Fesleğen Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Fesleğen güzel kokusuyla tanınan, genellikle baharat olarak kullanılan şifalı bir bitkidir. Çiçeği birçok hastalığa şifa olan bu bitki, hem taze hem de kurutularak kullanılabilmektedir. Yaz aylarında evlerin balkonlarında mis gibi kokan fesleğenler birçok yemek için de sos olarak kullanılır. Oldukça düşük bir kaloriye sahip olması onu diyet listelerinin vazgeçilmezi haline getirmektedir. Bakır, kalsiyum, manganez, demir ve çeşitli vitaminler açısından zengin bir içeriğe sahip ola fesleğen sıklıkla tüketmemiz gereken bitkiler arasında yer almaktadır.

Fesleğen, tek yıllık ve genel olarak ılıman bölgelerde yetişen bir bitki türüdür. Yemeklerde kullanılmak amacı ile üreticiliği yapılan fesleğen, Asya kökenlidir. İlk olarak Uzakdoğu ülkelerinde yetişmiş ve savaşlarda yaraları tedavi etmek amacıyla sıkça kullanılmıştır. Yetişkin fesleğenlerin boyları yaklaşık olarak 30-40 cm arasındadır. Renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar değişen, yaprakları yumuşak dokulu, 1-5 cm arasındaki uzunlukta ve 1-3 cm arasındaki genişlikte olurlar.

Soğuk havaya oldukça duyarlı olan bu bitki, sıcak ve kuru ortamları sever. Farklı büyüklüklerde değişik türleri vardır. Yaprakları kokulu ve çoğunlukla koyu yeşil rengindedir. Kıvrık, kısa yaprakları ve çiçeklerinin kısa iğneleri vardır, kokusu rezeneye benzer. Fesleğen, yemeklerde, şifa kaynağı olarak bitkisel tedavilerde kullanılabilir. Yemeklerinize şahane bir lezzet ve çok güzel bir koku katar. Birçok rahatsızlığa iyi gelen bitkisel kürleri mevcuttur. Sizler içi hazırladığımız bu yazıda fesleğenin faydalarını, zararlarını ve nasıl kullanıldığını öğreneceksiniz.

 

Fesleğen Nedir?

Fesleğen Nedir?Halk dilinde, fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan olarak anılan fesleğen Ballıbabagiller familyasına ait olan ve Ocimum cinsini oluşturan bir bitki türüdür. Fesleğen kullanım alanı oldukça geniş, faydaları saymakla bitmeyen şifa kaynağı bir nimettir.

Fesleğen denince aklımıza ilk olarak yaydığı o muazzam koku gelmektedir. Yaz aylarında beyaz ve pembe renkli çiçek açan bu bitki oldukça narin bir yapıya sahiptir. Yaklaşık 30-40 cm boya kadar uzamaktadırlar. Bitkinin yaprakları hem taze hem de kuru olarak kullanılabilmektedir. Bunun yanında kurutulmuş tohumları da yüzyıllardır insanoğlu tarafından şifa kaynağı olarak yararlanılmaktadır.

Soğuk havaları çok sevmeyen bu bitki aşırı sıcaklarda ve aşırı soğuklarda çok çabuk kuruyup ölmektedir. Her ne kadar sıcak iklimleri sevse de çok sıcak havalarda sık sık sulanarak bitkinin kuruması önlenmelidir. Fesleğenin yetiştirilmesi de kullanıma hazır hale getirilmesi de oldukça kolaydır. Yaprakları taze olarak tüketildiği gibi, belirli bir büyüklüğe geldikten sonra kurutularak, daha sonra kullanılmak üzere bir kap içerisinde muhafaza edilebilir.

Evlerin önünde, parklarda ve bahçelerde çok güzel büyüyen fesleğen veya diğer adıyla reyhan, saksılarda da çok rahatlıkla yetişebilmektedir. Bulunduğu ortama harika bir koku yayan bu bitki özellikle yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. İçerisinde estragol, linalol, cineol, pinen gibi maddeler bulunmaktadır.

Fesleğen Nasıl Kullanılır?

Fesleğen Nasıl Kullanılır?Bitkinin kullanılan bölgeleri, taze çiçekli dalları ve tohumlarıdır. Uçucu yağ taşımaktadır. Bu yağın içerisinde, linalol, pinen, estragol, cienol vardır. Akşamları açık havada yenilen yemeklerde masaların fesleğenle süslenmesi, bebeklerin yanına fesleğen koyulması, yaz aylarında evlerin açık camlarının önlerine koyulmasının sebebi yaydığı güzel koku ve sinekleri kovucu özelliğidir. Hem taze, hem de kuru olarak kullanılan bu bitki, pişirilerek ya da çiğ halde yemekleri süslemek için kullanılır. Pişirildiği zaman tadını çabuk yitirmesi sebebiyle yemeklere son anda katılır.

Türk yemeklerinde ve salatalarında baharat olarak kullanılan fesleğen, diğer ülkelerin yemeklerinde de önemli bir yer tutar. Fesleğen bitkisinin alternatif tıpta da yeri vardır. Fesleğenin taze yaprakları ile şurup hazırlanır. 30 gram taze fesleğen yaprağı alınır, üzerine dört bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika kadar demlenir. Bu şuruptan günde iki üç kez içilebilir.

Bir başka tarif ise, fesleğen tohumları kaynar su içerisinde 15-20 dakika kadar demlenir ve hazırlanan karışım günde 2 kez içilebilir. Kilo vermede de yardımcı olan fesleğeni doğru bir şekilde kullanarak fazla kilolardan kurtulmak mümkündür. (Sağlıklı bir şekilde zayıflamanın yollarını öğrenmek için tıklayın)

Fesleğenin Faydaları Nelerdir?

Fesleğenin Faydaları Nelerdir?Fesleğenin insanlar üzerindeki etkileri, deney hayvanları üzerinde araştırılarak kanser riskini azalttığı tespit edilmiştir. Genellikle makarnalara sos olarak yakışan fesleğen, taze olarak tüketildiğinde daha faydalı bir hal almaktadır. Sindirim sistemini düzenlemeden ağız kokularını gidermeye, anne sütünü artırmadan migren ağrılarını azaltmaya kadar birçok derde deva olan fesleğenin en önemli faydaları şunlardır;

  • Sindirim sistemi ve sinir sistemini olumlu yönde etkilediği anlaşılmıştır.
  • Gaz söktürür ve mideyi rahatlatmaya yardımcı olur. Şişkinliğe ve mide kramplarına iyi gelir.
  • Anne sütünü arttırıcı özelliği vardır ve kolik bebeklerde olumlu etkileri görülmüştür.
  • Sinirlilik, depresyon, uykusuzluk ve gerginlik durumlarında rahatlatıcıdır.
  • Bitki özsuyu, sinek ve böceklerin ısırdığı yerlere doğrudan sürülerek kullanılır. Ayrıca anti bakteriyel özelliğe sahiptir.
  • Asabiyetten kaynaklı olan genel güçsüzlüğe, migren rahatsızlığına karşı iyi gelir. Bunun için iki su bardağı kaynamış suyun içerisinde birer tatlı kaşığı fesleğen, defne ve melisa eklenir. 5-10 dakika demlenmeye bırakılan bu karışım ılık halde içilmelidir. Günde 2 bardak içilmesine izin verilen bu karışım, düzenli olarak tüketildiğinde migren ağrılarının büyük oranda azaldığı görülecektir.
  • Sinir hastalarına, iyi uyumayan çocuklara, baş dönmesi yaşayanlara, öksürüğe, boğmaca rahatsızlıklarına karşı faydalıdır.
  • Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.
  • Bağırsaklarda meydana gelen parazitlerin yok olmasını sağlar.
  • Hücreleri koruyarak yaşlanmayı geciktirir.
  • Mide bulantısını giderir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Fesleğen tam bir kalp dostudur. Kalp ve damar hastalıklarına iyi gelir, kalp krizi riskini azaltır.
  • Antibakteriyel özelliğe sahiptir.
  • Birkaç yaprak fesleğen ağıza alınıp çiğnenirse ağız kokusunu azaltır, diş eti hastalıklarının oluşmasını önler.
  • Ağızda oluşan aft benzeri yaraların geçmesini sağlar.
  • Bir litre suyun içerisine bir tutam fesleğen eklenip, kaynatılır. Bu karışım içildiğinde boğazdaki gıcık veya öksürük benzeri durumlar ortadan kalkar.
  • Yüksek antioksidan özelliği olan bu bitki tam bir kanser düşmanıdır. Kanser hücrelerinin oluşmasını engellediği gibi var olan hücrelerin çoğalmamasında ve yok olmasında önemli bir faktör oynar. Ancak doktora başvurulmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Yapılan araştırmalar fesleğenin meme, cilt ve ağız başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı koruma sağladığını ortaya koymuştur.

Fesleğenin Yan Etkileri Nelerdir?

Fesleğenin Yan Etkileri Nelerdir?Fesleğenin gıdalarda bulunan miktarının tüketimi güvenli olarak kabul edilmektedir. Ancak medikal amaçlı olarak, uygun doz ve kısa dönemli kullanımı tavsiye edilir. Uzun süreli kullanımının zararlı olacağı düşüncesi fesleğen yağının içindeki bazı maddeler olduğudur.

 

Genel anlamda çok büyük bir yan etkisi bulunmaz fakat doğru kullanım ve uygun dozlarda alınması daha yararlı olacaktır. Çocuklar, hamileler ve emziren anneler için de güvenilirdir. Ciddi rahatsızlıkları bulunan, sürekli ilaç kullanan kişilerin doktor kontrolünde kullanımı önerilmektedir.  Uzmanlar her şeyin fazlasının zarar olduğu kuralını göz önünde bulundurarak fesleğenin şu zararlarının olabileceğini belirtiyor;

  • Hamile ve emziren kadınlar için sakıncalı olabilir. Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.
  • Kan şekerini düşürücü etkisi vardır. Bu nedenle, özellikçe çiğ olarak tüketenlerin aşırıya kaçmaması önerilir.
  • Kanamayı artırıcı etkisi olduğundan ameliyat olacak kişilerin, en az bir hafta öncesine kadar fesleğen tüketmemeleri önerilir.
  • Tansiyon hastası kişiler daha dikkatli tüketmelidirler.

 

Maydanoz Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

İçeriğinde yoğun miktarda A, C ve K vitaminleri bulunan maydanoz, birçok yemeğe yakışmasının yanında sağlık açısından çok fazla fayda içermektedir. Faydalarını, genel özelliklerini ve yetişme koşullarını aşağıdaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Sebzeler içinde yeşillik kategorisinde yer alan maydanoz, genel anlamda faydaları ile bilinen bir besindir. Petroselinum sativum bilimsel adına sahip bitki Maydanozgiller ailesine mensuptur. Yetiştiriciliği asırlar öncesine dayanan bir yeşillik türü olarak Eski Yunanlılar tarafından oldukça kutsal sayılmış ve faydalarından sıkça yararlanılmıştır.

Salatalarda lezzetli bir çeşit olarak kullanılan maydanozu, Romalılar ilk kez yemeklerini süslemek için kullanmayı tercih etmişlerdir.  Maydanozun saymakla bitirilemeyecek kadar faydasını bilmeyen pek çok kişi, maydanozu değerli bir besin olarak görmemektedir. A, C ve K vitaminleri bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan maydanoz, düşük kalorili olmasından dolayı da diyet yapanların en büyük destekçisi olan besinlerden biridir

 

Akdeniz yöresine ait bir bitki olan maydanozun pek çok şekilde tüketilme şekli vardır. Sağlığa olan faydalarından haberdar olan birçok kişi maydanozu kaynatarak suyunu çay olarak tüketmektedir. Gün içinde bir tutam maydanoz tüketmek, kişinin günlük ihtiyacı olan C vitamini ve demir ihtiyacını karşılamaya yetmektedir.

 

Maydanoz Nedir?

Maydanoz Nedir?Küçük yapraklı, yeşil rengi ve kokusu ile yemek ve salataların en sevilen bitkilerinden biri olan maydanoz için tam bir şifa kaynağı demek yerinde olacaktır. Ülkemizde oldukça bol olan ve faydaları konusunda da son derece yararlı olan maydanoz, cilt sağlığından kalp sağlığına kadar vücudun her yerine dost niteliği taşıyan bir bitkidir.

Ayrıca bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi sayesinde kışın yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarına karşı daha dayanıklı bir bünyeye sahip olmak maydanozla mümkündür. Bağışıklık sistemine ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı bilgilere bu yazımızda yer vermiştik.

Maydanozun Çeşitleri Nelerdir?

Maydanozun Çeşitleri Nelerdir?Maydanoz kendi içinde çok çeşidi bulunan, her biri ayrı görünümde ve yararda olan bir bitkidir. Ancak maydanozun en çok iki çeşidi tercih edilmekte ve besin olarak tüketilmektedir.

Sıkça tercih edilen maydanoz çeşitlerinin sağlık açısından yararlarının kanıtlanmış olması ve tıp alanında da kullanılıyor olması, iki maydanoz çeşidinin öne çıkmasına neden olmuştur.  Avrupa ülkelerinde en çok tercih edilen Hamburg maydanozu, kerevize benzeyen görünüşü ve lezzeti ile yemeklerde daha çok tercih edilmektedir.

Lezzeti ve yapısı ile popüler olan diğer bir maydanoz çeşidi de İtalyan maydanozudur. Lezzet açısından daha baskın bir lezzete sahip olmasından dolayı pek çok ülkede İtalyan maydanozu yaygın olarak kullanılmaktadır.

Maydanozun Özellikleri Nelerdir?

Maydanozun Özellikleri Nelerdir?Maydanozgiller ailesine ait olan ve birçok çeşide sahip olan maydanozun en önemli özelliği sağlık için tam bir vitamin deposu olmasıdır. İki yıllık otsu bir bitki türü olan maydanozun yaprakları baharat olarak da tüketilebilmektedir.

Nemli ve sulak toprakları seven maydanozun ortalama boyu 30-100 cm arasında değişmektedir. İdrar söktürücü özelliği ile bilinmesinden dolayı, idrar yolları enfeksiyonuna sık yakalananlar için tek çare maydanozdadır denebilir. Diğer yandan kanı temizleyici özelliği de, damar tıkanıklıklarının önüne geçmede maydanozdan doğal bir şekilde faydalanılmasını sağlamaktadır.

Baldıran isimli zehirli bir bitki ile görüntü olarak çok benzemesinden dolayı, doğal olarak yetişen yerlerden maydanoz temin ederken dikkat edilmelidir. Maydanozun suyundan, lapasından yararlanıldığı gibi, direkt olarak tüketmek de sağlığınıza olumlu katkılar sağlayacaktır.

Evde orta boy saksılarda veya bahçesinde kendi maydanozlarını yetiştirmek isteyenler için de kısaca bilgi verelim. Öncelikle toprağın organik madde açısından zengin olduğuna emin olmalısınız. Eğer emin değilseniz çiftlik gübresi eklemelisiniz.

Daha sonra düz bir hale getirerek, hafif nemli oluncaya kadar sulamalısınız. Tohumları rastgele serpilir ve üzeri çok az toprakla örtülür. Eğer çok güneş alan bir yer ise ince bir bez ile de koruma sağlayabilirsiniz. Bunun üzerinden tekrar sulama yapılmalıdır.

Yaklaşık 3-4 hafta sonra çimlenen bitkinin susuz bırakılmamasına özen gösterilmelidir. Yetişme aşamasında ise sık sık zararlı otlardan temizlenmelidir. Çok fazla su ihtiyacı olmaz ancak toprağın kuru bırakılmaması gerekmektedir.

Maydanozun Faydaları Nelerdir?

Maydanozun Faydaları Nelerdir?

Maydanoz, A, B, C ve K vitaminleri, demir ve potasyum mineralleri açısından zengin bir içeriğe sahiptir. Akdeniz kökenli olan bitki yoğun aroması sayesinde hemen hepimizin çok sık kullandığı bir besindir. Bu nedenle faydalarından en üst düzeyde nasipleniyoruz diyebiliriz. Maydanozun en çok bilinen faydaları ise şu şekildedir;

  • Vücutta zamanla biriken ödem şişkinliğe ve çeşitli sorunlara yol açmaktadır.  Bu sorundan kurtulmak için maydanoz en etkili doğal yöntemlerden biridir.
  • Cilt sağlığı için son derece faydalı bir bitkidir. Erken kırışmayı önleyici etkiye sahiptir. Aynı zamanda düzenli olarak tüketilen maydanozun selüliti giderici yararı da vardır.
  • C vitamini bakımından oldukça zengin bir bitki olmasından dolayı bağışıklık sistemi artı olarak güçlenirken, kış aylarında soğuk algınlığına daha az yakalanılmaktadır.
  • Hoş kokusu nedeniyle sigara içen ve ağız kokusu sorunu olanların bir tutam maydanoz çiğnemeleri halinde ağızlarına hoş bir koku yayılacaktır.
  • Böbreklerde oluşan kum ve taşların düşmesinde etkili olan maydanoz, aynı zamanda diğer böbrek hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde de uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
  • Antioksidan etkilidir. Özellikle meme, prostat ve deri kanserine yakalanma riskini azaltır.
  • Kronik enflamatuar bozukluklara karşı mücadele eder.
  • Eklemlerde meydana gelen ağrı ve şişlikleri geçirir.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar, hazmı kolaylaştırır.
  • Mide dostu olan bu bitki özellikle reflü hastalığının yarattığı şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak, hastalıklara karşı daha dirençli olmayı sağlar.
  • Damar sağlığı açısından faydalı olan bitki kalp hastalıklarını önler. Kalp krizi ve felç geçirme riskini azaltır.
  • Metabolizmayı çalıştıran ve vücutta biriken suyun atılmasını sağlayan maydanoz, çok iyi bir detoks gıdasıdır. Özellikle salatalık ve kereviz ile hazırlanan, limon ile desteklenen maydanozlu detoks hem hücrelerinizin yenilenmesine hem de metabolizmanızın çalışmasına katkı sağlamaktadır.
  • K vitamini açısından zengin olduğu için kemiklerin gelişimi açısından faydalıdır. Aynı zamanda kemik hasarı ve zayıflığı gibi sorunları önler.
  • Kan şekerini dengeler.
  • Stres döneminde kişiye rahatlık hissi verir. Özellikle çay olarak tüketildiğinde günün yorgunluğunun atılmasına, daha sakin bir zihne ulaşılmasını sağlamaktadır.
  • Vücuttaki bakteri ve virüslerle savaşır.
  • Kış aylarında yakalandığımız nezle, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korur.
  • Yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur.
  • Demir eksikliğini giderir. Bu sayede anemiden korur.
  • Kadınların adet sancılarını azaltır.
  • Hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel gücü artırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir.
  • Beyin sağlığı için iyidir. Hafızayı kuvvetlendirir, öğrenme gücünü artırır. Bu etkileri sayesinde parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların meydana gelme riskini azaltır.
  • Çok yüksek bir ağrı kesici olan bitki, baş ağrısına, diş çürüklerinin yarattığı şiddetli ağrılara iyi gelmektedir. Bunlardan başka vücudun herhangi bir yerinde darp veya düşme sonucu oluşan ağrıların da giderilmesini sağlar. Bunun için taze maydanoz ezilerek ağrıyan yere sürülmelidir.
  • Kadınlarda hormonal dengeyi sağlar. Adet düzensizliklerine iyi geldiği gibi bu dönemde meydana gelen şiddetli kasılmaların da önüne geçer.
  • A vitamini açısından zengin olan bitki göz sağlığı için de çok faydalıdır. Retinanın hasarını önleri katarakt oluşma ihtimalini azaltır. Tüm bunların yanında birçok insanın ortak sorunu olan gözaltı morluklarını geçirir. Koyu halkalar olarak bilinen göz altı morlukları maydanoz suyunun düzenli olarak kullanılması neticesinde azalmaktadır.
  • Cilt sağlığında olduğu gibi saçlar için de oldukça faydalı bir bitkidir. Saç diplerini besler, kepek ve bit oluşumunu önler, saçların daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar.

Maydanozun Yan Etkileri (Zararları) Nelerdir?

Her besinde olduğunu gibi elbette maydanozda da bir takım olası yan etkiler bulunmaktadır. Görülme ihtimali çok düşük olan bu yan etkileri, aslında zarar olarak nitelendirmemek doğru olacaktır.

 

Ancak bazı kişilerde alerji durumlarına bağlı olarak veya aşırı kullanımda meydana gelebilecek durumlardan kısaca bahsetmekte fayda görüyoruz. Eğer çok fazla tüketilirse baş ağrısına sebep olabilir. Tansiyonu düşürücü etkisine bağlı olarak denge sorunu yaşatabilir.

Sağlıklı böbreklere sahip kişilerin kullanmasında hiçbir sakınca yokken, böbrek hastalığı olan birinin daha dikkatli olması önerilmektedir. Yine çok nadiren görülse de kusma ve bulantı da yan etkiler arasında yer almaktadır.

Kuşburnu Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Soğuk kış günlerinde içimizi ısıtan en güzel şeyler, kuşkusuz ki bitki çaylarıdır. Bunlardan birisi de kuşburnudur. Taze veya kuru olarak tüketilen kuşburnunun içeriğinde; çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi vitaminler bulunmaktadır. Antioksidan olduğundan birçok hastalıktan özellikle de kanserden korunmayı sağlamaktadır.

 

Kuşburnu, bilimsel adıyla Rosa canina en çok tüketilen şifalı bitkilerden birisidir. Özellikle Batı Asya ve Avrupa’da yetişen bu bitki taze olarak tüketilmesinin yanında, çayı demlenerek, reçeli ve marmelatı yapılarak da yenilebilmektedir. Kış aylarında faydalı bitki çayı içmek isteyenlerin sıklıkla yöneldiği kuşburnu, C vitamini açısından oldukça zengin bir bitkidir. Yabani ve çalı bitkisi olma özelliği ile doğada en sık karşılaşılan ağaçlardan biridir.

Yabani gül olarak da bilinen kuşburnu kendi içinde yaklaşık 400 kadar çeşidi bulunan bir bitkidir. Dikenli olan ağacı, kuşburnu meyvesinin toplanmasında güçlük çekilmesine neden olur. Meyvesinden ve ağaç yapraklarından fayda elde etmek mümkündür. Genellikle çay olarak tüketilmesinin yanı sıra, kuşburnu reçeli de lezzeti ve faydaları bakımından oldukça tercih edilen bir kullanım şeklidir.

 

Alternatif tedavi yöntemleri içinde faydalarından sıkça istifade edilmekle birlikte, kuşburnu üzerine yapılan araştırmalar, bu bitkinin her mevsim evlerden eksik edilmemesi gerektiğini ortaya koymuştur. Yan etkisi ve zararlarının yok denecek kadar az olması, her yaştan insanın tereddüt etmeden kuşburnundan faydalanmasını sağlamaktadır.

 

Kuşburnu Nedir?

Doğadaki pek çok bitki gibi faydaları ile nam salmış olan kuşburnu, dünya genelinde sağlık bulmak için kullanılan faydalı bitkilerden biridir. Taze ya da kurutulmuş olarak tüketilmesi mümkün olmasının yanı sıra, kurutulmuş olarak çayı, taze olarak da reçeli ya da marmelatı ile yapılabilmektedir.

Değerli mineraller bakımından oldukça zengin olan yapısı çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi vitaminleri fazlaca barındırmaktadır. Kurutulmuş olanları çay yapımında kullanılmasının dışında ilaç yapımında da tercih edilmektedir.

Genel olarak grip ve soğuk algınlığında koruyucu olan bitki, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde de çok önemli bir görev üstlenmektedir. Ülkemizde her mevsim yetişmektedir.

Meyvesi yazın başında oluşmaya başlar ve yaz sonuna doğru olgunlaşır. Meyveleri kırmızı ve turuncu renktedir. Bunların çeşitli kullanım alanları bulunmaktadır. Tıbbi kullanımının haricinde mutfaklarımızda çeşitli pasta ve tatlı yapımında da tercih edilmektedir.

İçerisinde; protein, şeker, karbonhidrat, kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, potasyum, çinko ve sodyum bulunmaktadır. Ayrıca yüksek oranda C vitamini içerdiğinden grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu hastalıklarından korunmada birebirdir.

Kuşburnu Nasıl Kullanılır?

En yaygın kullanım şekli; çay olarak demlenerek tüketilmesidir. Bunun için meyve tanelerini kaynar suda kaynatmak, bitkinin fayda ve renginin suya çıkarak hoş kokulu bir bitki çayı elde edilmesini sağlar.

Neredeyse her türlü hastalığın doğal tedavisi için bir kullanım şekli olan kuşburnunu toz olarak da bulmak mümkündür. Bağışıklık sistemini güçlendirme etkisine sahip olmasından dolayı, özellikle kış aylarında kuşburnu çayı ve reçelini ve sofralardan eksik etmemek gerekmektedir.

Bağışıklık sistemini güçlendirme, kanser hücrelerini inhibe etme, kolesterolü azaltma, iltihabı tedavi etme, eklem ve romatizma ağrılarını geçirme, grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarını önleme, kan dolaşımını düzenleme gibi birçok faydası olan kuşburnundan maksimum düzeyde yararlanmak için doğru şekilde kullanmanız gerekmektedir.

Kuşburnunun Faydaları Nelerdir?

Vücuttaki ödem ve iltihabın dışarı atılmasında etkili olan kuşburnu çayının düzenli bir şekilde tüketilmesi ile pek çok hastalığa karşı koruma sağlanabilir. Özellikle içeriğindeki yüksek oranda C vitamini, soğuk algınlığı ve gribe karşı dayanıklı bir bünyeye sahip olmaya neden olmaktadır. Yüzyıllardır lezzeti ve kokusu ile şifalı bitki çayları arasında ilk sıralarda gelen kuşburnunun bilinen diğer faydaları şunlardır;

  • Yaygın ve kronik özellikteki kolesterol hastalığını kuşburnu ile kontrol altına almak mümkündür.
  • Antioksidan özelliğinin yüksek düzeyde olmasından dolayı, kanserle mücadele eden birçok hasta için kuşburnu tüketilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda kuşburnu tüketmeyi alışkanlık haline getirmek, kansere karşı güçlü bir bedene sahip olmayı mümkün kılacaktır.
  • Böbreklerde meydana gelen çeşitli hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için kuşburnu tam bir şifa deposudur. İçeriğinde bulunan pektin ve diğer faydalı asitler böbrek sağlığının korunmasına yardımcı olmaktadır.
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için oldukça önemli bir yere sahip olan C vitamininin kuşburnu bitkisinde bol miktarda bulunması, kuşburnu tüketerek güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaya olanak tanımaktadır.
  • İçeriğindeki A, B, C, E, K vitaminlerinin yanı sıra demir gibi değerli elementler sayesinde vücut direncini artırır.
  • Hücre yenilenmesinde yardımcıdır.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde kabızlık sorununa çözüm olur.
  • Bağırsaktaki parazitlerin düşürülmesini sağlar.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  • İçeriğindeki K vitamini sayesinde kanın pıhtılaşmasını engeller.
  • Özellikle kadınlarda yaygın olarak görülen kansızlık yani demir eksikliğine karşı önemli bir görev üstlenmektedir.
  • Cildin elastikiyetini artırır. Bu sayede erken yaşlanma sorununu önler.
  • Yara ve akne izlerini giderir. Cilde canlılık ve parlaklık kazandırır.
  • Güneşten kaynaklanan cilt lekelerini ve kızarıklığı giderir.
  • Yapılan bilimsel çalışmalar kuşburnunun iltihap oluşumunu önlediğini ortaya koymuştur.
  • Dizlerde meydana gelen kireçlenme, eklem ağrıları, romatizma sorunları ve aşınma problemlerine iyi gelir.
  • Özellikle kadınlarda orta yaştan sonra başlayan kemik erimesine karşı koruyucudur.
  • Başta meme kanseri olmak üzere birçok kanser türünden korur. Ayrıca var olan kanser hücrelerinin gelişmesini engeller. Yapılan bilimsel araştırmalar kuşburnunun meme kanseri hücrelerini %45 oranında azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Bir başa tesirli olduğu kolon kanserinde, hücrelerin yayılmasını engeller.
  • Eğer düzeli olarak tüketilirse kötü kolesterolü önler.
  • Obez hastalarına önerilen bitki sağlıklı şekilde kilo vermede de önemli rol oynar.
  • Kasların zayıflığına ve güçsüzlüğüne karşı iyi gelir.
  • Romatoid artriti önler. Yapılan bilimsel çalışmalar düzenli kuşburnu tüketen insanların romatoid artrit gibi ağrılarının önemli oranda azaldığını ortaya koymuştur.

Kuşburnunun Yan Etkileri Nelerdir?

Faydaları ile ön planda olan bir bitki olmasına karşın, kuşburnu kullanımının bazı hassas bünyelerde yan etkilere yol açtığı görülmektedir. Ayrıca emziren ve hamile bayanların bu dönemlerde bitkileri tüketme konusunda temkinli olmaları ve kuşburnu kullanımına karşı da dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kuşburnu ve diyabet ilişkisi arasındaki konuya dair bazı uzmanların ortak noktada buluşamamaları, şeker hastalarının kuşburnu çayını ve reçelini çok fazla tüketmemeleri gerekliliğini doğurmuştur.

Diğer yandan herhangi bir yan etkisi olmayan kişilerinde fazla tüketim miktarından kaçınmaları tavsiye edilir. Bu noktada yapılan açıklamalara göre fazla kuşburnu tüketmenin böbrek taşı oluşumunu tetiklediğine dair bazı bilgilere rastlamak mümkündür.

Bu bitkiyi çok aşırıya kaçmadan tüketmek genellikle güvenli kabul edilir ve çok fazla bir yan etkisi yoktur. Daha doğrusu yan etkileri her insanda görülmemektedir. Yapılan araştırmalar bazı kişilerde; mide bulantısı, kabızlık, ishal, midede ekşime ve kramp gibi durumların yaşandığını ortaya koymaktadır.

Bitki yoğun miktarda C vitamini içerdiğinden, olası yan etkiler de bu vitamine hassasiyet durumu olan kişilerde görülebilmektedir. Ek olarak düzenli ilaç kullananlar da kuşburnu çayını içerken veya reçelini yerken dikkatli olmalıdır.

 

Bazı ilaçların etken maddesi, şifalı bitkiler ile bir araya geldiğinde istenmeyen durumların oluşmasına sebep olabilir. Bu nedenle tüketmeden evvel doktorunuza sormanızda fayda görmekteyiz.

Uzmanlar günde 2-3 fincandan fazla içilmemesi gerektiğini önermektedir. Bunun yanında her gün kullanmak da sağlığa fayda yerine zarar verebilir. Diğer tüm bitki çaylarında da aynı yaklaşıma sahip olmanız gerekmektedir. En fazla iki hafta düzenli kullanımdan sonra birkaç gün veya bir hafta ara verilmelidir.

Limon Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

 

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

 

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

 

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

 

Turunçgiller ailesinin en önemli üyesi olan limon, insan sağlığı için tam bir şifa deposudur. Ilıman iklimlerde yetişmeye elverişli olduğundan, hemen her türü ülkemizde bulunmaktadır.

Yasemin Saygın

Limon (Citrus) yemeklere ve özellikle de salatalara lezzet katan bir besin olmasının yanı sıra, geçmişten beridir faydaları ile adından söz ettirmektedir. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bu gıdanın fayda sağlamadığı alan neredeyse yok gibi. Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu düzenlemede oldukça etkili olan limon, ekşimsi tadı ile ekşi severlerin oldukça sevdiği bir lezzettir.

İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklığın kuvvetlenmesinde etkili olan limon, sadece mutfaktaki kullanımı ile sınırlı kalmayıp, ev temizliği ve cilt bakımı gibi pek çok alanda bayanların en büyük yardımcısı olmuştur.  Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde oldukça fazla sayıda bulunan limon ağaçları sayesinde bütün yıl boyunca limonun faydalarından yararlanmak mümkündür.

Lahana Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kış aylarında en çok yakalanılan soğuk algınlığı rahatsızlıklarında C vitamini takviyesi için başvurulan limon, boğaz enfeksiyonlarının da üstesinden gelmede yardımcı niteliğindedir. Kanı temizleme özelliği ile suya limon katarak tüketilmesi oldukça etkilidir. Gelin şimdi limon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacak; özelliklerine, çeşitlerine ve faydalarına değinelim.

İçerik
2. Limonun Çeşitleri Nelerdir?
3. Limonun Özellikleri Nelerdir?
4. Limonun Faydaları Nelerdir?
5. Konu Hakkında Bilgilendirici Video
6. Sonuç ve Okur Yorumları
7. Bilgi Alabileceğiniz Diğer Kaynaklar

Limon Nedir?

Turunçgiller familyasının en faydalı üyelerinden biri olan limon, sağlık için oldukça faydalı bir besindir. İlk olarak nerede yetiştirildiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamayan limon, iklimi ılık ve yağışlı olan bölgelerde oldukça verimli bir şekilde yetişmektedir.

Ülkemiz topraklarının limon ağacı için elverişli yapıda olması ise, Türk insanı için oldukça değerli nimetlerden biri olmasına neden olmuştur. Kullanım şekli önceleri sadece suyunu kullanma şeklinde iken, değeri şimdilerde anlaşılan limon kabuğu da pişirme ve pratik temizlik konularında çokça tercih edilmektedir.

Limonun Çeşitleri Nelerdir?

Şekli ve yetiştiği bölgelere göre farklı isimler alan limon, pek çok çeşidi ile ülkemizin her yerinde fazlasıyla kullanılmaktadır. Çeşitleri ve özellikleri kısaca şu şekildedir;

  • Lamas: Mersin ilinde yetiştirilen ve limon çeşitleri arasında en dayanıklı ve en kaliteli olanlardan biridir. Meyvesi silindirik orta büyüklükte ve belirgin memelidir. Dışı parlak ve düzgün bir yapıya sahiptir. Ülkemizde yetiştirilen en kaliteli limon çeşidi olan lamas, şartların uygun olması halinde dokuz ay kadar depolarda saklanabilir
  • İtalyan Memeli Limon: İtalya’dan ülkemize kadar ulaşmış olan çeşitlerden biridir. Kara limon olarak da bilinmektedir. Ülkemizde en çok üretilen çeşitlerden biri olan İtalyan limonu oldukça verimlidir. Daha çok Doğu Akdeniz tarafında yetiştirilen bu tür, her yıl düzenli olarak ürün
  • Misket Limonu: Rengi ve kokusu ile diğer limonlardan farklı olan bu tür yeşil rengi ve benzersiz aroması ile yemeklerden çok içeceklerin sunumunda kullanılmaktadır. Lime adıyla da bilinen bu tür Meksika ve Latin Amerika mutfaklarında daha çok kullanılmaktadır. Hem soğuk hem sıcak içeceklerde, tatlılarda ve yemeklerde tercih edilir. İnsan sağlığına faydaları diğer türlerden çok daha fazladır. Yetiştirilmesi biraz daha hassasiyet istediğinden diğer türlere göre arzı daha azdır.
  • Lisbon: Soğuk iklime dayanıklı olan bu türün ağaçları oldukça güçlü yapıdadır. Meyvelerin uç kısımları daha sivridir. Çekirdekleri diğer türlere kıyasla daha az olup, asitlik seviyesi yüksektir. Dikine ve hızlı büyüme sağlar
  • Kütdiken: Hem üretimi hem de depolanması en çok yapılan tür olan kütdiken, ülkemizde de fazlasıyla bulunmaktadır. Oldukça kaliteli bir meyve yapısına sahiptir. Meyvelerin kabuğu düzgün ve parlak yapıdadır, meme kısmı fazla gelişmemiştir ve daha düzdür. Ağaçları orta hızda büyüyen bu türün meyvelerinin dağılımı da düzgün yapıdadır.
  • Enterdonat: Ülkemizde Hatay, Mersin ve Adana civarında yetişen enterdonat en erken meyve veren limon türlerinden biridir. Meyvesi uzun, silindirik ve büyüktür. Meme başı hafif yana yatıktır, bu özelliği diğer türlerden daha kolay ayırt edilmesini sağlar. Erken meyve verdiği için depolamaya uygun değildir. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplanır. Genellikle de ihraç edilir.
  • Kıbrıs Limonu: Ülkemizde daha çok Alanya ve Anamur yöresinde yetişir. Kabuğu düzgün parlak ve kalın yapıdadır. En belirgin özelliği meme kısmının yok denecek kadar küçük olmasıdır.
  • Mayer: Bu tür de ülkemizde en çok yetişen limonlardan biridir. Su oranı epey fazla olduğu için mutfaklarda da sıklıkla tercih edilir. Dona karşı diğer türlerden daha dayanıklıdır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının az olduğu iklimleri sever. Dikildikten yaklaşık bir yıl sonra meyve vermeye başladığı için üreticilerin en çok tercih ettiği limon türlerinden biridir.

Limonun Özellikleri Nelerdir?

Hoş kokusu ve ekşi tadı ile pek çok kişinin vazgeçemediği lezzetlerden biri olan limon, özellikleri ve sağladığı faydalar ile tam bir şifa kaynağı niteliğindedir. Çocukların gelişimine içerdiği yoğun vitaminler sayesinde katkı sağlayan limon, aynı zamanda enfeksiyonel rahatsızlıkların iyileşmesinde oldukça etkilidir.

Kanı sulandırmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi gibi sorunların anında kesilmesine neden olur. İster limon suyunu direkt içmek, ister sulandırarak içmek, ağız kokusundan bademcik hastalıklarına kadar pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlar.

Limon suyunun tam bir şifa kaynağı olmasının yanında kabuk ve çekirdeklerinden de faydalanmak gerekir. Zehirlenme durumlarında limon kabuğu yemek ve çekirdeğini yutmak oldukça etkili yöntemlerden biridir.

Uzun ömürlü bir ağaç olan limon daha çok fideler şeklinde üretilmektedir. Tohumla üretilen fideler toprağa 7’şer metre aralıklarla ekilir. Adana, Mersin, Hatay ve Dörtyol gibi ılıman iklimlerde daha verimli yetişir.

En ideal yetişme sıcaklığının 23°C olduğu belirtilirken, 45C°’yi geçmemesi gerekmektedir. Kış aylarında ise sıfır derecenin altının görülmediği yerlerde yetiştirilmelidir. Kumlu, kirli, humuslu ve su akıntısına izin veren topraklarda yetişir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Her yıl bir defa budama yapılmalı ve gübre verilmelidir. Sonbahar aylarında hasat veren limon elle toplanmalı ve daha uçlarının kırılmamasına özen gösterilmelidir.

Limonun Faydaları Nelerdir?

Tam bir C vitamini kaynağı olan limonun sağlığımız için sağladığı faydalar saymakla bitmez. Turunçgiller arasında çok önemli bir yere sahip olan limonun suyu ve kabuğu olmak üzere tamamı tam bir şifa deposudur.

Özellikle kış aylarında bitki çaylarının içerisine sıktığımız limonun bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi çok önemli bir görevi bulunmaktadır. Genel olarak faydalarını ise şu şekilde sıralandırabiliriz;

  • Mide dostu olan limon, sindirim sistemine sağladığı yararlar sayesinde, kabızlık ve hazımsızlık sorunu çekenler için en önemli şifa kaynağıdır. Ancak limonun asit yönünden yoğun olmasından dolayı hassas mide ve diş yapısına sahip olanların çok az miktarda limon tüketmeye özen göstermeleri gerekir.
  • Küçük yaşlarda sık sık ateşlenen çocukların rahatlamalarını ve ferahlamalarını sağlar.
  • Diş sağlığı için de yeri ayrı olan limon, limon suyu ile gargara yapıldığında diş eti hastalıkları ve diş ağrılarının önüne geçmede etkilidir.
  • Yüksek tansiyona iyi gelir.
  • Obeziteyle mücadele eder.
  • Boğaz enfeksiyonları tedavisinde limondan faydalanılabilir.
  • Tırnakları ve dişleri beyazlatma, saç derisini güçlendirme gibi durumlarda da limon etkili sonuçlar vermektedir.
  • Hazmı kolaylaştırması ve yağ yakımını hızlandıran özelliği sayesinde düzenli olarak içilen limonlu ılık su fazla kilolardan kurtulmayı sağlayacaktır.
  • Antibakteriyel özelliği olan limon vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
  • İçeriğinde kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor bulunmaktadır.
  • Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  • Karaciğeri temizlemede çok etkilidir bu organda biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlar.
  • Ciltte meydana gelen kahverengi oluşumların ve güneş lekelerinin geçirilmesine yardımcı olur.
  • Aynı şekilde sivilce, akne ve döküntü benzeri deri problemlerine iyi gelir.
  • Ciltteki kaşıntıya iyi gelir.
  • Kanı temizler.
  • Saç diplerinde oluşan kepeği geçirir.
  • Hücreleri onararak kırışıklıkları azaltır ve yaşlanmayı geciktirir.
  • Vücuda elektrolit sağladığı için nemli kalmasını sağlar, bu sayede özellikle kuru ciltlerin daha geç kırışmasına yardımcı olur.
  • Bağırsak hareketlerini düzenler.
  • Saçların daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Ek olarak daha hızlı uzamasına yardımcı olur.
  • Yapılan bilimsel araştırmalar özellikle kadınlarda felç geçirme riskini azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Kanser hücreleri ile savaşır bu hastalığın oluşma ihtimalini azaltır.
  • Yapılan araştırmalar her gün düzenli olarak bir tane limon tüketen insanların kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalandığını ortaya koymuştur.
  • Bronşit ve astıma yakalanma riskini azaltır, var olan hastalıkların semptomlarının daha hafif atlatılmasına yardımcı olur.
  • Limonu sağlık için sağladığı faydalardan başka ev temizliği için de kullanabilirsiniz. Özellikle beyazlatma, leke giderme gibi işlemlerde limon en etkili temizlik maddelerinden biri olmaktadır.

 

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

 

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

 

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Portakal Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde en çok Adana, Mersin ve Dörtyol gibi Akdeniz kıyılarında yetişen portakal, Turunçgiller ailesinin en çeşitli ve en çok üretilen elemanıdır. Başta C vitamini olmak üzere birçok vitamin ve faydalı mineral bulundurur. Hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiren portakal hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için derledik.

Yasemin Saygın

Portakal, neredeyse herkesin sevdiği bir meyve türüdür. Turunçgiller ailesinden olan bu meyve ülkemizde daha çok Adana, Mersin, Dörtyol ve Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü illerde yetişmektedir. Oldukça sulu bir meyve olan portakalın aynı zamanda kabuğu reçel, marmelat yapımında kullanıldığı gibi, kolonya ve parfüm yapımında da faydalanılmaktadır. Faydalarını ve genel özelliklerini birazdan anlatacağımız portakalın suyunu içmek istiyorsanız, taze sıkımış olmasına özen göstermelisiniz. Aksi takdirde faydalı özelliğini kaybedecektir.

Vücudumuz yapısal olarak günlük C vitamini ihtiyacını kendi kendine giderememektedir. Bu nedenle C vitamini gibi hayati bir önem taşıyan besin değerinin farklı yollar ile dışarıdan alınması gerekir. İlaç kullanımından uzak durmak isteyen ancak C vitamini ihtiyacını karşılamaya gereksinim duyan kişilerin tercih edebilecekleri besinlerin en başında portakal gelmektedir. Portakal C vitamini konusunda en etkili kaynaklardan birisidir.

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kişilerin ekstrem bir sağlık sorunu olmadığı sürece günlük almaları gereken C vitamini miktarının 50 ila 70 miligram arasında olduğu bilinir. Orta boy bir portakal içerisinde ise yaklaşık 90 miligram kadar C vitamini bulunur. Bu da günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaya yetebilir. Ancak sigara içen kişilerin ya da bağışıklık sistemini etkileyen enfeksiyon problemleri ile savaşanların günlük alması gereken C vitamini miktarının normale göre 2 kat daha yüksek olduğunu da bilmek gerekir.

Portakal Nedir?

Turunçgiller ailesinden olan ve bu ailenin yapısal olarak en gelişmiş üyeleri arasında bulunan portakal (Citrus sinensis), uzunluğu 12 metreye kadar çıkabilen grimsi renkteki ağaçlarda yetişir. Sık yapraklı olan portakal ağaçları bir defada çok sayıda portakal verebilirler. Kendi haline bırakıldığı takdirde bir portakal ağacı yaklaşık 100 yıl kadar ömre sahiptir.

Ancak 30-40 yaşına gelen ağaçlar verimden düştüğü için sökülerek, yerine yeni fidanlar dikilmektedir. En verimli haline dikilmesinden 10-15 yıl sonra ulaşan portakal ağaçları 1 yıl içerisinde yaklaşık 650 ila 700 arasında meyve verir. Bir portakal ağacının bu miktarda meyve verebilmesi için, en az 5 yaşındaolması gerekmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde iklim koşulları çok önemlidir. -3 derecenin altındaki soğuk yerlerde verimli yetişemez. Bu derecenin altında soğuktan donan portakal, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda da zarar görmektedir. Fidanlarının dikimi Eylül ve Ekim aylarında yapılmalıdır. Herhangi bir toprak türü kullanılabilir. Sadece ekilecek çukurun geniş olmasına özen gösterilmelidir.

Portakal sulu bir meyve olduğu için aşırı su isteyen bir ağaçtır. Fakat sulamanın damlama sistemi ile yapılması tavsiye edilir. Bu şekilde sulama yavaş ve sürekli olduğu için toprağın emilim gücü daha iyi olmaktadır. Her yıl yapılan budama ise ağaç için hayati önem taşımaktadır.

Portakalın Özellikleri Nelerdir?

C vitamini açısından mükemmel bir kaynak olan portakal, Hesperidium ismi verilen narenciye grubuna ait bir meyvedir. Tüm dünya üzerinde ortalama 600 kadar farklı portakal çeşidi olduğu bilinir. Dünyanın en değerli besinleri arasında bulunan portakalın içerisinde kalsiyum, fosfor ve sitrik asidin yanı sıra bol miktarda potasyum ile bazı antioksidan mineraller bulunur.

Ilıman iklimleri seven portakal ülkemizde en çok Akdeniz kıyılarında üretilen portakal, Ege ve Karadeniz bölgelerinde de yetiştirilir. Ancak soğuğa karşı oldukça hassas olan portakal sıcaklık eksinin altına düştüğü anda dondan etkilenmektedir.

Portakal yetiştiriciliğinde sulama çok önemlidir. Sıcak iklimlerde yetişmeye uygun olduğu için, kurak geçen yaz aylarında bol bol sulama yapılmalıdır. Kış aylarında bol sulu portakallar yemek için, yazın ağaçlarının sıklıkla sulanması gerekmektedir. Oldukça çok meyve veren ağaçların, meyveleri toplandıktan sonra mutlaka budama yapılmalıdır. Yılda bir yapılması gereken budama işlemi sayesinde, ağırlaşan dallar kırılarak ağaçlara zarar vermez.

Portakal sağlığa olan faydaları dışında başka alanlarda da kullanılmaktadır. Örneğin; kabuğundan çıkan yağı evlerinizin güzel kokması için kullanabilirsiniz. Zaten kozmetik sektöründe de esans, parfüm, kolonya ve oda parfümünde portakalın o muazzam kokusundan yararlanılmaktadır. Portakalın kabuğunu sirkeli suya koyup bekletin, bu karışımı daha sonra cam, lavabo ve banyo temizliği için kullanabilirsiniz. Bunun dışında yine kabuğundan ayakkabı kokusunu gidermek için kullanabilirsiniz. Ayakkabılarınızın içine portakal kabuklarını koyup birkaç gün bekletin. Kötü kokunun büyük oranda gittiğini göreceksiniz.

Portakal Çeşitleri Nelerdir?

Portakalın belirli iki farklı ana çeşidi bulunur. Bunlardan ilki acı portakal, diğeri ise tatlı portakaldır. Acı portakal çoğunlukla kimya ve ecza fabrikaları için üretilir. Tatlı portakal ise sofralarda taze olarak ya da reçel şeklinde tüketilir. Tatlı portakalların orta kısımları sarımtırak ve kırmızı renkte olabilir. Tatlı portakallar kendi içlerinde çeşitli türlere ayrılırlar. Belledonya (Belladonna), Yafa, Valansiya, Washington, Navel, Kan Portakalı ve Tarakko bu portakal çeşitlerine örnek olarak verilebilir.

Portakalın Faydaları Nelerdir?

Özellikle sabah kahvaltısında içilen portakal suyunun vücut için pek çok faydası mevcuttur. Güne dinamik başlamak isteyenlerin ya da bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi planlayanların tercih edebileceği portakal ve taze sıkılmış portakal suları ile birçok hastalığa karşı direnç kazanılması mümkündür.

Soğuk algınlığında, gribal enfeksiyonlarda, kas incinmelerinde, çeşitli kalp rahatsızlıklarında ve felç durumlarında yenebilecek portakalın, içerisinde bulunan bioflavia bir nevi antioksidan görevi görerek özellikle kılcal damarların güçlendirilmesi konusunda önemli görevler üstlenebilir.

Kalbin zarar görmesini engelleyen portakal, vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen çürüme ve ezilmelerin kısa sürede iyileşmesine imkan verir. Portakalın içerisinde yer alan folik asit öksürük üzerinde de oldukça etkilidir. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan portakal ayrıca pankreas kanseriPortakal ve mide kanserinde destekleyici tedavi yöntemi olarak tercih edilebilir.

Doğanın mucizelerinden birisi olan portakalın en önemli faydalarından birisi içerisinde barındırdığı yüksek oranda potasyum miktarı ile tansiyonu dengelemesidir. Ayrıca cilt kuruması üzerinde etkili olan bu meyve, kırışıklıkları önleyerek cildi gençleştirmesi ile de bilinir. Portakal küçük çocuklarda fiziksel ve zihinsel gelişime olumlu katkı sağlar. Bazı kanser türlerinde uzman doktorlar tarafından dahi önerilen portakal damar tıkanıklığını önleyerek ömrü uzatır.

Bunlardan başka stresi azaltıcı etkisi olduğundan, depresyondaki hastalara önerilir. Kolesterole iyi gelir, idrar söktürücüdür. Olağanüstü kokusu sayesinde parfüm sektöründe de tercih edilmektedir. Antioksidan olduğundan vücudu zararlı maddelerden temizler, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktirir. Gıdalardan demir alınımını artırır, enfeksiyon oluşumunu engeller.

Güçlü bir idrar söktürücüdür, içeriğindeki magnezyumminerali ile kasların, bağırsakların ve sinir sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Karın ağrısını giderir, cilt sağlığına iyi gelir. Hergün bir portakal yemek cildin tazelenmesini ve hasarlı hücrelerin onarılmasını sağlayacaktır. Bademcik iltihabı olan kişiler bir adet portakalı sıkıp, içerisine 3 alo vera kristali ekleyerek içerlerse, iltihabın azalmasına yardımcı olacaktır.

Bağırsakları çalıştırıp, kuvvetli bir idrar söktürücü olduğu için obezite tedavisinde fayda sağlamaktadır. Yüksek ateş anında içilen portakal suyu, ateşin düşmesini sağlar. Az önce de belirttiğimiz gibi cildin gençleşmesinde önemlidir. Bunu da yüksek nem oranı sayesinde yapmaktadır. Hem yiyerek hem de posasını yüzünüzde bekleterek, kırıkşıklıklarla savaşabilirsiniz

 

Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

bir narenciye çeşidi olan greyfurt portakaldan daha büyük boyuta, hafif ekşimsi ve acımtırak bir tada sahiptir. Bilinmesi gereken en önemli detay, asla bir ilaçla birlikte tüketilmemesi gerektiğidir. Diş eti hastalıkları ve kansere karşı tam bir kalkan görevi görmektedir.

 

Doğa ananın insanoğluna sunduğu en güzel şeylerden birisi olan meyveler içerisinde yer alan greyfurt vücuda zindelik ve sağlık veren içeriği ile çok uzun yıllardır baş tacıdır. Narenciye grubunda yer almasına rağmen Sedef otugiller ailesine mensuptur. Geçmişte değeri pek iyi anlaşılmasa bile özellikle son yıllarda pek çok beslenme uzmanının sağlıklı beslenme programlarına dahil edilmeye başlanmıştır.

Bu sayede popülerliğini her geçen gün artırmaya devam etmektedir. Tadı hafif acımsı olan bu meyve üzerine tuz serpilerek yenildiğinde harika bir lezzet vermektedir. Greyfurt ile insanların normalde vücutlarına alamadıkları birçok önemli vitamin ve mineralin kolaylıkla temini sağlanabilir.

 

Greyfurt Nedir?

Turunçgiller veya narenciye dediğimiz topluluk içerisinde; limon, portakal, mandalina, greyfurt ve turunç olmak üzere birçok türü barındırıyor. Aynı familyada olmasına rağmen hepsinin ayrı tadı, özelliği ve faydaları bulunuyor.

Bunlar arasında bizim konumuzu oluşturan ve diğerlerinden farklı bir özellikte olan greyfurt ise acı bir tada sahip. C vitamini açısından çok zengin bir içeriğe sahip olan greyfurt kolesterolü düşürmeden, vücuda zindelik vermeye kadar birçok olumlu etkiye sahip.

En önemli ve güzel yanı ise kansere karşı koruyucu olması. Tavsiyemiz, eğer imkanınız varsa günde bir adet greyfurt yemeli veya suyunu içmelisiniz. Ancak önemli bir hususun altını çizmek istiyoruz; greyfurt ve ilaç ikisi aynı anda kullanılmamalıdır. Özellikle kalp ve tansiyon hastalarının bu konuya dikkat etmeleri hayati önem taşımaktadır.

Hafif acı ve ekşimsi bir tada sahip olan greyfurt, tropikal bir narenciye türü olarak tanımlanabilir. Tatlı portakal ile birlikte ilk olarak Batı Hint Adaları’nda yetiştirilmeye başlanan bu meyve daha sonraki yıllarda tüm dünyaya ve ülkemize yayılmıştır.

Özellikle son yıllarda ülkemizde de yaygın olarak tüketilen ve üretilen greyfurtun en yoğun üretim alanları ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Greyfurtun Özellikleri Nelerdir?

Hafif sarı ve kalın bir kabuğa sahip olan greyfurtun iç kısımları dışarıdan bakıldığında portakalı andırsa bile tat olarak bu meyveden çok daha farklıdır. Sulu yetişen greyfurt, beyaz ya da kırmızı iç renge sahip olabilir.

Bazı greyfurt çekirdeksiz olarak büyürken, bazılarının içerisinde minik çekirdekler mevcuttur. Lif açısından oldukça zengin bir meyve olan greyfurt ayrıca çok sayıda vitamin, besin ve mineral içerir. Bu meyvede çeşitli faydalı yağlar da bulunur.

Pantotenik asit, tiamin, niasin ve piridoksin içeren meyve A, E, C ve K vitaminleri ile mükemmel bir sağlık ürünü haline gelir. Meyvenin içinde bol miktarda kalsiyum, demir, bakır, fosfor, selenyum ve magnezyum da vardır.

Greyfurt yedikten sonra ağızda acı bir tat bırakır. Meyvenin iç zarını temizleyip de yerseniz, bu acı tadı daha az alırsınız. Ayrıca üzerine biraz tuz serperek tüketmek de acı tadı azaltacaktır.

Yapılan araştırmalar bu bitkinin ilk olarak 17. yüzyılda Portekiz civarında ortaya çıktığını göstermektedir. Daha sonra Akdeniz ülkelerine doğru yayılım göstermiştir.

Kışın yaprağını dökmeyen ağaçlar ortalama 4-6 metre uzunluğa ulaşabilirler. Meyvelerin şekli üstten hafifçe basık yuvarlak biçimdedir. Ülkemiz greyfurt yetiştiriciliğinde dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda gelmektedir.

İller bazında bakıldığında ise Adana başta olmak üzere Hatay ve Mersin greyfurt yetiştiriciliğinde en büyük paya sahiptir. Ağacın kökleri toprağın derinlerine doğru ulaşır. Çok sağlam ve iri dallara sahip olan ağaç ilkbaharda hoş kokulu, iri çiçekler açmaktadır. Bu çiçekler sonbaharda meyve şekline dönüşerek, şifa deposu bir hal alırlar.

Portakaldan daha iri olan greyfurtun tadı hafif acımsı olsa da oldukça lezzetlidir. Birçok ağaçta olduğu gibi greyfurtta da budama oldukça dikkat gerektirmektedir. Bu nedenle budama işleminin usta kişiler tarafından yapılması önerilir.

Ağacın hasar görmüş, yaralanmış, ezilmiş dalları kesilip atılır. Bunun yanında yoğun küçük dallara sahip, obur daldırın yükü de hafifletilir. Fidan ekildikten sonra yaklaşık 2-3 yıl boyunca ana dallardan çıkan yan dalların budanması gerekmektedir.

Greyfurt Çeşitleri Nelerdir?

Greyfurtun popüler olarak üretilen belli başlı bazı çeşitleri bulunur. Bunlara örnek olarak Star Ruby, Ruby Red, Henderson, White Marsh ve Rio Red verilebilir. Her greyfurt türünün rengi, tadı ve yetiştirilme şekli birbirinden farklı olmakla birlikte insan vücuduna sağladığı faydalar hemen hemen hepsinde aynıdır. Dünyada en çok üretilen greyfurt çeşidinin ise Ruby Red olduğu söylenebilir.

Greyfurtun Faydaları Nelerdir?

Vücudu farklı birçok enfeksiyona karşı ciddi anlamda koruması ile bilinen greyfurt, çok sayıda faydaya sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalar greyfurtun içerisindeki besin değerlerinin virüs, bakteri ve mantar gibi insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen canlılara karşı savunma etkisi yarattığını tespit etmiştir.

Suyunun da büyük oranda fayda sağladığı greyfurt, ayrıca çekirdekleri ile pek çok sağlık ürününün temel malzemelerinden birisi olarak tercih edilir. Diş eti kanaması problemi olan kişiler düzenli olarak tükettikleri zaman bu problemin kolaylıkla giderilebileceğini görebilirler. Diş eti kanamaları tedavisi için günde 2 adet greyfurt tüketilmesi yeterli olmaktadır.

Kanserle savaşma konusunda oldukça etkili silahlardan birisi olan greyfurt vücutta meydana gelen yaraları kısa sürede iyileştirebilir. Prostat kanseri tedavisinde uzman pek çok doktor tarafından tavsiye edilen bu meyvenin içerisinde yer alan likopen maddesi farklı birçok kanser türünde de etkilidir.

Sigarayı bırakmak isteyen kişilere önerilen greyfurt, içeriğinde barındırdığı bileşikler ile sigarayı bıraktıktan sonra yoksunluk çekenlerin kendilerini daha iyi ve zinde hissetmelerine imkan verir. Yüksek kolesterolü düşürebilen greyfurt, yapısındaki lifler ile kabızlığa da iyi gelir.

C vitamini açısından zengin bir içeriye sahip olan meyve bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bir çok hastalığa karşı koruma sağlar. Grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır, tedaviye yardımcı olur. Vücudu bakteri ve virüslerden korumaya yarayan antioksidan özelliğe sahiptir.

Düşük kalorili ve lif bakımından zengin olması sebebiyle kontrollü bir şekilde kilo vermede fayda sağlar. Ayrıca çok yüksek su içeriğine sahip olduğundan zayıflama esnasında sağlığınızın korunmasına yardımcı olur. Ancak yemeklerden önce yendiğinde hafif açlık hissi uyandırabilir.

Yapılan araştırmalar öğünlerden önce bir adet greyfurt tüketmenin daha hızlı kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak unutulmamalıdır ki tek başına yeterli olmayan greyfurt ancak düzenli bir diyete eşlik ettiğinde yağ yakınına yardımcı olur.

Cildin sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir. Felç geçirme riskini azaltır. 100.000 insan üzerinde yapılan araştırmada daha fazla meyve tüketen kişilerin kalp hastalığına yakalanma riskinin %15 daha düşük olduğu ortaya konmuştur.

dığı bol miktarda C vitamini ile vücut direncini artırması ve kişileri hastalıklara karşı çok daha güçlü bir hale getirmesidir. C vitamini kaynakları arasında ilk sıralarda bulunan greyfurt, 1 orta boy meyvesinde yaklaşık olarak 80 miligram C vitamini içermesi ile bilinir.

 

Böbrek taşının düşürülmesine yardımcı olan greyfurt bu görevi sitrik asit sayesinde yapar. Ancak çok fazla tüketmenin daha farklı etkiler doğuracağı unutulmamalıdır.

Ancak greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden, özellikle kalp, kolesterol ve tansiyon ilacı kullananların, muhakkak doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Bizim önerimiz herhangi bir ilaç kullanıyorsanız her ihtimale karşı, greyfurt yememeli veya suyunu içmemelisiniz.

 

 

 

 

Kavun Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kabakgiller familyasından olan kavun altın sarısı rengi ve keskin hoş kokusu ile, dikkatleri üzerine çekebilen bir meyve türüdür. Daha çok ılıman ve tropikal iklimlerde yetişmeye uygun bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo olan kavunun ham haline, kelek adı verilir. A, B, C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahip olan kavun, bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan kavunun özelliklerini ve faydalarını, hazırladığımız makalemizden okuyabilirsiniz.

 

Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişmeye uygun meyvelerden biri olan ve Kabakgiller familyasına ait olan kavun, hoş kokulu ve içi çekirdekli bir meyvedir. Çiçekleri ilkbahar mevsiminde açan ve yerde yetişen otsu bir yaz meyvesidir. Kalp ve böbreği andıran yaprakları 3 ile 5 loblu olmak üzere iri ve tüylüdür.

Kavun meyvesi çeşitlerine göre farklı boyut ve şekillerde ancak genellikle sarı renginde olmaktadır. Uzun ve oval şeklindeki çekirdeklerinin tadı tatlıdır. Anavatanı Orta Asya olan kavun, ılıman ve tropik iklimlerde elverişli yetişmeye uygundur. Diyarbakır ve Van yörelerine ait olan ve dünyaca bilinen kantalup kavunu da Türkiye’de yetişen önemli kavun çeşitlerinden biridir

Türkiye farklı kavun çeşitlerinin tarımının yapıldığı yerler arasındadır. Türkiye’den ihraç edilen kavun çeşitlerinden biri olan Kırkağaç kavunu, Manisa’nın ender lezzetlerinden biridir. Lezzetli ve dayanıklı olmasından dolayı ülkemizde en çok tutulan kavun çeşididir.

 

Kavun Nedir?

Kavun Nedir?Yaz aylarında serinlik veren en lezzetli meyvelerden biri olan kavun, tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo’dur. Ilıman iklimlerde oldukça rahat yetişebilmesinden dolayı, birçok bölgede kavun tarımı yapılmaktadır. Meyvenin olgunlaşmış hali kavun adını alırken, henüz olgunlaşmamış haline ise kelek denir. Turşusu oldukça lezzetli olan kelek, salatalığa benzeyen tadı ile bu şekilde de tüketilmeye uygundur. Kavun genellikle meyve olarak tüketilirken aynı zamanda çekirdekleri de tıbbi konularda değerlendirilmektedir.

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?Kavun etli ve sulu bir meyve olarak birçok çeşidi ile ülkemizde ve dünyada yıl boyunca tarımı yapılan ve oldukça verimli hasat elde edilen bir meyvedir. Sıcak toprakları seven yapısıyla dayanıklı ve lezzetli olan kavun, çeşitleri de birbirinden lezzetli ve suludur. Türkiye’de en çok yetiştirilmekte olan çeşitlerinden biri Hasanbey kavunudur. Bu kavun türü, iç kısmı beyaz ve turuncu çeşitleri ile oldukça sık yetiştirilmektedir. Manisa Kırkağaç yöresinde yetiştiği için Kırkağaç kavunu olarak bilinen çeşit ise, kalın kabuğu, üzeri sarı ve yeşil haliyle oldukça sulu ve lezzetli olan bir türdür. Yine sulu ve lezzetli olan kavun çeşitleri arasında; yuva, topatan, casaba ve galia kavunları yer almaktadır.

Kavunun Özellikleri Nelerdir?

Kavunun Özellikleri Nelerdir?Olgunlaşmış kavunun hoş kokusu ile yaz aylarında ferahlamak oldukça keyif vericidir. Hoş kokusu ile ilk olarak akla gelen kavun aynı zamanda etli ve sulu bir yaz meyvesidir. Soğuğa karşı dayanıksız olmasından dolayı sıcak iklimlerde yaygın olarak yetişmektedir. Meyvesi ve çekirdeği ile insan sağlığı için oldukça kıymetli bir meyve olarak, uzmanlar tarafından sıkça tüketilmesi önerilen meyveler arasındadır.

Kavun C vitamini başta olmak üzere A ve B vitaminleri bakımından oldukça zengin içeriğe sahiptir. Demir, magnezyum ve potasyum gibi vitaminler de kavun içeriğinde çokça bulunan vitaminlerdir. Yuvarlak ya da yassı uzun şekilleri ile oldukça bol olan kavun, sağlık için yazın mutlaka tüketilmesi gereken bir meyvedir.

Kavunun Faydaları Nelerdir?

Kavunun Faydaları Nelerdir?Kavunun sağlık için faydaları oldukça fazla iken en önemli yararı öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirme özelliğidir. Bağışıklık sistemi ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı yazımızı daha önce sizlerle paylaşmıştık. İçerdiği C vitamini özellikle çocukların gelişimine büyük katkısı olmakla birlikte, soğuk algınlığı hastalıklarından da korumaktadır.

Kalp ve damar sağlığının yerinde olması için gerekli olan potasyumun kavun içeriğinde çokça bulunması, insanların bu tür rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp ritminin dengelenmesini sağlayan kavun, stres ve heyecan gibi duyguların önüne geçebilmede yardımcı olur. Göz sağlığına iyi gelen beta-karoten içeren kavun, görme fonksiyonlarının daha da güçlenmesini sağlar. Kavun ayrıca, diyabet, kanser ve cilt sağlığı gibi konularda da oldukça yararlı olan bir meyvedir.

Kavunun Cilde Faydaları Nelerdir?

Cilde iyi gelen ve kısa süre içerisinde renk, nem, tazelik dengesini değiştiren kavun aynı zamanda kabuğuyla da fayda sağlamaktadır. Kavun kabuğu, cilt kuruluğundan şikayetçi olanlar için en etkili bakım malzemesidir. Cildinizde nem sorunu olduğunda kavun kabuğunu kullanıp nefes almasını kolaylaştırabilirsiniz. Bunun yanında cildinin renk tonunu açmak isteyenler de kavun kabuğundan faydalanabilmektedir. Yağ emme özelliği bulunan kavun kabuğunun, ciltte yağları çektiği bilinmektedir. Dolayısıyla cildinizde meydana gelen sivilce ve akneler de yağ azalması sayesinde bitecektir. Şimdi kavun meyvesinin cilde olan sayısız faydalarını detaylı bir şekilde öğrenelim.

Kavunun Sivilce Lekelerine Faydası

Kavun insan metabolizması üzerinde çok yönlü etki yaratmaktadır. Bağışıklık sisteminden boşaltım sistemine kadar pek çok açıdan faydası olan kavunun aynı zamanda cilt üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Kavunun cilde en önemli faydası onarıcı özelliğinin olmasıdır.

Ciltte zaman zaman meydana gelen sivilce ve akneler, bir süre sonra ortadan kaybolmaktadır. Kendisi kaybolsa da izleri kalan sivilceler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda cildiniz için uygun olabilecek kavun maskesini tercih edebilirsiniz. Kavun maskesi, nem dengesini korumakla beraber aynı zamanda izlerin ortadan kalkmasına da yardımcı olmaktadır. Bilhassa kille beraber uygulandığında birkaç ay içerisinde istenilen sonucu alabilmek mümkündür.

Sivilce Lekeleri için Kavun Maskesi

Cildinizde meydana gelen sivilce lekeleri için kavun maskesi uygulamak isterseniz öncelikle bir çay tabağına bir tatlı kaşığı yeşil kil dökmelisiniz. Daha sonra üzerine bir dilim kavundan elde ettiğiniz saf kavun suyunu dökmelisiniz. Macun kıvamına geldiğinde yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Özellikle sivilcenin yoğun olduğu noktalara uygulayabilirsiniz. Sonrasında kil kuruyup pul pul dökülene kadar beklemelisiniz. Maske yüzünüzde kuruduktan sonra ılık suyla çıkarmalısınız. Cildinizde sağladığı nem dengesi, hızla etki etmeye başladığının göstergesidir. Bu nedenle haftada 3-4 kez uygulanabilecek sağlıklı bir maskedir. Lekelerin bir süre sonra silindiği dikkatinizi çekecektir.

Kavunun Siyah Noktalara Faydası

Yüzünüzü ne kadar yıkarsanız yıkayın siyah noktaların temizlenmediğini fark edebilirsiniz. Bunun için çeşitli bakım kürleri uygulamanız önemlidir. Uygulayacağınız ürünlerin, sağlıksız kozmetik ürünler olmamasına özen göstermelisiniz. Bu noktada önerilebilecek en etkili ürün kavun olabilir. Kavun, cilt temizliği konusunda oldukça etkilidir. Cildi derinlemesine temizleme ve siyah noktaları arındırma konusunda başarılı bir etkiye sahiptir.

Siyah noktalarınız derindeyse kavun suyundan hazırlayacağınız basit bir maskeyle rahatlıkla temizleyebilirsiniz. Maske veyahut tonik oluşturup kullandığınızda cildinizin çok daha temiz ve parlak göründüğünü fark edersiniz. Üstelik kavun, cildi en kolay nemlendiren besinlerden biridir. Gerek yenildiğinde gerekse maske olarak kullanıldığında ışıltı ve nem kazandırmaktadır.

Siyah Noktalar için Kavun Maskesi

Yüzünüzün özellikle burun kanatları, çene üzeri, alın bölgesi ve elmacık kemiklerinin üzerinde siyah noktalar oluşabilmektedir. Siyah noktaların temizlenmemesi durumunda tüm cilde yavaş yavaş yayıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla cildin istenildiği gibi temiz kalabilmesi için maske, tonik dengesinin düzenli olarak sağlanması gerekmektedir.

Siyah nokta temizliği için tercih edilebilecek en sağlıklı maske kavun maskesidir. 1 yemek kaşığı saf kavun suyunun içerisine 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı karbonat ilave etmelisiniz. Hepsini güzelce karıştırdıktan sonra macun kıvamına gelene kadar harmanlamalısınız. Sonrasında özellikle siyah noktaların yoğun olduğu bölgelere sürebilirsiniz.

Sürdükten sonra kuruyana kadar beklemeli daha sonra soyarak temizlemelisiniz. Bal, soyulmayı biraz zorlaştırabilir bu nedenle çıkmayan noktaları ılık suyla yıkamalısınız. Siyah noktalar için bal maskesini haftada 2 kez yatmadan önce yapabilirsiniz. Cildiniz üzerinde etkisini birkaç hafta sonra rahatlıkla fark edebilirsiniz. Ciltteki siyah noktaların nasıl geçirildiğini bu yazımıza bakarak da öğrenebilirsiniz.

Kavunun Gözaltı Morluklarına Faydası

Hemen her 3 kişiden 1 tanesinde oluşan gözaltı morlukları zorlukla geçebilen cilt sorunları arasında yer almaktadır. Gözlerin altında uykusuzluk, stres ve fizyolojik sorunlar nedeniyle oluşan morluklar bir süre sonra siyaha doğru dönmektedir. Bu durumda kimyasal ürünler kullanmak, gözler için tehlikeli olabilmektir. Bu nedenle olabildiğince bitkisel içerikli tedaviler düşünülmelidir. Kavun, gözaltı morluklarına iyi gelen besinler arasında kabul edilmektedir. Gözleri dinlendirdiği ve çevresinde kan dolaşımını hızlandırıp nem dengesini koruduğu bilinmektedir. Bu nedenle düzenli olarak uygulanması önemlidir.

Gözaltı Morlukları için Kavun Kompresi

Gözlerinizin altında oluşan morluklar, yorgunluktan veyahut uykusuzluktan kaynaklanmaktadır. Zaman zaman dikkat edilmeyen sağlık detayları, morluklarda atışa sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlar için kavun kompresi uygulamanız, morlukların azalmasına yardımcı olabilecektir.

Geceleri uyumadan yarım saat önce göz makyajı temizlemenize yardımcı olan pamukları saf kavun suyuna bandırıp ıslatmalısınız. Daha sonra gözlerinizin üzerinde kapatıp en az 10 dakika bekletmelisiniz. Her gece düzenli olarak yaptığınız bu kompres, gözaltı morluklarınıza çözüm olacaktır. Ayrıca göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklara da etki etmeye başlayacaktır.

Kavunun Yaşlanmaya Karşı Faydası

Cilt her geçen gün yıpranan bir dokuya sahiptir. Bu nedenle zamanla kırışıklıkların artış göstermesi son derece doğal kabul edilmektedir. Artan kırışıklıklar için kimyasal içeriğe sahip olan kremler kullanmak yerine doğal ürünleri tercih etmek ekstra önemlidir. Kimyasal ürünler, cildin daha erken yaşlanmasına neden olurken; doğal ürünler aksi sonuçlar meydana getirecektir. Bu süreçte tercih edilebilecek en etkili besinlerden biri de kavundur. Kavun henüz derinleşmemiş olan kırışıklıkların düzelmesi için botoks etkisi yapan bir içeriğe sahiptir. Anti aging etkisi bulunan kavunun cildi sıkılaştırdığı daha fazla gençleştirdiği bilinmektedir.

Yaşlanmayı Geciktirmek için Kavun Toniği

Ciltte gerginlik oluşturacak, kırışıklıklarınıza erken müdahale edecek bir maske arıyorsanız kavun en ideal maskelerden biri olacaktır. Aynı zamanda kavunu kullanarak hazırlayacağınız tonikler de ciltte tazeliği ve canlılığı mümkün kılacaktır. Bunun için 1 adet kalın kavun dilimini bıçakla kestikten sonra kabuğuyla beraber 1 su bardağı suyun içerisine alıp kaynatmalısınız.

Su kaynamaya başladıktan sonra ocaktan alıp ılımasını beklemelisiniz. Ilıyan suyu pamuk yardımıyla yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Sürme işlemi son bulduğunda yüzünüz yavaş yavaş gerilmeye başlayacaktır. Tamamıyla gerildikten sonra soğuk su kullanarak yüzünüzü temizlemelisiniz. Haftada 1 kez yapacağınız bu maske oldukça olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kavun Kabuğu Maskesi

Cilt bakımı için kavun kabuğu maskesi kullanmak isterseniz öncelikle kavunun kabuğunu çok parçalamadan, içini çıkarmalısınız. İçi boşalan kabuğu, sıcak suda güzelce yıkamalısınız. Sonrasında yüzünüzün üzerine örtüp yarım saat kadar o şekilde beklemelisiniz. Maske, yüzünüzün doğrudan nem almasını sağlayacaktır. Dolayısıyla gözeneklerden içeri alınan kavun, cildinize fayda sağlayacaktır.

 

 

Kavun kabuğunu kullanarak yapabileceğiniz bir başka maske kavun kabuğu rendeleyerek hazırlanmaktadır. Dilerseniz blender veyahut robot gibi araçlarla toz haline getirebileceğiniz kabukları, kendi sularıyla ıslatabilirsiniz. Sonrasında yüzünüze sürerek bir süre bekletmelisiniz. Bekleyen maskeyi 15 dakika sonra yıkayıp çıkardığınızda etkilerini hemen hissedebilirsiniz.

Kavun Çekirdeğinin ve Yağının Cilde Faydaları

Kavun kadar çekirdeği ve çekirdeğinden elde edilen yağ da bir o kadar faydalıdır. Kavun çekirdeğinin cilt lekelerini silikleştirdiği, cilde canlı bir görüntü kazandırdığı, nemlendirip onardığı bilinmektedir. Bunun yanında kavun çekirdeğinin gözaltlarına yerleştirildiğinde şişlikleri indirdiği de bilinen faydaları arasında yer almaktadır. Dudak çatlamalarına iyi gelen kavun çekirdeği aynı zamanda kuru bir cilde sahip olanlara da yarar sağlamaktadır. Yüzünüzde kuruluk söz konusuysa kavun çekirdeğini kullanarak nemlendirmeniz mümkündür.

 

.

 

 

Yeşil eriğin faydaları nelerdir?

Yeşil erik C vitamini, çözünebilir lif, potasyum, A vitamini ve fosfor yönünden zengin bir besindir. İşte en sevilen meyvelerden yeşil eriğin faydaları…

 

Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, eriğin faydaları hakkında bilgiler verdi.

Yeşil erik organik asit içeriği yüksek olan bir meyvedir. Tüm bu organik asitler vücudun alkali tutulmasına yardımcıdır.

Sitrik asit vücuttaki laktik asidi etkisiz hale getirebilir, bu sayede yorgunluğu önler.

 

 

  • Yumurta, et, balık, hindi gibi protein ağırlıklı besinlerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerin asit etkisini azaltır ve nötralizasyonu destekler. Bu sayede metabolizma da destekleneceğinden kilo verme süreçlerini olumlu etkiler.

    Yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tüketilmesi halinde kalsiyum emilimini artırır, diş ve kemik sağlığını destekler.

    Uygun bir kalsiyum/fosfor oranına sahiptir. Üstelik kalsiyum emilimini artıran maddeler de içerdiği için; çocuk ve yaşlı beslenmesinde yer alması gereken örnek bir besindir.

 

Çözünebilir lif açısından zengin bir besindir. Bu sayede hem sindirimi kolaylaştırır hem de kabızlık problemini önlemeye ve çözmeye yardımcıdır.

Düzenli kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendirir.

Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.

Demir emilimini artırır ve kansızlığı önler. Özellikle kırmızı et ve yumurta tüketimi sonrasında meyve olarak erik tercih edilerek demir biyoyararlılığı artırılabilir.

  • Anti-aging etkisi vardır, yaşlanmayı önler ve cildi yeniler. İçerdiği fitoflavonoidler ve vitaminler bağ doku yenilenmesi hızlandırırlar. Bu sayede kilo verme süreçlerini destekler ve daha sıkı bir vücut için yardımcıdır.

    Kan şekeri düzenlenmesine yardımcıdır ve muz, kivi, incir gibi kan şekerini hızla yükseltmez. Bu sayede kilo vermeyi destekler. Ara öğünler için ideal bir meyvedir.

    Eriği tuzla yemeyin

    Sağlıklı ve dengeli bir beslenmede günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bu meyvelerin mevsim meyvesi olması önemlidir. Bağırsak çalışmalarını düzenlemek, kilo vermeyi desteklemek, demir emilimini artırmak gibi yukarıda saydığımız etkilerinden faydalanmak için hazır mevsimi gelmişken günde 200 gram yeşil erik tüketilmelidir. 200 gr yeşil erik sadece 94 kaloridir. Tuz ile birlikte tüketimi vücutta ödem tutmasına neden olacağı için ve tuzun daha birçok zararı da olacağı için tuz ile birlikte tüketmeyin.

Kiraz ülkemizde bolca bulunan, temin etmesi kolay ve sağlıklı bir meyvedir. Kirazı; kurutarak, buzlukta bekleterek veya kavanozlayarak her mevsim yarar sağlayabilirsiniz. Kirazı bolca tüketmek kişiye sayısız alternatif tedaviler sunmaktadır. Kirazın faydaları , kullanım alanları ve daha birçok bilgiye sizin için derlediğimiz yazımızdan ulaşabilirsiniz.

 

 

Bilim dünyasında Prunus avium olarak bilinen kiraz, yaz mevsiminin olmazsa olmazlarından biridir. Tatlılardan meyve tabaklarına suyunun sıkılmasından reçelinin yapılmasına kadar hayatın hemen her alanında tüketilen meyve, sağlıklı ve bir o kadar da lezzetlidir.

Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilen kiraz, Türkiye’de de bolca bulunmaktadır. İklim koşulları sağlandığında oldukça verimli olabilmektedir. Uluslararası kiraz üretimine göz gezdirildiğinde listenin başında Türkiye’yi görebilmek mümkün. Dolayısıyla kiraz ihracatının Türkiye ekonomisine büyük katkısı olduğu söylenebilir.

 

Meyve olarak taze toplanıp tüketilen kirazın kurutulmuş, suyunun sıkılmış ya da sos olarak hazırlanmış şekilleri de mutfaklarda yerini almaktadır. Kullanım alanı bu denli geniş olan meyve aynı zamanda cilt bakımının da bir parçasıdır.

 

 

Gülgiller familyasından olan kiraz, tatlı aroması ile pek çok tarifin içinde yer alan bir meyvedir. Bununla beraber yalnızca toplandığı gibi yıkanarak da tüketilebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda kirazın faydalarının pek azına hakim olunduğu, bilindiğinden daha şifalı bir meyve olduğu ortaya çıkmıştır. Yalnızca sağlığa faydası nedeniyle tüketilmesi gereken kiraz, halk arasında farklı isimlerle bilinmektedir.

Bölgesel farklılıklar taşıyan meyve, iklim koşullarından etkilenen özenli bakım gerektiren bitkilerden biridir. Oldukça köklü bir tarihe sahip olan kiraz meyvesi, Yunan mitolojisinde doğuma ve yeniliğe işaret etmektedir. Karadeniz’de yer alan Giresun ili ise adını kiraz anlamına gelen Kerasus isminden almıştır.

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Oldukça farklı lezzette birçok farklı isimde kiraz çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerden en bilinenleri Edirne, Napolyon ve turfanda kirazlardır. Orta sertlikte ve oldukça verimli olan bu türlerin dışında early lory, vista, stella kirazları da bulunmaktadır. Karagevrek, karabodur türleri halk arasında bilinen merkezi Türkiye olan kiraz çeşitleridir. Bu çeşitlerin yanında 0900 ziraat, Van, bing, berryessa kirazları da kiraz isimleri arasında yer almaktadır. Farklı dönemlerde ve tatlarda olan bu türlerin sertlikleri ve verimlilikleri de değişkenlik göstermektedir.

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Yalnızca meyve olarak değil sağlık deposu olarak düşünülen kiraz; demir, potasyum ve kalsiyum içermektedir. Ayrıca içinde bulunan A, B, C vitaminleriyle insanı pek çok hastalıktan korumaktadır. Kiraz düzenli tüketildiğinde ciltte meydana gelen yaşlanmaya engel olmaktadır. Kırışıklıklar ve yüz çizgileri kiraz yiyen kişilerde oldukça az olacaktır. Tüm bunların yanında aşırı tüketim durumunda sorun yarattığı da bilinmektedir. Kiraz fidesinden yaklaşık 5-6 yıl meyve alınmaz ve ömrü 60-70 yıl kadardır. Kiraz ağacı meyve vererek yaz mevsimini başlatır ancak mevsim sonu toplanmazsa yağışlarda hemen kurtlanırlar.

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz ağacı, köklü ve yıllıklı bir ağaçtır. Bu nedenle henüz ekmeden önce uzun yıllar boyunca orada olmasını istiyorsanız mevsim ve toprak şartlarını önceden öğrenmelisiniz. Her şeyden önce kuru ve çorak toprakları tercih etmediğini bilmelisiniz.

Havalandırmaya elverişli ve derin toprak yapısı, kirazın en rahat yetiştiği topraktır. Derin bir çukur içine koyulan tohum, ağacın daha verimli olmasını sağlayacaktır. Kuru topraklarda küçük meyveli, seyrek dallı olan kiraz ağacı; nemli topraklarda serpilerek daha iri taneli meyveler vermektedir. En erken çiçeklenen kiraz, baharın ve yazın müjdeleyicisi olarak kabul edilmektedir.

Yapraklarının da en az meyvesi kadar şifalı olduğu bilinen kiraz ağacı, yağmursuz çiçeklenme sürecini sever. Bu nedenle kiraz ağacını yetiştirmek istediğinizde sıcak hava koşullarını gözetmeniz önemlidir. Kış soğuğunun -20ºC’yi bulduğu yerlerde kiraz yetiştiriciliği yapılamamaktadır. Bununla beraber rakımı yüksek olan yerler, kiraz üretmek ve meyve elde etmek için en ideal yerlerdir.

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kadın hastalıkları için oldukça etkileyici olan kiraz, regl sürecinde ağrıların önüne geçmenize yardımcı olacaktır. İçinde yer alan beta karoteni ile kanserli hücreleri yok eden meyve, kanserle savaşan pek çok kişinin bağışıklığını güçlendirmektedir.

Beyin gelişimini yüksek oranda artıran kiraz, bunama ya da Alzheimer gibi hastalıkların meydana gelmesine izin vermemektedir. Kirazda bulunan glisemik indeks değerleri şeker hastaları açısından tehdit oluşturmaz ve bolca tüketilebilir kılar.

Sindirim sistemini destekleyen meyve aynı zamanda metabolizmanın hızını ikiye katlar. Dolayısıyla kiraz tüketirken kilo vermek çok daha kolaydır. Bununla beraber içinde bulunan melatonin ile uyku düzenini korumayı sağlayan kiraz, gün içinde sinir sisteminin de rahatlamasına yardımcı olmaktadır.

 

Yapılan araştırmalar doğrultusunda ağrı kesici etkisi bulunduğu ortaya çıkan kirazın, kaslarda meydana gelen sancıları kestiği bilinmektedir. Farklı nedenlerle meydana gelen kas ağrıları ya da zonklamalar tüketilen kiraz meyvesi ve suyu ile iyileşebilmektedir. Özellikle kiraz suyunun düzenli olarak içilmesi basit ağrıların hissedilmeden ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Yaprakları ile varise çözüm olan kiraz, taze sıkılmış meyve suyu ile baş ağrısına da çözüm olmaktadır.

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Mutfakların olmazsa olmazı kiraz en çok taze meyve olarak tüketilmektedir. Bunun yanında özellikle hoşafının yapılmasıyla yazın soğuk içilen içecekler arasında ilk sıralarda yerini almaktadır. Tatlı ve özel bir lezzeti olan kiraz reçeli de kahvaltı sofralarının olmazsa olmazıdır. Ayrıca kurabiyelere ve tatlılara üzerinde kiraz marmeladı ile eşsiz bir lezzet verilmektedir. Doğal bir ağrı kesici olan kirazdan, kiraz sirkesi de yapabilirsiniz. Yazın toplandıktan sonra temizlenip buzluğa kaldırılan kiraz, kış mevsiminde zaman zaman kullanılabilmektedir. Özellikle içecek olarak hazırlamak için buzluklarınızda muhakkak kiraza yer açmalısınız.

Domates Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Domates Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Domates, Patlıcangiller familyasından bir bitki türüdür. Her ne kadar sebze olarak bilinse de esasen meyve kategorisine girmektedir. Kırmızı rengini aldığı likopen maddesi sağlık için adeta bir mucize değerindendir. Domatesin nasıl yetiştiği ve saymakla bitmeyen faydalarından en önemlilerini sizlerle bu yazımızda paylaşmaya çalıştık.

 

Bazı sebzeler vardır mutfaklarımızın baş tacı, yemeklerimizin vazgeçilmezidir. Neredeyse onların konulmadığı yemek yok denebilir. Bunlardan biri de hiç şüphesiz zengin – fakir her mutfağa giren ve sağladığı faydaların yanında yemeklerimize lezzet katan domatestir. Domates günlük hayatta yemeklerde, salatalarda, mezelerde doğrudan ya da dolaylı olarak en çok kullanılan bitkidir. Meyvesinin taze hali, kurusu, salçası, sosu mutfağın vazgeçilmezlerindendir.

Domates ABD’de 1893 yılında sebze sınıfına alınmış olsa da aslen meyve olarak kabul edilir. Domatesin keşfi Amerika’nın keşfinden sonrasına kadar dayanmaktadır. Bu dönemde ülkeler domatesi altın elma, aşk elması gibi farklı isimlerle tanıdı. 1902’lü yıllara kadar domatesin zehirli olduğunu düşünerek çok sayıda kişi yemeyi reddetmiştir. Düşünülenin aksine domates zehirli değil çok faydalı bir meyvedir.

 

Aromasıyla verdiği tat sayesinde mutfakta baş tacı olmaya hak kazanmıştır. Fiyat bakımından birçok sebzeye göre uygun olması herkesçe kolayca alınıp kullanılabilir olmasına olanak vermiştir. Domatesin tadı kadar kokusu da güzeldir. Çeşitlerine göre kokularının daha yoğun olduğu türler vardır. Yetiştiriciliğinde çok nazik talepleri olmadığından hemen her yerde kolayca yetiştirilir.

Özellikle kadınlarda görülen kemik erimesine karşı koruyucu olan domates çekirdekleriyle de fayda sağlamaktadır. Domates çekirdekleri hazmı kolaylaştırıcı, bağırsakları harekete geçirici bir görev üslenmiştir. Kalori oranının düşük olması domatesi, rahatlıkla tüketilebilen bir meyve haline getirmiştir. Domatesin bilinen diğer faydaları ve neden tüketmemiz gerektiğini gösteren bazı bilgiler şu şekildedir;

  • Düşük kalorili bir besin olduğu için zayıflamak isteyenler veya kilo kontrolü yapmak isteyenler tüketebilir.
  • Kan şekerini düzenler.
  • Lif bakımından zengin bir gıda olduğu için kabızlık ve hemoroid gibi bağırsak sorunlarının önüne geçer.
  • Günde yenilen bir orta boy domates, vücudun ihtiyacı olan C vitamininin %20’sini, A vitamininin %10’unu karşılamaktadır.
  • Cildin daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar.
  • Kanser hücreleri ile savaşır.
  • Kalp ve kaslar için önemli olan potasyum açısından zengindir. Vücutta potasyum eksikliğinde kas krampları ve ağrılar artar.
  • Genellikle ileri yaşlarda görülen bir göz sorunu olan katarakt oluşumunu geciktirir. Gözlerin daha sağlıklı olasını sağlar.
  • Osteoartrit gibi romatizmal sorunların önüne geçer.
  • Domateste kırmızı rengini veren likopen maddesi; kolon, meme, yutak, pankreas, mide, prostat, ağız ve rahim gibi birçok kanser tipine karşı koruma sağlar. Yüksek serum seviyesi sayesinde kanser riskini azaltır. Likopen zarar görmüş hücreleri onarır, DNA’ları koruyarak bazı hastalıkların oluşmasını engeller.
  • Günde 2 orta boy domates yemek kan basıncını düzenler, tansiyon sorunlarını önler.
  • Domates depresyonla mücadelede çok önemli bir besindir. Yapılan araştırmalar stresi azalttığını, yorgunluğu giderdiğini ve kötü ruh halinden uzaklaşmayı sağladığını göstermektedir.
  • Domates suyu karaciğeri güçlendirir, aynı zamanda yaşam şartlarına bağlı olarak aşırı çalışmasını sağlayan durumları düzene sokar.
  • Saç sağlığı için iyidir, kırık ve yıpranmış saçların onarılmasını sağlar.
  • Kan üretimini artırdığı için kansızlık soruna iyi gelir.

Domates Nedir?

Terimsel adıyla Solanum Iycopersicum olarak bilinen, Patlıcangiller yani Solanaceae familyasına dahil; meyvesi tüketilebilen otsu bitkiye domates adı verilmektedir. Bitkisi yeşil yapraklı meyvesi genellikle kırmızı renktedir. Yetişme aşamasında meyve ilk etapta yeşil sonra sarı ve son olarak kırmızı olur. Domatesin anavatanı Amerika’nın güney ve orta bölümleridir.

Domatesi evinizde, balkonda veya bahçede çok kolay bir şekilde yetiştirebilirsiniz. Pencere kenarına koyduğunuz saksı içindeki domates tohumları, güneş ışığı sayesinde çok çabuk bir şekilde fide haline gelecektir. Bol sulama ve altta kalan yaprakları kopararak fidenin daha iyi bir şekilde büyümesini sağlayabilirsiniz. Bu büyüyen fideyi daha sonra dilerseniz bahçenize ekebilir ve kendi ürettiğiniz, sağlıklı domatesleri tüketebilirsiniz.

Domates fidelerinin daha verimli olması için çiçek açmayan kısımlarını koparmalısınız. Çünkü bu bölgeler suyu emici kısımlardır ve eğer meyve vermeyeceklerse koparmak bitkinin yararına olacaktır. Ayrıca bu emici kısımlar topraktaki tüm yararlı mineralleri de kendine hapsedeceğinden, domateslerin gelişimini engeller. Koparma işlemini haftada bir kez yapabilirsiniz.

Domates Nasıl Kullanılır?

Domates dünyanın en popüler ve en çok tüketilen meyvelerinden biridir. Yüzlerce türü olduğu bilinen bu meyvenin; kırmızı, mor, kahverengi, sarı ve yeşil olmak üzere birçok rengi bulunmaktadır. İlk olarak  Güney Amerika’nın batısında yetiştirilen domates, daha sonra dünyanın her yerine yayılım göstermiştir. Edinilen bilgilere göre; domates tohumları 1500’lü yıllarda Meksika’dan İspanya’ya taşınmış, böylece Avrupa’ya geçiş yapmıştır.

Domatesin kendi başına bile rahatlıkla yenebilen bir meyvedir. Pişirmeden dalından koparıldığı gibi tüketmek en sağlıklısıdır ama domatesle birçok gıda yapılabilir. Yemeklerde çok sık kullanılan salçalar bu gıdalardan bir tanesidir. Domatesi kurutarak çeşitli mezelerde kullanmak da mümkündür. İşlem görmeden kullanmak için salataların içinde ya da kahvaltılarda iyi bir alternatif olabilir. Çiğ olarak tüketildiğinde içeriğinde bulunan faydalı vitamin ve minerallerin emilimi daha yoğundur.

Domatesin Özellikleri Nelerdir?

Domatesin meyvesi ortalama 10-15 cm boya sahiptir. Tüylü yapraklı bir bitki olan domates ortalama 1-2 cm meyve olmak üzere oluşan çiçekler verir. Bitkinin gövde boyu 150 santimetreye kadar çıkabilmektedir. Domates meyvesinin vitamin deposu olduğu bilinmektedir. Özellikle A vitamini bakımından zengin olan domates buna karşın içindeki oksalat maddesi dolayısıyla böbrek sorunu olanlar sınırlı tüketmesi gereken gıdalar arasındadır. Domatese kırmızı rengini veren likopen adındaki maddedir. Likopen en etkili antioksidanlardan biridir.

Domates Çeşitleri Nelerdir?

Pazarlarda en çok satışı yapılan, yol şartlarına dayanıklı domates türü sırık domatestir. Güçlü bitki yapısı ile meyvesini güneşe karşı koruyabilen, yuvarlak yassı domatesler veren tür ise yer sofralık domates olarak adlandırılır. Sanayi tipi domatesler ise genellikle salça yapımına uygundur. Bunlar dışında bir de hibrid yani melez domatesler vardır. Adonis F1, Süper Red F1, Oturak Domates, Egemen F1, Cevahir F1, Beton F1 ve Yeşim F1 hibrid domates türlerinden kabul edilir.

Melez domateslerin her birinin kendine özel özellikleri ve yetiştirilme şartlardı vardır. Meyveleri genellikle şekil olarak birbirinden farklı oluşmaktadır. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde en çok yetişen hibrid domates türü Yeşim F1’dir. Bunlardan başka Bursa domatesi ve cherry domatesi de bilinen türleri arasındadır. Türlerin uygunluğuna göre domatesin saksıda yetişmesi bile mümkündür.

Domatesin Faydaları Nelerdir?

Özellikle yaşlanmaya karşı etkili olduğu bilinen domatesin cildin korunmasına faydası olduğu kabul edilmiştir. Kanser çeşitlerine yönelik antioksidan etkisi olan domates ayrıca gözleri de korur. Antioksidan etkisinin kandaki zararlı maddeleri temizlemek gibi bir görevi de vardır. Domatesin sağlam bir bağışıklık sistemini güçlendirici olduğu bilinir. Damar ve kanın temizliği konusunda işlev görmesiyle kalp damar hastalıklarına karşı önleyici olarak kabul edilir.