Havuç Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turuncu, beyaz, mor ve siyah gibi çeşitleri bulunan havucun ülkemizde en çok tüketilen türü turuncu havuçtur. Özellikle göz sağlığına olan faydaları ile bilinmektedir. Kendisi kadar suyu da şifa kaynağı olan havuç hakkında merak ettiklerinizi aşağıdaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Çankaya Manavi 

Dikmen Manavi 

Ankara Manavi

Aşeren Manavi 

Hamile Manavi

Havuç, genellikle göz sağlığına olan yararları ile bilinen, büyük-küçük her yaştan kişinin severek tükettiği bir sebzedir. Halk arasında daha çok meyve olarak bilinir ancak, bitki dünyasında sebze sınıfında yer almaktadır. Ülkemizde yaygın olarak tüketilen turuncu havuçtur. Mor renkteki havuç şalgam ve turşu yapımında tercih edilmektedir. Araştırmalar, havucun en fazla tüketilen besinler arasında ilk sralarda yer aldığını göstermektedir.

Havuç Anadolu’nun farklı bölgelerinde çok değişik isimlerle tanınan bir sebzedir. Bal kamış, gelin parmağı, yere batan bu isimlerden birkaç tanesidir. Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika ve Akdeniz civarında çok yayın yetişmektedir. Havuç ülkemizde de birçok bölgede yetiştiriciliği yapılan bir sebzedir. Havucun 60 civarında türü bulunmasına karşın en çok tüketilen türleri 5-6 adet kadardır. Havuç ve çeşitleri vitamin yönünden çok zengin olmalarıyla bilinmektedir.

Havucun A vitamini yönünden zengin olduğu herkesçe bilinir. Beta karoten denince akla ilk gelen sebzelerden birisi olmakla da meşhurdur. İçeriğindeki vitaminler ve yararlı maddeler sayesinde havuç çok sayıda hastalık için mucizevi bir sebzedir. Havucun cilt ve göz sağlığına olumlu etki yaptığı da bilinmektedir. Havucun faydalarından yararlanabilmek için doğrudan çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi suyunu sıkarak, salatalara koyarak, yemeklerde kullanarak da tüketebilirsiniz.

Havuç Nedir?

Daucus carota yani havuç, Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından bir sebzedir. Her ne kadar meyve olarak tüketilse de, literatürde sebze olacak geçmektedir. Saplarından faydalanılmaz ve koni biçimindeki etli kök kısmı için yetiştirilir. Havuç iki yıllık otsu bir kültür bitkisi olarak bilinmektedir. En bilinen havuç türü turuncu renkte olanıdır.

Asya kökenli bir bitki olduğu bilinen havuç, muhteşem bir A vitamini kaynağıdır. Göz sağlığı için gerekli olan A vitamini ihtiyacını karşılamak için özellikle çocuk yaştan itibaren, sık sık havuç yenmesi önerilmektedir. Bir porsiyon havuçta %10 K vitamini, %6 C vitamini ve %2 kalsiyum bulunmaktadır.

Havucun Özellikleri Nelerdir?

Havuç kökleri sebze olarak tüketilen bir bitki türüdür. İki yıllık bir bitki olan havucun kökleri, elverişli topraklarda 1 metre derinliğe kadar inebilmektedir. Olgunlaşan havuçlar topraktan çıkarılarak temizlenir. Havucu topraktan çıkarma işlemi sonbahar aylarında yapılmaktadır.

Havuç vitamin bakımından zengin olma özelliği ile bilinir. Havucun %87’lik büyük bir kısmı sudan oluşmaktadır. A vitamini açısından zengin olan havucun, 100 gramda 6 mg kadar karoten olduğu bilinmektedir. Bunun dışında B1, B2 vitaminleri de havucun içeriğinde var olan vitaminlerdendir. Vitaminler dışında kalsiyum, demir gibi mineraller de havuç içinde barınmaktadır.

Havucun ülkemizde en çok mor ve siyah olanı üretiliyor olsa da tüketim açısından en çok tercih edileni turuncu havuçlardır. Türkiye’deki havucun %35 ila %40’lık bölümü Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yetiştirilmektedir. Ankara’yı Konya, Antalya, Hatay, Mersin, İzmir ve Güney Marmara takip etmektedir.

Ilıman iklimleri seven havuç, derin ve serin topraklarda yetiştiği için soğuğa karşı da dayanıklı bir bitkidir. Topraktaki mineralleri çekerek çok fazla yorduğu için üst üse üç yıl ekilmemesi önerilmektedir. Aksi halde istenildiği kadar verim alınmakayacaktır. Havucun ekildiği toprağa gübre verilecekse, sonbahar ayları seçilmelidir.

Gübre verilir verilmez havuç ekilirse, yetişen mahsulün renginde bozulma olmaktadır. Bu nedenle genellikle; lahana, salatalık ve marul gibi bitkilerden sonra ekilmesi önerilmektedir. Verimli bir hasat yapmak için toprağın sonbahar aylarında iyice bellenmesi gerekir. Tohum ise ya serpme yöntemiyle ya da çizgi şeklinde ekilmelidir. Her iki ekim şekli de uygundur fakat çizgi şekli daha çok önerilmektedir.

Ekimden önce toprak tahtalara ayrılır, tohumlar serpildikten sonra tırmıkla üzeri kapatılır. Üzerine bastırılarak toprakla iyice temas etmesi sağlanır. Yaklaşık bir ay sonra yeşillenir. Ancak bu süre zarfında toprağın yabancı otlar ile sarılmasına izin verilmemeli ve sık sık çapalanarak temizlenmelidir. Havucun kök kısmının serinde kalması gerekir. Eğer toprak sıcaklığı çok yükselirse boylarının kısa ve bodur kaldığı görülmektedir.

Havuç Çeşitleri Nelerdir?

Havucun çok sayıdaki çeşidi içinde özellikle altı tanesi çok bilinen türlerdir. Turuncu, kırmızı, sarı, beyaz, mor ve siyah havuç en faydalı olan türlerindendir. Turuncu havuç çoğunlukla Avrupa ve Orta Doğu civarında yetiştirilmektedir. Kırmızı havucun ana vatanı Hindistan ve Çin’dir.

Sarı havuçların yetiştiriciliğinde Orta Doğu ilk sıradadır. Beyaz havuç diğerlerinden farklı olarak Afganistan, İran ve Pakistan bölgelerinde yetişmektedir. Uzak ve Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye’de en çok yetiştirilen türü ise mor ve siyah havuçlardır. Siyah havuç ülkemizde özellikle Adana yöresinde meşhur olan, şalgam suyu yapımında kullanılmaktadır.

Havucun Faydaları Nelerdir?

İçeriğindeki beta karoten sayesinde kanseri önlemede oldukça önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle prostat kanserine karşı korucuyu olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bir diğer araştırmada sigara tüketenler arasında havucu bolca yiyenlerin yemeyenlere göre kansere daha az yakalandıkları görülmüştür. Güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği nedeniyle serbest radikallerle savaşır, kanın temizlenmesini sağlar.

Havucun akciğer kanserine neden olan maddelerin yıkımında etkili olduğu bilinmektedir. Havucun kendisi dışında özütünün de lösemi hücrelerinin üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Mantar hastalığına iyi geldiği de havucun bilinen bir diğer faydasıdır.

A vitamininin göz ve cilt sağlığı üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bol A vitaminli havuç göz hastalıklarına karşı gözleri korurken antioksidan etkisiyle de cildi temizler ve sağlıklı kalmasını sağlar. Saçlarda ve tırnaklarda vitamin eksikliği sonucunda görülen rahatsızlıkların engellenmesi için havucu bolca tüketebileceğiniz gibi havuç maskesi olarak cilde uygulayabilirsiniz.

Havucu sadece vücudu toksinlerden arındırmak için bile tüketebilirsiniz. Havuç bu faydalarından başka, kalp hastalıklarına, beyin sağlığına, hücrelerin onarılmasına, bağırsakların düzenli çalışmasına ve diş eti hastalıklarına karşı faydalı bir sebzedir. Damar tıkanıklığını önler ve dolayısıyla da kalp sağlığını korur.

Lifli bir besin olduğu için bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar, sindirim sistemi için çok önemlidir. Midenin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Bağırsaklarda oluşan zararlı parazitlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Havuç önemli bir antiseptiktir. Rendelenmiş veya haşlanmış havucu deri üzerindeki sivilce veya yaralar üzerine sürdüğünüzde, enfeksiyonların azaldığını ve geçtiğini gözlemleyebilirsiniz.

Bu saydıklarımızdan başka organların daha sağlıklı çalışmasını ve yağların atılmasını sağlayan havuç; karaciğer ve safra sağlığı için de çok faydalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar havucun inme ve felç geçirme riskini büyük oranda azalttığını ortaya koymaktadır.

Havuç Nasıl Tüketilir?

Havucun faydalarını alabilmek için en sağlıklısı çiğ olarak doğrudan ya da salataların içinde tüketmektir. Pişmiş olan havuçta şeker oranında yükselme görülür. Aynı şekilde suyunun sıkılması halinde de fruktoz açığa çıkmaktadır. Çiğ olarak yenemiyorsa bir diğer öncelik turşu olarak tüketmek olmalıdır.

Kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş havucun besin değerleri kaybolmaktadır. Ancak toprak içerisinde yetişen bir bitki olduğu için, yemeden önce iyice yıkanmasına özen gösterilmelidir. Eğer diş etleriniz çok hassas ve ısırarak yiyemiyorsanız, suyunu çıkararak da tüketebilirsiniz. Son yıllarda mutfaklarımızın vazgeçilmezi olan ve hayatı kolaylaştıran katı meyve sıkacaklarından bu konuda yarım alabilirsiniz.

Yukarıda havucun nasıl bir bitki olduğundan, yetişme özelliklerinden ve en önemlisi faydalarından bahsettik. Sizler için kapsamlı bir şekilde hazırladığımız bu yazının aklınızdaki soru işaretlerini gidermesini ve faydalı olmasını umuyoruz. Saydığımız bu kadar çok özelliğe sahip olan havucu artık daha çok tüketmeli ve sağladığı olumlu etkilerden faydalanmalıyız.

Havuç dünyada en çok tüketilen sebzelerden biridir. Çalışmalar, havuçların neredeyse 500 fitokimyasal maddeyi içerdiğini göstermektedir. Bir bardak havuç suyu yetişkinlerin temel beslenme ihtiyaçlarının yaklaşık % 70’ini sağlamaktadır.

Havucu seviyor musunuz? Ne sıklıkla ve ne kadar tüketiyorsunuz?
Havucu ısırarak mı yoksa suyunu sıkarak mı tüketiyorsunuz?
Aşırı tüketimde herhangi bir zararına maruz kalanlarınız oldu mu?
Havuç yetiştiriciliği hakkında yazımıza eklemek istediğiniz bir bilgi var mı?

Avokado Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından vücuda birçok faydası bulunan avokadonun sıklıkla tüketilmesi gerekmektedir. Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermez. Avokadonun tüm faydalarını öğrenmek için  okurları için hazırladığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Tropik iklimlerde yetişmekte olan avokado, yeşil kabuğu ve beyaz iç kısmı ile olgunluk döneminde taze olarak tüketilen meyvelerden biridir. Lezzeti ile salatalara farklı tat katan ve meyve olarak tüketilebilen meyve, çekirdekli bir yapıya sahiptir. Avokadonun anayurdu Orta Meksika’dır. Defnegiller familyasından olan avokado, tam olgunlaşmadığında tadı buruk olan bir meyvedir.

Sıcak iklimlerde yetişebilen avokado, don olaylarının görüldüğü iklimlerde yetişmeye elverişli değildir. Sağlık için oldukça faydalı olması içeriğindeki oldukça faydalı vitamin ve minerallerin bulunmasındandır. Türkiye’nin birçok köşesinde yetişmeye uygun özellikte olan avokado, don olaylarının görülmesi ile meyve vermemesinden dolayı sıcak iklimlerde yetiştirilmektedir.

Yenerek tüketildiği takdirde sağlık için oldukça faydalı olan avokadoyu cilt maskesi olarak da kullanmak ve sonucundan memnun kalmak mümkündür. Satın alırken olgun avokadoyu seçebilmek için kabuğu parlak ve çok sert olmayanları seçmek gerekir. Avokado hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için araştırdık.

 

Avokado Nedir?

Avokado Nedir?Faydaları saymakla bitmeyen tropikal meyve avokado, çekirdekli ve yeşil kabukları olan bir meyvedir. Soğuk havalara karşı dayanıksız olmakta ve sıcak iklimlerde daha verimli bir şekilde yetişmektedir.

Meyve kategorisinde yer almasına karşın salata ve bazı yemeklerde tıpkı bir sebze gibi tercih edilmektedir. Taze olarak tüketilen avokadonun yanı sıra, avokado yaprağı ve avokado yağı gibi seçenekler de güzellik ve sağlık için uygun alternatifler arasındadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi nedeniyle avokadoyu sık sık tüketmekte fayda vardır. Besin değeri açısından bakıldığında; karbonhidrat, yağ, su, lif ve protein içerdiği görülmektedir. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığında şeker oranı oldukça düşüktür. 100 gram avokadoda 1,8 gram karbonhidrat bulunmaktadır.

Avokadoyu ortasındaki çekirdek çıkarıldıktan sonra sade olarak yiyebileceğiniz gibi salatalara, smoothielere, yemeklere, sandviçlere ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?Avokadonun, yetiştiği bölgeye ve tohum türüne göre farklılık gösteren birçok çeşidi bulunmaktadır. Bütün avokado çeşitlerinin soğuğa karşı dayanıksız olmalarından dolayı, avokado yetiştiriciliği genellikle sıcak iklimlerde yapılmaktadır.

Ağırlıkları, kabukları ve şekilleri itibariyle farklılık oluşturan avokado çeşitlerinin başında Bacon çeşidi gelmektedir. Yapraklarındaki anason kokusu ve kolay soyulma özelliği ile diğer çeşitlerden ayrılmaktadır. Diğer çeşitlerden biri olan Hass, A tipi çiçeklenme özelliği ile Bacon türüne nazaran yapraklarında anason kokusu hissedilmeyen çeşididir.

Fuerte, Zutano ve Ettinger gibi avokado çeşitleri de, birçok ortak noktası bulunmasına rağmen, bazı farklılıklar nedeniyle, avokado çeşitliliğini oluşturan meyvelerdir.

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?Armut şeklindeki görüntüsü ile koyu yeşil kabuklara sahip olan avokado, farklı özelliklere sahip çeşitleri ile birçok şekilde görülmesi mümkün olan meyvelerdir. Aşılama yöntemi ile çoğaltılması mümkün olan avokado, rüzgara ve soğuğa karşı dayanıksızdır.

Sera avokadosu yetiştirilecek yerlerde uygun şartların sağlanmasının ardından avokado yetiştiriciliğinin yapılması, istenilen verimin elde edilmesini sağlar. İlkbahar mevsiminin başlangıcı ile dikim zamanı gelen avokado, don zamanı gelmeden hasat alınması gereken bir meyvedir.

Avokado meyvesinin etli kısmının yapı bakımından oldukça zengin olması, bu meyvenin yağının çıkarılarak birçok hastalığa şifa bulmak amacıyla kullanılmasına olanak sunmaktadır. İçi olgunlaşmış avokadoyu yumuşak olmasından anlamak mümkündür. En iyi olgunlaşma sürecini ağaç dalında yaşayan avokado, evde de birkaç gün içinde olgunlaşabilmektedir.

Avokadonun Faydaları Nelerdir?

Avokadonun Faydaları Nelerdir?Küçük bir meyve olmasına karşın faydaları kendinden büyük olan avokadonun başlıca faydaları arasında, kalp sağlığını koruyor olması gelmektedir. Sonrasında bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi, tüketenlerin daha dinç ve sağlıklı olmalarını sağlamaktadır.

Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermemesi de birçok kişinin tüketmesi açısından uygundur. Avokadonun genel faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Protein ve pek çok mineral bakımından zengin olan tropikal meyve, gebelerin ve çocukların beslenmelerine artı değer kazandırmaktadır.
  • İçeriğinde bulunan yoğun demir vitamini sayesinde kansızlık sorunu ortadan kalkar.
  • Tansiyon ve kolesterolün dengelenmesinde oldukça etkili olmakta ve üreme fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasını sağlamaktadır.
  • Çeşitli cilt hastalıklarını içeriden tedavi edici özelliğinin yanı sıra, cilt maskesi olarak düzenli uygulandığında cildin pürüzsüz ve parlak olmasını sağlamaktadır.
  • C, K, E, B5 ve B6 ile potasyum, folat, magnezyum, demir, çinko, fosfor, manganez vitaminlerini içermektedir. Bu sayede çok yüksek besleyicilik özelliği bulunmaktadır.
  • Muzdan daha fazla potasyum içeren meyve özellikle tansiyon hastaları için uygundur. Potasyum kan damarlarındaki gerilimi hafifleterek, tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.
  • Meyvenin %77’si yağdan meydana gelmektedir. Fakat bunun çoğunluğu oleik asitten oluşmaktadır.
  • Vücuttaki ölü hücreleri temizler.
  • Bebeklerde zihinsel gelişimi artırır.
  • Menopoz döneminde yaşanan sıkıntıların daha hafif atlatılmasını sağlar.
  • Ülser tedavisinde yardımcıdır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Depresyona girmeyi önler.
  • Doygunluk hissi vererek daha çabuk kilo vermenizi sağlar. Bu nedenle hemen hemen tüm diyet listelerinin içeriğinde bulunmaktadır. Doygunluk hissi veren bu meyve sık sık yeme isteğini ortadan kaldırmaktadır.
  • Günlük K vitamini ihtiyacının %25’ini karşılamaktadır. K vitamini ise kemik gelişimi için son derece önemlidir. Avokado, kalsiyum emilimini artırır ve idrarla atılmasını engeller. Bu sayede vücuttaki K vitamininin işlevini gerçekleştirmesini sağlar.
  • Böbreklerin düzenli şekilde çalışmasını sağlar.
  • Kalp ve damar sağlığını korur.
  • Gözlerin daha sağlıklı olmasını sağlar, göz hastalıklarından korur.
  • Kanser ve katarakt oluşumunu engelleyen beta-karotenler açısından zengin bir meyvedir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, bu sayede birçok hastalığın oluşma riskini azaltır.
  • Folik asit açısından zengindir. Aynı zamanda kişinin ruh halini iyileştiren ve mutlu hissettiren serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olur.
  • Lif açısından zengindir. Bu sayede bağırsakların düzenli çalışmasını ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını sağlar.
  • Midedeki şişkinliği ve hazımsızlığı önler.
  • Kronik kabızlığı ve ishali önler, kısaca bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Sağlıklı bir cilde kavuşmanız için gerekli olan tüm vitamin ve mineraller avokadonun içerisinde bulunmaktadır. Cildin daha parlak, ışıltılı ve canlı olmasını sağlar. Beta-karoten ve likopen adındaki organik bileşikler hücrelerin canlanmasını sağlayarak, erken yaşlanmayı önler.
  • Saçların sağlıklı olmasını ve daha hızlı uzamasını sağlar. Birçok kozmetik ürünü ve şampuanın içerisinde bu nedenle avokado bulunmaktadır.
  • Anti-enflamatuar özelliği ile vücuttaki iltihabı geçirir. Özellikle de romatoid artrit sorunu olanlar için çok faydalıdır.
  • Mide sorunlarından kaynaklanan kötü nefes kokusunu önler. Antibakteriyel ve antioksidan flavonoidler açısından zengin olan meyve ağız kokusuna neden olan bakterileri önler.
  • Karaciğer dostudur. Karaciğerin sağlığını koruyan bazı organik bileşiklere sahiptir.
  • Hamilelik döneminde oluşan sabah bulantılarını önler.
  • Antioksidan açısından zengindir. Prostat, deri, ağız ve meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı yüksek koruma sağlar. Hücreleri kanser oluşumuna ve serbest radikallere karşı korur.

Avokadonun Yan Etkileri Nelerdir?

Bir besin ne kadar sağlıklı olursa olsun çok fazla tüketildiğinde birtakım zararları olacaktır. Avokadonun da faydası olduğu kadar zararlı olduğu durumlar bulunmaktadır.

Bunlardan ilki hamile ve emziren kadınlar içindir. Her ne kadar sabah bulantılarını önlediği bilinse de çok fazla tüketilmesi zarar verebilir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde tüketilmesinde fayda vardır.

Aşırı hassas ve alerjik reaksiyonlara duyarlı kişilerde kızarıklık ve kaşıntı benzeri durumlar oluşabilir. Kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar da yemeden önce doktoruna danışmalıdırlar.

Birçok kozmetik ürünün ana maddesi olarak kullanılan meyvenin yağı da çok faydalıdır. Ancak avokado yağı bazı cilt tipleri için uygun değildir. Kızarıklık ve kaşıntılara sebep olabilir.

Avokado olgunlaştıktan sonra yendiğinde oldukça lezzetli bir meyvedir. Ham haliyle yenirse dilde acımtırak bir tat bırakacağından tercih edilmez. Son yıllarda sandviçlerde ve salatalarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Avokado sevdiğiniz bir meyve mi, daha önce hiç yediniz mi?
En çok hangi şekilde yemeyi seviyorsunuz?
Avokado ağacı yetiştirmeyi hiç denediniz mi? Paylaşmak istediğiniz püf noktalar nelerdir?

 

Limon Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

 

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

 

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

 

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

 

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

Yasemin Saygın

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

Lahana Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

İçerik
2. Limonun Çeşitleri Nelerdir?
3. Limonun Özellikleri Nelerdir?
4. Limonun Faydaları Nelerdir?
5. Konu Hakkında Bilgilendirici Video
6. Sonuç ve Okur Yorumları
7. Bilgi Alabileceğiniz Diğer Kaynaklar

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Her yıl bir defa budama yapılmalı ve gübre verilmelidir. Sonbahar aylarında hasat veren limon elle toplanmalı ve daha uçlarının kırılmamasına özen gösterilmelidir.

Limonun Faydaları Nelerdir?

Tam bir C vitamini kaynağı olan limonun sağlığımız için sağladığı faydalar saymakla bitmez. Turunçgiller arasında çok önemli bir yere sahip olan limonun suyu ve kabuğu olmak üzere tamamı tam bir şifa deposudur.

Özellikle kış aylarında bitki çaylarının içerisine sıktığımız limonun bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi çok önemli bir görevi bulunmaktadır. Genel olarak faydalarını ise şu şekilde sıralandırabiliriz;

  • Mide dostu olan limon, sindirim sistemine sağladığı yararlar sayesinde, kabızlık ve hazımsızlık sorunu çekenler için en önemli şifa kaynağıdır. Ancak limonun asit yönünden yoğun olmasından dolayı hassas mide ve diş yapısına sahip olanların çok az miktarda limon tüketmeye özen göstermeleri gerekir.
  • Küçük yaşlarda sık sık ateşlenen çocukların rahatlamalarını ve ferahlamalarını sağlar.
  • Diş sağlığı için de yeri ayrı olan limon, limon suyu ile gargara yapıldığında diş eti hastalıkları ve diş ağrılarının önüne geçmede etkilidir.
  • Yüksek tansiyona iyi gelir.
  • Obeziteyle mücadele eder.
  • Boğaz enfeksiyonları tedavisinde limondan faydalanılabilir.
  • Tırnakları ve dişleri beyazlatma, saç derisini güçlendirme gibi durumlarda da limon etkili sonuçlar vermektedir.
  • Hazmı kolaylaştırması ve yağ yakımını hızlandıran özelliği sayesinde düzenli olarak içilen limonlu ılık su fazla kilolardan kurtulmayı sağlayacaktır.
  • Antibakteriyel özelliği olan limon vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
  • İçeriğinde kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor bulunmaktadır.
  • Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  • Karaciğeri temizlemede çok etkilidir bu organda biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlar.
  • Ciltte meydana gelen kahverengi oluşumların ve güneş lekelerinin geçirilmesine yardımcı olur.
  • Aynı şekilde sivilce, akne ve döküntü benzeri deri problemlerine iyi gelir.
  • Ciltteki kaşıntıya iyi gelir.
  • Kanı temizler.
  • Saç diplerinde oluşan kepeği geçirir.
  • Hücreleri onararak kırışıklıkları azaltır ve yaşlanmayı geciktirir.
  • Vücuda elektrolit sağladığı için nemli kalmasını sağlar, bu sayede özellikle kuru ciltlerin daha geç kırışmasına yardımcı olur.
  • Bağırsak hareketlerini düzenler.
  • Saçların daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Ek olarak daha hızlı uzamasına yardımcı olur.
  • Yapılan bilimsel araştırmalar özellikle kadınlarda felç geçirme riskini azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Kanser hücreleri ile savaşır bu hastalığın oluşma ihtimalini azaltır.
  • Yapılan araştırmalar her gün düzenli olarak bir tane limon tüketen insanların kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalandığını ortaya koymuştur.
  • Bronşit ve astıma yakalanma riskini azaltır, var olan hastalıkların semptomlarının daha hafif atlatılmasına yardımcı olur.
  • Limonu sağlık için sağladığı faydalardan başka ev temizliği için de kullanabilirsiniz. Özellikle beyazlatma, leke giderme gibi işlemlerde limon en etkili temizlik maddelerinden biri olmaktadır.

 

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

 

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

 

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

Yasemin Saygın

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir?

Turunçgiller ailesinden olan ve bu ailenin yapısal olarak en gelişmiş üyeleri arasında bulunan portakal (Citrus sinensis), uzunluğu 12 metreye kadar çıkabilen grimsi renkteki ağaçlarda yetişir. Sık yapraklı olan portakal ağaçları bir defada çok sayıda portakal verebilirler. Kendi haline bırakıldığı takdirde bir portakal ağacı yaklaşık 100 yıl kadar ömre sahiptir.

Ancak 30-40 yaşına gelen ağaçlar verimden düştüğü için sökülerek, yerine yeni fidanlar dikilmektedir. En verimli haline dikilmesinden 10-15 yıl sonra ulaşan portakal ağaçları 1 yıl içerisinde yaklaşık 650 ila 700 arasında meyve verir. Bir portakal ağacının bu miktarda meyve verebilmesi için, en az 5 yaşındaolması gerekmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde iklim koşulları çok önemlidir. -3 derecenin altındaki soğuk yerlerde verimli yetişemez. Bu derecenin altında soğuktan donan portakal, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda da zarar görmektedir. Fidanlarının dikimi Eylül ve Ekim aylarında yapılmalıdır. Herhangi bir toprak türü kullanılabilir. Sadece ekilecek çukurun geniş olmasına özen gösterilmelidir.

Portakal sulu bir meyve olduğu için aşırı su isteyen bir ağaçtır. Fakat sulamanın damlama sistemi ile yapılması tavsiye edilir. Bu şekilde sulama yavaş ve sürekli olduğu için toprağın emilim gücü daha iyi olmaktadır. Her yıl yapılan budama ise ağaç için hayati önem taşımaktadır.

Portakalın Özellikleri Nelerdir?

C vitamini açısından mükemmel bir kaynak olan portakal, Hesperidium ismi verilen narenciye grubuna ait bir meyvedir. Tüm dünya üzerinde ortalama 600 kadar farklı portakal çeşidi olduğu bilinir. Dünyanın en değerli besinleri arasında bulunan portakalın içerisinde kalsiyum, fosfor ve sitrik asidin yanı sıra bol miktarda potasyum ile bazı antioksidan mineraller bulunur.

Ilıman iklimleri seven portakal ülkemizde en çok Akdeniz kıyılarında üretilen portakal, Ege ve Karadeniz bölgelerinde de yetiştirilir. Ancak soğuğa karşı oldukça hassas olan portakal sıcaklık eksinin altına düştüğü anda dondan etkilenmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde sulama çok önemlidir. Sıcak iklimlerde yetişmeye uygun olduğu için, kurak geçen yaz aylarında bol bol sulama yapılmalıdır. Kış aylarında bol sulu portakallar yemek için, yazın ağaçlarının sıklıkla sulanması gerekmektedir. Oldukça çok meyve veren ağaçların, meyveleri toplandıktan sonra mutlaka budama yapılmalıdır. Yılda bir yapılması gereken budama işlemi sayesinde, ağırlaşan dallar kırılarak ağaçlara zarar vermez.

Portakal sağlığa olan faydaları dışında başka alanlarda da kullanılmaktadır. Örneğin; kabuğundan çıkan yağı evlerinizin güzel kokması için kullanabilirsiniz. Zaten kozmetik sektöründe de esans, parfüm, kolonya ve oda parfümünde portakalın o muazzam kokusundan yararlanılmaktadır. Portakalın kabuğunu sirkeli suya koyup bekletin, bu karışımı daha sonra cam, lavabo ve banyo temizliği için kullanabilirsiniz. Bunun dışında yine kabuğundan ayakkabı kokusunu gidermek için kullanabilirsiniz. Ayakkabılarınızın içine portakal kabuklarını koyup birkaç gün bekletin. Kötü kokunun büyük oranda gittiğini göreceksiniz.

Portakal Çeşitleri Nelerdir?

Portakalın belirli iki farklı ana çeşidi bulunur. Bunlardan ilki acı portakal, diğeri ise tatlı portakaldır. Acı portakal çoğunlukla kimya ve ecza fabrikaları için üretilir. Tatlı portakal ise sofralarda taze olarak ya da reçel şeklinde tüketilir. Tatlı portakalların orta kısımları sarımtırak ve kırmızı renkte olabilir. Tatlı portakallar kendi içlerinde çeşitli türlere ayrılırlar. Belledonya (Belladonna), Yafa, Valansiya, Washington, Navel, Kan Portakalı ve Tarakko bu portakal çeşitlerine örnek olarak verilebilir.

Portakalın Faydaları Nelerdir?

Özellikle sabah kahvaltısında içilen portakal suyunun vücut için pek çok faydası mevcuttur. Güne dinamik başlamak isteyenlerin ya da bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi planlayanların tercih edebileceği portakal ve taze sıkılmış portakal suları ile birçok hastalığa karşı direnç kazanılması mümkündür.

Soğuk algınlığında, gribal enfeksiyonlarda, kas incinmelerinde, çeşitli kalp rahatsızlıklarında ve felç durumlarında yenebilecek portakalın, içerisinde bulunan bioflavia bir nevi antioksidan görevi görerek özellikle kılcal damarların güçlendirilmesi konusunda önemli görevler üstlenebilir.

Kalbin zarar görmesini engelleyen portakal, vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen çürüme ve ezilmelerin kısa sürede iyileşmesine imkan verir. Portakalın içerisinde yer alan folik asit öksürük üzerinde de oldukça etkilidir. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan portakal ayrıca pankreas kanseriPortakal ve mide kanserinde destekleyici tedavi yöntemi olarak tercih edilebilir.

Doğanın mucizelerinden birisi olan portakalın en önemli faydalarından birisi içerisinde barındırdığı yüksek oranda potasyum miktarı ile tansiyonu dengelemesidir. Ayrıca cilt kuruması üzerinde etkili olan bu meyve, kırışıklıkları önleyerek cildi gençleştirmesi ile de bilinir. Portakal küçük çocuklarda fiziksel ve zihinsel gelişime olumlu katkı sağlar. Bazı kanser türlerinde uzman doktorlar tarafından dahi önerilen portakal damar tıkanıklığını önleyerek ömrü uzatır.

Bunlardan başka stresi azaltıcı etkisi olduğundan, depresyondaki hastalara önerilir. Kolesterole iyi gelir, idrar söktürücüdür. Olağanüstü kokusu sayesinde parfüm sektöründe de tercih edilmektedir. Antioksidan olduğundan vücudu zararlı maddelerden temizler, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktirir. Gıdalardan demir alınımını artırır, enfeksiyon oluşumunu engeller.

Güçlü bir idrar söktürücüdür, içeriğindeki magnezyumminerali ile kasların, bağırsakların ve sinir sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Karın ağrısını giderir, cilt sağlığına iyi gelir. Hergün bir portakal yemek cildin tazelenmesini ve hasarlı hücrelerin onarılmasını sağlayacaktır. Bademcik iltihabı olan kişiler bir adet portakalı sıkıp, içerisine 3 alo vera kristali ekleyerek içerlerse, iltihabın azalmasına yardımcı olacaktır.

Bağırsakları çalıştırıp, kuvvetli bir idrar söktürücü olduğu için obezite tedavisinde fayda sağlamaktadır. Yüksek ateş anında içilen portakal suyu, ateşin düşmesini sağlar. Az önce de belirttiğimiz gibi cildin gençleşmesinde önemlidir. Bunu da yüksek nem oranı sayesinde yapmaktadır. Hem yiyerek hem de posasını yüzünüzde bekleterek, kırıkşıklıklarla savaşabilirsiniz

Kiraz ülkemizde bolca bulunan, temin etmesi kolay ve sağlıklı bir meyvedir. Kirazı; kurutarak, buzlukta bekleterek veya kavanozlayarak her mevsim yarar sağlayabilirsiniz. Kirazı bolca tüketmek kişiye sayısız alternatif tedaviler sunmaktadır. Kirazın faydaları , kullanım alanları ve daha birçok bilgiye sizin için derlediğimiz yazımızdan ulaşabilirsiniz.

 

 

Bilim dünyasında Prunus avium olarak bilinen kiraz, yaz mevsiminin olmazsa olmazlarından biridir. Tatlılardan meyve tabaklarına suyunun sıkılmasından reçelinin yapılmasına kadar hayatın hemen her alanında tüketilen meyve, sağlıklı ve bir o kadar da lezzetlidir.

Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilen kiraz, Türkiye’de de bolca bulunmaktadır. İklim koşulları sağlandığında oldukça verimli olabilmektedir. Uluslararası kiraz üretimine göz gezdirildiğinde listenin başında Türkiye’yi görebilmek mümkün. Dolayısıyla kiraz ihracatının Türkiye ekonomisine büyük katkısı olduğu söylenebilir.

 

Meyve olarak taze toplanıp tüketilen kirazın kurutulmuş, suyunun sıkılmış ya da sos olarak hazırlanmış şekilleri de mutfaklarda yerini almaktadır. Kullanım alanı bu denli geniş olan meyve aynı zamanda cilt bakımının da bir parçasıdır.

 

 

Gülgiller familyasından olan kiraz, tatlı aroması ile pek çok tarifin içinde yer alan bir meyvedir. Bununla beraber yalnızca toplandığı gibi yıkanarak da tüketilebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda kirazın faydalarının pek azına hakim olunduğu, bilindiğinden daha şifalı bir meyve olduğu ortaya çıkmıştır. Yalnızca sağlığa faydası nedeniyle tüketilmesi gereken kiraz, halk arasında farklı isimlerle bilinmektedir.

Bölgesel farklılıklar taşıyan meyve, iklim koşullarından etkilenen özenli bakım gerektiren bitkilerden biridir. Oldukça köklü bir tarihe sahip olan kiraz meyvesi, Yunan mitolojisinde doğuma ve yeniliğe işaret etmektedir. Karadeniz’de yer alan Giresun ili ise adını kiraz anlamına gelen Kerasus isminden almıştır.

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Oldukça farklı lezzette birçok farklı isimde kiraz çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerden en bilinenleri Edirne, Napolyon ve turfanda kirazlardır. Orta sertlikte ve oldukça verimli olan bu türlerin dışında early lory, vista, stella kirazları da bulunmaktadır. Karagevrek, karabodur türleri halk arasında bilinen merkezi Türkiye olan kiraz çeşitleridir. Bu çeşitlerin yanında 0900 ziraat, Van, bing, berryessa kirazları da kiraz isimleri arasında yer almaktadır. Farklı dönemlerde ve tatlarda olan bu türlerin sertlikleri ve verimlilikleri de değişkenlik göstermektedir.

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Yalnızca meyve olarak değil sağlık deposu olarak düşünülen kiraz; demir, potasyum ve kalsiyum içermektedir. Ayrıca içinde bulunan A, B, C vitaminleriyle insanı pek çok hastalıktan korumaktadır. Kiraz düzenli tüketildiğinde ciltte meydana gelen yaşlanmaya engel olmaktadır. Kırışıklıklar ve yüz çizgileri kiraz yiyen kişilerde oldukça az olacaktır. Tüm bunların yanında aşırı tüketim durumunda sorun yarattığı da bilinmektedir. Kiraz fidesinden yaklaşık 5-6 yıl meyve alınmaz ve ömrü 60-70 yıl kadardır. Kiraz ağacı meyve vererek yaz mevsimini başlatır ancak mevsim sonu toplanmazsa yağışlarda hemen kurtlanırlar.

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz ağacı, köklü ve yıllıklı bir ağaçtır. Bu nedenle henüz ekmeden önce uzun yıllar boyunca orada olmasını istiyorsanız mevsim ve toprak şartlarını önceden öğrenmelisiniz. Her şeyden önce kuru ve çorak toprakları tercih etmediğini bilmelisiniz.

Havalandırmaya elverişli ve derin toprak yapısı, kirazın en rahat yetiştiği topraktır. Derin bir çukur içine koyulan tohum, ağacın daha verimli olmasını sağlayacaktır. Kuru topraklarda küçük meyveli, seyrek dallı olan kiraz ağacı; nemli topraklarda serpilerek daha iri taneli meyveler vermektedir. En erken çiçeklenen kiraz, baharın ve yazın müjdeleyicisi olarak kabul edilmektedir.

Yapraklarının da en az meyvesi kadar şifalı olduğu bilinen kiraz ağacı, yağmursuz çiçeklenme sürecini sever. Bu nedenle kiraz ağacını yetiştirmek istediğinizde sıcak hava koşullarını gözetmeniz önemlidir. Kış soğuğunun -20ºC’yi bulduğu yerlerde kiraz yetiştiriciliği yapılamamaktadır. Bununla beraber rakımı yüksek olan yerler, kiraz üretmek ve meyve elde etmek için en ideal yerlerdir.

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kadın hastalıkları için oldukça etkileyici olan kiraz, regl sürecinde ağrıların önüne geçmenize yardımcı olacaktır. İçinde yer alan beta karoteni ile kanserli hücreleri yok eden meyve, kanserle savaşan pek çok kişinin bağışıklığını güçlendirmektedir.

Beyin gelişimini yüksek oranda artıran kiraz, bunama ya da Alzheimer gibi hastalıkların meydana gelmesine izin vermemektedir. Kirazda bulunan glisemik indeks değerleri şeker hastaları açısından tehdit oluşturmaz ve bolca tüketilebilir kılar.

Sindirim sistemini destekleyen meyve aynı zamanda metabolizmanın hızını ikiye katlar. Dolayısıyla kiraz tüketirken kilo vermek çok daha kolaydır. Bununla beraber içinde bulunan melatonin ile uyku düzenini korumayı sağlayan kiraz, gün içinde sinir sisteminin de rahatlamasına yardımcı olmaktadır.

 

Yapılan araştırmalar doğrultusunda ağrı kesici etkisi bulunduğu ortaya çıkan kirazın, kaslarda meydana gelen sancıları kestiği bilinmektedir. Farklı nedenlerle meydana gelen kas ağrıları ya da zonklamalar tüketilen kiraz meyvesi ve suyu ile iyileşebilmektedir. Özellikle kiraz suyunun düzenli olarak içilmesi basit ağrıların hissedilmeden ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Yaprakları ile varise çözüm olan kiraz, taze sıkılmış meyve suyu ile baş ağrısına da çözüm olmaktadır.

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Mutfakların olmazsa olmazı kiraz en çok taze meyve olarak tüketilmektedir. Bunun yanında özellikle hoşafının yapılmasıyla yazın soğuk içilen içecekler arasında ilk sıralarda yerini almaktadır. Tatlı ve özel bir lezzeti olan kiraz reçeli de kahvaltı sofralarının olmazsa olmazıdır. Ayrıca kurabiyelere ve tatlılara üzerinde kiraz marmeladı ile eşsiz bir lezzet verilmektedir. Doğal bir ağrı kesici olan kirazdan, kiraz sirkesi de yapabilirsiniz. Yazın toplandıktan sonra temizlenip buzluğa kaldırılan kiraz, kış mevsiminde zaman zaman kullanılabilmektedir. Özellikle içecek olarak hazırlamak için buzluklarınızda muhakkak kiraza yer açmalısınız.

 

Genellikle turşu yapımında kullanılsa da son yıllarda salatalarda da sirkeyi sıklıkla tercih etmekteyiz. Bir diğer kullanım alanı ise temizlik alanıdır. Doğal bir madde olan sirke ile buzdolabının içini veya yerleri silebilirsiniz. Üzüm, elma, ayva gibi birçok meyveden elde edilebilen sirkeyi buyrun birlikte tanıyalım.

 

Salataların vazgeçilmezi olan sirke, salamura hazırlıklarının da en önemli basamağında yer alıyor. Son zamanlarda ise zayıflamaya olan etkisi ile tercih etmekteyiz. Mide rahatsızlığı olmayan kişiler için çok kıymetli bir besindir. Sirkenin bilimsel açıdan belirtilmiş bir zararı bulunmamaktadır. Ancak alerjik bir yapıya sahipseniz ilk etapta dikkatli kullanmanız gerekir.

Bunun dışında gastrit, reflü, ülser gibi mide rahatsızlığı olan kişiler sirke tüketirken dikkatli olmasında fayda vardır. Birçok türü bulunan sirke daha çok üzüm ve elmadan yapılmaktadır. Günlük yaşamda hemen her alanda kullandığımız sirke sağlığımız için oldukça faydalıdır. Salata ve yemeklerde kullandığımız sirkelerin sağlığımıza faydası olduğu kadar cilt bakımı, saç bakımı gibi alanlarda da olumlu etkilerinin olduğu ispatlamıştır.

Oluşabilmesi için Mycoderma aceti adı verilen sirke bakterisi, 20-30 derece ortam sıcaklığı ve havanın sirkeleşecek sıvı ile teması gibi 3 temel faktör gerekmektedir. Genel olarak üzüm ve elma gibi meyvelerle yapılan sirke evlerde doğal yöntemlerle yapılabilir. Ancak endüstriyel alanda kullanılmak üzere yapılıyorsa derin kültür üretim metodu kullanılmaktadır. Farklı hammaddeler kullanılarak da yapılan sirke için meyve, seyreltilmiş asetik asit ve malt kullanılır.

 

Sirke Nedir?

Sirke Nedir?Sirke, şarabın düşük alkollü içeceklerin ve şekerli çözeltilerin mayalanması yoluyla oluşan ve asetik asit barındıran sulu bir çözeltidir.  Bilimsel incelemelere göre; sirkeleşme olayı, sirke bakterisi (Mycoderma aceti) adı verilen bir mikroorganizma türünün yapmış olduğu bir mayalama işlemidir.

Bu bakteri, alkollü çözeltilerde gelişme gösterir ve alkolü yükselterek; ortaya su ve asetik asit meydana çıkmaktadır. Sirkenin kendi arasında birçok çeşidi vardır. Etil alkol ve asetik asit fermantasyonları olmak üzere iki aşamalı fermantasyon uygulaması ile şeker içeren hammaddelerden üretilir.

Tercih edilen meyve önce alkol fermantasyonuna, sonra da setik asit (sirke) fermantasyonuna tabi tutulur. Fermantasyon işlemi sırasında asetik asit bakterilerinin faaliyeti sonucu alkol içeren sıvı, oksijen varlığında asetik asite ve suya okside olur.

Sirke Nasıl Yapılır?

Sirke Nasıl Yapılır?Sirke üretiminin yapılabilmesi için olması gereken 3 şart vardır. Bunlar; hava ile sirkeleşme olacak sıvının temasısirke bakterisinin bulunması ve 20 ila 30 derece arasında sabit bir ısıdır. Sirkenin üretimi fıçılarda yavaş yavaş sirkeleşme veya kazanlarda hızlı oksitlenme yöntemleri ile yapılır. Orleans metodu uygulamasında; 225 litrelik fıçılar, yatay olarak birbirlerinin üzerine yerleştirilir.

Sirkeleştirme için bol miktarda sirke bakterisi içeren 8 derecelik, 150 litre civarında sirke hazırlanır. Şarap yapılacaksa bu sirkeye her gün 10’ar litre şarap ilave edilir. Bir başka yöntemde güçlü havalandırma alanında, daldırma metodu ile sirke üretilir ve bu aşamada tahta yahut paslanmaz çelikten üretilmiş fıçılar kullanılmaktadır. Ortama güçlü bir hava gönderildiğinde sirkeleşme çok hızlı gelişir.

Evde Sirke Nasıl Yapılır?

Evde Sirke Nasıl Yapılır?Evde sirke yapmak için hangi meyveyi tercih ediyorsanız öncelikle onun en doğalını veya organiğini bulmalısınız. Meyvelerin en taze ve sağlıklı olanlarını seçin, çürük varsa o kısımları kesip atın. Çünkü içinde bir tane bile çürük meyve olsa tadını bozmaya yetecektir. Bir diğer önemli ayrıntı ise kabuklardır. Meyvelerin kabuğunu tamamen soymadan kullanırsanız sirkeleşme işlemi daha başarılı olacaktır.

Meyveleri küçük küçük doğradıktan sonra bunları cam bir kavanoz içine koyun. Plastik şişelerde yapılanlar çok iyi olmadığından, cam olanlar önerilmektedir. İlk defa yapacaksanız kavanoza koyduğunuz meyvelerin üzerine bulgur, nohut ve bal ekleyin. 5 litrelik bir kavanoza yapacağınız sirke için 1-2 yemek kaşığı bal yeterli olacaktır. Saydığımız bu malzemeleri ve üstü kapanacak kadar su ekledikten sonra plastik bir kaşıkla karıştırın.

Kavanozun ağzını sıkıca kapatın. Hatta hiç hava almaması için kapağın altına bir tülbent de koyabilirsiniz. Daha sonra 20 gün kadar serin ve kuru bir yerde bekletin. Beklediği ortamın doğrudan ışık almamasına da özen göstermelisiniz. 20 günün sonunda üzerinde sirke anası denilen bir madde oluşacak.

Bunu alıp dikkatlice cam bir kaba koyup saklayın. Daha sonraki sirke yapımlarında işinize yarayacaktır. Bir sonraki aşamada fermente olan sirkeyi tülbentten geçirerek süzün. Cam kavanozlara koyup ağzını sıkıca kapattığınız sirkeniz artık kullanıma hazır.

En çok tercih edilen üzüm sirkesini evde, pratik bir şekilde yapmak isteyenler için malzemelerin ölçüsüyle birlikte tarifini de paylaşalım. Öncelikle gereken malzemeler; 1,5 kilogram üzüm, 2,5 litre su, 2 yemek kaşığı bal, yarım çay bardağı nohut, 1 yemek kaşığı tuz.

 

stediğiniz cinste üzümleri önce saplarından ayırıp iyice yıkayın. Sonra cam bir kavanoz içine doldurun. Üzerine 2,5 litre suyu ekleyin. Ardından yukarıda saydığımız diğer malzemeleri ekleyin ve bir kaşık yardımıyla karıştırın. Üzerini bir tülbentle kapatıp, kapağını sıkıca kapatarak 20 gün bekletin. Beklediği bu süre içerisinde sirkenin mayalanma işlemi gerçekleşecektir. Sonrasında süzün ve içine tuz ekleyerek karıştırın.

Sirkenin Çeşitleri Nelerdir?

Sirkenin Çeşitleri Nelerdir?

Sirke en çok üzüm olmak üzere; elma, ayva ve ardıç kullanılarak yapılmaktadır. Kullanılan üzümün türüne göre de ismi değişebilmektedir. Hepsinin kendine göre ayrı tadı ve faydaları bulunmaktadır. İşte onlardan bazıları ve kısaca özellikleri;

  • Üzüm Sirkesi: Güçlü antioksidan etkilere sahip üzüm sirkesi, yapısında yer alan pepsin enzimi etkisi ile vücuttaki yapım işlerine katılarak, yaraları onarabilir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir ve çeşitli hastalıklara karşı direnç sağlar.
  • Elma Sirkesi: Sıklıkla Avrupa ülkelerinde çok eski dönemlerden günümüze kadar ilaç yapım alanında kullanılmaktadır. Vücuttaki kan dolaşımını düzenleme işlevine sahip elma sirkesi ayrıca tansiyon hastalarına da iyi gelmektedir. Kilo vermeye yardımcı olan sirke türü de elma sirkesidir.
  • Balsamik Sirke: Dünya üzerinde en çok tüketilen ve buna bağlı olarak en pahalı sirkelerden bir tanesidir. Yıllandıkça değerinde gözle görülür bir artış yaşanır. Bazı ülkelerde her yemeğe ve salataya istisnasız katılmaktadır.
  • Ayva Sirkesi: Genellikle yanık tedavilerinde kullanılır ve ayrıca ağız kokusunu giderici etkisi de vardır.
  • Frenk Üzümü Sirkesi: Yaraların tedavilerinde etkili olan sirke; ayrıca bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olarak, yeni kan hücrelerinin de oluşmasını sağlar.
  • Kırmızı Şarap Sirkesi: Kolesterolü dengelemek gibi önemli bir faydası vardır. Damar tıkanıklığının tedavisi konusunda şaraptan daha faydalıdır denebilir.
  • Ardıç Sirkesi: Ardıç ağacının verdiği meyvelerden üretilmektedir. Güçlü bir mikrop yok edici olarak bilinir. Yüksek etki ve ciddi bir güce sahip olduğundan; doktor kontrolünde tüketilmelidir.

Sirkenin Faydaları Nelerdir?

Sirkenin Faydaları Nelerdir?

Eskiden beri turşu yapımında kullanılan sirkeyi sağladığı faydaların çok olması nedeniyle artık salatalarda, hatta pastalarda dahi kullanmaktayız. Doğal bir temizlik maddesi olarak da tercih edilen sirkenin belli başlı faydaları şunlardır;

  • Özellikle elma sirkesi, lif açısından zengindir ve sindirime yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda bağırsaklara yapışarak; kolesterol emilimini engeller.
  • Anemi rahatsızlığında görülen demir, B12, folik asit eksikliğini giderebilir. Gün içinde bir kez ballı su ile 1 tatlı kaşığı elma sirkesi karışımını içmeniz yeterlidir.
  • Bal ve elma sirkesinin karışımı astım ve solunum rahatsızlıklarına olumlu sonuçlar vermektedir.
  • Bir ölçü sirke ve beş ölçü su karışımı, vücuda kompres yapıldığında ateş düşürücü etkisi vardır.
  • Baş ağrısı ve boğaz ağrısı şikayetleriniz varsa; bu ağrıları gidermek için ilaç içmeden önce sirke denemenizde fayda olacaktır.
  • Sirke ile yapılan gargara; ağız kokusuna, diş eti ve diş sağlığına olumlu etki göstermektedir. Diş ağrılarında da yine aynı şekilde fayda gösterir.
  • Göz ve göz çevresinde görülen iltihaplar ya da tahrişler için sirke tedavisi uygulanabilir. Beta-karoten maddesi bu aşamada etken maddedir. Etkisini artırmak için havuç ile birlikte uygulanabilir.
  • Böcek zehirlenmelerinde, zehri etkisiz hale getirmektedir. Zarar görmüş bölgeye sirke sürebilirsiniz

Meyve (İng: “fruit”), çiçekli bitkilerin çiçek kısmındaki bazı özel dokulardan gelişen ve içerisinde üreme organlarının parçalarını ve kimi durumda bazı ek dokuları içeren kısmıdır. Çiçekli bitkilerin üreme yapıları olan çekirdekler, bu meyve içerisinde korunur ve saklanır. Hayvanların yediği kısmı genellikle çekirdekleri sarmak ve korumak amacıyla, kimi zaman da bu çekirdeklerin toprağa ulaşmasını sağlayacak hayvanları çekmek amacıyla evrimleşen etli kısımdır. Botanik terimler sözlüğünde şöyle tanımlanır:

Meyve, kapalı tohumlu bitkilerde tohumları barındıran; gelişmiş dişi organ ve kimi zaman da ilgili üreme parçalarını bir arada bulunduran yapının adıdır.

Sebze (İng: “vegetable”), bir bitkinin -eğer varsa- meyvesi haricinde yenebilen kısımlarının tamamına denir. Örneğin bazı bitkilerin gövdesi, kökleri, yaprakları yenir ve bunlar “sebze” olarak isimlendirilir. Sebze, bilimsel bir terim değildir; dolayısıyla birçok botanik terimler sözlüğünde yer almaz. Sözcük, daha ziyade toplumsal bir terimdir. Eğer ki sebze bilimsel terminolojide yer alıyor olsaydı, Bitkiler Alemi’nin neredeyse tüm üyeleri birer “sebze” olurdu.

Ancak halk arasında sözcük sıklıkla “bitkilerin yenilebilir kısımları” anlamında kullanılır. Dolayısıyla her bitkinin “sebze” (“yenilebilir”) olan kısımları da farklılık göstermektedir. Bitkilerin evriminde meyvelerin çok net bir tanımı olsa da; bu canlılarda “Şu bölge yenebilir, bu bölge yenemez.” şeklinde genel geçer bir ayrım bulunmamaktadır; çünkü her canlının her bitkinin farklı bölgelerini yiyebilmesi olasıdır.

Bu nedenle meyveler ile sebzeler arasındaki farkı tespit edebilmek için, sebze tanımı üzerinden değil, meyve tanımı üzerinden gitmek gerekir. Bunu yapmak için çok basit bir test uygulayabilirsiniz: Eğer yediğiniz şeyin içerisinde üreme amacıyla, döllenmiş hücreler (çekirdekler) varsa, bir meyve yiyorsunuz demektir. Eğer yoksa, muhtemelen yediğiniz şey bir sebzedir.

Sebze Olduğu Sanılan Meyveler

Bu açıdan bakıldığında; sıradan meyveler (portakal, şeftali, kiraz, vs.) haricinde, bilimsel tanımı gereği meyve olan; fakat halk arasında hatalı bir şekilde sebze olarak görülen bitkiler arasında bulunanlar:

  • domates,
  • muz,
  • avokado,
  • patlıcan,
  • zeytin,
  • buğday,
  • mısır,
  • biber,
  • salatalık,
  • kabak,
  • balkabağı,
  • baklagiller.

Bu “hata” o kadar yaygındır ki; çeşitli ülkelerde bunların birçoğu “meyve” olarak değil, “sebze” olarak vergilendirilir.

 

 

 

Bu hoş karikatür, sadece domateslerin aslında meyve olduğu gerçeğine vurgu yapmakla kalmıyor, aynı zamanda “toplumsal kimlik” olarak bilinen, çoğunluğun azınlıklar için “biçtikleri kaftanlara” da harika bir gönderme yapıyor. Bu karikatürdeki domates, toplum onun “sebze” olduğunu söylese de, gerçekte “meyve” olduğunu hissettiği için (ki gerçekten de öyledir), psikolojik bir kimlik çatışmasına girmiş… Yazık…

Gerçek Sebzelere Örnekler

Bilimsel olarak gerçekten de meyve olmayan sebzeler arasında bulunanlara birkaç örnek ise şöyle:

  • havuç,
  • lahana,
  • brokoli,
  • ıspanak,
  • pırasa,
  • her çeşit ot ve çeşni,

 

Bitkisel besin kaynaklarının başlıcaları olan meyve ve sebzeler bazen birbirine karıştırılır. Meyve çiçekli bitkilerin çiçek kısmındaki bazı özel dokulardan gelişen, içerisinde üreme organlarının parçalarını ve kimi durumda bazı ek dokuları bulunduran kısımlarıdır. Sebze ise bir bitkinin meyvesi haricinde yenilebilen kısımlarının tamamına denir.

Günlük kullanımda meyve sebze farkını ortaya koyan en genel özellik meyvelerin tatlı olmasıdır. Botanik olarak patlıcan, salatalık, biber, domates bitkilerin meyveleri olmasına karşın tatlı olmadıklarından sebze grubuna girerler. Bitkilerin yaprakları, sürgünleri, çiçekleri ve yumruları ise tatlı değildir ve sebze grubunda yer alırlar.

Peki meyvelerin tatlı olmasının sebebi nedir? Meyvelerin tadı, içerdikleri meyve şekerinden kaynaklanır. Meyvelerde bulunan şeker çoğunlukla sindirime gerek duymadan kana geçen ve bu nedenle monosakkarit grubuna giren fruktozdur. Üzüm diğer meyvelerden farklı olarak yine monosakkarit grubuna giren glikozu daha çok içerir. Muzda fruktoz ve glikoz yanında bir miktarda nişasta da bulunur. Meyvelerde sindirilemeyen karbonhidratlardan ve diğer öğelerden oluşan posa, yani diyet lifi de bulunur.

Meyvenin enerji değeri ebadı ile içerdiği şeker, nişasta ve posa miktarına göre değişir. Bir adet elmanın büyüklüğü 100 ile 200 g arasında değişir. Günde 3 elma yemek, en az 189 en çok 378 kalorilik enerji almanız demektir. Kahvaltıda bir su bardağı taze portakal suyu ise yaklaşık 150 kalorilik enerji sağlar. Sadece bu ikisini tüketseniz, alacağınız meyveden oluşan enerji miktarı yaklaşık 500 kaloridir. Çoğu kişi bunları günlük besinleri arasında saymaz bile. Oysa ki her gün 200 kalorilik fazladan enerji alımı ayda 6000 kalorilik fazladan enerji alındığını gösterir. Bu da ayda yaklaşık 900 g ağırlık kazanımı demektir.

Sağlıklı beslenme için önerilen günde en az 5-6 porsiyon meyve sebze tüketilmesidir. Bu öneriyi sadece meyveye indirgemek ve faydalıdır diye gereksinimden duyduğumuz miktardan fazla tüketmek doğru değildir. Meyvenin yanında sebzeye de önem vermek ağırlık denetimi için gereklidir. Acıkınca 1 adet meyve yerine aynı miktarda salatalık yemekle alınan enerji miktarının üçte bire indiğini de unutmamak gerekir.

Sebzelerin besin değerlerini kaybetmemesi için sebze yıkama ve sebzeleri hazırlamanın püf noktaları kısmımızı okumanızı tavsiye ederiz.

 

Soğuğa dayanıklı, kumlu ve geçirgen topraklarda yetişebilen ayva hem lezzetli hem de sağlıklı bir meyve türüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, hazımsızlık, şişkinlik gibi mide sorunlarına iyi gelir, ishali geçirir.

Yasemin Saygın

Gülgiller ailesine ait, tüylü kabuğu ile dikkat çeken ayva, beyaz ya da pembe iri çiçekleri olan bir ağacın meyvesidir. Yüksekliği yaklaşık bin metreye yakın her yerde yetişme özelliğine sahiptir. Ayva yetiştiriciliği konusunda ülkemiz ilk sırada yer alırken, faydaları ile meşhur olan meyve, Avrupa ülkelerinde de yaygın bir şekilde yetiştirilmektedir.

Türkiye’yi Çin ve İran ülkeleri takip etmektedir. Soğuk havalara karşı dayanıklı olmasına karşın ılık ve sıcak kumlarda daha verimli yetişir. Ayva kendi içinde çok fazla çeşidi olan bir meyvedir. Ayıboğan, limon ve misket ayvaları en çok yetiştirilen ayva türleridir. Hazar Denizi yakınları ve İran ayvanın ana vatanı olarak nitelenen bölgelerdir. Ayva üretimi elbette sadece Avustralya’da yapılmamaktadır.

 

Altın Çilek Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Dünya genelinde üretimi en yaygın yapılmakta olan meyvelerden biridir. Ayva ağacının meyveleri meyve olarak tüketilip sağlığa son derece katkı sağlarken, yaprakları da boya ve kozmetik sanayilerine kullanılmaktadır. Ayrıca birçok pasta ve tatlı yapımında kullanıldığı gibi, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan reçellerin de en çok tercih edilen malzemelerinden biridir.

Ayva Nedir?

Ayva Nedir?Çok eski uygarlıklar döneminde yetiştirilmeye başlanmış olan Ayva, günümüzde en çok sevilen ve tüketilen meyveler arasındadır. Bu noktada ayvanın geçmişi yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Faydaları sayesinde, gelişim çağındaki çocukların bağışıklık sistemleri daha güçlü gelişmektedir. Ayvanın kullanım alanının da oldukça geniş olması, Roma Uygarlığı döneminde, parfüm ve bal yapımında da kullanılmasına neden olmuştur.

Genel yapısı itibariyle sert bir meyve olan ayva, yetiştiği iklimin şartlarına göre yumuşaklık gösterebilir. Daha sıcak iklimlerde yetişen ayvaların daha yumuşak olduğu görülmektedir.

Ayvanın Çeşitleri Nelerdir?

Ayvanın Çeşitleri Nelerdir?Ayva, yöresel çeşitlilik bakımından oldukça fazla çeşide sahip bir meyvedir. Limon ve misket ayvaları en çok bilinen türler arasındadır. Ege Bölgesi ayva yetiştiriciliği konusunda üst sıralarda yer aldığından, ayva çeşitlerinin pek çoğu bu bölgenin verdiği isimlerle bilinmektedir.

Ülkemizde ise en çok yetiştirilen üç adet ayva çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; eşme, limon ve ekmek ayvası çeşitleridir. Eşme ayvası Marmara Bölgesi’ne has bir ayva türüdür. Sulu ve mayhoş olan lezzeti ile ülkemizde en çok rastlanılan ayva çeşidinden biridir.

Ekmek ayvası ise, yine oldukça yaygın bir şekilde yetiştirilen ve diğer ayva türleri ile birçok ortak özelliği bulunan bir çeşittir. Limon ayvası ise, son yıllarda popülerlik kazanan ve yaygın bir şekilde yetiştirilen ayva çeşitlerinden biridir. Tadının mayhoş olmasından dolayı bu isimle anılmaktadır.

Ayvanın çeşitleri ve kısaca özellikleri şu şekilde;

  • Ekmek Ayvası: Bu tür altında daha başka çeşitler de bulunmaktadır. Meyveleri oldukça iri ve gösterişlidir. Sapları kısa, meyveleri büyük, karın kısmı geniş, kabukları sarı, üzeri hafif tüylü ve meyveleri etlidir. Eylül aylarında hasat edilen meyveler, Şubat’a kadar bozulmadan muhafaza edilebilir. Ağacı oldukça verimli meyve veren bu türün büyüme hızı normaldir.
  • Bardak Ayvası: Ülkemizde daha çok Kocaeli taraflarında yetişen bu türün tadı oldukça sulu ve mayhoştur. Gevrek olan meyvelerin dış yüzeyi tüylüdür. Ağacı 3-4 metreye kadar uzamaktadır.
  • Demir Ayvası: Meyvesi çok sıkı bir yapıda olduğu için demir adı verilen bu ayva türü, genellikle yeşilimtırak sarı bir renktedir. Tadı sulu ve mayhoştur. Ekim ayında olgunlaşan meyvelerin büyüklüğü orta düzeydedir.
  • Limon Ayvası: En sık rastlanan türdür. Eylül ayının sonlarına doğru olgunlaşmaya başlar. Aralık ayına kadar muhafaza edilebilir. Adından da anlaşılacağı üzere rengi limon sarısıdır. Kalın ve etli olan meyve bol sulu ve mayhoştur.
  • Şekergevrek: Bu türün meyveleri diğerlerine kıyasla daha düzgündür. Sap kısmına doğru daralan bir şekli vardır. Kabuğu ince, sulu ve diğerleri gibi mayhoş bir tada sahiptir.
  • Eşme Ayvası: Daha çok Marmara Bölgesi’nde yetiştirilen bu tür orta büyüklükte ve yuvarlak yapıdadır. Meyvesi oldukça gevrektir.

Ayvanın Özellikleri Nelerdir?

Ayvanın Özellikleri Nelerdir?Ayva yiyecek olarak farklı şekillerde değerlendirilmesi mümkün bir meyve olmasının yanı sıra, çekirdeği ve yaprağı ile de oldukça değerli bir meyvedir. Ayva içeriğinde, potasyum, demir, bakır ve C vitamini gibi insan bağışıklığı için önemli vitaminleri kapsamaktadır.

Direkt meyve olarak tüketildiğinde sağlık için son derece faydalı olan ayva, aynı zamanda ilaç yapımında da kullanılmaktadır. Ilıman iklimleri seven ayvanın genel özellikleri ve yetiştiriciliğine dair önemli bilgilerden bazıları şunlardır;

  • Ülkemizde daha çok İç Anadolu Bölgesi’nde yetişen ayva, ılıman iklimleri sever.
  • Kışın yapraklarını döken bir ağaçtır.
  • Denizden gelen ılımanlığı sevse de daha içerilerdeki vadilerde de yetişmek için kendine uygun koşullar bulmaktadır.
  • Orta Anadolu’da yetişenler daha geç çiçek açar ve geç sürgün verirler. Ege Bölgesi’nde yetişenler ise havanın daha sıcak olmasından dolayı daha erken sürgün verir ve çiçek açarlar.
  • Çok fazla rüzgarı sevmeyen bir ağaçtır. Şiddetli rüzgar çiçekleri döktüğünden meyve verimliliğini de azaltmaktadır.
  • Yağışın çok olduğu yerlerde meyve kalitesinde düşüş olur.
  • Soğuğa çok fazla dayanıklı değildir. Diğer meyvelerle kıyaslayacak olursak, soğuğa elma ve armuttan daha az dayanıklıdır.
  • Kumlu, tınılı ve geçirgen toprakları sever. Soğuk ve nem oranı yüksek olan topraklarda meyvenin kalitesinde düşüş olur. Bu nedenle aşırı sulamadan kaçınılmalıdır.
  • Ağaçlar 3-4 metre aralıklarla dikilir. Belirlenen aralık toprağın tipine göre de değişiklik gösterir.
  • Dikim işlemi için en uygun zaman Kasım – Ocak ayları arasıdır. Eğer daha soğuk bir iklimde ise Şubat ve Mart ayları da beklenebilir.
  • Yazları kurak geçen yerlerde düzenli olarak sulama yapılmalıdır. Ancak aşırı sulamadan kaçınmalı ve suyun ağacın gövdesine değmesi engellenmelidir. Eğer yapılabiliyorsa damlama usulü sulama en uygun olanıdır.
  • Gübreleme diğer tüm ürünlerde olduğu gibi ayva için de çok önemlidir. Ağacın yaprakları üç yılda bir analiz edilmeli, düzenli bir şekilde gübreleme yapılmalıdır. Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanılması daha verimli sonuç verecektir.
  • Soğuk hava depolarında 2-3 ay kadar muhafaza edilebilen bir meyvedir. Ancak saklandığı ortamda başka meyve türleri bulundurulmamalıdır.
  • Ayvada; iç kurdu, mumya hastalığı, armut ateş hastalığı, kahve lekeler gibi çeşitli hastalıklar meydana gelebilir. Bu nedenle ilaçlamaya çok önem verilmelidir.

Ayvanın Faydaları Nelerdir?

Ayvanın Faydaları Nelerdir?Çocuklarının sağlıklı gelişmesine katkı sağlamak isteyen her anne ve baba mutlaka çocuklarına ayva yedirmelidirler. Vitamin ve mineral açısından çok zengin içerikte olan ayva, çocukların sağlıklı gelişmelerini sağlarken, bağışıklık sistemlerini de kuvvetlendirmektedir.

Ayrıca ishali kesici özelliğe sahip olan ayva, çocuklarda ve yetişkinlerde güvenle tüketilmesi gereken bir meyvedir. Sindirim sistemine müthiş olumlu etkileri vardır. Hazımsızlık ve şişkinlik gibi mide sorunlarını iyileştirici faydaya sahiptir.

Ayva kanı temizlemesi, cildi güzelleştirmesi ve kolesterolü düşürücü etkisi gibi sağlığa pek çok faydaları olan bir meyvedir. Diğer yandan ayvanın çekirdekleri suda bekletildiğinde jel kıvamını almaktadır.

Muz Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Çekirdeğinden elde edilen bu jel, öksürükten cilt sorunlarına kadar pek çok sağlık sorununa iyi gelmektedir. Bu sebeple yılın büyük bölümünde bulunması mümkün olan ayvanın meyvesinden ve çekirdeğinden mutlaka faydalanılmalıdır. Reçeli, marmelatı ve tatlısı da yapılabilen ayva sofralarınızda yerini alabilir.

Çiğ olarak veya komposto halinde tüketilirse ishali keser. Serbest radikallerle savaşarak kanser  hücrelerinin oluşumunu engeller. Kansızlığa iyi gelir, ağız kokusunu geçirir ve kilo almayı önler.