Kadınların genel olarak hayatlarının en önemli dönemlerinden biri olarak tanımladıkları, hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük değişimlerin yaşanabildiği hamilelik döneminin en konuşulan, en merak edilen konularından birini ele alıyor, hamilelik belirtileri arasında ilk sıralarda yer alan bir konuyu inceliyoruz bugün: Aşerme!

MANAV

Halk arasında aşermekle ilgili çeşitli kabuller ve inanışlar varsa da aşermek nedir ne değildir tam olarak öğrenelim, hamilelikte aşerme ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor bilelim dedik. Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir, aşerme nedenleri nelerdir gibi sorulara yanıt bulduğumuz kapsamlı bir dosya hazırladık. 

Hamilelik dönemini ağız tadıyla geçirmeniz ve minik bebeğinize sağlıkla kavuşmanız dileğiyle diyor ve başlıyoruz!

Buyursunlar…

“Aşermek gerçek midir, psikolojik midir?” diyenler buraya: Aşermek nedir?

romper

Manav

Aşermek, Türk Dil Kurumu tarafından “Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek” şeklinde tanımlanırken halk arasında genel olarak hamilelik döneminde kadınların yaşadığı, herhangi bir “maddeyi” tüketmeyi aşırı istemek olarak biliniyor. Maddeyi diyoruz çünkü aşerilen maddenin mutlaka bir yiyecek olması gerekmiyor. Eminiz, siz de bugüne dek hamilelerin toprak, kömür gibi farklı maddeleri yeme istekleri ya da doğrudan yemeleri ile ilgili hikayeler duymuş ya da en az bir kez böyle bir duruma tanık olmuşsunuzdur.

Aşerme ile ilgili halk arasında genel geçer kabul edilen bilgilerden biri de zamansız bir şekilde gerçekleşmesi ve genel olarak mevsiminde olmayan yiyeceklerin istenmesidir. Kışın ortasında erik ya da çilek yeme isteği gibi. Ancak bu durum aslında her aşerme için doğru değildir, çünkü neyin aşerildiği çoğunlukla vücudun ihtiyaç duyduğu maddeye göre değişiklik gösterir.

Aşermeyle ilgili doğru sanılan yanlışlardan biri de bu durumu yalnızca hamilelerin yaşadığıdır. Aşerme hamilelerle özdeşleştirilmiş olsa da her insan hayatının belirli dönemlerinde ya da hayatı boyunca farklı maddelere karşı aşerme haline girebilir. Tam burada da devreye “Aşerme gerçek midir, psikolojik midir?” tartışmaları giriyor aslında. Zira aşerme hali birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Bu durumun yaşanmasına hem fiziksel faktörler hem çevresel etkiler hem de psikolojik etkenler neden olabilir.

Peki bu yeme arzusu neden oluyor, hamileler bu durumu en çok ne zaman yaşıyor, her hamile kadın böyle bir evreden geçiyor mu? Buyurun detaylarını birlikte öğrenelim.

Peki ya her hamile aşerir mi: Aşerme nedenleri

momtricks

MANAV

Öncelikle bilinmesi gereken “Her hamile kadın mutlaka aşerir.” gibi bir durum söz konusu değildir. Bazı kadınlar neredeyse hamileliklerinin tamamı boyunca bir şeylere karşı aşerme eğilimindeyken bazı kadınlar hiç böyle bir süreci geçirmeden doğum yapabilir.

Aşerme nedenleri de kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterir. Alanında uzman birçok doktora göre, aşermenin en temel nedenlerinden biri hormonal değişikliklerdir. Vücudun gebelik sürecine girmesiyle birlikte yaşanan hormonal değişimler hücrelerin farklı yiyeceklerde ya da maddelerde bulunan vitaminlere, minerallere ihtiyacını artırabilir.

Aynı şekilde vücutta hamilelikten de önce var olan eksiklikler (demir eksikliği, kansızlık, vitamin eksikliği vb.) hamilelik döneminde daha çok ön plana çıkabilir ve beyninizin vücuttaki eksikleri kapatma isteğinden dolayı bu durum da kendini aşerme olarak gösterebilir.

Bunların yanı sıra çevresel ve psikolojik faktörler de aşerme konusunda tetikleyici etkilerde bulunabilir. Araştırmalara göre eş tarafından yeterince ilgi görmeme, çok kalabalık bir evde yaşama, şiddete maruz kalma, çok yoğun kokulu yemeklerin pişirildiği yerlere maruz kalma, kötü beslenme ya da hamilelikten önce kötü beslenme gibi nedenler de hamile kadınların aşerme halini sık sık yaşamalarında etkili.

Beklenmedik anlarda olur derler ama: Aşerme ne zaman başlıyor?

workingmother

MANAV

“Aşerme ne zaman başlar?” sorusuna gelirsek, tahmin edebileceğiniz gibi bu sorunun her kadın için geçerli tek bir yanıtı yoktur. Ama birçok jinekoloğa göre aşerme hali ilk trimesterde başlar, ikincisinde yoğunlaşır ve üçüncüde azalır. ‘Trimester’ nedir derseniz, trimester 9 ay olarak kabul edilen hamilelik sürecinin 12’şer haftalık periyotlara bölünmüş halidir. Yani aşerme hali ilk 12 haftada kendini göstermeye başlar, 12-24 hafta arasında yoğunlaşır ve 24-36 hafta arasında azalarak biter diyebiliriz.

Ancak birçok hamile kadının aşerme nedenine bağlı olarak bu durumu ilk 12 hafta içinde yaşayıp atlattığı da bilinmektedir. Eğer vücuttaki yararlı maddelerin eksikliğine bağlı olarak oluşan bir aşerme söz konusuysa ilk 12 hafta içinde tüketilenler tüm bu ihtiyacı kapatmaya yetebiliyor.Ancak aşerme halinin altında yatan nedenler ilgisizlik, saygı ve sevgi görememe gibi daha çok psikolojik etkenlerse aşerme hali 12-24 hafta içinde de yoğun olarak devam ediyor, hatta doğum ve doğum sonrası da uzayabiliyor.

Bu nedenle her kadının kendi duygu ve düşüncelerine dikkat etmesi, ne sebeple sık sık aşerdiğini doktoruna da danışarak saptamaya çalışması hem bebeğin hem de kendisinin sağlığı için oldukça önemli.

9 ay sürer mi dersiniz: Hamilelikte aşerme ne zaman bitiyor?

rd

Manav

İlk 12 ya da 24 hafta içinde azalması ve hatta bitmesi beklenen aşerme durumu genel olarak 9 ay boyunca devamlı olarak sürmüyor diyebiliriz. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi bu, aşerme sebebine bağlı olarak büyük değişiklikler gösterebiliyor.

Hamileler hep aynı yiyecekleri aşermiyor aslında: Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir?

Hamilelikte aşerilen yiyecekler de kişiden kişiye değişiklik gösteriyor tabii. Bu durumu belirleyen faktörler arasında da yine hamile olan kişinin vücudunda bulunan maddelerin eksikliği/fazlalığı, beslenme düzeni gibi durumlar etkili oluyor. Tabii sadece bu kadarla da sınırlı değil, kişinin çocukluğundan bu yana süregelen beslenme alışkanlıkları, yaşadığı bölge, hormonlarındaki ve psikolojisindeki değişimler de etkili oluyor.

Küçük bir örnekle açıklamak gerekirse, Tekirdağlı olan ve artık bambaşka bir yerde yaşayan bir kadın, hamileliği süresince uzun süredir yeme fırsatı bulamadığı Tekirdağ’ın meşhur kirazlarını aşerebilir. Bu durum eski beslenme alışkanlıklarının, eskiden yaşadığı yerin coğrafi özelliklerinin ve tabii ki hormonlarının etkisiyle gerçekleşir.

Bu örnekten de anlayabileceğiniz gibi hamile bir kadının aşermesi için birçok sebep söz konusu olabilir. Asıl önemli olan aşermenin vücuttaki bir maddenin eksikliğinden olup olmadığını kavramaktır ki bu da hamile bireyin doktoruna danışarak ve gerekli görülen testleri yaptırarak öğrenebileceği bir bilgidir. Zira vücutta eksik bir madde nedeniyle aşerme gerçekleşiyorsa bu eksikliklerin kapatılması hem hamile kadının hem de bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir.

Araştırmalara göre hamilelik dönemindeki kadınların çoğunluğu çikolata, bal, ve meyve gibi tatlı yiyecekler aşerir. Bu durumun en temel sebebi hamilelik dönemindeki kadınların kan şekerinin düşmesidir. Vücut düşüşe geçen kan şekerini düzenleyebilmek için tatlı yemeye teşvik eder.

Canı tuzlu yiyecekler yemek isteyen kadınlarda ise bu durumun temel sebepleri vücuttaki sodyum eksikliği ve kan hacminin artmasıdır. Bu eksikliği gidermek ve artan kan hacminin ihtiyaç duyduğu sodyumu vücuda dahil etmek isteyen beyin, krakerden turşuya kadar birçok tuzlu yiyeceği aşermenize neden olabilir.

Limon, portakal gibi asitli yiyeceklere aşeren kadınlarda bu durumun nedeni ise mide asidinin ya da C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminlerin eksikliği olarak görülür. Bu durumda da doktorun önerdiği yiyeceklerle vücuda ihtiyaç duyduğu takviyeyi yapmak önemlidir.

Yiyecek olmayan şeyleri aşerme: Pika nedir, bu durumla nasıl baş edilir?

30seconds

MANAV

Gelelim en önemli kısma, yani yiyecek olmayan maddelerin aşerilmesine. Eğer hamile bir kadın toprak, kömür, kum gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek istiyorsa bu durum “pika” olarak adlandırılır ve pika durumu hem bebeğin hem de anne adayının sağlığını tehlikeye atabileceğinden baş edilmesi gereken bir sorun olarak ele alınabilir.

Çoğunlukla demir gibi çeşitli minerallerin vücutta yeterince bulunmamasından kaynaklanan bu pika halinden kurtulmak için mutlaka doktora danışılması ve vücutta eksik olan maddelerin bir an önce tespit edilip buna uygun ve sağlıklı alternatiflerin bulunması gerekir.

Aşırı kilo almak istemeyen, aşerdiği maddeyi bulamayanlar buraya: Aşerilen maddeyi yenilmediğinde ne olur?

romper

MANAV

Hamilelik döneminde sık sık aşerme durumu yaşayan kadınların en temel sorunlarından biri de aşerdiği her yiyeceği yiyip yememeye karar verme aşamasıdır diyebiliriz. Bu aşamada tercihlerinizi elbette hem kendi hem de bebeğinizin sağlığını düşünerek yapmanız gerekir.

Aşerdiğiniz yiyeceği bir türlü bulamıyorsanız ya da her aşerdiğinizi yemek istemiyorsanız hiç endişelenmeyin, zira alanında uzman birçok kadın doğum uzmanına göre aşerdiğiniz yiyeceğin bire bir aynısını yemeniz zaten gerekmiyor. Burada önemli olan aşerdiğiniz yiyeceğin içinde bulunan hangi maddeye vücudunuzun ihtiyaç duyduğu.

Yine bir örnekle açıklamak gerekirse, eğer canınız şerbetli bir tatlı, mesela baklava istediyse büyük bir ihtimalle kan şekerinizin biraz yükselmeye ihtiyacı var demektir. Eğer siz baklava bulamadığınız için üzülüyor ya da aşırı kilo almamak adına baklava yemeyi tercih etmiyorsanız bu durumda çok daha sağlıklı bir meyve yiyerek bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

“Ne yersem yiyeyim olmuyor, mutlaka o baklavayı yemem gerek, aşeriyorum” gibi bir duygu içindeyseyseniz bu aşerme halinin altında psikolojik nedenler de yatıyor olabilir tabii. Bu durumda da mutlaka uzman doktorunuzdan destek almalı, onun yönlendirmeleriyle hareket etmelisiniz.

Tüm hamilelerin ağız tadı ve sağlıkla dolu bir gebelik geçirmeleri ve minik bebeklerine sağlıkla kavuşmaları dileklerimizle.

Hamile kadınları neler aşerdiklerine dair birbirinden ilginç örnekleri görmek isterseniz Hamile Kadınların Akla Hayale Gelmeyen Şeyler Aşerebildiğinin Kanıtı 15 Örnek yazımıza da bekleriz.

Havuç Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turuncu, beyaz, mor ve siyah gibi çeşitleri bulunan havucun ülkemizde en çok tüketilen türü turuncu havuçtur. Özellikle göz sağlığına olan faydaları ile bilinmektedir. Kendisi kadar suyu da şifa kaynağı olan havuç hakkında merak ettiklerinizi aşağıdaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Çankaya Manavi 

Dikmen Manavi 

Ankara Manavi

Aşeren Manavi 

Hamile Manavi

Havuç, genellikle göz sağlığına olan yararları ile bilinen, büyük-küçük her yaştan kişinin severek tükettiği bir sebzedir. Halk arasında daha çok meyve olarak bilinir ancak, bitki dünyasında sebze sınıfında yer almaktadır. Ülkemizde yaygın olarak tüketilen turuncu havuçtur. Mor renkteki havuç şalgam ve turşu yapımında tercih edilmektedir. Araştırmalar, havucun en fazla tüketilen besinler arasında ilk sralarda yer aldığını göstermektedir.

Havuç Anadolu’nun farklı bölgelerinde çok değişik isimlerle tanınan bir sebzedir. Bal kamış, gelin parmağı, yere batan bu isimlerden birkaç tanesidir. Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika ve Akdeniz civarında çok yayın yetişmektedir. Havuç ülkemizde de birçok bölgede yetiştiriciliği yapılan bir sebzedir. Havucun 60 civarında türü bulunmasına karşın en çok tüketilen türleri 5-6 adet kadardır. Havuç ve çeşitleri vitamin yönünden çok zengin olmalarıyla bilinmektedir.

Havucun A vitamini yönünden zengin olduğu herkesçe bilinir. Beta karoten denince akla ilk gelen sebzelerden birisi olmakla da meşhurdur. İçeriğindeki vitaminler ve yararlı maddeler sayesinde havuç çok sayıda hastalık için mucizevi bir sebzedir. Havucun cilt ve göz sağlığına olumlu etki yaptığı da bilinmektedir. Havucun faydalarından yararlanabilmek için doğrudan çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi suyunu sıkarak, salatalara koyarak, yemeklerde kullanarak da tüketebilirsiniz.

Havuç Nedir?

Daucus carota yani havuç, Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından bir sebzedir. Her ne kadar meyve olarak tüketilse de, literatürde sebze olacak geçmektedir. Saplarından faydalanılmaz ve koni biçimindeki etli kök kısmı için yetiştirilir. Havuç iki yıllık otsu bir kültür bitkisi olarak bilinmektedir. En bilinen havuç türü turuncu renkte olanıdır.

Asya kökenli bir bitki olduğu bilinen havuç, muhteşem bir A vitamini kaynağıdır. Göz sağlığı için gerekli olan A vitamini ihtiyacını karşılamak için özellikle çocuk yaştan itibaren, sık sık havuç yenmesi önerilmektedir. Bir porsiyon havuçta %10 K vitamini, %6 C vitamini ve %2 kalsiyum bulunmaktadır.

Havucun Özellikleri Nelerdir?

Havuç kökleri sebze olarak tüketilen bir bitki türüdür. İki yıllık bir bitki olan havucun kökleri, elverişli topraklarda 1 metre derinliğe kadar inebilmektedir. Olgunlaşan havuçlar topraktan çıkarılarak temizlenir. Havucu topraktan çıkarma işlemi sonbahar aylarında yapılmaktadır.

Havuç vitamin bakımından zengin olma özelliği ile bilinir. Havucun %87’lik büyük bir kısmı sudan oluşmaktadır. A vitamini açısından zengin olan havucun, 100 gramda 6 mg kadar karoten olduğu bilinmektedir. Bunun dışında B1, B2 vitaminleri de havucun içeriğinde var olan vitaminlerdendir. Vitaminler dışında kalsiyum, demir gibi mineraller de havuç içinde barınmaktadır.

Havucun ülkemizde en çok mor ve siyah olanı üretiliyor olsa da tüketim açısından en çok tercih edileni turuncu havuçlardır. Türkiye’deki havucun %35 ila %40’lık bölümü Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yetiştirilmektedir. Ankara’yı Konya, Antalya, Hatay, Mersin, İzmir ve Güney Marmara takip etmektedir.

Ilıman iklimleri seven havuç, derin ve serin topraklarda yetiştiği için soğuğa karşı da dayanıklı bir bitkidir. Topraktaki mineralleri çekerek çok fazla yorduğu için üst üse üç yıl ekilmemesi önerilmektedir. Aksi halde istenildiği kadar verim alınmakayacaktır. Havucun ekildiği toprağa gübre verilecekse, sonbahar ayları seçilmelidir.

Gübre verilir verilmez havuç ekilirse, yetişen mahsulün renginde bozulma olmaktadır. Bu nedenle genellikle; lahana, salatalık ve marul gibi bitkilerden sonra ekilmesi önerilmektedir. Verimli bir hasat yapmak için toprağın sonbahar aylarında iyice bellenmesi gerekir. Tohum ise ya serpme yöntemiyle ya da çizgi şeklinde ekilmelidir. Her iki ekim şekli de uygundur fakat çizgi şekli daha çok önerilmektedir.

Ekimden önce toprak tahtalara ayrılır, tohumlar serpildikten sonra tırmıkla üzeri kapatılır. Üzerine bastırılarak toprakla iyice temas etmesi sağlanır. Yaklaşık bir ay sonra yeşillenir. Ancak bu süre zarfında toprağın yabancı otlar ile sarılmasına izin verilmemeli ve sık sık çapalanarak temizlenmelidir. Havucun kök kısmının serinde kalması gerekir. Eğer toprak sıcaklığı çok yükselirse boylarının kısa ve bodur kaldığı görülmektedir.

Havuç Çeşitleri Nelerdir?

Havucun çok sayıdaki çeşidi içinde özellikle altı tanesi çok bilinen türlerdir. Turuncu, kırmızı, sarı, beyaz, mor ve siyah havuç en faydalı olan türlerindendir. Turuncu havuç çoğunlukla Avrupa ve Orta Doğu civarında yetiştirilmektedir. Kırmızı havucun ana vatanı Hindistan ve Çin’dir.

Sarı havuçların yetiştiriciliğinde Orta Doğu ilk sıradadır. Beyaz havuç diğerlerinden farklı olarak Afganistan, İran ve Pakistan bölgelerinde yetişmektedir. Uzak ve Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye’de en çok yetiştirilen türü ise mor ve siyah havuçlardır. Siyah havuç ülkemizde özellikle Adana yöresinde meşhur olan, şalgam suyu yapımında kullanılmaktadır.

Havucun Faydaları Nelerdir?

İçeriğindeki beta karoten sayesinde kanseri önlemede oldukça önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle prostat kanserine karşı korucuyu olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bir diğer araştırmada sigara tüketenler arasında havucu bolca yiyenlerin yemeyenlere göre kansere daha az yakalandıkları görülmüştür. Güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği nedeniyle serbest radikallerle savaşır, kanın temizlenmesini sağlar.

Havucun akciğer kanserine neden olan maddelerin yıkımında etkili olduğu bilinmektedir. Havucun kendisi dışında özütünün de lösemi hücrelerinin üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Mantar hastalığına iyi geldiği de havucun bilinen bir diğer faydasıdır.

A vitamininin göz ve cilt sağlığı üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bol A vitaminli havuç göz hastalıklarına karşı gözleri korurken antioksidan etkisiyle de cildi temizler ve sağlıklı kalmasını sağlar. Saçlarda ve tırnaklarda vitamin eksikliği sonucunda görülen rahatsızlıkların engellenmesi için havucu bolca tüketebileceğiniz gibi havuç maskesi olarak cilde uygulayabilirsiniz.

Havucu sadece vücudu toksinlerden arındırmak için bile tüketebilirsiniz. Havuç bu faydalarından başka, kalp hastalıklarına, beyin sağlığına, hücrelerin onarılmasına, bağırsakların düzenli çalışmasına ve diş eti hastalıklarına karşı faydalı bir sebzedir. Damar tıkanıklığını önler ve dolayısıyla da kalp sağlığını korur.

Lifli bir besin olduğu için bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar, sindirim sistemi için çok önemlidir. Midenin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Bağırsaklarda oluşan zararlı parazitlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Havuç önemli bir antiseptiktir. Rendelenmiş veya haşlanmış havucu deri üzerindeki sivilce veya yaralar üzerine sürdüğünüzde, enfeksiyonların azaldığını ve geçtiğini gözlemleyebilirsiniz.

Bu saydıklarımızdan başka organların daha sağlıklı çalışmasını ve yağların atılmasını sağlayan havuç; karaciğer ve safra sağlığı için de çok faydalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar havucun inme ve felç geçirme riskini büyük oranda azalttığını ortaya koymaktadır.

Havuç Nasıl Tüketilir?

Havucun faydalarını alabilmek için en sağlıklısı çiğ olarak doğrudan ya da salataların içinde tüketmektir. Pişmiş olan havuçta şeker oranında yükselme görülür. Aynı şekilde suyunun sıkılması halinde de fruktoz açığa çıkmaktadır. Çiğ olarak yenemiyorsa bir diğer öncelik turşu olarak tüketmek olmalıdır.

Kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş havucun besin değerleri kaybolmaktadır. Ancak toprak içerisinde yetişen bir bitki olduğu için, yemeden önce iyice yıkanmasına özen gösterilmelidir. Eğer diş etleriniz çok hassas ve ısırarak yiyemiyorsanız, suyunu çıkararak da tüketebilirsiniz. Son yıllarda mutfaklarımızın vazgeçilmezi olan ve hayatı kolaylaştıran katı meyve sıkacaklarından bu konuda yarım alabilirsiniz.

Yukarıda havucun nasıl bir bitki olduğundan, yetişme özelliklerinden ve en önemlisi faydalarından bahsettik. Sizler için kapsamlı bir şekilde hazırladığımız bu yazının aklınızdaki soru işaretlerini gidermesini ve faydalı olmasını umuyoruz. Saydığımız bu kadar çok özelliğe sahip olan havucu artık daha çok tüketmeli ve sağladığı olumlu etkilerden faydalanmalıyız.

Havuç dünyada en çok tüketilen sebzelerden biridir. Çalışmalar, havuçların neredeyse 500 fitokimyasal maddeyi içerdiğini göstermektedir. Bir bardak havuç suyu yetişkinlerin temel beslenme ihtiyaçlarının yaklaşık % 70’ini sağlamaktadır.

Havucu seviyor musunuz? Ne sıklıkla ve ne kadar tüketiyorsunuz?
Havucu ısırarak mı yoksa suyunu sıkarak mı tüketiyorsunuz?
Aşırı tüketimde herhangi bir zararına maruz kalanlarınız oldu mu?
Havuç yetiştiriciliği hakkında yazımıza eklemek istediğiniz bir bilgi var mı?

Ahududu Nedir? Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ağaç çileği, dağ çileği, frambuaz gibi isimlerle de bilinen ahududu Gülgiller familyasından, böğürtlen benzeri, çalı şeklinde dikenli bir bitkidir. Ahududunu daha sık tüketmenizi sağlayacak faydalarını ve bitkinin özelliklerini sizin için bu yazımızda anlattık

 

Bu makalemizde sizlere özellikle yaş pastaların vazgeçilmezi , kırmızı meyveler içerisinde antioksidan özelliği oldukça yüksek olan ahududunu anlatacağız. Bilimsel adı Rubus idaeus olan meyve kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun engellenmesinde çok önemli bir göreve sahiptir.

Ülkemizde Ege, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yetişen meyve halk arasında ağaççileği olarak da bilinmektedir. Çok yıllık bir türdür. Meyvenin yetiştiği bitkinin gövde kısmı dikenlerle kaplıdır. Sık olarak orman bölgelerinde yetişir ama nadir olarak başka alanlarda yetiştiği de görülmüştür.

 

Bitkinin üzerinde salkım halinde beyaz çiçekler açar. Bu çiçekler zaman içinde olgunlaşır ve ahududu meyvesi halini alır. Ahududu ülkemizde birçok tatlı tarifinde kullanılır. Zaten ahududu meyvesi de genellikle tatlı, hafif mayhoş bir meyvedir.

 

Ancak asıl kullanım şekli elbette meyvelerinin taze olarak tüketilmesidir. Meyvesini direkt olarak tüketemeyenler suyunu sıkarak da fayda sağlayabilirler.  Çok fazla kullanımda alerjik reaksiyonlara ve mide bulantısına yol açabilir. İdrar söktürücü ve iştah açıcı gibi özellikler nedeniyle tıp alanında da kullanılan ahududunun genel olarak faydaları şunlardır;

  • Meyvenin içerisinde bulunan çeşitli maddelerin damar ve doku büzücü bir etkisi mevcuttur. Böylece diareyi kesebilir.
  • Kadınların bazı dönemlerinde görülen beyaz akıntının fazlasının kesilmesinde etkilidir.
  • Regl dönemlerini düzensiz yaşayan kadınların da imdadına yetişen meyve, düzene sokabilme yeteneğine sahiptir.
  • Hamile kalmadan önce ve hamileyken rahatlıkla tüketebileceğiniz meyve, hamileler için daha faydalıdır.
  • Doğum sancılarının azalmasına, doğumun rahat geçmesine etki eder. Doğum olmadan önce tüketildiğinde rahimde görülen kasılmaların düzene girmesinde etkilidir.
  • İnsan sağlığı için güçlendirici, zinde olmaya yardımcı önemli bir meyvedir.
  • Yaz günlerinde serinlemek için soğuk soğuk ahududu meyveleri tüketilebilir.
  • Yüksek ateşin düşürülmesinde ve enfeksiyonların ter yoluyla vücuttan atılmasında etkilidir.
  • Grip, nezle gibi hastalıklarda terlemede önemi büyüktür. Bu nedenle bu süreçte ahududu bolca tüketebilirsiniz.
  • Bademcik iltihapları ve boğazda görülen ağrıların giderilmesinde iyileştirici etkisiyle bilinir.
  • Diş eti kanaması sorunu olan kişiler, ağız bölgesinde ülseri olanlar bu sorunlardan kurtulmak için ahududunu tüketebilirler.
  • Antioksidan etkilidir. Domatesten 10 kat daha fazla antioksidan içermektedir.
  • Stresi azaltır, vücuda rahatlık hissi verir.
  • Kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun önüne geçer. Var olan kanser hücrelerinin yok olmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki bakteri ve mantar oluşumlarını önler, bu hücrelerin inhibe olmasını sağlar.
  • C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı yüksek koruma sağlar.
  • Lif açısından zengin olan besin bağırsak hareketlerini hızlandırır, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Ketones adı verilen bileşikler sayesinde metabolizmayı hızlandırır. Yağ yakımına yardımcı olan meyve diyet yapanların da en çok tercih ettiği besinler arasında yer almaktadır.
  • Ciltteki kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur. Bu sayede cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlayarak, yaşlanmayı geciktirir.
  • Hafızayı kuvvetlendirir. Özellikle yaşın ilerlemesiyle meydana gelen unutkanlık ve bunama gibi sorunların daha az yaşanmasını sağlar.
  • Omega-3 yağ asitleri içermektedir. Omega-3 yağ asitleri; beyin gelişimi ve bilişsel  işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli esansiyel yağ asitleridir. Bunlar vücutta üretilmediğinden dışarıdan alınmaları gerekmektedir. Kalp sağlığı gerekli olan Omega-3 yağ asitleri; hamsi, somon, istavrit ve uskumru gibi balıklarda bulunmaktadır.
  • Omega-6 yağ asitleri içermektedir. Omega-6 yağ asitleri; bağışıklık ve beyin fonksiyonlarını düzenler, kan basıncını kontrol eder ve kanın pıhtılaşması konusunda görevlidir. Ayrıca saçların ve cildin sağlığı için faydalı olan bu yap asitleri kemik gelişiminden kalp sağlığına kadar birçok konuda faydalıdır. Avokado, ayçiçeği, fıstık ezmesi, birçok balık türü, keten tohumu, zeytinyağı, mısırözü yağı, susam ve ceviz Omega-6 yağ asitleri barındıran besinlerdir.
  • Egzama ve sedef gibi en sık rastlanan cilt hastalıklarının tedavisinde yardımcıdır.
  • Kan basıncını düşürerek, yüksek tansiyonu önler.
  • Erkeklerde sperm kalitesini, kadınlarda doğurganlığı artırmaktadır.
  • Yine benzer şekilde erkeklerde sperm sağlığını koruyan meyve, hamilelikte düşük yapma olasılığını düşürmektedir. Bu nedenle doktora danışmak şartıyla gebelik döneminde tüketilmesi uygundur.
  • Saçların daha sık ve sağlıklı uzamasını sağlar.
  • Kronik kabızlık sorununa çözüm olmaktadır. Bunu yüksek lif içeriği sayesinde yapmaktadır.
  • Demir eksikliğine bağlı anemi, verem ve eklem romatizması gibi ciddi hastalıklara yakalanma riskini düşürür. Var olan hastalıkların tedavisinde yardımcıdır.
  • Maske yaparak yüze sürüldüğünde ya da ahududu içeren kozmetik ürünler kullanıldığında, yüzdeki akne ve sivilcelerin azaldığı tespit edilmiştir.
  • Birçok kanser türünün tedavisine destek olan meyve özellikle lösemi hastalarının kullanması için uygundur.
  • Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlar.
  • Bademcik iltihabına iyi gelir.

Ahududu Nedir?

Ahududu Nedir?Frambuaz olarak da bilinen ahududu, Gülgiller familyasından, kırmızı renkli, tatlı bir meyve türüdür. İsim anlamı olarak ahu ve dut kelimelerinden bir araya gelmiştir. Ahu ceylan anlamına gelir. Yani harfi harfine ceylan dutu anlamındadır. Ahududunun çiçek hali, arıların vazgeçilmez nektarıdır.

Ahududu, ülkemizde sıklıkla böğürtlen meyvesi ile karıştırılmasıyla ün yapmıştır. Görünüş bakımından çileğe de benzerliği olan meyvenin mevsimi yaz ve sonbahar aylarıdır. Ahududunun kökeni aslında Gülgiller ailesidir.

Ahududu Amerika, Avrupa ve Asya’nın birçok bölgesinde yetiştiriciliği yapılan yaygın bir meyvedir. Ancak meyvenin anavatanının neresi olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Meyvenin yetiştiği bitkinin bilimsel anlamdaki ismine bakıldığında Türkiye’nin Ege bölgesi civarı olduğu düşünülebilir.

                             Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?

Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?Meyve olarak tükettiğimiz tatlı, kırmızı ahududu dışlında bir de yabani olarak yetişen bir türü vardır. Bu çeşit, daha çok ticari olarak bulunur ve yaz aylarında kısa bir dönem için yetişir. Vahşi bir türdür ve meyve olarak tüketilen ahududunun aksine sürekli meyve veren bir bitkidir.

                                  Ahududunun Özellikleri Nelerdir?

Ahududu Bitkisinin Özellikleri Nelerdir?

Dikenli ve çalı formunda olan ahududu halk arasında genellikle böğürtlen ile karıştırılmaktadır. Ancak görünümleri ve tatları oldukça farklıdır. Yüksek C vitamini içeren ve hastalıklara karşı koruma sağlayan meyvenin genel özellikleri şunlardır;

  • Ahududunun bitkisi oldukça kuvvetlidir ve kolayca yayılabilirler.
  • Ülkemizde Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yetişmektedir.
  • Genellikle ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen bitki, ticari amaçla da yetiştirilmektedir.
  • Boyları 30 – 150 cm arasında değişmektedir.
  • Gövdesi dikenli ve çalı görünümündedir.
  • 3-5 parçalı olan yapraklarının uç kısımları sivridir.
  • Bitki yılda iki kez sürgün verir. Sürgünlerin ayrılması için ilkbahar mevsiminde bitki sınırlarına işaret konur. İşaret dışında kalan sürgünler kazılıp çıkartılır.
  • Sürgünleri iki yıl vermesine karşın bitkinin kendisi çok yıllık bir bitkidir.
  • Bitki güzel bir kırmızı renge sahiptir ve genellikle tatlıdır. Nadir olarak tam olgunlaşmamış olanlar ekşimsi olabilir.
  • Bitkinin çiçekleri bahar aylarında beyaz renkte açarlar. Dalların ucunda oluşan çiçekler 5-10 taneden oluşan bir salkımı meydana getirmektedir.
  • Meyvesi güzel kokulu, küre biçiminde ve kırmızı renktedir.
  • Meyveler Temmuz ve Ağustos aylarında olgunlaşmaktadır.

                              Ahududu Nasıl Kullanılır?

Ahududunun KullanımıAhududu bitkisinin yaprakları taze ya da kurutulmuş olarak bulunabilir ve diğer bitkilerle karıştırılarak bitki çayı biçiminde tüketilebilir. Ahududu yapraklarının alt kısımları gümüş ve beyaz renklerindedir. Buradan ayırt edebilirsiniz.

Bitki çayı olarak tüketilmesinin dışında bitkinin meyvesi herhangi bir işlem yapmaksızın tüketilebilir. Ayrıca tatlılarınızda, pastalarınızda süsleme olarak ya da aroma olarak kullanabilirsiniz. Ahududunu, doğru şartlarda saklarsanız kış aylarında da kullanmanız mümkündür.

Meyveyi buzdolabı poşetlerinde saklayabilir ve kışın tatlı tariflerinizde yer verebilirsiniz. Ayrıca aşırı olgunlaşmış ahududularından reçel yapılabilir. Başka benzer tatlardaki meyvelerle karıştırılarak çeşit çeşit reçeller hazırlanabilir.

                         Ahududunun Faydaları Nelerdir?

Ahududunun Faydaları Nelerdir?

C vitamini açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan meyve; pektin, şeker, demir ve organik asitler bulundurmaktadır. Yaprakları da en az meyvesi kadar faydalıdır. Bitkinin yaprakları çiçekli haldeyken toplanıp kurutulursa çay şeklinde tüketilebilir.

 

 

 

 

Avokado Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından vücuda birçok faydası bulunan avokadonun sıklıkla tüketilmesi gerekmektedir. Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermez. Avokadonun tüm faydalarını öğrenmek için  okurları için hazırladığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Tropik iklimlerde yetişmekte olan avokado, yeşil kabuğu ve beyaz iç kısmı ile olgunluk döneminde taze olarak tüketilen meyvelerden biridir. Lezzeti ile salatalara farklı tat katan ve meyve olarak tüketilebilen meyve, çekirdekli bir yapıya sahiptir. Avokadonun anayurdu Orta Meksika’dır. Defnegiller familyasından olan avokado, tam olgunlaşmadığında tadı buruk olan bir meyvedir.

Sıcak iklimlerde yetişebilen avokado, don olaylarının görüldüğü iklimlerde yetişmeye elverişli değildir. Sağlık için oldukça faydalı olması içeriğindeki oldukça faydalı vitamin ve minerallerin bulunmasındandır. Türkiye’nin birçok köşesinde yetişmeye uygun özellikte olan avokado, don olaylarının görülmesi ile meyve vermemesinden dolayı sıcak iklimlerde yetiştirilmektedir.

Yenerek tüketildiği takdirde sağlık için oldukça faydalı olan avokadoyu cilt maskesi olarak da kullanmak ve sonucundan memnun kalmak mümkündür. Satın alırken olgun avokadoyu seçebilmek için kabuğu parlak ve çok sert olmayanları seçmek gerekir. Avokado hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için araştırdık.

 

Avokado Nedir?

Avokado Nedir?Faydaları saymakla bitmeyen tropikal meyve avokado, çekirdekli ve yeşil kabukları olan bir meyvedir. Soğuk havalara karşı dayanıksız olmakta ve sıcak iklimlerde daha verimli bir şekilde yetişmektedir.

Meyve kategorisinde yer almasına karşın salata ve bazı yemeklerde tıpkı bir sebze gibi tercih edilmektedir. Taze olarak tüketilen avokadonun yanı sıra, avokado yaprağı ve avokado yağı gibi seçenekler de güzellik ve sağlık için uygun alternatifler arasındadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi nedeniyle avokadoyu sık sık tüketmekte fayda vardır. Besin değeri açısından bakıldığında; karbonhidrat, yağ, su, lif ve protein içerdiği görülmektedir. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığında şeker oranı oldukça düşüktür. 100 gram avokadoda 1,8 gram karbonhidrat bulunmaktadır.

Avokadoyu ortasındaki çekirdek çıkarıldıktan sonra sade olarak yiyebileceğiniz gibi salatalara, smoothielere, yemeklere, sandviçlere ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?Avokadonun, yetiştiği bölgeye ve tohum türüne göre farklılık gösteren birçok çeşidi bulunmaktadır. Bütün avokado çeşitlerinin soğuğa karşı dayanıksız olmalarından dolayı, avokado yetiştiriciliği genellikle sıcak iklimlerde yapılmaktadır.

Ağırlıkları, kabukları ve şekilleri itibariyle farklılık oluşturan avokado çeşitlerinin başında Bacon çeşidi gelmektedir. Yapraklarındaki anason kokusu ve kolay soyulma özelliği ile diğer çeşitlerden ayrılmaktadır. Diğer çeşitlerden biri olan Hass, A tipi çiçeklenme özelliği ile Bacon türüne nazaran yapraklarında anason kokusu hissedilmeyen çeşididir.

Fuerte, Zutano ve Ettinger gibi avokado çeşitleri de, birçok ortak noktası bulunmasına rağmen, bazı farklılıklar nedeniyle, avokado çeşitliliğini oluşturan meyvelerdir.

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?Armut şeklindeki görüntüsü ile koyu yeşil kabuklara sahip olan avokado, farklı özelliklere sahip çeşitleri ile birçok şekilde görülmesi mümkün olan meyvelerdir. Aşılama yöntemi ile çoğaltılması mümkün olan avokado, rüzgara ve soğuğa karşı dayanıksızdır.

Sera avokadosu yetiştirilecek yerlerde uygun şartların sağlanmasının ardından avokado yetiştiriciliğinin yapılması, istenilen verimin elde edilmesini sağlar. İlkbahar mevsiminin başlangıcı ile dikim zamanı gelen avokado, don zamanı gelmeden hasat alınması gereken bir meyvedir.

Avokado meyvesinin etli kısmının yapı bakımından oldukça zengin olması, bu meyvenin yağının çıkarılarak birçok hastalığa şifa bulmak amacıyla kullanılmasına olanak sunmaktadır. İçi olgunlaşmış avokadoyu yumuşak olmasından anlamak mümkündür. En iyi olgunlaşma sürecini ağaç dalında yaşayan avokado, evde de birkaç gün içinde olgunlaşabilmektedir.

Avokadonun Faydaları Nelerdir?

Avokadonun Faydaları Nelerdir?Küçük bir meyve olmasına karşın faydaları kendinden büyük olan avokadonun başlıca faydaları arasında, kalp sağlığını koruyor olması gelmektedir. Sonrasında bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi, tüketenlerin daha dinç ve sağlıklı olmalarını sağlamaktadır.

Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermemesi de birçok kişinin tüketmesi açısından uygundur. Avokadonun genel faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Protein ve pek çok mineral bakımından zengin olan tropikal meyve, gebelerin ve çocukların beslenmelerine artı değer kazandırmaktadır.
  • İçeriğinde bulunan yoğun demir vitamini sayesinde kansızlık sorunu ortadan kalkar.
  • Tansiyon ve kolesterolün dengelenmesinde oldukça etkili olmakta ve üreme fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasını sağlamaktadır.
  • Çeşitli cilt hastalıklarını içeriden tedavi edici özelliğinin yanı sıra, cilt maskesi olarak düzenli uygulandığında cildin pürüzsüz ve parlak olmasını sağlamaktadır.
  • C, K, E, B5 ve B6 ile potasyum, folat, magnezyum, demir, çinko, fosfor, manganez vitaminlerini içermektedir. Bu sayede çok yüksek besleyicilik özelliği bulunmaktadır.
  • Muzdan daha fazla potasyum içeren meyve özellikle tansiyon hastaları için uygundur. Potasyum kan damarlarındaki gerilimi hafifleterek, tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.
  • Meyvenin %77’si yağdan meydana gelmektedir. Fakat bunun çoğunluğu oleik asitten oluşmaktadır.
  • Vücuttaki ölü hücreleri temizler.
  • Bebeklerde zihinsel gelişimi artırır.
  • Menopoz döneminde yaşanan sıkıntıların daha hafif atlatılmasını sağlar.
  • Ülser tedavisinde yardımcıdır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Depresyona girmeyi önler.
  • Doygunluk hissi vererek daha çabuk kilo vermenizi sağlar. Bu nedenle hemen hemen tüm diyet listelerinin içeriğinde bulunmaktadır. Doygunluk hissi veren bu meyve sık sık yeme isteğini ortadan kaldırmaktadır.
  • Günlük K vitamini ihtiyacının %25’ini karşılamaktadır. K vitamini ise kemik gelişimi için son derece önemlidir. Avokado, kalsiyum emilimini artırır ve idrarla atılmasını engeller. Bu sayede vücuttaki K vitamininin işlevini gerçekleştirmesini sağlar.
  • Böbreklerin düzenli şekilde çalışmasını sağlar.
  • Kalp ve damar sağlığını korur.
  • Gözlerin daha sağlıklı olmasını sağlar, göz hastalıklarından korur.
  • Kanser ve katarakt oluşumunu engelleyen beta-karotenler açısından zengin bir meyvedir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, bu sayede birçok hastalığın oluşma riskini azaltır.
  • Folik asit açısından zengindir. Aynı zamanda kişinin ruh halini iyileştiren ve mutlu hissettiren serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olur.
  • Lif açısından zengindir. Bu sayede bağırsakların düzenli çalışmasını ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını sağlar.
  • Midedeki şişkinliği ve hazımsızlığı önler.
  • Kronik kabızlığı ve ishali önler, kısaca bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Sağlıklı bir cilde kavuşmanız için gerekli olan tüm vitamin ve mineraller avokadonun içerisinde bulunmaktadır. Cildin daha parlak, ışıltılı ve canlı olmasını sağlar. Beta-karoten ve likopen adındaki organik bileşikler hücrelerin canlanmasını sağlayarak, erken yaşlanmayı önler.
  • Saçların sağlıklı olmasını ve daha hızlı uzamasını sağlar. Birçok kozmetik ürünü ve şampuanın içerisinde bu nedenle avokado bulunmaktadır.
  • Anti-enflamatuar özelliği ile vücuttaki iltihabı geçirir. Özellikle de romatoid artrit sorunu olanlar için çok faydalıdır.
  • Mide sorunlarından kaynaklanan kötü nefes kokusunu önler. Antibakteriyel ve antioksidan flavonoidler açısından zengin olan meyve ağız kokusuna neden olan bakterileri önler.
  • Karaciğer dostudur. Karaciğerin sağlığını koruyan bazı organik bileşiklere sahiptir.
  • Hamilelik döneminde oluşan sabah bulantılarını önler.
  • Antioksidan açısından zengindir. Prostat, deri, ağız ve meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı yüksek koruma sağlar. Hücreleri kanser oluşumuna ve serbest radikallere karşı korur.

Avokadonun Yan Etkileri Nelerdir?

Bir besin ne kadar sağlıklı olursa olsun çok fazla tüketildiğinde birtakım zararları olacaktır. Avokadonun da faydası olduğu kadar zararlı olduğu durumlar bulunmaktadır.

Bunlardan ilki hamile ve emziren kadınlar içindir. Her ne kadar sabah bulantılarını önlediği bilinse de çok fazla tüketilmesi zarar verebilir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde tüketilmesinde fayda vardır.

Aşırı hassas ve alerjik reaksiyonlara duyarlı kişilerde kızarıklık ve kaşıntı benzeri durumlar oluşabilir. Kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar da yemeden önce doktoruna danışmalıdırlar.

Birçok kozmetik ürünün ana maddesi olarak kullanılan meyvenin yağı da çok faydalıdır. Ancak avokado yağı bazı cilt tipleri için uygun değildir. Kızarıklık ve kaşıntılara sebep olabilir.

Avokado olgunlaştıktan sonra yendiğinde oldukça lezzetli bir meyvedir. Ham haliyle yenirse dilde acımtırak bir tat bırakacağından tercih edilmez. Son yıllarda sandviçlerde ve salatalarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Avokado sevdiğiniz bir meyve mi, daha önce hiç yediniz mi?
En çok hangi şekilde yemeyi seviyorsunuz?
Avokado ağacı yetiştirmeyi hiç denediniz mi? Paylaşmak istediğiniz püf noktalar nelerdir?

 

Limon Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

 

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

 

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

 

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

 

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

Yasemin Saygın

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

Lahana Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

İçerik
2. Limonun Çeşitleri Nelerdir?
3. Limonun Özellikleri Nelerdir?
4. Limonun Faydaları Nelerdir?
5. Konu Hakkında Bilgilendirici Video
6. Sonuç ve Okur Yorumları
7. Bilgi Alabileceğiniz Diğer Kaynaklar

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Her yıl bir defa budama yapılmalı ve gübre verilmelidir. Sonbahar aylarında hasat veren limon elle toplanmalı ve daha uçlarının kırılmamasına özen gösterilmelidir.

Limonun Faydaları Nelerdir?

Tam bir C vitamini kaynağı olan limonun sağlığımız için sağladığı faydalar saymakla bitmez. Turunçgiller arasında çok önemli bir yere sahip olan limonun suyu ve kabuğu olmak üzere tamamı tam bir şifa deposudur.

Özellikle kış aylarında bitki çaylarının içerisine sıktığımız limonun bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi çok önemli bir görevi bulunmaktadır. Genel olarak faydalarını ise şu şekilde sıralandırabiliriz;

  • Mide dostu olan limon, sindirim sistemine sağladığı yararlar sayesinde, kabızlık ve hazımsızlık sorunu çekenler için en önemli şifa kaynağıdır. Ancak limonun asit yönünden yoğun olmasından dolayı hassas mide ve diş yapısına sahip olanların çok az miktarda limon tüketmeye özen göstermeleri gerekir.
  • Küçük yaşlarda sık sık ateşlenen çocukların rahatlamalarını ve ferahlamalarını sağlar.
  • Diş sağlığı için de yeri ayrı olan limon, limon suyu ile gargara yapıldığında diş eti hastalıkları ve diş ağrılarının önüne geçmede etkilidir.
  • Yüksek tansiyona iyi gelir.
  • Obeziteyle mücadele eder.
  • Boğaz enfeksiyonları tedavisinde limondan faydalanılabilir.
  • Tırnakları ve dişleri beyazlatma, saç derisini güçlendirme gibi durumlarda da limon etkili sonuçlar vermektedir.
  • Hazmı kolaylaştırması ve yağ yakımını hızlandıran özelliği sayesinde düzenli olarak içilen limonlu ılık su fazla kilolardan kurtulmayı sağlayacaktır.
  • Antibakteriyel özelliği olan limon vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
  • İçeriğinde kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor bulunmaktadır.
  • Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  • Karaciğeri temizlemede çok etkilidir bu organda biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlar.
  • Ciltte meydana gelen kahverengi oluşumların ve güneş lekelerinin geçirilmesine yardımcı olur.
  • Aynı şekilde sivilce, akne ve döküntü benzeri deri problemlerine iyi gelir.
  • Ciltteki kaşıntıya iyi gelir.
  • Kanı temizler.
  • Saç diplerinde oluşan kepeği geçirir.
  • Hücreleri onararak kırışıklıkları azaltır ve yaşlanmayı geciktirir.
  • Vücuda elektrolit sağladığı için nemli kalmasını sağlar, bu sayede özellikle kuru ciltlerin daha geç kırışmasına yardımcı olur.
  • Bağırsak hareketlerini düzenler.
  • Saçların daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Ek olarak daha hızlı uzamasına yardımcı olur.
  • Yapılan bilimsel araştırmalar özellikle kadınlarda felç geçirme riskini azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Kanser hücreleri ile savaşır bu hastalığın oluşma ihtimalini azaltır.
  • Yapılan araştırmalar her gün düzenli olarak bir tane limon tüketen insanların kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalandığını ortaya koymuştur.
  • Bronşit ve astıma yakalanma riskini azaltır, var olan hastalıkların semptomlarının daha hafif atlatılmasına yardımcı olur.
  • Limonu sağlık için sağladığı faydalardan başka ev temizliği için de kullanabilirsiniz. Özellikle beyazlatma, leke giderme gibi işlemlerde limon en etkili temizlik maddelerinden biri olmaktadır.

 

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

 

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

 

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

Yasemin Saygın

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir?

Turunçgiller ailesinden olan ve bu ailenin yapısal olarak en gelişmiş üyeleri arasında bulunan portakal (Citrus sinensis), uzunluğu 12 metreye kadar çıkabilen grimsi renkteki ağaçlarda yetişir. Sık yapraklı olan portakal ağaçları bir defada çok sayıda portakal verebilirler. Kendi haline bırakıldığı takdirde bir portakal ağacı yaklaşık 100 yıl kadar ömre sahiptir.

Ancak 30-40 yaşına gelen ağaçlar verimden düştüğü için sökülerek, yerine yeni fidanlar dikilmektedir. En verimli haline dikilmesinden 10-15 yıl sonra ulaşan portakal ağaçları 1 yıl içerisinde yaklaşık 650 ila 700 arasında meyve verir. Bir portakal ağacının bu miktarda meyve verebilmesi için, en az 5 yaşındaolması gerekmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde iklim koşulları çok önemlidir. -3 derecenin altındaki soğuk yerlerde verimli yetişemez. Bu derecenin altında soğuktan donan portakal, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda da zarar görmektedir. Fidanlarının dikimi Eylül ve Ekim aylarında yapılmalıdır. Herhangi bir toprak türü kullanılabilir. Sadece ekilecek çukurun geniş olmasına özen gösterilmelidir.

Portakal sulu bir meyve olduğu için aşırı su isteyen bir ağaçtır. Fakat sulamanın damlama sistemi ile yapılması tavsiye edilir. Bu şekilde sulama yavaş ve sürekli olduğu için toprağın emilim gücü daha iyi olmaktadır. Her yıl yapılan budama ise ağaç için hayati önem taşımaktadır.

Portakalın Özellikleri Nelerdir?

C vitamini açısından mükemmel bir kaynak olan portakal, Hesperidium ismi verilen narenciye grubuna ait bir meyvedir. Tüm dünya üzerinde ortalama 600 kadar farklı portakal çeşidi olduğu bilinir. Dünyanın en değerli besinleri arasında bulunan portakalın içerisinde kalsiyum, fosfor ve sitrik asidin yanı sıra bol miktarda potasyum ile bazı antioksidan mineraller bulunur.

Ilıman iklimleri seven portakal ülkemizde en çok Akdeniz kıyılarında üretilen portakal, Ege ve Karadeniz bölgelerinde de yetiştirilir. Ancak soğuğa karşı oldukça hassas olan portakal sıcaklık eksinin altına düştüğü anda dondan etkilenmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde sulama çok önemlidir. Sıcak iklimlerde yetişmeye uygun olduğu için, kurak geçen yaz aylarında bol bol sulama yapılmalıdır. Kış aylarında bol sulu portakallar yemek için, yazın ağaçlarının sıklıkla sulanması gerekmektedir. Oldukça çok meyve veren ağaçların, meyveleri toplandıktan sonra mutlaka budama yapılmalıdır. Yılda bir yapılması gereken budama işlemi sayesinde, ağırlaşan dallar kırılarak ağaçlara zarar vermez.

Portakal sağlığa olan faydaları dışında başka alanlarda da kullanılmaktadır. Örneğin; kabuğundan çıkan yağı evlerinizin güzel kokması için kullanabilirsiniz. Zaten kozmetik sektöründe de esans, parfüm, kolonya ve oda parfümünde portakalın o muazzam kokusundan yararlanılmaktadır. Portakalın kabuğunu sirkeli suya koyup bekletin, bu karışımı daha sonra cam, lavabo ve banyo temizliği için kullanabilirsiniz. Bunun dışında yine kabuğundan ayakkabı kokusunu gidermek için kullanabilirsiniz. Ayakkabılarınızın içine portakal kabuklarını koyup birkaç gün bekletin. Kötü kokunun büyük oranda gittiğini göreceksiniz.

Portakal Çeşitleri Nelerdir?

Portakalın belirli iki farklı ana çeşidi bulunur. Bunlardan ilki acı portakal, diğeri ise tatlı portakaldır. Acı portakal çoğunlukla kimya ve ecza fabrikaları için üretilir. Tatlı portakal ise sofralarda taze olarak ya da reçel şeklinde tüketilir. Tatlı portakalların orta kısımları sarımtırak ve kırmızı renkte olabilir. Tatlı portakallar kendi içlerinde çeşitli türlere ayrılırlar. Belledonya (Belladonna), Yafa, Valansiya, Washington, Navel, Kan Portakalı ve Tarakko bu portakal çeşitlerine örnek olarak verilebilir.

Portakalın Faydaları Nelerdir?

Özellikle sabah kahvaltısında içilen portakal suyunun vücut için pek çok faydası mevcuttur. Güne dinamik başlamak isteyenlerin ya da bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi planlayanların tercih edebileceği portakal ve taze sıkılmış portakal suları ile birçok hastalığa karşı direnç kazanılması mümkündür.

Soğuk algınlığında, gribal enfeksiyonlarda, kas incinmelerinde, çeşitli kalp rahatsızlıklarında ve felç durumlarında yenebilecek portakalın, içerisinde bulunan bioflavia bir nevi antioksidan görevi görerek özellikle kılcal damarların güçlendirilmesi konusunda önemli görevler üstlenebilir.

Kalbin zarar görmesini engelleyen portakal, vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen çürüme ve ezilmelerin kısa sürede iyileşmesine imkan verir. Portakalın içerisinde yer alan folik asit öksürük üzerinde de oldukça etkilidir. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan portakal ayrıca pankreas kanseriPortakal ve mide kanserinde destekleyici tedavi yöntemi olarak tercih edilebilir.

Doğanın mucizelerinden birisi olan portakalın en önemli faydalarından birisi içerisinde barındırdığı yüksek oranda potasyum miktarı ile tansiyonu dengelemesidir. Ayrıca cilt kuruması üzerinde etkili olan bu meyve, kırışıklıkları önleyerek cildi gençleştirmesi ile de bilinir. Portakal küçük çocuklarda fiziksel ve zihinsel gelişime olumlu katkı sağlar. Bazı kanser türlerinde uzman doktorlar tarafından dahi önerilen portakal damar tıkanıklığını önleyerek ömrü uzatır.

Bunlardan başka stresi azaltıcı etkisi olduğundan, depresyondaki hastalara önerilir. Kolesterole iyi gelir, idrar söktürücüdür. Olağanüstü kokusu sayesinde parfüm sektöründe de tercih edilmektedir. Antioksidan olduğundan vücudu zararlı maddelerden temizler, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktirir. Gıdalardan demir alınımını artırır, enfeksiyon oluşumunu engeller.

Güçlü bir idrar söktürücüdür, içeriğindeki magnezyumminerali ile kasların, bağırsakların ve sinir sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Karın ağrısını giderir, cilt sağlığına iyi gelir. Hergün bir portakal yemek cildin tazelenmesini ve hasarlı hücrelerin onarılmasını sağlayacaktır. Bademcik iltihabı olan kişiler bir adet portakalı sıkıp, içerisine 3 alo vera kristali ekleyerek içerlerse, iltihabın azalmasına yardımcı olacaktır.

Bağırsakları çalıştırıp, kuvvetli bir idrar söktürücü olduğu için obezite tedavisinde fayda sağlamaktadır. Yüksek ateş anında içilen portakal suyu, ateşin düşmesini sağlar. Az önce de belirttiğimiz gibi cildin gençleşmesinde önemlidir. Bunu da yüksek nem oranı sayesinde yapmaktadır. Hem yiyerek hem de posasını yüzünüzde bekleterek, kırıkşıklıklarla savaşabilirsiniz

 

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

bir narenciye çeşidi olan greyfurt portakaldan daha büyük boyuta, hafif ekşimsi ve acımtırak bir tada sahiptir. Bilinmesi gereken en önemli detay, asla bir ilaçla birlikte tüketilmemesi gerektiğidir. Diş eti hastalıkları ve kansere karşı tam bir kalkan görevi görmektedir.

 

Doğa ananın insanoğluna sunduğu en güzel şeylerden birisi olan meyveler içerisinde yer alan greyfurt vücuda zindelik ve sağlık veren içeriği ile çok uzun yıllardır baş tacıdır. Narenciye grubunda yer almasına rağmen Sedef otugiller ailesine mensuptur. Geçmişte değeri pek iyi anlaşılmasa bile özellikle son yıllarda pek çok beslenme uzmanının sağlıklı beslenme programlarına dahil edilmeye başlanmıştır.

Bu sayede popülerliğini her geçen gün artırmaya devam etmektedir. Tadı hafif acımsı olan bu meyve üzerine tuz serpilerek yenildiğinde harika bir lezzet vermektedir. Greyfurt ile insanların normalde vücutlarına alamadıkları birçok önemli vitamin ve mineralin kolaylıkla temini sağlanabilir.

 

Greyfurt Nedir?

Turunçgiller veya narenciye dediğimiz topluluk içerisinde; limon, portakal, mandalina, greyfurt ve turunç olmak üzere birçok türü barındırıyor. Aynı familyada olmasına rağmen hepsinin ayrı tadı, özelliği ve faydaları bulunuyor.

Bunlar arasında bizim konumuzu oluşturan ve diğerlerinden farklı bir özellikte olan greyfurt ise acı bir tada sahip. C vitamini açısından çok zengin bir içeriğe sahip olan greyfurt kolesterolü düşürmeden, vücuda zindelik vermeye kadar birçok olumlu etkiye sahip.

En önemli ve güzel yanı ise kansere karşı koruyucu olması. Tavsiyemiz, eğer imkanınız varsa günde bir adet greyfurt yemeli veya suyunu içmelisiniz. Ancak önemli bir hususun altını çizmek istiyoruz; greyfurt ve ilaç ikisi aynı anda kullanılmamalıdır. Özellikle kalp ve tansiyon hastalarının bu konuya dikkat etmeleri hayati önem taşımaktadır.

Hafif acı ve ekşimsi bir tada sahip olan greyfurt, tropikal bir narenciye türü olarak tanımlanabilir. Tatlı portakal ile birlikte ilk olarak Batı Hint Adaları’nda yetiştirilmeye başlanan bu meyve daha sonraki yıllarda tüm dünyaya ve ülkemize yayılmıştır.

Özellikle son yıllarda ülkemizde de yaygın olarak tüketilen ve üretilen greyfurtun en yoğun üretim alanları ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Greyfurtun Özellikleri Nelerdir?

Hafif sarı ve kalın bir kabuğa sahip olan greyfurtun iç kısımları dışarıdan bakıldığında portakalı andırsa bile tat olarak bu meyveden çok daha farklıdır. Sulu yetişen greyfurt, beyaz ya da kırmızı iç renge sahip olabilir.

Bazı greyfurt çekirdeksiz olarak büyürken, bazılarının içerisinde minik çekirdekler mevcuttur. Lif açısından oldukça zengin bir meyve olan greyfurt ayrıca çok sayıda vitamin, besin ve mineral içerir. Bu meyvede çeşitli faydalı yağlar da bulunur.

Pantotenik asit, tiamin, niasin ve piridoksin içeren meyve A, E, C ve K vitaminleri ile mükemmel bir sağlık ürünü haline gelir. Meyvenin içinde bol miktarda kalsiyum, demir, bakır, fosfor, selenyum ve magnezyum da vardır.

Greyfurt yedikten sonra ağızda acı bir tat bırakır. Meyvenin iç zarını temizleyip de yerseniz, bu acı tadı daha az alırsınız. Ayrıca üzerine biraz tuz serperek tüketmek de acı tadı azaltacaktır.

Yapılan araştırmalar bu bitkinin ilk olarak 17. yüzyılda Portekiz civarında ortaya çıktığını göstermektedir. Daha sonra Akdeniz ülkelerine doğru yayılım göstermiştir.

Kışın yaprağını dökmeyen ağaçlar ortalama 4-6 metre uzunluğa ulaşabilirler. Meyvelerin şekli üstten hafifçe basık yuvarlak biçimdedir. Ülkemiz greyfurt yetiştiriciliğinde dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda gelmektedir.

İller bazında bakıldığında ise Adana başta olmak üzere Hatay ve Mersin greyfurt yetiştiriciliğinde en büyük paya sahiptir. Ağacın kökleri toprağın derinlerine doğru ulaşır. Çok sağlam ve iri dallara sahip olan ağaç ilkbaharda hoş kokulu, iri çiçekler açmaktadır. Bu çiçekler sonbaharda meyve şekline dönüşerek, şifa deposu bir hal alırlar.

Portakaldan daha iri olan greyfurtun tadı hafif acımsı olsa da oldukça lezzetlidir. Birçok ağaçta olduğu gibi greyfurtta da budama oldukça dikkat gerektirmektedir. Bu nedenle budama işleminin usta kişiler tarafından yapılması önerilir.

Ağacın hasar görmüş, yaralanmış, ezilmiş dalları kesilip atılır. Bunun yanında yoğun küçük dallara sahip, obur daldırın yükü de hafifletilir. Fidan ekildikten sonra yaklaşık 2-3 yıl boyunca ana dallardan çıkan yan dalların budanması gerekmektedir.

Greyfurt Çeşitleri Nelerdir?

Greyfurtun popüler olarak üretilen belli başlı bazı çeşitleri bulunur. Bunlara örnek olarak Star Ruby, Ruby Red, Henderson, White Marsh ve Rio Red verilebilir. Her greyfurt türünün rengi, tadı ve yetiştirilme şekli birbirinden farklı olmakla birlikte insan vücuduna sağladığı faydalar hemen hemen hepsinde aynıdır. Dünyada en çok üretilen greyfurt çeşidinin ise Ruby Red olduğu söylenebilir.

Greyfurtun Faydaları Nelerdir?

Vücudu farklı birçok enfeksiyona karşı ciddi anlamda koruması ile bilinen greyfurt, çok sayıda faydaya sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalar greyfurtun içerisindeki besin değerlerinin virüs, bakteri ve mantar gibi insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen canlılara karşı savunma etkisi yarattığını tespit etmiştir.

Suyunun da büyük oranda fayda sağladığı greyfurt, ayrıca çekirdekleri ile pek çok sağlık ürününün temel malzemelerinden birisi olarak tercih edilir. Diş eti kanaması problemi olan kişiler düzenli olarak tükettikleri zaman bu problemin kolaylıkla giderilebileceğini görebilirler. Diş eti kanamaları tedavisi için günde 2 adet greyfurt tüketilmesi yeterli olmaktadır.

Kanserle savaşma konusunda oldukça etkili silahlardan birisi olan greyfurt vücutta meydana gelen yaraları kısa sürede iyileştirebilir. Prostat kanseri tedavisinde uzman pek çok doktor tarafından tavsiye edilen bu meyvenin içerisinde yer alan likopen maddesi farklı birçok kanser türünde de etkilidir.

Sigarayı bırakmak isteyen kişilere önerilen greyfurt, içeriğinde barındırdığı bileşikler ile sigarayı bıraktıktan sonra yoksunluk çekenlerin kendilerini daha iyi ve zinde hissetmelerine imkan verir. Yüksek kolesterolü düşürebilen greyfurt, yapısındaki lifler ile kabızlığa da iyi gelir.

C vitamini açısından zengin bir içeriye sahip olan meyve bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bir çok hastalığa karşı koruma sağlar. Grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır, tedaviye yardımcı olur. Vücudu bakteri ve virüslerden korumaya yarayan antioksidan özelliğe sahiptir.

Düşük kalorili ve lif bakımından zengin olması sebebiyle kontrollü bir şekilde kilo vermede fayda sağlar. Ayrıca çok yüksek su içeriğine sahip olduğundan zayıflama esnasında sağlığınızın korunmasına yardımcı olur. Ancak yemeklerden önce yendiğinde hafif açlık hissi uyandırabilir.

Yapılan araştırmalar öğünlerden önce bir adet greyfurt tüketmenin daha hızlı kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak unutulmamalıdır ki tek başına yeterli olmayan greyfurt ancak düzenli bir diyete eşlik ettiğinde yağ yakınına yardımcı olur.

Cildin sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir. Felç geçirme riskini azaltır. 100.000 insan üzerinde yapılan araştırmada daha fazla meyve tüketen kişilerin kalp hastalığına yakalanma riskinin %15 daha düşük olduğu ortaya konmuştur.

dığı bol miktarda C vitamini ile vücut direncini artırması ve kişileri hastalıklara karşı çok daha güçlü bir hale getirmesidir. C vitamini kaynakları arasında ilk sıralarda bulunan greyfurt, 1 orta boy meyvesinde yaklaşık olarak 80 miligram C vitamini içermesi ile bilinir.

 

Böbrek taşının düşürülmesine yardımcı olan greyfurt bu görevi sitrik asit sayesinde yapar. Ancak çok fazla tüketmenin daha farklı etkiler doğuracağı unutulmamalıdır.

Ancak greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden, özellikle kalp, kolesterol ve tansiyon ilacı kullananların, muhakkak doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Bizim önerimiz herhangi bir ilaç kullanıyorsanız her ihtimale karşı, greyfurt yememeli veya suyunu içmemelisiniz.

 

 

 

 

Kavun Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kabakgiller familyasından olan kavun altın sarısı rengi ve keskin hoş kokusu ile, dikkatleri üzerine çekebilen bir meyve türüdür. Daha çok ılıman ve tropikal iklimlerde yetişmeye uygun bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo olan kavunun ham haline, kelek adı verilir. A, B, C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahip olan kavun, bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan kavunun özelliklerini ve faydalarını, hazırladığımız makalemizden okuyabilirsiniz.

 

Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişmeye uygun meyvelerden biri olan ve Kabakgiller familyasına ait olan kavun, hoş kokulu ve içi çekirdekli bir meyvedir. Çiçekleri ilkbahar mevsiminde açan ve yerde yetişen otsu bir yaz meyvesidir. Kalp ve böbreği andıran yaprakları 3 ile 5 loblu olmak üzere iri ve tüylüdür.

Kavun meyvesi çeşitlerine göre farklı boyut ve şekillerde ancak genellikle sarı renginde olmaktadır. Uzun ve oval şeklindeki çekirdeklerinin tadı tatlıdır. Anavatanı Orta Asya olan kavun, ılıman ve tropik iklimlerde elverişli yetişmeye uygundur. Diyarbakır ve Van yörelerine ait olan ve dünyaca bilinen kantalup kavunu da Türkiye’de yetişen önemli kavun çeşitlerinden biridir

Türkiye farklı kavun çeşitlerinin tarımının yapıldığı yerler arasındadır. Türkiye’den ihraç edilen kavun çeşitlerinden biri olan Kırkağaç kavunu, Manisa’nın ender lezzetlerinden biridir. Lezzetli ve dayanıklı olmasından dolayı ülkemizde en çok tutulan kavun çeşididir.

 

Kavun Nedir?

Kavun Nedir?Yaz aylarında serinlik veren en lezzetli meyvelerden biri olan kavun, tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo’dur. Ilıman iklimlerde oldukça rahat yetişebilmesinden dolayı, birçok bölgede kavun tarımı yapılmaktadır. Meyvenin olgunlaşmış hali kavun adını alırken, henüz olgunlaşmamış haline ise kelek denir. Turşusu oldukça lezzetli olan kelek, salatalığa benzeyen tadı ile bu şekilde de tüketilmeye uygundur. Kavun genellikle meyve olarak tüketilirken aynı zamanda çekirdekleri de tıbbi konularda değerlendirilmektedir.

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?Kavun etli ve sulu bir meyve olarak birçok çeşidi ile ülkemizde ve dünyada yıl boyunca tarımı yapılan ve oldukça verimli hasat elde edilen bir meyvedir. Sıcak toprakları seven yapısıyla dayanıklı ve lezzetli olan kavun, çeşitleri de birbirinden lezzetli ve suludur. Türkiye’de en çok yetiştirilmekte olan çeşitlerinden biri Hasanbey kavunudur. Bu kavun türü, iç kısmı beyaz ve turuncu çeşitleri ile oldukça sık yetiştirilmektedir. Manisa Kırkağaç yöresinde yetiştiği için Kırkağaç kavunu olarak bilinen çeşit ise, kalın kabuğu, üzeri sarı ve yeşil haliyle oldukça sulu ve lezzetli olan bir türdür. Yine sulu ve lezzetli olan kavun çeşitleri arasında; yuva, topatan, casaba ve galia kavunları yer almaktadır.

Kavunun Özellikleri Nelerdir?

Kavunun Özellikleri Nelerdir?Olgunlaşmış kavunun hoş kokusu ile yaz aylarında ferahlamak oldukça keyif vericidir. Hoş kokusu ile ilk olarak akla gelen kavun aynı zamanda etli ve sulu bir yaz meyvesidir. Soğuğa karşı dayanıksız olmasından dolayı sıcak iklimlerde yaygın olarak yetişmektedir. Meyvesi ve çekirdeği ile insan sağlığı için oldukça kıymetli bir meyve olarak, uzmanlar tarafından sıkça tüketilmesi önerilen meyveler arasındadır.

Kavun C vitamini başta olmak üzere A ve B vitaminleri bakımından oldukça zengin içeriğe sahiptir. Demir, magnezyum ve potasyum gibi vitaminler de kavun içeriğinde çokça bulunan vitaminlerdir. Yuvarlak ya da yassı uzun şekilleri ile oldukça bol olan kavun, sağlık için yazın mutlaka tüketilmesi gereken bir meyvedir.

Kavunun Faydaları Nelerdir?

Kavunun Faydaları Nelerdir?Kavunun sağlık için faydaları oldukça fazla iken en önemli yararı öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirme özelliğidir. Bağışıklık sistemi ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı yazımızı daha önce sizlerle paylaşmıştık. İçerdiği C vitamini özellikle çocukların gelişimine büyük katkısı olmakla birlikte, soğuk algınlığı hastalıklarından da korumaktadır.

Kalp ve damar sağlığının yerinde olması için gerekli olan potasyumun kavun içeriğinde çokça bulunması, insanların bu tür rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp ritminin dengelenmesini sağlayan kavun, stres ve heyecan gibi duyguların önüne geçebilmede yardımcı olur. Göz sağlığına iyi gelen beta-karoten içeren kavun, görme fonksiyonlarının daha da güçlenmesini sağlar. Kavun ayrıca, diyabet, kanser ve cilt sağlığı gibi konularda da oldukça yararlı olan bir meyvedir.

Kavunun Cilde Faydaları Nelerdir?

Cilde iyi gelen ve kısa süre içerisinde renk, nem, tazelik dengesini değiştiren kavun aynı zamanda kabuğuyla da fayda sağlamaktadır. Kavun kabuğu, cilt kuruluğundan şikayetçi olanlar için en etkili bakım malzemesidir. Cildinizde nem sorunu olduğunda kavun kabuğunu kullanıp nefes almasını kolaylaştırabilirsiniz. Bunun yanında cildinin renk tonunu açmak isteyenler de kavun kabuğundan faydalanabilmektedir. Yağ emme özelliği bulunan kavun kabuğunun, ciltte yağları çektiği bilinmektedir. Dolayısıyla cildinizde meydana gelen sivilce ve akneler de yağ azalması sayesinde bitecektir. Şimdi kavun meyvesinin cilde olan sayısız faydalarını detaylı bir şekilde öğrenelim.

Kavunun Sivilce Lekelerine Faydası

Kavun insan metabolizması üzerinde çok yönlü etki yaratmaktadır. Bağışıklık sisteminden boşaltım sistemine kadar pek çok açıdan faydası olan kavunun aynı zamanda cilt üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Kavunun cilde en önemli faydası onarıcı özelliğinin olmasıdır.

Ciltte zaman zaman meydana gelen sivilce ve akneler, bir süre sonra ortadan kaybolmaktadır. Kendisi kaybolsa da izleri kalan sivilceler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda cildiniz için uygun olabilecek kavun maskesini tercih edebilirsiniz. Kavun maskesi, nem dengesini korumakla beraber aynı zamanda izlerin ortadan kalkmasına da yardımcı olmaktadır. Bilhassa kille beraber uygulandığında birkaç ay içerisinde istenilen sonucu alabilmek mümkündür.

Sivilce Lekeleri için Kavun Maskesi

Cildinizde meydana gelen sivilce lekeleri için kavun maskesi uygulamak isterseniz öncelikle bir çay tabağına bir tatlı kaşığı yeşil kil dökmelisiniz. Daha sonra üzerine bir dilim kavundan elde ettiğiniz saf kavun suyunu dökmelisiniz. Macun kıvamına geldiğinde yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Özellikle sivilcenin yoğun olduğu noktalara uygulayabilirsiniz. Sonrasında kil kuruyup pul pul dökülene kadar beklemelisiniz. Maske yüzünüzde kuruduktan sonra ılık suyla çıkarmalısınız. Cildinizde sağladığı nem dengesi, hızla etki etmeye başladığının göstergesidir. Bu nedenle haftada 3-4 kez uygulanabilecek sağlıklı bir maskedir. Lekelerin bir süre sonra silindiği dikkatinizi çekecektir.

Kavunun Siyah Noktalara Faydası

Yüzünüzü ne kadar yıkarsanız yıkayın siyah noktaların temizlenmediğini fark edebilirsiniz. Bunun için çeşitli bakım kürleri uygulamanız önemlidir. Uygulayacağınız ürünlerin, sağlıksız kozmetik ürünler olmamasına özen göstermelisiniz. Bu noktada önerilebilecek en etkili ürün kavun olabilir. Kavun, cilt temizliği konusunda oldukça etkilidir. Cildi derinlemesine temizleme ve siyah noktaları arındırma konusunda başarılı bir etkiye sahiptir.

Siyah noktalarınız derindeyse kavun suyundan hazırlayacağınız basit bir maskeyle rahatlıkla temizleyebilirsiniz. Maske veyahut tonik oluşturup kullandığınızda cildinizin çok daha temiz ve parlak göründüğünü fark edersiniz. Üstelik kavun, cildi en kolay nemlendiren besinlerden biridir. Gerek yenildiğinde gerekse maske olarak kullanıldığında ışıltı ve nem kazandırmaktadır.

Siyah Noktalar için Kavun Maskesi

Yüzünüzün özellikle burun kanatları, çene üzeri, alın bölgesi ve elmacık kemiklerinin üzerinde siyah noktalar oluşabilmektedir. Siyah noktaların temizlenmemesi durumunda tüm cilde yavaş yavaş yayıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla cildin istenildiği gibi temiz kalabilmesi için maske, tonik dengesinin düzenli olarak sağlanması gerekmektedir.

Siyah nokta temizliği için tercih edilebilecek en sağlıklı maske kavun maskesidir. 1 yemek kaşığı saf kavun suyunun içerisine 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı karbonat ilave etmelisiniz. Hepsini güzelce karıştırdıktan sonra macun kıvamına gelene kadar harmanlamalısınız. Sonrasında özellikle siyah noktaların yoğun olduğu bölgelere sürebilirsiniz.

Sürdükten sonra kuruyana kadar beklemeli daha sonra soyarak temizlemelisiniz. Bal, soyulmayı biraz zorlaştırabilir bu nedenle çıkmayan noktaları ılık suyla yıkamalısınız. Siyah noktalar için bal maskesini haftada 2 kez yatmadan önce yapabilirsiniz. Cildiniz üzerinde etkisini birkaç hafta sonra rahatlıkla fark edebilirsiniz. Ciltteki siyah noktaların nasıl geçirildiğini bu yazımıza bakarak da öğrenebilirsiniz.

Kavunun Gözaltı Morluklarına Faydası

Hemen her 3 kişiden 1 tanesinde oluşan gözaltı morlukları zorlukla geçebilen cilt sorunları arasında yer almaktadır. Gözlerin altında uykusuzluk, stres ve fizyolojik sorunlar nedeniyle oluşan morluklar bir süre sonra siyaha doğru dönmektedir. Bu durumda kimyasal ürünler kullanmak, gözler için tehlikeli olabilmektir. Bu nedenle olabildiğince bitkisel içerikli tedaviler düşünülmelidir. Kavun, gözaltı morluklarına iyi gelen besinler arasında kabul edilmektedir. Gözleri dinlendirdiği ve çevresinde kan dolaşımını hızlandırıp nem dengesini koruduğu bilinmektedir. Bu nedenle düzenli olarak uygulanması önemlidir.

Gözaltı Morlukları için Kavun Kompresi

Gözlerinizin altında oluşan morluklar, yorgunluktan veyahut uykusuzluktan kaynaklanmaktadır. Zaman zaman dikkat edilmeyen sağlık detayları, morluklarda atışa sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlar için kavun kompresi uygulamanız, morlukların azalmasına yardımcı olabilecektir.

Geceleri uyumadan yarım saat önce göz makyajı temizlemenize yardımcı olan pamukları saf kavun suyuna bandırıp ıslatmalısınız. Daha sonra gözlerinizin üzerinde kapatıp en az 10 dakika bekletmelisiniz. Her gece düzenli olarak yaptığınız bu kompres, gözaltı morluklarınıza çözüm olacaktır. Ayrıca göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklara da etki etmeye başlayacaktır.

Kavunun Yaşlanmaya Karşı Faydası

Cilt her geçen gün yıpranan bir dokuya sahiptir. Bu nedenle zamanla kırışıklıkların artış göstermesi son derece doğal kabul edilmektedir. Artan kırışıklıklar için kimyasal içeriğe sahip olan kremler kullanmak yerine doğal ürünleri tercih etmek ekstra önemlidir. Kimyasal ürünler, cildin daha erken yaşlanmasına neden olurken; doğal ürünler aksi sonuçlar meydana getirecektir. Bu süreçte tercih edilebilecek en etkili besinlerden biri de kavundur. Kavun henüz derinleşmemiş olan kırışıklıkların düzelmesi için botoks etkisi yapan bir içeriğe sahiptir. Anti aging etkisi bulunan kavunun cildi sıkılaştırdığı daha fazla gençleştirdiği bilinmektedir.

Yaşlanmayı Geciktirmek için Kavun Toniği

Ciltte gerginlik oluşturacak, kırışıklıklarınıza erken müdahale edecek bir maske arıyorsanız kavun en ideal maskelerden biri olacaktır. Aynı zamanda kavunu kullanarak hazırlayacağınız tonikler de ciltte tazeliği ve canlılığı mümkün kılacaktır. Bunun için 1 adet kalın kavun dilimini bıçakla kestikten sonra kabuğuyla beraber 1 su bardağı suyun içerisine alıp kaynatmalısınız.

Su kaynamaya başladıktan sonra ocaktan alıp ılımasını beklemelisiniz. Ilıyan suyu pamuk yardımıyla yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Sürme işlemi son bulduğunda yüzünüz yavaş yavaş gerilmeye başlayacaktır. Tamamıyla gerildikten sonra soğuk su kullanarak yüzünüzü temizlemelisiniz. Haftada 1 kez yapacağınız bu maske oldukça olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kavun Kabuğu Maskesi

Cilt bakımı için kavun kabuğu maskesi kullanmak isterseniz öncelikle kavunun kabuğunu çok parçalamadan, içini çıkarmalısınız. İçi boşalan kabuğu, sıcak suda güzelce yıkamalısınız. Sonrasında yüzünüzün üzerine örtüp yarım saat kadar o şekilde beklemelisiniz. Maske, yüzünüzün doğrudan nem almasını sağlayacaktır. Dolayısıyla gözeneklerden içeri alınan kavun, cildinize fayda sağlayacaktır.

 

 

Kavun kabuğunu kullanarak yapabileceğiniz bir başka maske kavun kabuğu rendeleyerek hazırlanmaktadır. Dilerseniz blender veyahut robot gibi araçlarla toz haline getirebileceğiniz kabukları, kendi sularıyla ıslatabilirsiniz. Sonrasında yüzünüze sürerek bir süre bekletmelisiniz. Bekleyen maskeyi 15 dakika sonra yıkayıp çıkardığınızda etkilerini hemen hissedebilirsiniz.

Kavun Çekirdeğinin ve Yağının Cilde Faydaları

Kavun kadar çekirdeği ve çekirdeğinden elde edilen yağ da bir o kadar faydalıdır. Kavun çekirdeğinin cilt lekelerini silikleştirdiği, cilde canlı bir görüntü kazandırdığı, nemlendirip onardığı bilinmektedir. Bunun yanında kavun çekirdeğinin gözaltlarına yerleştirildiğinde şişlikleri indirdiği de bilinen faydaları arasında yer almaktadır. Dudak çatlamalarına iyi gelen kavun çekirdeği aynı zamanda kuru bir cilde sahip olanlara da yarar sağlamaktadır. Yüzünüzde kuruluk söz konusuysa kavun çekirdeğini kullanarak nemlendirmeniz mümkündür.

 

.

 

 

Yeşil eriğin faydaları nelerdir?

Yeşil erik C vitamini, çözünebilir lif, potasyum, A vitamini ve fosfor yönünden zengin bir besindir. İşte en sevilen meyvelerden yeşil eriğin faydaları…

 

Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, eriğin faydaları hakkında bilgiler verdi.

Yeşil erik organik asit içeriği yüksek olan bir meyvedir. Tüm bu organik asitler vücudun alkali tutulmasına yardımcıdır.

Sitrik asit vücuttaki laktik asidi etkisiz hale getirebilir, bu sayede yorgunluğu önler.

 

 

  • Yumurta, et, balık, hindi gibi protein ağırlıklı besinlerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerin asit etkisini azaltır ve nötralizasyonu destekler. Bu sayede metabolizma da destekleneceğinden kilo verme süreçlerini olumlu etkiler.

    Yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tüketilmesi halinde kalsiyum emilimini artırır, diş ve kemik sağlığını destekler.

    Uygun bir kalsiyum/fosfor oranına sahiptir. Üstelik kalsiyum emilimini artıran maddeler de içerdiği için; çocuk ve yaşlı beslenmesinde yer alması gereken örnek bir besindir.

 

Çözünebilir lif açısından zengin bir besindir. Bu sayede hem sindirimi kolaylaştırır hem de kabızlık problemini önlemeye ve çözmeye yardımcıdır.

Düzenli kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendirir.

Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.

Demir emilimini artırır ve kansızlığı önler. Özellikle kırmızı et ve yumurta tüketimi sonrasında meyve olarak erik tercih edilerek demir biyoyararlılığı artırılabilir.

  • Anti-aging etkisi vardır, yaşlanmayı önler ve cildi yeniler. İçerdiği fitoflavonoidler ve vitaminler bağ doku yenilenmesi hızlandırırlar. Bu sayede kilo verme süreçlerini destekler ve daha sıkı bir vücut için yardımcıdır.

    Kan şekeri düzenlenmesine yardımcıdır ve muz, kivi, incir gibi kan şekerini hızla yükseltmez. Bu sayede kilo vermeyi destekler. Ara öğünler için ideal bir meyvedir.

    Eriği tuzla yemeyin

    Sağlıklı ve dengeli bir beslenmede günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bu meyvelerin mevsim meyvesi olması önemlidir. Bağırsak çalışmalarını düzenlemek, kilo vermeyi desteklemek, demir emilimini artırmak gibi yukarıda saydığımız etkilerinden faydalanmak için hazır mevsimi gelmişken günde 200 gram yeşil erik tüketilmelidir. 200 gr yeşil erik sadece 94 kaloridir. Tuz ile birlikte tüketimi vücutta ödem tutmasına neden olacağı için ve tuzun daha birçok zararı da olacağı için tuz ile birlikte tüketmeyin.