.
  • Kan şekerini düşürücü etkisi vardır. Bu nedenle, özellikçe çiğ olarak tüketenlerin aşırıya kaçmaması önerilir.
  • Kanamayı artırıcı etkisi olduğundan ameliyat olacak kişilerin, en az bir hafta öncesine kadar fesleğen tüketmemeleri önerilir.
  • Tansiyon hastası kişiler daha dikkatli tüketmelidirler.

 

Maydanoz Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

İçeriğinde yoğun miktarda A, C ve K vitaminleri bulunan maydanoz, birçok yemeğe yakışmasının yanında sağlık açısından çok fazla fayda içermektedir. Faydalarını, genel özelliklerini ve yetişme koşullarını aşağıdaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Sebzeler içinde yeşillik kategorisinde yer alan maydanoz, genel anlamda faydaları ile bilinen bir besindir. Petroselinum sativum bilimsel adına sahip bitki Maydanozgiller ailesine mensuptur. Yetiştiriciliği asırlar öncesine dayanan bir yeşillik türü olarak Eski Yunanlılar tarafından oldukça kutsal sayılmış ve faydalarından sıkça yararlanılmıştır.

Salatalarda lezzetli bir çeşit olarak kullanılan maydanozu, Romalılar ilk kez yemeklerini süslemek için kullanmayı tercih etmişlerdir.  Maydanozun saymakla bitirilemeyecek kadar faydasını bilmeyen pek çok kişi, maydanozu değerli bir besin olarak görmemektedir. A, C ve K vitaminleri bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan maydanoz, düşük kalorili olmasından dolayı da diyet yapanların en büyük destekçisi olan besinlerden biridir

 

Akdeniz yöresine ait bir bitki olan maydanozun pek çok şekilde tüketilme şekli vardır. Sağlığa olan faydalarından haberdar olan birçok kişi maydanozu kaynatarak suyunu çay olarak tüketmektedir. Gün içinde bir tutam maydanoz tüketmek, kişinin günlük ihtiyacı olan C vitamini ve demir ihtiyacını karşılamaya yetmektedir.

 

Maydanoz Nedir?

Maydanoz Nedir?Küçük yapraklı, yeşil rengi ve kokusu ile yemek ve salataların en sevilen bitkilerinden biri olan maydanoz için tam bir şifa kaynağı demek yerinde olacaktır. Ülkemizde oldukça bol olan ve faydaları konusunda da son derece yararlı olan maydanoz, cilt sağlığından kalp sağlığına kadar vücudun her yerine dost niteliği taşıyan bir bitkidir.

Ayrıca bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi sayesinde kışın yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarına karşı daha dayanıklı bir bünyeye sahip olmak maydanozla mümkündür. Bağışıklık sistemine ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı bilgilere bu yazımızda yer vermiştik.

Maydanozun Çeşitleri Nelerdir?

Maydanozun Çeşitleri Nelerdir?Maydanoz kendi içinde çok çeşidi bulunan, her biri ayrı görünümde ve yararda olan bir bitkidir. Ancak maydanozun en çok iki çeşidi tercih edilmekte ve besin olarak tüketilmektedir.

Sıkça tercih edilen maydanoz çeşitlerinin sağlık açısından yararlarının kanıtlanmış olması ve tıp alanında da kullanılıyor olması, iki maydanoz çeşidinin öne çıkmasına neden olmuştur.  Avrupa ülkelerinde en çok tercih edilen Hamburg maydanozu, kerevize benzeyen görünüşü ve lezzeti ile yemeklerde daha çok tercih edilmektedir.

Lezzeti ve yapısı ile popüler olan diğer bir maydanoz çeşidi de İtalyan maydanozudur. Lezzet açısından daha baskın bir lezzete sahip olmasından dolayı pek çok ülkede İtalyan maydanozu yaygın olarak kullanılmaktadır.

Maydanozun Özellikleri Nelerdir?

Maydanozun Özellikleri Nelerdir?Maydanozgiller ailesine ait olan ve birçok çeşide sahip olan maydanozun en önemli özelliği sağlık için tam bir vitamin deposu olmasıdır. İki yıllık otsu bir bitki türü olan maydanozun yaprakları baharat olarak da tüketilebilmektedir.

Nemli ve sulak toprakları seven maydanozun ortalama boyu 30-100 cm arasında değişmektedir. İdrar söktürücü özelliği ile bilinmesinden dolayı, idrar yolları enfeksiyonuna sık yakalananlar için tek çare maydanozdadır denebilir. Diğer yandan kanı temizleyici özelliği de, damar tıkanıklıklarının önüne geçmede maydanozdan doğal bir şekilde faydalanılmasını sağlamaktadır.

Baldıran isimli zehirli bir bitki ile görüntü olarak çok benzemesinden dolayı, doğal olarak yetişen yerlerden maydanoz temin ederken dikkat edilmelidir. Maydanozun suyundan, lapasından yararlanıldığı gibi, direkt olarak tüketmek de sağlığınıza olumlu katkılar sağlayacaktır.

Evde orta boy saksılarda veya bahçesinde kendi maydanozlarını yetiştirmek isteyenler için de kısaca bilgi verelim. Öncelikle toprağın organik madde açısından zengin olduğuna emin olmalısınız. Eğer emin değilseniz çiftlik gübresi eklemelisiniz.

Daha sonra düz bir hale getirerek, hafif nemli oluncaya kadar sulamalısınız. Tohumları rastgele serpilir ve üzeri çok az toprakla örtülür. Eğer çok güneş alan bir yer ise ince bir bez ile de koruma sağlayabilirsiniz. Bunun üzerinden tekrar sulama yapılmalıdır.

Yaklaşık 3-4 hafta sonra çimlenen bitkinin susuz bırakılmamasına özen gösterilmelidir. Yetişme aşamasında ise sık sık zararlı otlardan temizlenmelidir. Çok fazla su ihtiyacı olmaz ancak toprağın kuru bırakılmaması gerekmektedir.

Maydanozun Faydaları Nelerdir?

Maydanozun Faydaları Nelerdir?

Maydanoz, A, B, C ve K vitaminleri, demir ve potasyum mineralleri açısından zengin bir içeriğe sahiptir. Akdeniz kökenli olan bitki yoğun aroması sayesinde hemen hepimizin çok sık kullandığı bir besindir. Bu nedenle faydalarından en üst düzeyde nasipleniyoruz diyebiliriz. Maydanozun en çok bilinen faydaları ise şu şekildedir;

  • Vücutta zamanla biriken ödem şişkinliğe ve çeşitli sorunlara yol açmaktadır.  Bu sorundan kurtulmak için maydanoz en etkili doğal yöntemlerden biridir.
  • Cilt sağlığı için son derece faydalı bir bitkidir. Erken kırışmayı önleyici etkiye sahiptir. Aynı zamanda düzenli olarak tüketilen maydanozun selüliti giderici yararı da vardır.
  • C vitamini bakımından oldukça zengin bir bitki olmasından dolayı bağışıklık sistemi artı olarak güçlenirken, kış aylarında soğuk algınlığına daha az yakalanılmaktadır.
  • Hoş kokusu nedeniyle sigara içen ve ağız kokusu sorunu olanların bir tutam maydanoz çiğnemeleri halinde ağızlarına hoş bir koku yayılacaktır.
  • Böbreklerde oluşan kum ve taşların düşmesinde etkili olan maydanoz, aynı zamanda diğer böbrek hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde de uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
  • Antioksidan etkilidir. Özellikle meme, prostat ve deri kanserine yakalanma riskini azaltır.
  • Kronik enflamatuar bozukluklara karşı mücadele eder.
  • Eklemlerde meydana gelen ağrı ve şişlikleri geçirir.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar, hazmı kolaylaştırır.
  • Mide dostu olan bu bitki özellikle reflü hastalığının yarattığı şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak, hastalıklara karşı daha dirençli olmayı sağlar.
  • Damar sağlığı açısından faydalı olan bitki kalp hastalıklarını önler. Kalp krizi ve felç geçirme riskini azaltır.
  • Metabolizmayı çalıştıran ve vücutta biriken suyun atılmasını sağlayan maydanoz, çok iyi bir detoks gıdasıdır. Özellikle salatalık ve kereviz ile hazırlanan, limon ile desteklenen maydanozlu detoks hem hücrelerinizin yenilenmesine hem de metabolizmanızın çalışmasına katkı sağlamaktadır.
  • K vitamini açısından zengin olduğu için kemiklerin gelişimi açısından faydalıdır. Aynı zamanda kemik hasarı ve zayıflığı gibi sorunları önler.
  • Kan şekerini dengeler.
  • Stres döneminde kişiye rahatlık hissi verir. Özellikle çay olarak tüketildiğinde günün yorgunluğunun atılmasına, daha sakin bir zihne ulaşılmasını sağlamaktadır.
  • Vücuttaki bakteri ve virüslerle savaşır.
  • Kış aylarında yakalandığımız nezle, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korur.
  • Yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur.
  • Demir eksikliğini giderir. Bu sayede anemiden korur.
  • Kadınların adet sancılarını azaltır.
  • Hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel gücü artırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir.
  • Beyin sağlığı için iyidir. Hafızayı kuvvetlendirir, öğrenme gücünü artırır. Bu etkileri sayesinde parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların meydana gelme riskini azaltır.
  • Çok yüksek bir ağrı kesici olan bitki, baş ağrısına, diş çürüklerinin yarattığı şiddetli ağrılara iyi gelmektedir. Bunlardan başka vücudun herhangi bir yerinde darp veya düşme sonucu oluşan ağrıların da giderilmesini sağlar. Bunun için taze maydanoz ezilerek ağrıyan yere sürülmelidir.
  • Kadınlarda hormonal dengeyi sağlar. Adet düzensizliklerine iyi geldiği gibi bu dönemde meydana gelen şiddetli kasılmaların da önüne geçer.
  • A vitamini açısından zengin olan bitki göz sağlığı için de çok faydalıdır. Retinanın hasarını önleri katarakt oluşma ihtimalini azaltır. Tüm bunların yanında birçok insanın ortak sorunu olan gözaltı morluklarını geçirir. Koyu halkalar olarak bilinen göz altı morlukları maydanoz suyunun düzenli olarak kullanılması neticesinde azalmaktadır.
  • Cilt sağlığında olduğu gibi saçlar için de oldukça faydalı bir bitkidir. Saç diplerini besler, kepek ve bit oluşumunu önler, saçların daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar.

Maydanozun Yan Etkileri (Zararları) Nelerdir?

Her besinde olduğunu gibi elbette maydanozda da bir takım olası yan etkiler bulunmaktadır. Görülme ihtimali çok düşük olan bu yan etkileri, aslında zarar olarak nitelendirmemek doğru olacaktır.

 

Ancak bazı kişilerde alerji durumlarına bağlı olarak veya aşırı kullanımda meydana gelebilecek durumlardan kısaca bahsetmekte fayda görüyoruz. Eğer çok fazla tüketilirse baş ağrısına sebep olabilir. Tansiyonu düşürücü etkisine bağlı olarak denge sorunu yaşatabilir.

Sağlıklı böbreklere sahip kişilerin kullanmasında hiçbir sakınca yokken, böbrek hastalığı olan birinin daha dikkatli olması önerilmektedir. Yine çok nadiren görülse de kusma ve bulantı da yan etkiler arasında yer almaktadır.

Kuşburnu Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Soğuk kış günlerinde içimizi ısıtan en güzel şeyler, kuşkusuz ki bitki çaylarıdır. Bunlardan birisi de kuşburnudur. Taze veya kuru olarak tüketilen kuşburnunun içeriğinde; çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi vitaminler bulunmaktadır. Antioksidan olduğundan birçok hastalıktan özellikle de kanserden korunmayı sağlamaktadır.

 

Kuşburnu, bilimsel adıyla Rosa canina en çok tüketilen şifalı bitkilerden birisidir. Özellikle Batı Asya ve Avrupa’da yetişen bu bitki taze olarak tüketilmesinin yanında, çayı demlenerek, reçeli ve marmelatı yapılarak da yenilebilmektedir. Kış aylarında faydalı bitki çayı içmek isteyenlerin sıklıkla yöneldiği kuşburnu, C vitamini açısından oldukça zengin bir bitkidir. Yabani ve çalı bitkisi olma özelliği ile doğada en sık karşılaşılan ağaçlardan biridir.

Yabani gül olarak da bilinen kuşburnu kendi içinde yaklaşık 400 kadar çeşidi bulunan bir bitkidir. Dikenli olan ağacı, kuşburnu meyvesinin toplanmasında güçlük çekilmesine neden olur. Meyvesinden ve ağaç yapraklarından fayda elde etmek mümkündür. Genellikle çay olarak tüketilmesinin yanı sıra, kuşburnu reçeli de lezzeti ve faydaları bakımından oldukça tercih edilen bir kullanım şeklidir.

 

Alternatif tedavi yöntemleri içinde faydalarından sıkça istifade edilmekle birlikte, kuşburnu üzerine yapılan araştırmalar, bu bitkinin her mevsim evlerden eksik edilmemesi gerektiğini ortaya koymuştur. Yan etkisi ve zararlarının yok denecek kadar az olması, her yaştan insanın tereddüt etmeden kuşburnundan faydalanmasını sağlamaktadır.

 

Kuşburnu Nedir?

Doğadaki pek çok bitki gibi faydaları ile nam salmış olan kuşburnu, dünya genelinde sağlık bulmak için kullanılan faydalı bitkilerden biridir. Taze ya da kurutulmuş olarak tüketilmesi mümkün olmasının yanı sıra, kurutulmuş olarak çayı, taze olarak da reçeli ya da marmelatı ile yapılabilmektedir.

Değerli mineraller bakımından oldukça zengin olan yapısı çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi vitaminleri fazlaca barındırmaktadır. Kurutulmuş olanları çay yapımında kullanılmasının dışında ilaç yapımında da tercih edilmektedir.

Genel olarak grip ve soğuk algınlığında koruyucu olan bitki, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde de çok önemli bir görev üstlenmektedir. Ülkemizde her mevsim yetişmektedir.

Meyvesi yazın başında oluşmaya başlar ve yaz sonuna doğru olgunlaşır. Meyveleri kırmızı ve turuncu renktedir. Bunların çeşitli kullanım alanları bulunmaktadır. Tıbbi kullanımının haricinde mutfaklarımızda çeşitli pasta ve tatlı yapımında da tercih edilmektedir.

İçerisinde; protein, şeker, karbonhidrat, kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, potasyum, çinko ve sodyum bulunmaktadır. Ayrıca yüksek oranda C vitamini içerdiğinden grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu hastalıklarından korunmada birebirdir.

Kuşburnu Nasıl Kullanılır?

En yaygın kullanım şekli; çay olarak demlenerek tüketilmesidir. Bunun için meyve tanelerini kaynar suda kaynatmak, bitkinin fayda ve renginin suya çıkarak hoş kokulu bir bitki çayı elde edilmesini sağlar.

Neredeyse her türlü hastalığın doğal tedavisi için bir kullanım şekli olan kuşburnunu toz olarak da bulmak mümkündür. Bağışıklık sistemini güçlendirme etkisine sahip olmasından dolayı, özellikle kış aylarında kuşburnu çayı ve reçelini ve sofralardan eksik etmemek gerekmektedir.

Bağışıklık sistemini güçlendirme, kanser hücrelerini inhibe etme, kolesterolü azaltma, iltihabı tedavi etme, eklem ve romatizma ağrılarını geçirme, grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarını önleme, kan dolaşımını düzenleme gibi birçok faydası olan kuşburnundan maksimum düzeyde yararlanmak için doğru şekilde kullanmanız gerekmektedir.

Kuşburnunun Faydaları Nelerdir?

Vücuttaki ödem ve iltihabın dışarı atılmasında etkili olan kuşburnu çayının düzenli bir şekilde tüketilmesi ile pek çok hastalığa karşı koruma sağlanabilir. Özellikle içeriğindeki yüksek oranda C vitamini, soğuk algınlığı ve gribe karşı dayanıklı bir bünyeye sahip olmaya neden olmaktadır. Yüzyıllardır lezzeti ve kokusu ile şifalı bitki çayları arasında ilk sıralarda gelen kuşburnunun bilinen diğer faydaları şunlardır;

  • Yaygın ve kronik özellikteki kolesterol hastalığını kuşburnu ile kontrol altına almak mümkündür.
  • Antioksidan özelliğinin yüksek düzeyde olmasından dolayı, kanserle mücadele eden birçok hasta için kuşburnu tüketilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda kuşburnu tüketmeyi alışkanlık haline getirmek, kansere karşı güçlü bir bedene sahip olmayı mümkün kılacaktır.
  • Böbreklerde meydana gelen çeşitli hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için kuşburnu tam bir şifa deposudur. İçeriğinde bulunan pektin ve diğer faydalı asitler böbrek sağlığının korunmasına yardımcı olmaktadır.
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için oldukça önemli bir yere sahip olan C vitamininin kuşburnu bitkisinde bol miktarda bulunması, kuşburnu tüketerek güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaya olanak tanımaktadır.
  • İçeriğindeki A, B, C, E, K vitaminlerinin yanı sıra demir gibi değerli elementler sayesinde vücut direncini artırır.
  • Hücre yenilenmesinde yardımcıdır.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde kabızlık sorununa çözüm olur.
  • Bağırsaktaki parazitlerin düşürülmesini sağlar.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  • İçeriğindeki K vitamini sayesinde kanın pıhtılaşmasını engeller.
  • Özellikle kadınlarda yaygın olarak görülen kansızlık yani demir eksikliğine karşı önemli bir görev üstlenmektedir.
  • Cildin elastikiyetini artırır. Bu sayede erken yaşlanma sorununu önler.
  • Yara ve akne izlerini giderir. Cilde canlılık ve parlaklık kazandırır.
  • Güneşten kaynaklanan cilt lekelerini ve kızarıklığı giderir.
  • Yapılan bilimsel çalışmalar kuşburnunun iltihap oluşumunu önlediğini ortaya koymuştur.
  • Dizlerde meydana gelen kireçlenme, eklem ağrıları, romatizma sorunları ve aşınma problemlerine iyi gelir.
  • Özellikle kadınlarda orta yaştan sonra başlayan kemik erimesine karşı koruyucudur.
  • Başta meme kanseri olmak üzere birçok kanser türünden korur. Ayrıca var olan kanser hücrelerinin gelişmesini engeller. Yapılan bilimsel araştırmalar kuşburnunun meme kanseri hücrelerini %45 oranında azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Bir başa tesirli olduğu kolon kanserinde, hücrelerin yayılmasını engeller.
  • Eğer düzeli olarak tüketilirse kötü kolesterolü önler.
  • Obez hastalarına önerilen bitki sağlıklı şekilde kilo vermede de önemli rol oynar.
  • Kasların zayıflığına ve güçsüzlüğüne karşı iyi gelir.
  • Romatoid artriti önler. Yapılan bilimsel çalışmalar düzenli kuşburnu tüketen insanların romatoid artrit gibi ağrılarının önemli oranda azaldığını ortaya koymuştur.

Kuşburnunun Yan Etkileri Nelerdir?

Faydaları ile ön planda olan bir bitki olmasına karşın, kuşburnu kullanımının bazı hassas bünyelerde yan etkilere yol açtığı görülmektedir. Ayrıca emziren ve hamile bayanların bu dönemlerde bitkileri tüketme konusunda temkinli olmaları ve kuşburnu kullanımına karşı da dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kuşburnu ve diyabet ilişkisi arasındaki konuya dair bazı uzmanların ortak noktada buluşamamaları, şeker hastalarının kuşburnu çayını ve reçelini çok fazla tüketmemeleri gerekliliğini doğurmuştur.

Diğer yandan herhangi bir yan etkisi olmayan kişilerinde fazla tüketim miktarından kaçınmaları tavsiye edilir. Bu noktada yapılan açıklamalara göre fazla kuşburnu tüketmenin böbrek taşı oluşumunu tetiklediğine dair bazı bilgilere rastlamak mümkündür.

Bu bitkiyi çok aşırıya kaçmadan tüketmek genellikle güvenli kabul edilir ve çok fazla bir yan etkisi yoktur. Daha doğrusu yan etkileri her insanda görülmemektedir. Yapılan araştırmalar bazı kişilerde; mide bulantısı, kabızlık, ishal, midede ekşime ve kramp gibi durumların yaşandığını ortaya koymaktadır.

Bitki yoğun miktarda C vitamini içerdiğinden, olası yan etkiler de bu vitamine hassasiyet durumu olan kişilerde görülebilmektedir. Ek olarak düzenli ilaç kullananlar da kuşburnu çayını içerken veya reçelini yerken dikkatli olmalıdır.

 

Bazı ilaçların etken maddesi, şifalı bitkiler ile bir araya geldiğinde istenmeyen durumların oluşmasına sebep olabilir. Bu nedenle tüketmeden evvel doktorunuza sormanızda fayda görmekteyiz.

Uzmanlar günde 2-3 fincandan fazla içilmemesi gerektiğini önermektedir. Bunun yanında her gün kullanmak da sağlığa fayda yerine zarar verebilir. Diğer tüm bitki çaylarında da aynı yaklaşıma sahip olmanız gerekmektedir. En fazla iki hafta düzenli kullanımdan sonra birkaç gün veya bir hafta ara verilmelidir.

 

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

bir narenciye çeşidi olan greyfurt portakaldan daha büyük boyuta, hafif ekşimsi ve acımtırak bir tada sahiptir. Bilinmesi gereken en önemli detay, asla bir ilaçla birlikte tüketilmemesi gerektiğidir. Diş eti hastalıkları ve kansere karşı tam bir kalkan görevi görmektedir.

 

Doğa ananın insanoğluna sunduğu en güzel şeylerden birisi olan meyveler içerisinde yer alan greyfurt vücuda zindelik ve sağlık veren içeriği ile çok uzun yıllardır baş tacıdır. Narenciye grubunda yer almasına rağmen Sedef otugiller ailesine mensuptur. Geçmişte değeri pek iyi anlaşılmasa bile özellikle son yıllarda pek çok beslenme uzmanının sağlıklı beslenme programlarına dahil edilmeye başlanmıştır.

Bu sayede popülerliğini her geçen gün artırmaya devam etmektedir. Tadı hafif acımsı olan bu meyve üzerine tuz serpilerek yenildiğinde harika bir lezzet vermektedir. Greyfurt ile insanların normalde vücutlarına alamadıkları birçok önemli vitamin ve mineralin kolaylıkla temini sağlanabilir.

 

Greyfurt Nedir?

Turunçgiller veya narenciye dediğimiz topluluk içerisinde; limon, portakal, mandalina, greyfurt ve turunç olmak üzere birçok türü barındırıyor. Aynı familyada olmasına rağmen hepsinin ayrı tadı, özelliği ve faydaları bulunuyor.

Bunlar arasında bizim konumuzu oluşturan ve diğerlerinden farklı bir özellikte olan greyfurt ise acı bir tada sahip. C vitamini açısından çok zengin bir içeriğe sahip olan greyfurt kolesterolü düşürmeden, vücuda zindelik vermeye kadar birçok olumlu etkiye sahip.

En önemli ve güzel yanı ise kansere karşı koruyucu olması. Tavsiyemiz, eğer imkanınız varsa günde bir adet greyfurt yemeli veya suyunu içmelisiniz. Ancak önemli bir hususun altını çizmek istiyoruz; greyfurt ve ilaç ikisi aynı anda kullanılmamalıdır. Özellikle kalp ve tansiyon hastalarının bu konuya dikkat etmeleri hayati önem taşımaktadır.

Hafif acı ve ekşimsi bir tada sahip olan greyfurt, tropikal bir narenciye türü olarak tanımlanabilir. Tatlı portakal ile birlikte ilk olarak Batı Hint Adaları’nda yetiştirilmeye başlanan bu meyve daha sonraki yıllarda tüm dünyaya ve ülkemize yayılmıştır.

Özellikle son yıllarda ülkemizde de yaygın olarak tüketilen ve üretilen greyfurtun en yoğun üretim alanları ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Greyfurtun Özellikleri Nelerdir?

Hafif sarı ve kalın bir kabuğa sahip olan greyfurtun iç kısımları dışarıdan bakıldığında portakalı andırsa bile tat olarak bu meyveden çok daha farklıdır. Sulu yetişen greyfurt, beyaz ya da kırmızı iç renge sahip olabilir.

Bazı greyfurt çekirdeksiz olarak büyürken, bazılarının içerisinde minik çekirdekler mevcuttur. Lif açısından oldukça zengin bir meyve olan greyfurt ayrıca çok sayıda vitamin, besin ve mineral içerir. Bu meyvede çeşitli faydalı yağlar da bulunur.

Pantotenik asit, tiamin, niasin ve piridoksin içeren meyve A, E, C ve K vitaminleri ile mükemmel bir sağlık ürünü haline gelir. Meyvenin içinde bol miktarda kalsiyum, demir, bakır, fosfor, selenyum ve magnezyum da vardır.

Greyfurt yedikten sonra ağızda acı bir tat bırakır. Meyvenin iç zarını temizleyip de yerseniz, bu acı tadı daha az alırsınız. Ayrıca üzerine biraz tuz serperek tüketmek de acı tadı azaltacaktır.

Yapılan araştırmalar bu bitkinin ilk olarak 17. yüzyılda Portekiz civarında ortaya çıktığını göstermektedir. Daha sonra Akdeniz ülkelerine doğru yayılım göstermiştir.

Kışın yaprağını dökmeyen ağaçlar ortalama 4-6 metre uzunluğa ulaşabilirler. Meyvelerin şekli üstten hafifçe basık yuvarlak biçimdedir. Ülkemiz greyfurt yetiştiriciliğinde dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda gelmektedir.

İller bazında bakıldığında ise Adana başta olmak üzere Hatay ve Mersin greyfurt yetiştiriciliğinde en büyük paya sahiptir. Ağacın kökleri toprağın derinlerine doğru ulaşır. Çok sağlam ve iri dallara sahip olan ağaç ilkbaharda hoş kokulu, iri çiçekler açmaktadır. Bu çiçekler sonbaharda meyve şekline dönüşerek, şifa deposu bir hal alırlar.

Portakaldan daha iri olan greyfurtun tadı hafif acımsı olsa da oldukça lezzetlidir. Birçok ağaçta olduğu gibi greyfurtta da budama oldukça dikkat gerektirmektedir. Bu nedenle budama işleminin usta kişiler tarafından yapılması önerilir.

Ağacın hasar görmüş, yaralanmış, ezilmiş dalları kesilip atılır. Bunun yanında yoğun küçük dallara sahip, obur daldırın yükü de hafifletilir. Fidan ekildikten sonra yaklaşık 2-3 yıl boyunca ana dallardan çıkan yan dalların budanması gerekmektedir.

Greyfurt Çeşitleri Nelerdir?

Greyfurtun popüler olarak üretilen belli başlı bazı çeşitleri bulunur. Bunlara örnek olarak Star Ruby, Ruby Red, Henderson, White Marsh ve Rio Red verilebilir. Her greyfurt türünün rengi, tadı ve yetiştirilme şekli birbirinden farklı olmakla birlikte insan vücuduna sağladığı faydalar hemen hemen hepsinde aynıdır. Dünyada en çok üretilen greyfurt çeşidinin ise Ruby Red olduğu söylenebilir.

Greyfurtun Faydaları Nelerdir?

Vücudu farklı birçok enfeksiyona karşı ciddi anlamda koruması ile bilinen greyfurt, çok sayıda faydaya sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalar greyfurtun içerisindeki besin değerlerinin virüs, bakteri ve mantar gibi insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen canlılara karşı savunma etkisi yarattığını tespit etmiştir.

Suyunun da büyük oranda fayda sağladığı greyfurt, ayrıca çekirdekleri ile pek çok sağlık ürününün temel malzemelerinden birisi olarak tercih edilir. Diş eti kanaması problemi olan kişiler düzenli olarak tükettikleri zaman bu problemin kolaylıkla giderilebileceğini görebilirler. Diş eti kanamaları tedavisi için günde 2 adet greyfurt tüketilmesi yeterli olmaktadır.

Kanserle savaşma konusunda oldukça etkili silahlardan birisi olan greyfurt vücutta meydana gelen yaraları kısa sürede iyileştirebilir. Prostat kanseri tedavisinde uzman pek çok doktor tarafından tavsiye edilen bu meyvenin içerisinde yer alan likopen maddesi farklı birçok kanser türünde de etkilidir.

Sigarayı bırakmak isteyen kişilere önerilen greyfurt, içeriğinde barındırdığı bileşikler ile sigarayı bıraktıktan sonra yoksunluk çekenlerin kendilerini daha iyi ve zinde hissetmelerine imkan verir. Yüksek kolesterolü düşürebilen greyfurt, yapısındaki lifler ile kabızlığa da iyi gelir.

C vitamini açısından zengin bir içeriye sahip olan meyve bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bir çok hastalığa karşı koruma sağlar. Grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır, tedaviye yardımcı olur. Vücudu bakteri ve virüslerden korumaya yarayan antioksidan özelliğe sahiptir.

Düşük kalorili ve lif bakımından zengin olması sebebiyle kontrollü bir şekilde kilo vermede fayda sağlar. Ayrıca çok yüksek su içeriğine sahip olduğundan zayıflama esnasında sağlığınızın korunmasına yardımcı olur. Ancak yemeklerden önce yendiğinde hafif açlık hissi uyandırabilir.

Yapılan araştırmalar öğünlerden önce bir adet greyfurt tüketmenin daha hızlı kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak unutulmamalıdır ki tek başına yeterli olmayan greyfurt ancak düzenli bir diyete eşlik ettiğinde yağ yakınına yardımcı olur.

Cildin sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir. Felç geçirme riskini azaltır. 100.000 insan üzerinde yapılan araştırmada daha fazla meyve tüketen kişilerin kalp hastalığına yakalanma riskinin %15 daha düşük olduğu ortaya konmuştur.

dığı bol miktarda C vitamini ile vücut direncini artırması ve kişileri hastalıklara karşı çok daha güçlü bir hale getirmesidir. C vitamini kaynakları arasında ilk sıralarda bulunan greyfurt, 1 orta boy meyvesinde yaklaşık olarak 80 miligram C vitamini içermesi ile bilinir.

 

Böbrek taşının düşürülmesine yardımcı olan greyfurt bu görevi sitrik asit sayesinde yapar. Ancak çok fazla tüketmenin daha farklı etkiler doğuracağı unutulmamalıdır.

Ancak greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden, özellikle kalp, kolesterol ve tansiyon ilacı kullananların, muhakkak doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Bizim önerimiz herhangi bir ilaç kullanıyorsanız her ihtimale karşı, greyfurt yememeli veya suyunu içmemelisiniz.

 

 

 

 

Kavun Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kabakgiller familyasından olan kavun altın sarısı rengi ve keskin hoş kokusu ile, dikkatleri üzerine çekebilen bir meyve türüdür. Daha çok ılıman ve tropikal iklimlerde yetişmeye uygun bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo olan kavunun ham haline, kelek adı verilir. A, B, C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahip olan kavun, bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan kavunun özelliklerini ve faydalarını, hazırladığımız makalemizden okuyabilirsiniz.

 

Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişmeye uygun meyvelerden biri olan ve Kabakgiller familyasına ait olan kavun, hoş kokulu ve içi çekirdekli bir meyvedir. Çiçekleri ilkbahar mevsiminde açan ve yerde yetişen otsu bir yaz meyvesidir. Kalp ve böbreği andıran yaprakları 3 ile 5 loblu olmak üzere iri ve tüylüdür.

Kavun meyvesi çeşitlerine göre farklı boyut ve şekillerde ancak genellikle sarı renginde olmaktadır. Uzun ve oval şeklindeki çekirdeklerinin tadı tatlıdır. Anavatanı Orta Asya olan kavun, ılıman ve tropik iklimlerde elverişli yetişmeye uygundur. Diyarbakır ve Van yörelerine ait olan ve dünyaca bilinen kantalup kavunu da Türkiye’de yetişen önemli kavun çeşitlerinden biridir

Türkiye farklı kavun çeşitlerinin tarımının yapıldığı yerler arasındadır. Türkiye’den ihraç edilen kavun çeşitlerinden biri olan Kırkağaç kavunu, Manisa’nın ender lezzetlerinden biridir. Lezzetli ve dayanıklı olmasından dolayı ülkemizde en çok tutulan kavun çeşididir.

 

Kavun Nedir?

Kavun Nedir?Yaz aylarında serinlik veren en lezzetli meyvelerden biri olan kavun, tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo’dur. Ilıman iklimlerde oldukça rahat yetişebilmesinden dolayı, birçok bölgede kavun tarımı yapılmaktadır. Meyvenin olgunlaşmış hali kavun adını alırken, henüz olgunlaşmamış haline ise kelek denir. Turşusu oldukça lezzetli olan kelek, salatalığa benzeyen tadı ile bu şekilde de tüketilmeye uygundur. Kavun genellikle meyve olarak tüketilirken aynı zamanda çekirdekleri de tıbbi konularda değerlendirilmektedir.

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?Kavun etli ve sulu bir meyve olarak birçok çeşidi ile ülkemizde ve dünyada yıl boyunca tarımı yapılan ve oldukça verimli hasat elde edilen bir meyvedir. Sıcak toprakları seven yapısıyla dayanıklı ve lezzetli olan kavun, çeşitleri de birbirinden lezzetli ve suludur. Türkiye’de en çok yetiştirilmekte olan çeşitlerinden biri Hasanbey kavunudur. Bu kavun türü, iç kısmı beyaz ve turuncu çeşitleri ile oldukça sık yetiştirilmektedir. Manisa Kırkağaç yöresinde yetiştiği için Kırkağaç kavunu olarak bilinen çeşit ise, kalın kabuğu, üzeri sarı ve yeşil haliyle oldukça sulu ve lezzetli olan bir türdür. Yine sulu ve lezzetli olan kavun çeşitleri arasında; yuva, topatan, casaba ve galia kavunları yer almaktadır.

Kavunun Özellikleri Nelerdir?

Kavunun Özellikleri Nelerdir?Olgunlaşmış kavunun hoş kokusu ile yaz aylarında ferahlamak oldukça keyif vericidir. Hoş kokusu ile ilk olarak akla gelen kavun aynı zamanda etli ve sulu bir yaz meyvesidir. Soğuğa karşı dayanıksız olmasından dolayı sıcak iklimlerde yaygın olarak yetişmektedir. Meyvesi ve çekirdeği ile insan sağlığı için oldukça kıymetli bir meyve olarak, uzmanlar tarafından sıkça tüketilmesi önerilen meyveler arasındadır.

Kavun C vitamini başta olmak üzere A ve B vitaminleri bakımından oldukça zengin içeriğe sahiptir. Demir, magnezyum ve potasyum gibi vitaminler de kavun içeriğinde çokça bulunan vitaminlerdir. Yuvarlak ya da yassı uzun şekilleri ile oldukça bol olan kavun, sağlık için yazın mutlaka tüketilmesi gereken bir meyvedir.

Kavunun Faydaları Nelerdir?

Kavunun Faydaları Nelerdir?Kavunun sağlık için faydaları oldukça fazla iken en önemli yararı öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirme özelliğidir. Bağışıklık sistemi ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı yazımızı daha önce sizlerle paylaşmıştık. İçerdiği C vitamini özellikle çocukların gelişimine büyük katkısı olmakla birlikte, soğuk algınlığı hastalıklarından da korumaktadır.

Kalp ve damar sağlığının yerinde olması için gerekli olan potasyumun kavun içeriğinde çokça bulunması, insanların bu tür rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp ritminin dengelenmesini sağlayan kavun, stres ve heyecan gibi duyguların önüne geçebilmede yardımcı olur. Göz sağlığına iyi gelen beta-karoten içeren kavun, görme fonksiyonlarının daha da güçlenmesini sağlar. Kavun ayrıca, diyabet, kanser ve cilt sağlığı gibi konularda da oldukça yararlı olan bir meyvedir.

Kavunun Cilde Faydaları Nelerdir?

Cilde iyi gelen ve kısa süre içerisinde renk, nem, tazelik dengesini değiştiren kavun aynı zamanda kabuğuyla da fayda sağlamaktadır. Kavun kabuğu, cilt kuruluğundan şikayetçi olanlar için en etkili bakım malzemesidir. Cildinizde nem sorunu olduğunda kavun kabuğunu kullanıp nefes almasını kolaylaştırabilirsiniz. Bunun yanında cildinin renk tonunu açmak isteyenler de kavun kabuğundan faydalanabilmektedir. Yağ emme özelliği bulunan kavun kabuğunun, ciltte yağları çektiği bilinmektedir. Dolayısıyla cildinizde meydana gelen sivilce ve akneler de yağ azalması sayesinde bitecektir. Şimdi kavun meyvesinin cilde olan sayısız faydalarını detaylı bir şekilde öğrenelim.

Kavunun Sivilce Lekelerine Faydası

Kavun insan metabolizması üzerinde çok yönlü etki yaratmaktadır. Bağışıklık sisteminden boşaltım sistemine kadar pek çok açıdan faydası olan kavunun aynı zamanda cilt üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Kavunun cilde en önemli faydası onarıcı özelliğinin olmasıdır.

Ciltte zaman zaman meydana gelen sivilce ve akneler, bir süre sonra ortadan kaybolmaktadır. Kendisi kaybolsa da izleri kalan sivilceler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda cildiniz için uygun olabilecek kavun maskesini tercih edebilirsiniz. Kavun maskesi, nem dengesini korumakla beraber aynı zamanda izlerin ortadan kalkmasına da yardımcı olmaktadır. Bilhassa kille beraber uygulandığında birkaç ay içerisinde istenilen sonucu alabilmek mümkündür.

Sivilce Lekeleri için Kavun Maskesi

Cildinizde meydana gelen sivilce lekeleri için kavun maskesi uygulamak isterseniz öncelikle bir çay tabağına bir tatlı kaşığı yeşil kil dökmelisiniz. Daha sonra üzerine bir dilim kavundan elde ettiğiniz saf kavun suyunu dökmelisiniz. Macun kıvamına geldiğinde yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Özellikle sivilcenin yoğun olduğu noktalara uygulayabilirsiniz. Sonrasında kil kuruyup pul pul dökülene kadar beklemelisiniz. Maske yüzünüzde kuruduktan sonra ılık suyla çıkarmalısınız. Cildinizde sağladığı nem dengesi, hızla etki etmeye başladığının göstergesidir. Bu nedenle haftada 3-4 kez uygulanabilecek sağlıklı bir maskedir. Lekelerin bir süre sonra silindiği dikkatinizi çekecektir.

Kavunun Siyah Noktalara Faydası

Yüzünüzü ne kadar yıkarsanız yıkayın siyah noktaların temizlenmediğini fark edebilirsiniz. Bunun için çeşitli bakım kürleri uygulamanız önemlidir. Uygulayacağınız ürünlerin, sağlıksız kozmetik ürünler olmamasına özen göstermelisiniz. Bu noktada önerilebilecek en etkili ürün kavun olabilir. Kavun, cilt temizliği konusunda oldukça etkilidir. Cildi derinlemesine temizleme ve siyah noktaları arındırma konusunda başarılı bir etkiye sahiptir.

Siyah noktalarınız derindeyse kavun suyundan hazırlayacağınız basit bir maskeyle rahatlıkla temizleyebilirsiniz. Maske veyahut tonik oluşturup kullandığınızda cildinizin çok daha temiz ve parlak göründüğünü fark edersiniz. Üstelik kavun, cildi en kolay nemlendiren besinlerden biridir. Gerek yenildiğinde gerekse maske olarak kullanıldığında ışıltı ve nem kazandırmaktadır.

Siyah Noktalar için Kavun Maskesi

Yüzünüzün özellikle burun kanatları, çene üzeri, alın bölgesi ve elmacık kemiklerinin üzerinde siyah noktalar oluşabilmektedir. Siyah noktaların temizlenmemesi durumunda tüm cilde yavaş yavaş yayıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla cildin istenildiği gibi temiz kalabilmesi için maske, tonik dengesinin düzenli olarak sağlanması gerekmektedir.

Siyah nokta temizliği için tercih edilebilecek en sağlıklı maske kavun maskesidir. 1 yemek kaşığı saf kavun suyunun içerisine 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı karbonat ilave etmelisiniz. Hepsini güzelce karıştırdıktan sonra macun kıvamına gelene kadar harmanlamalısınız. Sonrasında özellikle siyah noktaların yoğun olduğu bölgelere sürebilirsiniz.

Sürdükten sonra kuruyana kadar beklemeli daha sonra soyarak temizlemelisiniz. Bal, soyulmayı biraz zorlaştırabilir bu nedenle çıkmayan noktaları ılık suyla yıkamalısınız. Siyah noktalar için bal maskesini haftada 2 kez yatmadan önce yapabilirsiniz. Cildiniz üzerinde etkisini birkaç hafta sonra rahatlıkla fark edebilirsiniz. Ciltteki siyah noktaların nasıl geçirildiğini bu yazımıza bakarak da öğrenebilirsiniz.

Kavunun Gözaltı Morluklarına Faydası

Hemen her 3 kişiden 1 tanesinde oluşan gözaltı morlukları zorlukla geçebilen cilt sorunları arasında yer almaktadır. Gözlerin altında uykusuzluk, stres ve fizyolojik sorunlar nedeniyle oluşan morluklar bir süre sonra siyaha doğru dönmektedir. Bu durumda kimyasal ürünler kullanmak, gözler için tehlikeli olabilmektir. Bu nedenle olabildiğince bitkisel içerikli tedaviler düşünülmelidir. Kavun, gözaltı morluklarına iyi gelen besinler arasında kabul edilmektedir. Gözleri dinlendirdiği ve çevresinde kan dolaşımını hızlandırıp nem dengesini koruduğu bilinmektedir. Bu nedenle düzenli olarak uygulanması önemlidir.

Gözaltı Morlukları için Kavun Kompresi

Gözlerinizin altında oluşan morluklar, yorgunluktan veyahut uykusuzluktan kaynaklanmaktadır. Zaman zaman dikkat edilmeyen sağlık detayları, morluklarda atışa sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlar için kavun kompresi uygulamanız, morlukların azalmasına yardımcı olabilecektir.

Geceleri uyumadan yarım saat önce göz makyajı temizlemenize yardımcı olan pamukları saf kavun suyuna bandırıp ıslatmalısınız. Daha sonra gözlerinizin üzerinde kapatıp en az 10 dakika bekletmelisiniz. Her gece düzenli olarak yaptığınız bu kompres, gözaltı morluklarınıza çözüm olacaktır. Ayrıca göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklara da etki etmeye başlayacaktır.

Kavunun Yaşlanmaya Karşı Faydası

Cilt her geçen gün yıpranan bir dokuya sahiptir. Bu nedenle zamanla kırışıklıkların artış göstermesi son derece doğal kabul edilmektedir. Artan kırışıklıklar için kimyasal içeriğe sahip olan kremler kullanmak yerine doğal ürünleri tercih etmek ekstra önemlidir. Kimyasal ürünler, cildin daha erken yaşlanmasına neden olurken; doğal ürünler aksi sonuçlar meydana getirecektir. Bu süreçte tercih edilebilecek en etkili besinlerden biri de kavundur. Kavun henüz derinleşmemiş olan kırışıklıkların düzelmesi için botoks etkisi yapan bir içeriğe sahiptir. Anti aging etkisi bulunan kavunun cildi sıkılaştırdığı daha fazla gençleştirdiği bilinmektedir.

Yaşlanmayı Geciktirmek için Kavun Toniği

Ciltte gerginlik oluşturacak, kırışıklıklarınıza erken müdahale edecek bir maske arıyorsanız kavun en ideal maskelerden biri olacaktır. Aynı zamanda kavunu kullanarak hazırlayacağınız tonikler de ciltte tazeliği ve canlılığı mümkün kılacaktır. Bunun için 1 adet kalın kavun dilimini bıçakla kestikten sonra kabuğuyla beraber 1 su bardağı suyun içerisine alıp kaynatmalısınız.

Su kaynamaya başladıktan sonra ocaktan alıp ılımasını beklemelisiniz. Ilıyan suyu pamuk yardımıyla yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Sürme işlemi son bulduğunda yüzünüz yavaş yavaş gerilmeye başlayacaktır. Tamamıyla gerildikten sonra soğuk su kullanarak yüzünüzü temizlemelisiniz. Haftada 1 kez yapacağınız bu maske oldukça olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kavun Kabuğu Maskesi

Cilt bakımı için kavun kabuğu maskesi kullanmak isterseniz öncelikle kavunun kabuğunu çok parçalamadan, içini çıkarmalısınız. İçi boşalan kabuğu, sıcak suda güzelce yıkamalısınız. Sonrasında yüzünüzün üzerine örtüp yarım saat kadar o şekilde beklemelisiniz. Maske, yüzünüzün doğrudan nem almasını sağlayacaktır. Dolayısıyla gözeneklerden içeri alınan kavun, cildinize fayda sağlayacaktır.

 

 

Kavun kabuğunu kullanarak yapabileceğiniz bir başka maske kavun kabuğu rendeleyerek hazırlanmaktadır. Dilerseniz blender veyahut robot gibi araçlarla toz haline getirebileceğiniz kabukları, kendi sularıyla ıslatabilirsiniz. Sonrasında yüzünüze sürerek bir süre bekletmelisiniz. Bekleyen maskeyi 15 dakika sonra yıkayıp çıkardığınızda etkilerini hemen hissedebilirsiniz.

Kavun Çekirdeğinin ve Yağının Cilde Faydaları

Kavun kadar çekirdeği ve çekirdeğinden elde edilen yağ da bir o kadar faydalıdır. Kavun çekirdeğinin cilt lekelerini silikleştirdiği, cilde canlı bir görüntü kazandırdığı, nemlendirip onardığı bilinmektedir. Bunun yanında kavun çekirdeğinin gözaltlarına yerleştirildiğinde şişlikleri indirdiği de bilinen faydaları arasında yer almaktadır. Dudak çatlamalarına iyi gelen kavun çekirdeği aynı zamanda kuru bir cilde sahip olanlara da yarar sağlamaktadır. Yüzünüzde kuruluk söz konusuysa kavun çekirdeğini kullanarak nemlendirmeniz mümkündür.

 

.

 

 

Yeşil eriğin faydaları nelerdir?

Yeşil erik C vitamini, çözünebilir lif, potasyum, A vitamini ve fosfor yönünden zengin bir besindir. İşte en sevilen meyvelerden yeşil eriğin faydaları…

 

Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, eriğin faydaları hakkında bilgiler verdi.

Yeşil erik organik asit içeriği yüksek olan bir meyvedir. Tüm bu organik asitler vücudun alkali tutulmasına yardımcıdır.

Sitrik asit vücuttaki laktik asidi etkisiz hale getirebilir, bu sayede yorgunluğu önler.

 

 

  • Yumurta, et, balık, hindi gibi protein ağırlıklı besinlerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerin asit etkisini azaltır ve nötralizasyonu destekler. Bu sayede metabolizma da destekleneceğinden kilo verme süreçlerini olumlu etkiler.

    Yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tüketilmesi halinde kalsiyum emilimini artırır, diş ve kemik sağlığını destekler.

    Uygun bir kalsiyum/fosfor oranına sahiptir. Üstelik kalsiyum emilimini artıran maddeler de içerdiği için; çocuk ve yaşlı beslenmesinde yer alması gereken örnek bir besindir.

 

Çözünebilir lif açısından zengin bir besindir. Bu sayede hem sindirimi kolaylaştırır hem de kabızlık problemini önlemeye ve çözmeye yardımcıdır.

Düzenli kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendirir.

Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.

Demir emilimini artırır ve kansızlığı önler. Özellikle kırmızı et ve yumurta tüketimi sonrasında meyve olarak erik tercih edilerek demir biyoyararlılığı artırılabilir.

  • Anti-aging etkisi vardır, yaşlanmayı önler ve cildi yeniler. İçerdiği fitoflavonoidler ve vitaminler bağ doku yenilenmesi hızlandırırlar. Bu sayede kilo verme süreçlerini destekler ve daha sıkı bir vücut için yardımcıdır.

    Kan şekeri düzenlenmesine yardımcıdır ve muz, kivi, incir gibi kan şekerini hızla yükseltmez. Bu sayede kilo vermeyi destekler. Ara öğünler için ideal bir meyvedir.

    Eriği tuzla yemeyin

    Sağlıklı ve dengeli bir beslenmede günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bu meyvelerin mevsim meyvesi olması önemlidir. Bağırsak çalışmalarını düzenlemek, kilo vermeyi desteklemek, demir emilimini artırmak gibi yukarıda saydığımız etkilerinden faydalanmak için hazır mevsimi gelmişken günde 200 gram yeşil erik tüketilmelidir. 200 gr yeşil erik sadece 94 kaloridir. Tuz ile birlikte tüketimi vücutta ödem tutmasına neden olacağı için ve tuzun daha birçok zararı da olacağı için tuz ile birlikte tüketmeyin.

Ankara armudu, Türkiye’de İç Anadolu Bölgesinde özellikle Ankara yöresinde yetiştiriciliği yapılan kışlık armut çeşidi.

Piramidal bir büyüme gösteren Ankara armudunun ana dalları seyrek yan dalları ise sıktır. Pulcukları kiremitvari dizilmiş kahverengimsi, yuvarlak ve sivri, yaprak tomurcukları ile pulcukları sıkıca birbiri üzerine kapanmamış, ucu sivri şişkin çiçek tomurcukları vardır. Sarımsı-yeşil renkli yaprak sapı uzunca ve tüysüzdür. Yapraklar dikdötgensi-yumurta biçiminde üstü parlak koyu yeşil alt yüzeyi donuk mavimsi-yeşil kenarı hafif dişlidir. Meyve, yuvarlak, orta büyüklükte, kabuğu ince ve hafif pürüzlü olup, ortalama ağırlığı 140-160 gr civarındadır.

Meyve üretimi için başka bir armut çeşidine ihtiyaç duyar. İklim isteği bakımından yazları sıcak ve kurak, nem oranı bakımdan düşük şartlarda en iyi gelişmeyi ve meyve üretimini sağlar. Drenaj bakımından iyi, besince zengin hafif topraklarda yetişir. Ankara armudu aşıyla üretilir. En çok kışın yapılan kalem aşısı metodu uygulanır. Anaç olarak ayva, ahlatve diğer armut çeşitleri kullanılır.