Kadınların genel olarak hayatlarının en önemli dönemlerinden biri olarak tanımladıkları, hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük değişimlerin yaşanabildiği hamilelik döneminin en konuşulan, en merak edilen konularından birini ele alıyor, hamilelik belirtileri arasında ilk sıralarda yer alan bir konuyu inceliyoruz bugün: Aşerme!

MANAV

Halk arasında aşermekle ilgili çeşitli kabuller ve inanışlar varsa da aşermek nedir ne değildir tam olarak öğrenelim, hamilelikte aşerme ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor bilelim dedik. Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir, aşerme nedenleri nelerdir gibi sorulara yanıt bulduğumuz kapsamlı bir dosya hazırladık. 

Hamilelik dönemini ağız tadıyla geçirmeniz ve minik bebeğinize sağlıkla kavuşmanız dileğiyle diyor ve başlıyoruz!

Buyursunlar…

“Aşermek gerçek midir, psikolojik midir?” diyenler buraya: Aşermek nedir?

romper

Manav

Aşermek, Türk Dil Kurumu tarafından “Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek” şeklinde tanımlanırken halk arasında genel olarak hamilelik döneminde kadınların yaşadığı, herhangi bir “maddeyi” tüketmeyi aşırı istemek olarak biliniyor. Maddeyi diyoruz çünkü aşerilen maddenin mutlaka bir yiyecek olması gerekmiyor. Eminiz, siz de bugüne dek hamilelerin toprak, kömür gibi farklı maddeleri yeme istekleri ya da doğrudan yemeleri ile ilgili hikayeler duymuş ya da en az bir kez böyle bir duruma tanık olmuşsunuzdur.

Aşerme ile ilgili halk arasında genel geçer kabul edilen bilgilerden biri de zamansız bir şekilde gerçekleşmesi ve genel olarak mevsiminde olmayan yiyeceklerin istenmesidir. Kışın ortasında erik ya da çilek yeme isteği gibi. Ancak bu durum aslında her aşerme için doğru değildir, çünkü neyin aşerildiği çoğunlukla vücudun ihtiyaç duyduğu maddeye göre değişiklik gösterir.

Aşermeyle ilgili doğru sanılan yanlışlardan biri de bu durumu yalnızca hamilelerin yaşadığıdır. Aşerme hamilelerle özdeşleştirilmiş olsa da her insan hayatının belirli dönemlerinde ya da hayatı boyunca farklı maddelere karşı aşerme haline girebilir. Tam burada da devreye “Aşerme gerçek midir, psikolojik midir?” tartışmaları giriyor aslında. Zira aşerme hali birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Bu durumun yaşanmasına hem fiziksel faktörler hem çevresel etkiler hem de psikolojik etkenler neden olabilir.

Peki bu yeme arzusu neden oluyor, hamileler bu durumu en çok ne zaman yaşıyor, her hamile kadın böyle bir evreden geçiyor mu? Buyurun detaylarını birlikte öğrenelim.

Peki ya her hamile aşerir mi: Aşerme nedenleri

momtricks

MANAV

Öncelikle bilinmesi gereken “Her hamile kadın mutlaka aşerir.” gibi bir durum söz konusu değildir. Bazı kadınlar neredeyse hamileliklerinin tamamı boyunca bir şeylere karşı aşerme eğilimindeyken bazı kadınlar hiç böyle bir süreci geçirmeden doğum yapabilir.

Aşerme nedenleri de kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterir. Alanında uzman birçok doktora göre, aşermenin en temel nedenlerinden biri hormonal değişikliklerdir. Vücudun gebelik sürecine girmesiyle birlikte yaşanan hormonal değişimler hücrelerin farklı yiyeceklerde ya da maddelerde bulunan vitaminlere, minerallere ihtiyacını artırabilir.

Aynı şekilde vücutta hamilelikten de önce var olan eksiklikler (demir eksikliği, kansızlık, vitamin eksikliği vb.) hamilelik döneminde daha çok ön plana çıkabilir ve beyninizin vücuttaki eksikleri kapatma isteğinden dolayı bu durum da kendini aşerme olarak gösterebilir.

Bunların yanı sıra çevresel ve psikolojik faktörler de aşerme konusunda tetikleyici etkilerde bulunabilir. Araştırmalara göre eş tarafından yeterince ilgi görmeme, çok kalabalık bir evde yaşama, şiddete maruz kalma, çok yoğun kokulu yemeklerin pişirildiği yerlere maruz kalma, kötü beslenme ya da hamilelikten önce kötü beslenme gibi nedenler de hamile kadınların aşerme halini sık sık yaşamalarında etkili.

Beklenmedik anlarda olur derler ama: Aşerme ne zaman başlıyor?

workingmother

MANAV

“Aşerme ne zaman başlar?” sorusuna gelirsek, tahmin edebileceğiniz gibi bu sorunun her kadın için geçerli tek bir yanıtı yoktur. Ama birçok jinekoloğa göre aşerme hali ilk trimesterde başlar, ikincisinde yoğunlaşır ve üçüncüde azalır. ‘Trimester’ nedir derseniz, trimester 9 ay olarak kabul edilen hamilelik sürecinin 12’şer haftalık periyotlara bölünmüş halidir. Yani aşerme hali ilk 12 haftada kendini göstermeye başlar, 12-24 hafta arasında yoğunlaşır ve 24-36 hafta arasında azalarak biter diyebiliriz.

Ancak birçok hamile kadının aşerme nedenine bağlı olarak bu durumu ilk 12 hafta içinde yaşayıp atlattığı da bilinmektedir. Eğer vücuttaki yararlı maddelerin eksikliğine bağlı olarak oluşan bir aşerme söz konusuysa ilk 12 hafta içinde tüketilenler tüm bu ihtiyacı kapatmaya yetebiliyor.Ancak aşerme halinin altında yatan nedenler ilgisizlik, saygı ve sevgi görememe gibi daha çok psikolojik etkenlerse aşerme hali 12-24 hafta içinde de yoğun olarak devam ediyor, hatta doğum ve doğum sonrası da uzayabiliyor.

Bu nedenle her kadının kendi duygu ve düşüncelerine dikkat etmesi, ne sebeple sık sık aşerdiğini doktoruna da danışarak saptamaya çalışması hem bebeğin hem de kendisinin sağlığı için oldukça önemli.

9 ay sürer mi dersiniz: Hamilelikte aşerme ne zaman bitiyor?

rd

Manav

İlk 12 ya da 24 hafta içinde azalması ve hatta bitmesi beklenen aşerme durumu genel olarak 9 ay boyunca devamlı olarak sürmüyor diyebiliriz. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi bu, aşerme sebebine bağlı olarak büyük değişiklikler gösterebiliyor.

Hamileler hep aynı yiyecekleri aşermiyor aslında: Hamilelikte hangi yiyecekler aşerilir?

Hamilelikte aşerilen yiyecekler de kişiden kişiye değişiklik gösteriyor tabii. Bu durumu belirleyen faktörler arasında da yine hamile olan kişinin vücudunda bulunan maddelerin eksikliği/fazlalığı, beslenme düzeni gibi durumlar etkili oluyor. Tabii sadece bu kadarla da sınırlı değil, kişinin çocukluğundan bu yana süregelen beslenme alışkanlıkları, yaşadığı bölge, hormonlarındaki ve psikolojisindeki değişimler de etkili oluyor.

Küçük bir örnekle açıklamak gerekirse, Tekirdağlı olan ve artık bambaşka bir yerde yaşayan bir kadın, hamileliği süresince uzun süredir yeme fırsatı bulamadığı Tekirdağ’ın meşhur kirazlarını aşerebilir. Bu durum eski beslenme alışkanlıklarının, eskiden yaşadığı yerin coğrafi özelliklerinin ve tabii ki hormonlarının etkisiyle gerçekleşir.

Bu örnekten de anlayabileceğiniz gibi hamile bir kadının aşermesi için birçok sebep söz konusu olabilir. Asıl önemli olan aşermenin vücuttaki bir maddenin eksikliğinden olup olmadığını kavramaktır ki bu da hamile bireyin doktoruna danışarak ve gerekli görülen testleri yaptırarak öğrenebileceği bir bilgidir. Zira vücutta eksik bir madde nedeniyle aşerme gerçekleşiyorsa bu eksikliklerin kapatılması hem hamile kadının hem de bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir.

Araştırmalara göre hamilelik dönemindeki kadınların çoğunluğu çikolata, bal, ve meyve gibi tatlı yiyecekler aşerir. Bu durumun en temel sebebi hamilelik dönemindeki kadınların kan şekerinin düşmesidir. Vücut düşüşe geçen kan şekerini düzenleyebilmek için tatlı yemeye teşvik eder.

Canı tuzlu yiyecekler yemek isteyen kadınlarda ise bu durumun temel sebepleri vücuttaki sodyum eksikliği ve kan hacminin artmasıdır. Bu eksikliği gidermek ve artan kan hacminin ihtiyaç duyduğu sodyumu vücuda dahil etmek isteyen beyin, krakerden turşuya kadar birçok tuzlu yiyeceği aşermenize neden olabilir.

Limon, portakal gibi asitli yiyeceklere aşeren kadınlarda bu durumun nedeni ise mide asidinin ya da C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminlerin eksikliği olarak görülür. Bu durumda da doktorun önerdiği yiyeceklerle vücuda ihtiyaç duyduğu takviyeyi yapmak önemlidir.

Yiyecek olmayan şeyleri aşerme: Pika nedir, bu durumla nasıl baş edilir?

30seconds

MANAV

Gelelim en önemli kısma, yani yiyecek olmayan maddelerin aşerilmesine. Eğer hamile bir kadın toprak, kömür, kum gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek istiyorsa bu durum “pika” olarak adlandırılır ve pika durumu hem bebeğin hem de anne adayının sağlığını tehlikeye atabileceğinden baş edilmesi gereken bir sorun olarak ele alınabilir.

Çoğunlukla demir gibi çeşitli minerallerin vücutta yeterince bulunmamasından kaynaklanan bu pika halinden kurtulmak için mutlaka doktora danışılması ve vücutta eksik olan maddelerin bir an önce tespit edilip buna uygun ve sağlıklı alternatiflerin bulunması gerekir.

Aşırı kilo almak istemeyen, aşerdiği maddeyi bulamayanlar buraya: Aşerilen maddeyi yenilmediğinde ne olur?

romper

MANAV

Hamilelik döneminde sık sık aşerme durumu yaşayan kadınların en temel sorunlarından biri de aşerdiği her yiyeceği yiyip yememeye karar verme aşamasıdır diyebiliriz. Bu aşamada tercihlerinizi elbette hem kendi hem de bebeğinizin sağlığını düşünerek yapmanız gerekir.

Aşerdiğiniz yiyeceği bir türlü bulamıyorsanız ya da her aşerdiğinizi yemek istemiyorsanız hiç endişelenmeyin, zira alanında uzman birçok kadın doğum uzmanına göre aşerdiğiniz yiyeceğin bire bir aynısını yemeniz zaten gerekmiyor. Burada önemli olan aşerdiğiniz yiyeceğin içinde bulunan hangi maddeye vücudunuzun ihtiyaç duyduğu.

Yine bir örnekle açıklamak gerekirse, eğer canınız şerbetli bir tatlı, mesela baklava istediyse büyük bir ihtimalle kan şekerinizin biraz yükselmeye ihtiyacı var demektir. Eğer siz baklava bulamadığınız için üzülüyor ya da aşırı kilo almamak adına baklava yemeyi tercih etmiyorsanız bu durumda çok daha sağlıklı bir meyve yiyerek bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

“Ne yersem yiyeyim olmuyor, mutlaka o baklavayı yemem gerek, aşeriyorum” gibi bir duygu içindeyseyseniz bu aşerme halinin altında psikolojik nedenler de yatıyor olabilir tabii. Bu durumda da mutlaka uzman doktorunuzdan destek almalı, onun yönlendirmeleriyle hareket etmelisiniz.

Tüm hamilelerin ağız tadı ve sağlıkla dolu bir gebelik geçirmeleri ve minik bebeklerine sağlıkla kavuşmaları dileklerimizle.

Hamile kadınları neler aşerdiklerine dair birbirinden ilginç örnekleri görmek isterseniz Hamile Kadınların Akla Hayale Gelmeyen Şeyler Aşerebildiğinin Kanıtı 15 Örnek yazımıza da bekleriz.

Ahududu Nedir? Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Ağaç çileği, dağ çileği, frambuaz gibi isimlerle de bilinen ahududu Gülgiller familyasından, böğürtlen benzeri, çalı şeklinde dikenli bir bitkidir. Ahududunu daha sık tüketmenizi sağlayacak faydalarını ve bitkinin özelliklerini sizin için bu yazımızda anlattık

 

Bu makalemizde sizlere özellikle yaş pastaların vazgeçilmezi , kırmızı meyveler içerisinde antioksidan özelliği oldukça yüksek olan ahududunu anlatacağız. Bilimsel adı Rubus idaeus olan meyve kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun engellenmesinde çok önemli bir göreve sahiptir.

Ülkemizde Ege, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yetişen meyve halk arasında ağaççileği olarak da bilinmektedir. Çok yıllık bir türdür. Meyvenin yetiştiği bitkinin gövde kısmı dikenlerle kaplıdır. Sık olarak orman bölgelerinde yetişir ama nadir olarak başka alanlarda yetiştiği de görülmüştür.

 

Bitkinin üzerinde salkım halinde beyaz çiçekler açar. Bu çiçekler zaman içinde olgunlaşır ve ahududu meyvesi halini alır. Ahududu ülkemizde birçok tatlı tarifinde kullanılır. Zaten ahududu meyvesi de genellikle tatlı, hafif mayhoş bir meyvedir.

 

Ancak asıl kullanım şekli elbette meyvelerinin taze olarak tüketilmesidir. Meyvesini direkt olarak tüketemeyenler suyunu sıkarak da fayda sağlayabilirler.  Çok fazla kullanımda alerjik reaksiyonlara ve mide bulantısına yol açabilir. İdrar söktürücü ve iştah açıcı gibi özellikler nedeniyle tıp alanında da kullanılan ahududunun genel olarak faydaları şunlardır;

  • Meyvenin içerisinde bulunan çeşitli maddelerin damar ve doku büzücü bir etkisi mevcuttur. Böylece diareyi kesebilir.
  • Kadınların bazı dönemlerinde görülen beyaz akıntının fazlasının kesilmesinde etkilidir.
  • Regl dönemlerini düzensiz yaşayan kadınların da imdadına yetişen meyve, düzene sokabilme yeteneğine sahiptir.
  • Hamile kalmadan önce ve hamileyken rahatlıkla tüketebileceğiniz meyve, hamileler için daha faydalıdır.
  • Doğum sancılarının azalmasına, doğumun rahat geçmesine etki eder. Doğum olmadan önce tüketildiğinde rahimde görülen kasılmaların düzene girmesinde etkilidir.
  • İnsan sağlığı için güçlendirici, zinde olmaya yardımcı önemli bir meyvedir.
  • Yaz günlerinde serinlemek için soğuk soğuk ahududu meyveleri tüketilebilir.
  • Yüksek ateşin düşürülmesinde ve enfeksiyonların ter yoluyla vücuttan atılmasında etkilidir.
  • Grip, nezle gibi hastalıklarda terlemede önemi büyüktür. Bu nedenle bu süreçte ahududu bolca tüketebilirsiniz.
  • Bademcik iltihapları ve boğazda görülen ağrıların giderilmesinde iyileştirici etkisiyle bilinir.
  • Diş eti kanaması sorunu olan kişiler, ağız bölgesinde ülseri olanlar bu sorunlardan kurtulmak için ahududunu tüketebilirler.
  • Antioksidan etkilidir. Domatesten 10 kat daha fazla antioksidan içermektedir.
  • Stresi azaltır, vücuda rahatlık hissi verir.
  • Kanser hücrelerinin ve tümör oluşumunun önüne geçer. Var olan kanser hücrelerinin yok olmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki bakteri ve mantar oluşumlarını önler, bu hücrelerin inhibe olmasını sağlar.
  • C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı yüksek koruma sağlar.
  • Lif açısından zengin olan besin bağırsak hareketlerini hızlandırır, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Ketones adı verilen bileşikler sayesinde metabolizmayı hızlandırır. Yağ yakımına yardımcı olan meyve diyet yapanların da en çok tercih ettiği besinler arasında yer almaktadır.
  • Ciltteki kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur. Bu sayede cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlayarak, yaşlanmayı geciktirir.
  • Hafızayı kuvvetlendirir. Özellikle yaşın ilerlemesiyle meydana gelen unutkanlık ve bunama gibi sorunların daha az yaşanmasını sağlar.
  • Omega-3 yağ asitleri içermektedir. Omega-3 yağ asitleri; beyin gelişimi ve bilişsel  işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli esansiyel yağ asitleridir. Bunlar vücutta üretilmediğinden dışarıdan alınmaları gerekmektedir. Kalp sağlığı gerekli olan Omega-3 yağ asitleri; hamsi, somon, istavrit ve uskumru gibi balıklarda bulunmaktadır.
  • Omega-6 yağ asitleri içermektedir. Omega-6 yağ asitleri; bağışıklık ve beyin fonksiyonlarını düzenler, kan basıncını kontrol eder ve kanın pıhtılaşması konusunda görevlidir. Ayrıca saçların ve cildin sağlığı için faydalı olan bu yap asitleri kemik gelişiminden kalp sağlığına kadar birçok konuda faydalıdır. Avokado, ayçiçeği, fıstık ezmesi, birçok balık türü, keten tohumu, zeytinyağı, mısırözü yağı, susam ve ceviz Omega-6 yağ asitleri barındıran besinlerdir.
  • Egzama ve sedef gibi en sık rastlanan cilt hastalıklarının tedavisinde yardımcıdır.
  • Kan basıncını düşürerek, yüksek tansiyonu önler.
  • Erkeklerde sperm kalitesini, kadınlarda doğurganlığı artırmaktadır.
  • Yine benzer şekilde erkeklerde sperm sağlığını koruyan meyve, hamilelikte düşük yapma olasılığını düşürmektedir. Bu nedenle doktora danışmak şartıyla gebelik döneminde tüketilmesi uygundur.
  • Saçların daha sık ve sağlıklı uzamasını sağlar.
  • Kronik kabızlık sorununa çözüm olmaktadır. Bunu yüksek lif içeriği sayesinde yapmaktadır.
  • Demir eksikliğine bağlı anemi, verem ve eklem romatizması gibi ciddi hastalıklara yakalanma riskini düşürür. Var olan hastalıkların tedavisinde yardımcıdır.
  • Maske yaparak yüze sürüldüğünde ya da ahududu içeren kozmetik ürünler kullanıldığında, yüzdeki akne ve sivilcelerin azaldığı tespit edilmiştir.
  • Birçok kanser türünün tedavisine destek olan meyve özellikle lösemi hastalarının kullanması için uygundur.
  • Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlar.
  • Bademcik iltihabına iyi gelir.

Ahududu Nedir?

Ahududu Nedir?Frambuaz olarak da bilinen ahududu, Gülgiller familyasından, kırmızı renkli, tatlı bir meyve türüdür. İsim anlamı olarak ahu ve dut kelimelerinden bir araya gelmiştir. Ahu ceylan anlamına gelir. Yani harfi harfine ceylan dutu anlamındadır. Ahududunun çiçek hali, arıların vazgeçilmez nektarıdır.

Ahududu, ülkemizde sıklıkla böğürtlen meyvesi ile karıştırılmasıyla ün yapmıştır. Görünüş bakımından çileğe de benzerliği olan meyvenin mevsimi yaz ve sonbahar aylarıdır. Ahududunun kökeni aslında Gülgiller ailesidir.

Ahududu Amerika, Avrupa ve Asya’nın birçok bölgesinde yetiştiriciliği yapılan yaygın bir meyvedir. Ancak meyvenin anavatanının neresi olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Meyvenin yetiştiği bitkinin bilimsel anlamdaki ismine bakıldığında Türkiye’nin Ege bölgesi civarı olduğu düşünülebilir.

                             Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?

Ahududunun Çeşitleri Nelerdir?Meyve olarak tükettiğimiz tatlı, kırmızı ahududu dışlında bir de yabani olarak yetişen bir türü vardır. Bu çeşit, daha çok ticari olarak bulunur ve yaz aylarında kısa bir dönem için yetişir. Vahşi bir türdür ve meyve olarak tüketilen ahududunun aksine sürekli meyve veren bir bitkidir.

                                  Ahududunun Özellikleri Nelerdir?

Ahududu Bitkisinin Özellikleri Nelerdir?

Dikenli ve çalı formunda olan ahududu halk arasında genellikle böğürtlen ile karıştırılmaktadır. Ancak görünümleri ve tatları oldukça farklıdır. Yüksek C vitamini içeren ve hastalıklara karşı koruma sağlayan meyvenin genel özellikleri şunlardır;

  • Ahududunun bitkisi oldukça kuvvetlidir ve kolayca yayılabilirler.
  • Ülkemizde Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yetişmektedir.
  • Genellikle ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen bitki, ticari amaçla da yetiştirilmektedir.
  • Boyları 30 – 150 cm arasında değişmektedir.
  • Gövdesi dikenli ve çalı görünümündedir.
  • 3-5 parçalı olan yapraklarının uç kısımları sivridir.
  • Bitki yılda iki kez sürgün verir. Sürgünlerin ayrılması için ilkbahar mevsiminde bitki sınırlarına işaret konur. İşaret dışında kalan sürgünler kazılıp çıkartılır.
  • Sürgünleri iki yıl vermesine karşın bitkinin kendisi çok yıllık bir bitkidir.
  • Bitki güzel bir kırmızı renge sahiptir ve genellikle tatlıdır. Nadir olarak tam olgunlaşmamış olanlar ekşimsi olabilir.
  • Bitkinin çiçekleri bahar aylarında beyaz renkte açarlar. Dalların ucunda oluşan çiçekler 5-10 taneden oluşan bir salkımı meydana getirmektedir.
  • Meyvesi güzel kokulu, küre biçiminde ve kırmızı renktedir.
  • Meyveler Temmuz ve Ağustos aylarında olgunlaşmaktadır.

                              Ahududu Nasıl Kullanılır?

Ahududunun KullanımıAhududu bitkisinin yaprakları taze ya da kurutulmuş olarak bulunabilir ve diğer bitkilerle karıştırılarak bitki çayı biçiminde tüketilebilir. Ahududu yapraklarının alt kısımları gümüş ve beyaz renklerindedir. Buradan ayırt edebilirsiniz.

Bitki çayı olarak tüketilmesinin dışında bitkinin meyvesi herhangi bir işlem yapmaksızın tüketilebilir. Ayrıca tatlılarınızda, pastalarınızda süsleme olarak ya da aroma olarak kullanabilirsiniz. Ahududunu, doğru şartlarda saklarsanız kış aylarında da kullanmanız mümkündür.

Meyveyi buzdolabı poşetlerinde saklayabilir ve kışın tatlı tariflerinizde yer verebilirsiniz. Ayrıca aşırı olgunlaşmış ahududularından reçel yapılabilir. Başka benzer tatlardaki meyvelerle karıştırılarak çeşit çeşit reçeller hazırlanabilir.

                         Ahududunun Faydaları Nelerdir?

Ahududunun Faydaları Nelerdir?

C vitamini açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip olan meyve; pektin, şeker, demir ve organik asitler bulundurmaktadır. Yaprakları da en az meyvesi kadar faydalıdır. Bitkinin yaprakları çiçekli haldeyken toplanıp kurutulursa çay şeklinde tüketilebilir.

 

 

 

 

Avokado Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından vücuda birçok faydası bulunan avokadonun sıklıkla tüketilmesi gerekmektedir. Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermez. Avokadonun tüm faydalarını öğrenmek için  okurları için hazırladığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Tropik iklimlerde yetişmekte olan avokado, yeşil kabuğu ve beyaz iç kısmı ile olgunluk döneminde taze olarak tüketilen meyvelerden biridir. Lezzeti ile salatalara farklı tat katan ve meyve olarak tüketilebilen meyve, çekirdekli bir yapıya sahiptir. Avokadonun anayurdu Orta Meksika’dır. Defnegiller familyasından olan avokado, tam olgunlaşmadığında tadı buruk olan bir meyvedir.

Sıcak iklimlerde yetişebilen avokado, don olaylarının görüldüğü iklimlerde yetişmeye elverişli değildir. Sağlık için oldukça faydalı olması içeriğindeki oldukça faydalı vitamin ve minerallerin bulunmasındandır. Türkiye’nin birçok köşesinde yetişmeye uygun özellikte olan avokado, don olaylarının görülmesi ile meyve vermemesinden dolayı sıcak iklimlerde yetiştirilmektedir.

Yenerek tüketildiği takdirde sağlık için oldukça faydalı olan avokadoyu cilt maskesi olarak da kullanmak ve sonucundan memnun kalmak mümkündür. Satın alırken olgun avokadoyu seçebilmek için kabuğu parlak ve çok sert olmayanları seçmek gerekir. Avokado hakkında bilinmesi gereken her şeyi sizler için araştırdık.

 

Avokado Nedir?

Avokado Nedir?Faydaları saymakla bitmeyen tropikal meyve avokado, çekirdekli ve yeşil kabukları olan bir meyvedir. Soğuk havalara karşı dayanıksız olmakta ve sıcak iklimlerde daha verimli bir şekilde yetişmektedir.

Meyve kategorisinde yer almasına karşın salata ve bazı yemeklerde tıpkı bir sebze gibi tercih edilmektedir. Taze olarak tüketilen avokadonun yanı sıra, avokado yaprağı ve avokado yağı gibi seçenekler de güzellik ve sağlık için uygun alternatifler arasındadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi nedeniyle avokadoyu sık sık tüketmekte fayda vardır. Besin değeri açısından bakıldığında; karbonhidrat, yağ, su, lif ve protein içerdiği görülmektedir. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığında şeker oranı oldukça düşüktür. 100 gram avokadoda 1,8 gram karbonhidrat bulunmaktadır.

Avokadoyu ortasındaki çekirdek çıkarıldıktan sonra sade olarak yiyebileceğiniz gibi salatalara, smoothielere, yemeklere, sandviçlere ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?

Avokadonun Çeşitleri Nelerdir?Avokadonun, yetiştiği bölgeye ve tohum türüne göre farklılık gösteren birçok çeşidi bulunmaktadır. Bütün avokado çeşitlerinin soğuğa karşı dayanıksız olmalarından dolayı, avokado yetiştiriciliği genellikle sıcak iklimlerde yapılmaktadır.

Ağırlıkları, kabukları ve şekilleri itibariyle farklılık oluşturan avokado çeşitlerinin başında Bacon çeşidi gelmektedir. Yapraklarındaki anason kokusu ve kolay soyulma özelliği ile diğer çeşitlerden ayrılmaktadır. Diğer çeşitlerden biri olan Hass, A tipi çiçeklenme özelliği ile Bacon türüne nazaran yapraklarında anason kokusu hissedilmeyen çeşididir.

Fuerte, Zutano ve Ettinger gibi avokado çeşitleri de, birçok ortak noktası bulunmasına rağmen, bazı farklılıklar nedeniyle, avokado çeşitliliğini oluşturan meyvelerdir.

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?

Avokadonun Özellikleri Nelerdir?Armut şeklindeki görüntüsü ile koyu yeşil kabuklara sahip olan avokado, farklı özelliklere sahip çeşitleri ile birçok şekilde görülmesi mümkün olan meyvelerdir. Aşılama yöntemi ile çoğaltılması mümkün olan avokado, rüzgara ve soğuğa karşı dayanıksızdır.

Sera avokadosu yetiştirilecek yerlerde uygun şartların sağlanmasının ardından avokado yetiştiriciliğinin yapılması, istenilen verimin elde edilmesini sağlar. İlkbahar mevsiminin başlangıcı ile dikim zamanı gelen avokado, don zamanı gelmeden hasat alınması gereken bir meyvedir.

Avokado meyvesinin etli kısmının yapı bakımından oldukça zengin olması, bu meyvenin yağının çıkarılarak birçok hastalığa şifa bulmak amacıyla kullanılmasına olanak sunmaktadır. İçi olgunlaşmış avokadoyu yumuşak olmasından anlamak mümkündür. En iyi olgunlaşma sürecini ağaç dalında yaşayan avokado, evde de birkaç gün içinde olgunlaşabilmektedir.

Avokadonun Faydaları Nelerdir?

Avokadonun Faydaları Nelerdir?Küçük bir meyve olmasına karşın faydaları kendinden büyük olan avokadonun başlıca faydaları arasında, kalp sağlığını koruyor olması gelmektedir. Sonrasında bağışıklık sistemine olan olumlu etkisi, tüketenlerin daha dinç ve sağlıklı olmalarını sağlamaktadır.

Yağlı bir meyve olmasına rağmen kolesterol içermemesi de birçok kişinin tüketmesi açısından uygundur. Avokadonun genel faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Protein ve pek çok mineral bakımından zengin olan tropikal meyve, gebelerin ve çocukların beslenmelerine artı değer kazandırmaktadır.
  • İçeriğinde bulunan yoğun demir vitamini sayesinde kansızlık sorunu ortadan kalkar.
  • Tansiyon ve kolesterolün dengelenmesinde oldukça etkili olmakta ve üreme fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasını sağlamaktadır.
  • Çeşitli cilt hastalıklarını içeriden tedavi edici özelliğinin yanı sıra, cilt maskesi olarak düzenli uygulandığında cildin pürüzsüz ve parlak olmasını sağlamaktadır.
  • C, K, E, B5 ve B6 ile potasyum, folat, magnezyum, demir, çinko, fosfor, manganez vitaminlerini içermektedir. Bu sayede çok yüksek besleyicilik özelliği bulunmaktadır.
  • Muzdan daha fazla potasyum içeren meyve özellikle tansiyon hastaları için uygundur. Potasyum kan damarlarındaki gerilimi hafifleterek, tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.
  • Meyvenin %77’si yağdan meydana gelmektedir. Fakat bunun çoğunluğu oleik asitten oluşmaktadır.
  • Vücuttaki ölü hücreleri temizler.
  • Bebeklerde zihinsel gelişimi artırır.
  • Menopoz döneminde yaşanan sıkıntıların daha hafif atlatılmasını sağlar.
  • Ülser tedavisinde yardımcıdır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Depresyona girmeyi önler.
  • Doygunluk hissi vererek daha çabuk kilo vermenizi sağlar. Bu nedenle hemen hemen tüm diyet listelerinin içeriğinde bulunmaktadır. Doygunluk hissi veren bu meyve sık sık yeme isteğini ortadan kaldırmaktadır.
  • Günlük K vitamini ihtiyacının %25’ini karşılamaktadır. K vitamini ise kemik gelişimi için son derece önemlidir. Avokado, kalsiyum emilimini artırır ve idrarla atılmasını engeller. Bu sayede vücuttaki K vitamininin işlevini gerçekleştirmesini sağlar.
  • Böbreklerin düzenli şekilde çalışmasını sağlar.
  • Kalp ve damar sağlığını korur.
  • Gözlerin daha sağlıklı olmasını sağlar, göz hastalıklarından korur.
  • Kanser ve katarakt oluşumunu engelleyen beta-karotenler açısından zengin bir meyvedir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, bu sayede birçok hastalığın oluşma riskini azaltır.
  • Folik asit açısından zengindir. Aynı zamanda kişinin ruh halini iyileştiren ve mutlu hissettiren serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olur.
  • Lif açısından zengindir. Bu sayede bağırsakların düzenli çalışmasını ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını sağlar.
  • Midedeki şişkinliği ve hazımsızlığı önler.
  • Kronik kabızlığı ve ishali önler, kısaca bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Sağlıklı bir cilde kavuşmanız için gerekli olan tüm vitamin ve mineraller avokadonun içerisinde bulunmaktadır. Cildin daha parlak, ışıltılı ve canlı olmasını sağlar. Beta-karoten ve likopen adındaki organik bileşikler hücrelerin canlanmasını sağlayarak, erken yaşlanmayı önler.
  • Saçların sağlıklı olmasını ve daha hızlı uzamasını sağlar. Birçok kozmetik ürünü ve şampuanın içerisinde bu nedenle avokado bulunmaktadır.
  • Anti-enflamatuar özelliği ile vücuttaki iltihabı geçirir. Özellikle de romatoid artrit sorunu olanlar için çok faydalıdır.
  • Mide sorunlarından kaynaklanan kötü nefes kokusunu önler. Antibakteriyel ve antioksidan flavonoidler açısından zengin olan meyve ağız kokusuna neden olan bakterileri önler.
  • Karaciğer dostudur. Karaciğerin sağlığını koruyan bazı organik bileşiklere sahiptir.
  • Hamilelik döneminde oluşan sabah bulantılarını önler.
  • Antioksidan açısından zengindir. Prostat, deri, ağız ve meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı yüksek koruma sağlar. Hücreleri kanser oluşumuna ve serbest radikallere karşı korur.

Avokadonun Yan Etkileri Nelerdir?

Bir besin ne kadar sağlıklı olursa olsun çok fazla tüketildiğinde birtakım zararları olacaktır. Avokadonun da faydası olduğu kadar zararlı olduğu durumlar bulunmaktadır.

Bunlardan ilki hamile ve emziren kadınlar içindir. Her ne kadar sabah bulantılarını önlediği bilinse de çok fazla tüketilmesi zarar verebilir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde tüketilmesinde fayda vardır.

Aşırı hassas ve alerjik reaksiyonlara duyarlı kişilerde kızarıklık ve kaşıntı benzeri durumlar oluşabilir. Kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar da yemeden önce doktoruna danışmalıdırlar.

Birçok kozmetik ürünün ana maddesi olarak kullanılan meyvenin yağı da çok faydalıdır. Ancak avokado yağı bazı cilt tipleri için uygun değildir. Kızarıklık ve kaşıntılara sebep olabilir.

Avokado olgunlaştıktan sonra yendiğinde oldukça lezzetli bir meyvedir. Ham haliyle yenirse dilde acımtırak bir tat bırakacağından tercih edilmez. Son yıllarda sandviçlerde ve salatalarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Avokado sevdiğiniz bir meyve mi, daha önce hiç yediniz mi?
En çok hangi şekilde yemeyi seviyorsunuz?
Avokado ağacı yetiştirmeyi hiç denediniz mi? Paylaşmak istediğiniz püf noktalar nelerdir?

 

Çikolata Nedir? Nasıl Yapılır? Çeşitleri, Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Çikolata Nedir? Nasıl Yapılır? Çeşitleri, Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Yoldan rastgele birini çevirip çikolatayı sevip sevmediğini sorsak, alacağımız cevapların neredeyse tamamı olumlu olacaktır. Çünkü çikolata öyle bir gıdadır ki, yiyen kişinin stresini alır, mutluluk hissi verir. Sağladığı enerji ve kalori açısından oldukça yüksek bir besin olan çikolata, birçok insanın bağımlısı olduğu bir maddedir. Yüzyıllardır var olan çikolatanın tarihi, yapılışı, fayda ve zararları yazımızın detaylarında bulunmaktadır.

 

Çikolata hiç kuşkusuz dünyanın en sevilen yiyeceklerinden biridir. Var oluşu milattan önceki çağlara dayanan çikolata her dönemde en popüler yiyecekler arasında yer almıştır. Vücutta uyandırdığı mutluluk hissi sayesinde en depresif, en bunalımlı anlarda en yakın arkadaşımız olmuştur. Yüksek yağ ve kalori oranı yüzünden ciltte oluşturacağı sivilcelere, aldıracağı fazla kiloları umursamadan kalıp kalıp yemişizdir. Gerçek çikolata %100 kakao içermelidir.

Kaliteli ve usulüne göre yapılmış bir çikolatanın tadına doyulmaz, yedikçe yemek ister insan. Ancak kalitesiz malzemelerle yapılmış bir çikolata damakta çok kötü bir tat bırakır. Çikolata, tropik iklimlere has bir ağaç olan kakao ağacından oluşturulur ve içerisine fındık, fıstık gibi malzemeler de eklenerek çeşitlendirilir.

 

Enerji bakımından oldukça yüksek bir besin maddesi olmasına rağmen fazla tüketildiğinde kilo yaparak çeşitli hastalıkların oluşmasına neden olur. Köklü bir geçmişe sahip olan çikolatanın milattan önceki dönemde, tahminen Maya kavmi tarafından keşfedildiği düşünülmektedir.

 

Çikolata Nedir?

Çikolata Nedir?Çikolata kakao ağacının tohumlarına ya da çıkardığı çekirdeklerine bir takım işlem uygulanarak, çeşitli koruyucular ve besin maddeleri ile karışım sonucu meydana gelen bir tür tatlı yiyecektir. Çok farklı çeşitleri olan çikolata, vücudun enerjik bir yapıya kavuşmasına yardımcı olur ancak içerisinde barındırdığı yüksek kalori değeri ile kilo aldırmaya da sebep olmaktadır.

Çikolata Nasıl Yapılır?

Çikolata Nasıl Yapılır?Kakao ağacının yılda 2 kez meyve verdiği dönemde toplanan kakao çekirdekleri, ezilerek kavrulur. Bu işlemden sonra ise şekerle karıştırılarak hamur haline getirilir. Kakao yağı ile yumuşatılması istenilen hamur ince parçalar halinde düzenlenerek dikdörtgen oluklu makineye yerleştirilir. Dikdörtgen oluklu makinenin içerisindeki silindir hamuru yumuşatarak sıvı hale getirir. Bu işlemden sonra ortaya çıkarılan çikolata kalıplara dökülerek soğutulmalıdır.

Çikolatanın Çeşitleri Nelerdir?

Çikolatanın Çeşitleri Nelerdir?Bitter Çikolata: Kilo aldırmayan tek çikolata olarak bilinen bitter çikolata, %18 oranında kakao yağını bünyesinde barındırır. %14’ü yağsız olacak şekilde %35 oranında kakao kuru maddesi içermelidir.

Sütlü Çikolata: İsminden anlaşılacağı gibi süt eklenerek yapılan bu çikolata ise; %2,5’i yağsız olacak şekilde %25 oranında kakao kuru maddesini içermektedir. Bu çikolatanın %14’lük kısmı sütün kuru maddesinden, %3,5 kadarı da sütün yağından oluşmaktadır.

Beyaz Çikolata: İçerisinde %20’lik oranla en fazla kakao yağı içeren beyaz çikolatanın, %14’lük kısmını süt kuru maddesi oluştururken diğer %3,5’lik kısmını da süt yağı oluşturmaktadır.

Dolgulu Çikolata: Dolgu kısmının çikolata ağırlığının %25’ine denk geldiği bir çikolata çeşidi olan dolgulu çikolata; beyaz çikolata, bol sütlü çikolata, bitter çikolata gibi çikolata türlerinin birinden oluşur.

Çikolatanın Faydaları Nelerdir?

Çikolatanın Faydaları Nelerdir?

  • Ciddi oranda antioksidan deposu olan çikolata kansere yakalanma riskini düşürerek kanser mücadelesine destek verir.
  • İçerdiği yüksek orandaki kalsiyum miktarı ile güçlü kemiklere sahip olmanızı sağlar.
  • Kadınların moralini düzelten çikolata, yendiği andan itibaren endorfin denen mutluluk hormonu salgılanmasını sağlıyor.
  • Strese karşı güçlü bir toparlayıcı olma özelliğini potasyum yüklü bünyesinde barındıran çikolatanın, florid sayesinde dişleri güçlendirmede rol oynadığı biliniyor.
  • Kan pıhtılaşmasını önleyen çikolatanın içerdiği bakır sayesinde vücut, demir absorbesini hızlandırarak hem daha canlı hem de daha taze bir cilt oluşmasını sağlıyor.

Çikolatanın Zararları Nelerdir?

Çikolatanın Zararları Nelerdir?

  • İçerisinde koruyucu amaçlı olarak yüksek oranda katkı maddesi bulunduran çikolata, oldukça fazla şekere sahip bir besin olmasından dolayı kilo aldırır.
  • Şekerlerin dişlere olan zararı çikolata ile birlikte iki katına çıkar.
  • Selülit oluşumu çikolata sayesinde hem hızlanır, hem de artar (Selülite sebep olan diğer etkenler)
  • Serotonin hormonu salgılatan çikolata bağımlılık yapabilecek besinlerden bir tanesidir.
  • Çikolatanın fazlaca tüketilmesi de beyni uyuşturarak normal fonksiyonlarda bozulmalara yol açar.
  • Doymuş yağ içerdiği için kolesterol seviyesini yükselten ve migren ağrılarını tetikleyen çikolata, alerjik reaksiyona karşı hassas olan kişilerde alerji yaratabilmektedir.

Çikolatanın Tarihçesi

Çikolatanın TarihçesiÇikolata uzun yıllardır hayatın akışı içerisinde var olan bir besin maddesidir. Milattan önce, tahminen Mayalar tarafından bulunan çikolata ilk keşfine hayvanlar sayesinde ulaşmıştır. Hayvanların yediği meyveden içecek üreten Maya Topluluğu çikolatanın keşfini yapmıştır. Azteklerde de durum neredeyse aynı olmakla birlikte, bu topluluktan İspanya’ya kadar ulaşmıştır. İspanyol kâşif Kristof Kolomb sayesinde önce İspanya, oradan da İngiltere’ye ulaşan çikolata zamanla içecek olmaktan çıkmış ve tüm dünyaya yayılan bir yiyecek haline gelmiştir.

Kiraz ülkemizde bolca bulunan, temin etmesi kolay ve sağlıklı bir meyvedir. Kirazı; kurutarak, buzlukta bekleterek veya kavanozlayarak her mevsim yarar sağlayabilirsiniz. Kirazı bolca tüketmek kişiye sayısız alternatif tedaviler sunmaktadır. Kirazın faydaları , kullanım alanları ve daha birçok bilgiye sizin için derlediğimiz yazımızdan ulaşabilirsiniz.

 

 

Bilim dünyasında Prunus avium olarak bilinen kiraz, yaz mevsiminin olmazsa olmazlarından biridir. Tatlılardan meyve tabaklarına suyunun sıkılmasından reçelinin yapılmasına kadar hayatın hemen her alanında tüketilen meyve, sağlıklı ve bir o kadar da lezzetlidir.

Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilen kiraz, Türkiye’de de bolca bulunmaktadır. İklim koşulları sağlandığında oldukça verimli olabilmektedir. Uluslararası kiraz üretimine göz gezdirildiğinde listenin başında Türkiye’yi görebilmek mümkün. Dolayısıyla kiraz ihracatının Türkiye ekonomisine büyük katkısı olduğu söylenebilir.

 

Meyve olarak taze toplanıp tüketilen kirazın kurutulmuş, suyunun sıkılmış ya da sos olarak hazırlanmış şekilleri de mutfaklarda yerini almaktadır. Kullanım alanı bu denli geniş olan meyve aynı zamanda cilt bakımının da bir parçasıdır.

 

 

Gülgiller familyasından olan kiraz, tatlı aroması ile pek çok tarifin içinde yer alan bir meyvedir. Bununla beraber yalnızca toplandığı gibi yıkanarak da tüketilebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda kirazın faydalarının pek azına hakim olunduğu, bilindiğinden daha şifalı bir meyve olduğu ortaya çıkmıştır. Yalnızca sağlığa faydası nedeniyle tüketilmesi gereken kiraz, halk arasında farklı isimlerle bilinmektedir.

Bölgesel farklılıklar taşıyan meyve, iklim koşullarından etkilenen özenli bakım gerektiren bitkilerden biridir. Oldukça köklü bir tarihe sahip olan kiraz meyvesi, Yunan mitolojisinde doğuma ve yeniliğe işaret etmektedir. Karadeniz’de yer alan Giresun ili ise adını kiraz anlamına gelen Kerasus isminden almıştır.

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Oldukça farklı lezzette birçok farklı isimde kiraz çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerden en bilinenleri Edirne, Napolyon ve turfanda kirazlardır. Orta sertlikte ve oldukça verimli olan bu türlerin dışında early lory, vista, stella kirazları da bulunmaktadır. Karagevrek, karabodur türleri halk arasında bilinen merkezi Türkiye olan kiraz çeşitleridir. Bu çeşitlerin yanında 0900 ziraat, Van, bing, berryessa kirazları da kiraz isimleri arasında yer almaktadır. Farklı dönemlerde ve tatlarda olan bu türlerin sertlikleri ve verimlilikleri de değişkenlik göstermektedir.

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Yalnızca meyve olarak değil sağlık deposu olarak düşünülen kiraz; demir, potasyum ve kalsiyum içermektedir. Ayrıca içinde bulunan A, B, C vitaminleriyle insanı pek çok hastalıktan korumaktadır. Kiraz düzenli tüketildiğinde ciltte meydana gelen yaşlanmaya engel olmaktadır. Kırışıklıklar ve yüz çizgileri kiraz yiyen kişilerde oldukça az olacaktır. Tüm bunların yanında aşırı tüketim durumunda sorun yarattığı da bilinmektedir. Kiraz fidesinden yaklaşık 5-6 yıl meyve alınmaz ve ömrü 60-70 yıl kadardır. Kiraz ağacı meyve vererek yaz mevsimini başlatır ancak mevsim sonu toplanmazsa yağışlarda hemen kurtlanırlar.

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz ağacı, köklü ve yıllıklı bir ağaçtır. Bu nedenle henüz ekmeden önce uzun yıllar boyunca orada olmasını istiyorsanız mevsim ve toprak şartlarını önceden öğrenmelisiniz. Her şeyden önce kuru ve çorak toprakları tercih etmediğini bilmelisiniz.

Havalandırmaya elverişli ve derin toprak yapısı, kirazın en rahat yetiştiği topraktır. Derin bir çukur içine koyulan tohum, ağacın daha verimli olmasını sağlayacaktır. Kuru topraklarda küçük meyveli, seyrek dallı olan kiraz ağacı; nemli topraklarda serpilerek daha iri taneli meyveler vermektedir. En erken çiçeklenen kiraz, baharın ve yazın müjdeleyicisi olarak kabul edilmektedir.

Yapraklarının da en az meyvesi kadar şifalı olduğu bilinen kiraz ağacı, yağmursuz çiçeklenme sürecini sever. Bu nedenle kiraz ağacını yetiştirmek istediğinizde sıcak hava koşullarını gözetmeniz önemlidir. Kış soğuğunun -20ºC’yi bulduğu yerlerde kiraz yetiştiriciliği yapılamamaktadır. Bununla beraber rakımı yüksek olan yerler, kiraz üretmek ve meyve elde etmek için en ideal yerlerdir.

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kadın hastalıkları için oldukça etkileyici olan kiraz, regl sürecinde ağrıların önüne geçmenize yardımcı olacaktır. İçinde yer alan beta karoteni ile kanserli hücreleri yok eden meyve, kanserle savaşan pek çok kişinin bağışıklığını güçlendirmektedir.

Beyin gelişimini yüksek oranda artıran kiraz, bunama ya da Alzheimer gibi hastalıkların meydana gelmesine izin vermemektedir. Kirazda bulunan glisemik indeks değerleri şeker hastaları açısından tehdit oluşturmaz ve bolca tüketilebilir kılar.

Sindirim sistemini destekleyen meyve aynı zamanda metabolizmanın hızını ikiye katlar. Dolayısıyla kiraz tüketirken kilo vermek çok daha kolaydır. Bununla beraber içinde bulunan melatonin ile uyku düzenini korumayı sağlayan kiraz, gün içinde sinir sisteminin de rahatlamasına yardımcı olmaktadır.

 

Yapılan araştırmalar doğrultusunda ağrı kesici etkisi bulunduğu ortaya çıkan kirazın, kaslarda meydana gelen sancıları kestiği bilinmektedir. Farklı nedenlerle meydana gelen kas ağrıları ya da zonklamalar tüketilen kiraz meyvesi ve suyu ile iyileşebilmektedir. Özellikle kiraz suyunun düzenli olarak içilmesi basit ağrıların hissedilmeden ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Yaprakları ile varise çözüm olan kiraz, taze sıkılmış meyve suyu ile baş ağrısına da çözüm olmaktadır.

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Mutfakların olmazsa olmazı kiraz en çok taze meyve olarak tüketilmektedir. Bunun yanında özellikle hoşafının yapılmasıyla yazın soğuk içilen içecekler arasında ilk sıralarda yerini almaktadır. Tatlı ve özel bir lezzeti olan kiraz reçeli de kahvaltı sofralarının olmazsa olmazıdır. Ayrıca kurabiyelere ve tatlılara üzerinde kiraz marmeladı ile eşsiz bir lezzet verilmektedir. Doğal bir ağrı kesici olan kirazdan, kiraz sirkesi de yapabilirsiniz. Yazın toplandıktan sonra temizlenip buzluğa kaldırılan kiraz, kış mevsiminde zaman zaman kullanılabilmektedir. Özellikle içecek olarak hazırlamak için buzluklarınızda muhakkak kiraza yer açmalısınız.

 

Soğuğa dayanıklı, kumlu ve geçirgen topraklarda yetişebilen ayva hem lezzetli hem de sağlıklı bir meyve türüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, hazımsızlık, şişkinlik gibi mide sorunlarına iyi gelir, ishali geçirir.

Yasemin Saygın

Gülgiller ailesine ait, tüylü kabuğu ile dikkat çeken ayva, beyaz ya da pembe iri çiçekleri olan bir ağacın meyvesidir. Yüksekliği yaklaşık bin metreye yakın her yerde yetişme özelliğine sahiptir. Ayva yetiştiriciliği konusunda ülkemiz ilk sırada yer alırken, faydaları ile meşhur olan meyve, Avrupa ülkelerinde de yaygın bir şekilde yetiştirilmektedir.

Türkiye’yi Çin ve İran ülkeleri takip etmektedir. Soğuk havalara karşı dayanıklı olmasına karşın ılık ve sıcak kumlarda daha verimli yetişir. Ayva kendi içinde çok fazla çeşidi olan bir meyvedir. Ayıboğan, limon ve misket ayvaları en çok yetiştirilen ayva türleridir. Hazar Denizi yakınları ve İran ayvanın ana vatanı olarak nitelenen bölgelerdir. Ayva üretimi elbette sadece Avustralya’da yapılmamaktadır.

 

Altın Çilek Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Dünya genelinde üretimi en yaygın yapılmakta olan meyvelerden biridir. Ayva ağacının meyveleri meyve olarak tüketilip sağlığa son derece katkı sağlarken, yaprakları da boya ve kozmetik sanayilerine kullanılmaktadır. Ayrıca birçok pasta ve tatlı yapımında kullanıldığı gibi, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan reçellerin de en çok tercih edilen malzemelerinden biridir.

Ayva Nedir?

Ayva Nedir?Çok eski uygarlıklar döneminde yetiştirilmeye başlanmış olan Ayva, günümüzde en çok sevilen ve tüketilen meyveler arasındadır. Bu noktada ayvanın geçmişi yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Faydaları sayesinde, gelişim çağındaki çocukların bağışıklık sistemleri daha güçlü gelişmektedir. Ayvanın kullanım alanının da oldukça geniş olması, Roma Uygarlığı döneminde, parfüm ve bal yapımında da kullanılmasına neden olmuştur.

Genel yapısı itibariyle sert bir meyve olan ayva, yetiştiği iklimin şartlarına göre yumuşaklık gösterebilir. Daha sıcak iklimlerde yetişen ayvaların daha yumuşak olduğu görülmektedir.

Ayvanın Çeşitleri Nelerdir?

Ayvanın Çeşitleri Nelerdir?Ayva, yöresel çeşitlilik bakımından oldukça fazla çeşide sahip bir meyvedir. Limon ve misket ayvaları en çok bilinen türler arasındadır. Ege Bölgesi ayva yetiştiriciliği konusunda üst sıralarda yer aldığından, ayva çeşitlerinin pek çoğu bu bölgenin verdiği isimlerle bilinmektedir.

Ülkemizde ise en çok yetiştirilen üç adet ayva çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; eşme, limon ve ekmek ayvası çeşitleridir. Eşme ayvası Marmara Bölgesi’ne has bir ayva türüdür. Sulu ve mayhoş olan lezzeti ile ülkemizde en çok rastlanılan ayva çeşidinden biridir.

Ekmek ayvası ise, yine oldukça yaygın bir şekilde yetiştirilen ve diğer ayva türleri ile birçok ortak özelliği bulunan bir çeşittir. Limon ayvası ise, son yıllarda popülerlik kazanan ve yaygın bir şekilde yetiştirilen ayva çeşitlerinden biridir. Tadının mayhoş olmasından dolayı bu isimle anılmaktadır.

Ayvanın çeşitleri ve kısaca özellikleri şu şekilde;

  • Ekmek Ayvası: Bu tür altında daha başka çeşitler de bulunmaktadır. Meyveleri oldukça iri ve gösterişlidir. Sapları kısa, meyveleri büyük, karın kısmı geniş, kabukları sarı, üzeri hafif tüylü ve meyveleri etlidir. Eylül aylarında hasat edilen meyveler, Şubat’a kadar bozulmadan muhafaza edilebilir. Ağacı oldukça verimli meyve veren bu türün büyüme hızı normaldir.
  • Bardak Ayvası: Ülkemizde daha çok Kocaeli taraflarında yetişen bu türün tadı oldukça sulu ve mayhoştur. Gevrek olan meyvelerin dış yüzeyi tüylüdür. Ağacı 3-4 metreye kadar uzamaktadır.
  • Demir Ayvası: Meyvesi çok sıkı bir yapıda olduğu için demir adı verilen bu ayva türü, genellikle yeşilimtırak sarı bir renktedir. Tadı sulu ve mayhoştur. Ekim ayında olgunlaşan meyvelerin büyüklüğü orta düzeydedir.
  • Limon Ayvası: En sık rastlanan türdür. Eylül ayının sonlarına doğru olgunlaşmaya başlar. Aralık ayına kadar muhafaza edilebilir. Adından da anlaşılacağı üzere rengi limon sarısıdır. Kalın ve etli olan meyve bol sulu ve mayhoştur.
  • Şekergevrek: Bu türün meyveleri diğerlerine kıyasla daha düzgündür. Sap kısmına doğru daralan bir şekli vardır. Kabuğu ince, sulu ve diğerleri gibi mayhoş bir tada sahiptir.
  • Eşme Ayvası: Daha çok Marmara Bölgesi’nde yetiştirilen bu tür orta büyüklükte ve yuvarlak yapıdadır. Meyvesi oldukça gevrektir.

Ayvanın Özellikleri Nelerdir?

Ayvanın Özellikleri Nelerdir?Ayva yiyecek olarak farklı şekillerde değerlendirilmesi mümkün bir meyve olmasının yanı sıra, çekirdeği ve yaprağı ile de oldukça değerli bir meyvedir. Ayva içeriğinde, potasyum, demir, bakır ve C vitamini gibi insan bağışıklığı için önemli vitaminleri kapsamaktadır.

Direkt meyve olarak tüketildiğinde sağlık için son derece faydalı olan ayva, aynı zamanda ilaç yapımında da kullanılmaktadır. Ilıman iklimleri seven ayvanın genel özellikleri ve yetiştiriciliğine dair önemli bilgilerden bazıları şunlardır;

  • Ülkemizde daha çok İç Anadolu Bölgesi’nde yetişen ayva, ılıman iklimleri sever.
  • Kışın yapraklarını döken bir ağaçtır.
  • Denizden gelen ılımanlığı sevse de daha içerilerdeki vadilerde de yetişmek için kendine uygun koşullar bulmaktadır.
  • Orta Anadolu’da yetişenler daha geç çiçek açar ve geç sürgün verirler. Ege Bölgesi’nde yetişenler ise havanın daha sıcak olmasından dolayı daha erken sürgün verir ve çiçek açarlar.
  • Çok fazla rüzgarı sevmeyen bir ağaçtır. Şiddetli rüzgar çiçekleri döktüğünden meyve verimliliğini de azaltmaktadır.
  • Yağışın çok olduğu yerlerde meyve kalitesinde düşüş olur.
  • Soğuğa çok fazla dayanıklı değildir. Diğer meyvelerle kıyaslayacak olursak, soğuğa elma ve armuttan daha az dayanıklıdır.
  • Kumlu, tınılı ve geçirgen toprakları sever. Soğuk ve nem oranı yüksek olan topraklarda meyvenin kalitesinde düşüş olur. Bu nedenle aşırı sulamadan kaçınılmalıdır.
  • Ağaçlar 3-4 metre aralıklarla dikilir. Belirlenen aralık toprağın tipine göre de değişiklik gösterir.
  • Dikim işlemi için en uygun zaman Kasım – Ocak ayları arasıdır. Eğer daha soğuk bir iklimde ise Şubat ve Mart ayları da beklenebilir.
  • Yazları kurak geçen yerlerde düzenli olarak sulama yapılmalıdır. Ancak aşırı sulamadan kaçınmalı ve suyun ağacın gövdesine değmesi engellenmelidir. Eğer yapılabiliyorsa damlama usulü sulama en uygun olanıdır.
  • Gübreleme diğer tüm ürünlerde olduğu gibi ayva için de çok önemlidir. Ağacın yaprakları üç yılda bir analiz edilmeli, düzenli bir şekilde gübreleme yapılmalıdır. Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanılması daha verimli sonuç verecektir.
  • Soğuk hava depolarında 2-3 ay kadar muhafaza edilebilen bir meyvedir. Ancak saklandığı ortamda başka meyve türleri bulundurulmamalıdır.
  • Ayvada; iç kurdu, mumya hastalığı, armut ateş hastalığı, kahve lekeler gibi çeşitli hastalıklar meydana gelebilir. Bu nedenle ilaçlamaya çok önem verilmelidir.

Ayvanın Faydaları Nelerdir?

Ayvanın Faydaları Nelerdir?Çocuklarının sağlıklı gelişmesine katkı sağlamak isteyen her anne ve baba mutlaka çocuklarına ayva yedirmelidirler. Vitamin ve mineral açısından çok zengin içerikte olan ayva, çocukların sağlıklı gelişmelerini sağlarken, bağışıklık sistemlerini de kuvvetlendirmektedir.

Ayrıca ishali kesici özelliğe sahip olan ayva, çocuklarda ve yetişkinlerde güvenle tüketilmesi gereken bir meyvedir. Sindirim sistemine müthiş olumlu etkileri vardır. Hazımsızlık ve şişkinlik gibi mide sorunlarını iyileştirici faydaya sahiptir.

Ayva kanı temizlemesi, cildi güzelleştirmesi ve kolesterolü düşürücü etkisi gibi sağlığa pek çok faydaları olan bir meyvedir. Diğer yandan ayvanın çekirdekleri suda bekletildiğinde jel kıvamını almaktadır.

Muz Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Çekirdeğinden elde edilen bu jel, öksürükten cilt sorunlarına kadar pek çok sağlık sorununa iyi gelmektedir. Bu sebeple yılın büyük bölümünde bulunması mümkün olan ayvanın meyvesinden ve çekirdeğinden mutlaka faydalanılmalıdır. Reçeli, marmelatı ve tatlısı da yapılabilen ayva sofralarınızda yerini alabilir.

Çiğ olarak veya komposto halinde tüketilirse ishali keser. Serbest radikallerle savaşarak kanser  hücrelerinin oluşumunu engeller. Kansızlığa iyi gelir, ağız kokusunu geçirir ve kilo almayı önler.

 

Aş eren hamile kadınların yazın kışlık, kışın da yazlık meyve isteğini karşılayan Yusuf ve Bünyamin Bardak kardeşler, birlikte işlettikleri Beyoğlu Balıkpazarı’ndaki manavlarıyla aş eren kadınların ve yakınlarının imdadına yetişiyor.

Bünyamin Bardak, babalarının 1960’dan beri Beyoğlu’nda hizmet verdiği Titiz Manavı’nı, son 13 yıldır kardeşi Yusuf ile işletmeye devam ettiğini söyledi.

Ürün yelpazelerinde 90’ın üzerinde çeşit olduğunu ifade eden Bardak, ellerinde taze baharatlardan, meyve ve sebzeye kadar birçok ürün olduğunu belirtti.

 

Bardak, klasik sebze ve meyvelerin her gün taze olarak tezgahlarda yerini aldığını ifade ederek, “Çok uzun yıllar önce, babam bu işi icra ederken, nar, ayva ve karpuz gibi meyveleri saklardı. Meyvelerin dönemi geçtikten sonra aş erenler, Kars’tan, Erzurum’dan, muhtelif yerlerden gelirdi. Çünkü bu meyveleri bulabilecekleri tek yer burasıydı” dedi.

Babalarından devraldıkları işi geliştirerek, saklama koşullarını modernleştirdiklerini aktaran Bardak, şöyle devam etti:
“Özel dolaplarımız var. Bu meyveleri mevsim içi alıyoruz, sonra özel dolaplarımızda saklıyoruz. Arandığı vakitte aş eren hanımlara, hastalara birer ikişer olmak üzere veriyoruz. Daha yüksek miktarda veremiyoruz. Bir nevi ilaç mahiyetinde, nefsini köreltsin diye veriyoruz. Çünkü aş erme olayı, ters zamanda ters bir meyvenin istenmesi gibi bir şey yani. Şu an bizde cennet elması dedikleri hurma var, kızılcığımız var, muşmula, ayva, nar var. Bunlar elimizde bulunuyor. Bizim manavımız 7-24 açıktır. Çalışma esasımız buna dayalı. Bilinen bir yer olduğu için internetten bulabiliyorsunuz. Aş eren hanımların eşleri gelip ihtiyaç duydukları meyveleri alıyorlar. Buraya geliyor, ’Eşim hamile. Ben şu meyveyi almaya geldim’ diyor. Aş eren hamile hanımlar için yakınları gelip buradan her saat istedikleri meyveyi alabilirler.”

-“YAZIN AYVA VE NAR, KIŞIN ERİKLE KİRAZ ÇOK ARANIYOR”-

Bu koşullarda sakladıkları meyvelerin normal fiyatından, saklama koşulları nedeniyle biraz daha masraflı olduğunu belirten Bardak, “Ama çok büyük rakamlar değil. Aspirinden daha ucuz paralar bunlar” diye konuştu.

 

Bardak, eve hizmet veremediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“Buradan gelip kendileri alıyorlar. Bazen yurt dışına bile gönderdiğimiz ürünler oluyor. Özel stroforlar ve kimyasal buzlar var. Ürün bunlara sarılıyor ve o şekilde yurt dışına dahi gönderiliyor. Türkiye’de hemen hemen tüm şehirlerden aranıyoruz. Almanya, Fransa, Azerbaycan’a dahi ürün gönderdik. En çok aranan ürün de erik ve kirazdır. Yazın ayva ve nar, kışın erikle kiraz. Biz bu ürünleri aş eren hanımlar ve hastalar için 7-24 hizmet vererek bulunduruyor ve ihtiyaç duyulduğu zaman veriyoruz.”

Bardak, organik meyve tartışmalarına da değinerek, “Mevsimince yenilen her ürün organiktir. Yani Aralık ayında bir domatesin kıpkırmızı kızarması ilaç ve gıdasız mümkün değildir. Yani bunu da o dönemde getirip organik diye satıyorlar. Bence yalan” dedi.

 

Aşeren eşleri için bu manava koşuyorlar

İzmir’in Basmane semtinde 7/24 hizmet veren ’Aşeren Manav’, tezgahtaki meyvelerle hamilelerin uğrak noktası oldu. Manavın işletmesini yapan Nizami Buran (45), yazlık ürünlerin kışın, kışlık ürünlerin yazın talep gördüğünü söyleyerek, günün her saatinde aşeren kadınlar için açık olduklarını belirtti.

 

 

 

Ankara’in Çankaya ilçesine bağlı Basmane semti Anafartalar Caddesi üzerinde 7 gün 24 saat hizmet veren, her mevsimin meyvesinin bulunduğu manav, özellikle hamile ve hastaların uğrak noktası oldu. Her mevsimin meyvesinin bulunduğu, bunun yanı sıra ithal meyvelerin de yer aldığı manav, Mehmet Buran’a ait. Buran’ın oğlu Nizami Buran’ın işletmesinde olan manav 45 yıldır hizmet veriyor. Manav, aşeren kadınların ve onların isteklerini yerine getirmeye çalışan kocaların imdadına yetişiyor. Nizami Buran 1989 yılından beri Anafartalar üzerindeki sokakta hizmet verdiklerini söyleyerek, “Babamızla beraber, eniştemiz ve elemanlarımız bir şekilde götürmek için uğraşıyoruz. Üç nesildir bu sektördeyiz. Elimizden geldiği kadar işimizi severek yapıyoruz, o yüzden ayaktayız” dedi.

KIŞIN ORTASINDA YEŞİL ERİK, YAZIN NAR

Bütün mamulleri her yerde bulmanın kolay olduğunu belirten Nizami Buran, “Hamileler olsun, hastalar olsun veya bulunmayan ürünler olsun kolay kolay her yerde bütün mamulleri bulabiliyor ama biz daha çok mevsiminde bulunmayan ürünlere yöneliyoruz. Kışın; yeşil erik, kiraz, çağla, badem, yazın; ayva, nar” diye konuştu.

“KIŞIN ORTASINDA İNCİR İSTİYORLAR, DÖRT BİR YANDAN GELİYORLAR”

Yazlık ürünleri kışın, kışlık ürünleri yazın satarak talep gördüklerini belirten Buran, “7/24 açığız. İnsanlar gecenin 12’sinde, 1’inde ya da sabaha karşı 5’te geliyor. Hanımefendi kışın ortasında incir istiyor. Geliyor, görüyor sevinerek gidiyor. Bir haftadır arıyormuş veya arkadaşları yönlendiriyor. İzmir’den dört bir yandan geliyorlar. Kışın ortasında yeşil erik çoğu yerde bulunmaz. Biz toptancı sıfatındayız. Piyasaya dağıtıyoruz. İstanbul bağlantımız ve yurt dışı bağlantımız var. Bir şekilde ürünleri buluyoruz” ifadelerini kullandı.

“HAMİLE MANAVI DERSENİZ BİZİ GÖSTERİRLER, HAMİLELERİ BEKLİYORUZ”

Tunceli, Düzce, Bursa gibi illerden hamile kadınlar için sipariş veren eşlerin olduğunu kaydeden Buran, şöyle konuştu:

“Bizim sektördeki ismimiz ’hamile manavı’. Bazı kişiler de ’aşeren manav’ diyor. İzmir’de ’hamile manavı kim’ derseniz ’Nizami Manav’ derler. Pazar yerinde kim derseniz ’Nizami Manav’ derler. ’Hamile manavı’ şeklinde biz isim yaptık. İnsanları da tatmin ettik.”

Çağlanın Faydaları

Çağla; kayısı ve badem çekirdeğinin olmamış haline denir. Oldukça sert, sulu ve mayhoş tada sahip bir çiğ meyvedir. Bazı kişilerce olmuş meyvelerden daha çok sevilir. Çağlanın bir çok faydası vardır. Bunları bilerek çağlayı tüketmek çok daha yararlı olacaktır.

Çağlanın Faydaları Nelerdir?

Çağla, kötü kolesterolü düşürür. Ve tüketen kişiyi yüksek kolesterolden korur.
Eğer aşırı kilolarınızdan şikayetçiyseniz, çağla tüketimi size yardımcı olacaktır. Salatalık yemek gibidir bu meyve. İçi su ile dolu ve sert olduğu için yerken kalori yaktırır, sizi doyuran tarafı ise suyu olur.
Safra kesesindeki taş oluşumu bu aralar en güncel hastalıktır. Bu hastalıklar için doğal yol mücadelesi veren kişilere en güzel tavsiyelerden biri de çağla yemek olacaktır.
C vitamini eksikliklerini giderir.
İltihap oluşumlarına uygun olan vücutların tüketmesi muhtemel olmalıdır.
İçerisindeki yüksek potasyum sayesinde, tansiyonu dengeler. Yüksek tansiyon problemi yaşayanların fazla tüketmemeleri yine de doktorlarca önerilendir.
Kalp ve damar sağlığının korunması açısından da tüketilebilecek meyve, kalp ve damar hastalığı olan kişiler için de önerilmektedir.
Oldukça güçlü bir antioksidan içerir. Bu sebepledir ki; cilt sağlığı açısından oldukça önemlidir. Çağla tüketen kişilerin; ciltleri daha gergin ve parlak görünür.
Kozmetiklerde satılan birçok tonik içeriğinde çağla özü barındırır.
Kas kasılmalarının azalmasına yardımcı olur.
Kramp şikayetleri fazla olan kişilerin kesinlikle kullanması önerilir.

Çağla Turşusu

Normal turşu kurumu ile aynı tarifte yapılır.

Oldukça sert bir meyve olmasına karşın, turşu halini alınca olabildiğince yumuşar.
Çağla turşusunun suyu da en az kendisi kadar lezzetlidir.
Pirinç pilavı ile çağla turşusu sunumu oldukça lezzetli ve şıktır.
Çağla ile birlikte turşunun içerisine; erik ve havuç da atılabilir.