Greyfurt Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

bir narenciye çeşidi olan greyfurt portakaldan daha büyük boyuta, hafif ekşimsi ve acımtırak bir tada sahiptir. Bilinmesi gereken en önemli detay, asla bir ilaçla birlikte tüketilmemesi gerektiğidir. Diş eti hastalıkları ve kansere karşı tam bir kalkan görevi görmektedir.

 

Doğa ananın insanoğluna sunduğu en güzel şeylerden birisi olan meyveler içerisinde yer alan greyfurt vücuda zindelik ve sağlık veren içeriği ile çok uzun yıllardır baş tacıdır. Narenciye grubunda yer almasına rağmen Sedef otugiller ailesine mensuptur. Geçmişte değeri pek iyi anlaşılmasa bile özellikle son yıllarda pek çok beslenme uzmanının sağlıklı beslenme programlarına dahil edilmeye başlanmıştır.

Bu sayede popülerliğini her geçen gün artırmaya devam etmektedir. Tadı hafif acımsı olan bu meyve üzerine tuz serpilerek yenildiğinde harika bir lezzet vermektedir. Greyfurt ile insanların normalde vücutlarına alamadıkları birçok önemli vitamin ve mineralin kolaylıkla temini sağlanabilir.

 

Greyfurt Nedir?

Turunçgiller veya narenciye dediğimiz topluluk içerisinde; limon, portakal, mandalina, greyfurt ve turunç olmak üzere birçok türü barındırıyor. Aynı familyada olmasına rağmen hepsinin ayrı tadı, özelliği ve faydaları bulunuyor.

Bunlar arasında bizim konumuzu oluşturan ve diğerlerinden farklı bir özellikte olan greyfurt ise acı bir tada sahip. C vitamini açısından çok zengin bir içeriğe sahip olan greyfurt kolesterolü düşürmeden, vücuda zindelik vermeye kadar birçok olumlu etkiye sahip.

En önemli ve güzel yanı ise kansere karşı koruyucu olması. Tavsiyemiz, eğer imkanınız varsa günde bir adet greyfurt yemeli veya suyunu içmelisiniz. Ancak önemli bir hususun altını çizmek istiyoruz; greyfurt ve ilaç ikisi aynı anda kullanılmamalıdır. Özellikle kalp ve tansiyon hastalarının bu konuya dikkat etmeleri hayati önem taşımaktadır.

Hafif acı ve ekşimsi bir tada sahip olan greyfurt, tropikal bir narenciye türü olarak tanımlanabilir. Tatlı portakal ile birlikte ilk olarak Batı Hint Adaları’nda yetiştirilmeye başlanan bu meyve daha sonraki yıllarda tüm dünyaya ve ülkemize yayılmıştır.

Özellikle son yıllarda ülkemizde de yaygın olarak tüketilen ve üretilen greyfurtun en yoğun üretim alanları ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Greyfurtun Özellikleri Nelerdir?

Hafif sarı ve kalın bir kabuğa sahip olan greyfurtun iç kısımları dışarıdan bakıldığında portakalı andırsa bile tat olarak bu meyveden çok daha farklıdır. Sulu yetişen greyfurt, beyaz ya da kırmızı iç renge sahip olabilir.

Bazı greyfurt çekirdeksiz olarak büyürken, bazılarının içerisinde minik çekirdekler mevcuttur. Lif açısından oldukça zengin bir meyve olan greyfurt ayrıca çok sayıda vitamin, besin ve mineral içerir. Bu meyvede çeşitli faydalı yağlar da bulunur.

Pantotenik asit, tiamin, niasin ve piridoksin içeren meyve A, E, C ve K vitaminleri ile mükemmel bir sağlık ürünü haline gelir. Meyvenin içinde bol miktarda kalsiyum, demir, bakır, fosfor, selenyum ve magnezyum da vardır.

Greyfurt yedikten sonra ağızda acı bir tat bırakır. Meyvenin iç zarını temizleyip de yerseniz, bu acı tadı daha az alırsınız. Ayrıca üzerine biraz tuz serperek tüketmek de acı tadı azaltacaktır.

Yapılan araştırmalar bu bitkinin ilk olarak 17. yüzyılda Portekiz civarında ortaya çıktığını göstermektedir. Daha sonra Akdeniz ülkelerine doğru yayılım göstermiştir.

Kışın yaprağını dökmeyen ağaçlar ortalama 4-6 metre uzunluğa ulaşabilirler. Meyvelerin şekli üstten hafifçe basık yuvarlak biçimdedir. Ülkemiz greyfurt yetiştiriciliğinde dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda gelmektedir.

İller bazında bakıldığında ise Adana başta olmak üzere Hatay ve Mersin greyfurt yetiştiriciliğinde en büyük paya sahiptir. Ağacın kökleri toprağın derinlerine doğru ulaşır. Çok sağlam ve iri dallara sahip olan ağaç ilkbaharda hoş kokulu, iri çiçekler açmaktadır. Bu çiçekler sonbaharda meyve şekline dönüşerek, şifa deposu bir hal alırlar.

Portakaldan daha iri olan greyfurtun tadı hafif acımsı olsa da oldukça lezzetlidir. Birçok ağaçta olduğu gibi greyfurtta da budama oldukça dikkat gerektirmektedir. Bu nedenle budama işleminin usta kişiler tarafından yapılması önerilir.

Ağacın hasar görmüş, yaralanmış, ezilmiş dalları kesilip atılır. Bunun yanında yoğun küçük dallara sahip, obur daldırın yükü de hafifletilir. Fidan ekildikten sonra yaklaşık 2-3 yıl boyunca ana dallardan çıkan yan dalların budanması gerekmektedir.

Greyfurt Çeşitleri Nelerdir?

Greyfurtun popüler olarak üretilen belli başlı bazı çeşitleri bulunur. Bunlara örnek olarak Star Ruby, Ruby Red, Henderson, White Marsh ve Rio Red verilebilir. Her greyfurt türünün rengi, tadı ve yetiştirilme şekli birbirinden farklı olmakla birlikte insan vücuduna sağladığı faydalar hemen hemen hepsinde aynıdır. Dünyada en çok üretilen greyfurt çeşidinin ise Ruby Red olduğu söylenebilir.

Greyfurtun Faydaları Nelerdir?

Vücudu farklı birçok enfeksiyona karşı ciddi anlamda koruması ile bilinen greyfurt, çok sayıda faydaya sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalar greyfurtun içerisindeki besin değerlerinin virüs, bakteri ve mantar gibi insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen canlılara karşı savunma etkisi yarattığını tespit etmiştir.

Suyunun da büyük oranda fayda sağladığı greyfurt, ayrıca çekirdekleri ile pek çok sağlık ürününün temel malzemelerinden birisi olarak tercih edilir. Diş eti kanaması problemi olan kişiler düzenli olarak tükettikleri zaman bu problemin kolaylıkla giderilebileceğini görebilirler. Diş eti kanamaları tedavisi için günde 2 adet greyfurt tüketilmesi yeterli olmaktadır.

Kanserle savaşma konusunda oldukça etkili silahlardan birisi olan greyfurt vücutta meydana gelen yaraları kısa sürede iyileştirebilir. Prostat kanseri tedavisinde uzman pek çok doktor tarafından tavsiye edilen bu meyvenin içerisinde yer alan likopen maddesi farklı birçok kanser türünde de etkilidir.

Sigarayı bırakmak isteyen kişilere önerilen greyfurt, içeriğinde barındırdığı bileşikler ile sigarayı bıraktıktan sonra yoksunluk çekenlerin kendilerini daha iyi ve zinde hissetmelerine imkan verir. Yüksek kolesterolü düşürebilen greyfurt, yapısındaki lifler ile kabızlığa da iyi gelir.

C vitamini açısından zengin bir içeriye sahip olan meyve bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek bir çok hastalığa karşı koruma sağlar. Grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır, tedaviye yardımcı olur. Vücudu bakteri ve virüslerden korumaya yarayan antioksidan özelliğe sahiptir.

Düşük kalorili ve lif bakımından zengin olması sebebiyle kontrollü bir şekilde kilo vermede fayda sağlar. Ayrıca çok yüksek su içeriğine sahip olduğundan zayıflama esnasında sağlığınızın korunmasına yardımcı olur. Ancak yemeklerden önce yendiğinde hafif açlık hissi uyandırabilir.

Yapılan araştırmalar öğünlerden önce bir adet greyfurt tüketmenin daha hızlı kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak unutulmamalıdır ki tek başına yeterli olmayan greyfurt ancak düzenli bir diyete eşlik ettiğinde yağ yakınına yardımcı olur.

Cildin sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir. Felç geçirme riskini azaltır. 100.000 insan üzerinde yapılan araştırmada daha fazla meyve tüketen kişilerin kalp hastalığına yakalanma riskinin %15 daha düşük olduğu ortaya konmuştur.

dığı bol miktarda C vitamini ile vücut direncini artırması ve kişileri hastalıklara karşı çok daha güçlü bir hale getirmesidir. C vitamini kaynakları arasında ilk sıralarda bulunan greyfurt, 1 orta boy meyvesinde yaklaşık olarak 80 miligram C vitamini içermesi ile bilinir.

 

Böbrek taşının düşürülmesine yardımcı olan greyfurt bu görevi sitrik asit sayesinde yapar. Ancak çok fazla tüketmenin daha farklı etkiler doğuracağı unutulmamalıdır.

Ancak greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden, özellikle kalp, kolesterol ve tansiyon ilacı kullananların, muhakkak doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Bizim önerimiz herhangi bir ilaç kullanıyorsanız her ihtimale karşı, greyfurt yememeli veya suyunu içmemelisiniz.

 

 

 

 

Kavun Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Kabakgiller familyasından olan kavun altın sarısı rengi ve keskin hoş kokusu ile, dikkatleri üzerine çekebilen bir meyve türüdür. Daha çok ılıman ve tropikal iklimlerde yetişmeye uygun bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo olan kavunun ham haline, kelek adı verilir. A, B, C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahip olan kavun, bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan kavunun özelliklerini ve faydalarını, hazırladığımız makalemizden okuyabilirsiniz.

 

Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişmeye uygun meyvelerden biri olan ve Kabakgiller familyasına ait olan kavun, hoş kokulu ve içi çekirdekli bir meyvedir. Çiçekleri ilkbahar mevsiminde açan ve yerde yetişen otsu bir yaz meyvesidir. Kalp ve böbreği andıran yaprakları 3 ile 5 loblu olmak üzere iri ve tüylüdür.

Kavun meyvesi çeşitlerine göre farklı boyut ve şekillerde ancak genellikle sarı renginde olmaktadır. Uzun ve oval şeklindeki çekirdeklerinin tadı tatlıdır. Anavatanı Orta Asya olan kavun, ılıman ve tropik iklimlerde elverişli yetişmeye uygundur. Diyarbakır ve Van yörelerine ait olan ve dünyaca bilinen kantalup kavunu da Türkiye’de yetişen önemli kavun çeşitlerinden biridir

Türkiye farklı kavun çeşitlerinin tarımının yapıldığı yerler arasındadır. Türkiye’den ihraç edilen kavun çeşitlerinden biri olan Kırkağaç kavunu, Manisa’nın ender lezzetlerinden biridir. Lezzetli ve dayanıklı olmasından dolayı ülkemizde en çok tutulan kavun çeşididir.

 

Kavun Nedir?

Kavun Nedir?Yaz aylarında serinlik veren en lezzetli meyvelerden biri olan kavun, tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen bir meyvedir. Bilimsel adı Cucumis melo’dur. Ilıman iklimlerde oldukça rahat yetişebilmesinden dolayı, birçok bölgede kavun tarımı yapılmaktadır. Meyvenin olgunlaşmış hali kavun adını alırken, henüz olgunlaşmamış haline ise kelek denir. Turşusu oldukça lezzetli olan kelek, salatalığa benzeyen tadı ile bu şekilde de tüketilmeye uygundur. Kavun genellikle meyve olarak tüketilirken aynı zamanda çekirdekleri de tıbbi konularda değerlendirilmektedir.

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?

Kavunun Çeşitleri Nelerdir?Kavun etli ve sulu bir meyve olarak birçok çeşidi ile ülkemizde ve dünyada yıl boyunca tarımı yapılan ve oldukça verimli hasat elde edilen bir meyvedir. Sıcak toprakları seven yapısıyla dayanıklı ve lezzetli olan kavun, çeşitleri de birbirinden lezzetli ve suludur. Türkiye’de en çok yetiştirilmekte olan çeşitlerinden biri Hasanbey kavunudur. Bu kavun türü, iç kısmı beyaz ve turuncu çeşitleri ile oldukça sık yetiştirilmektedir. Manisa Kırkağaç yöresinde yetiştiği için Kırkağaç kavunu olarak bilinen çeşit ise, kalın kabuğu, üzeri sarı ve yeşil haliyle oldukça sulu ve lezzetli olan bir türdür. Yine sulu ve lezzetli olan kavun çeşitleri arasında; yuva, topatan, casaba ve galia kavunları yer almaktadır.

Kavunun Özellikleri Nelerdir?

Kavunun Özellikleri Nelerdir?Olgunlaşmış kavunun hoş kokusu ile yaz aylarında ferahlamak oldukça keyif vericidir. Hoş kokusu ile ilk olarak akla gelen kavun aynı zamanda etli ve sulu bir yaz meyvesidir. Soğuğa karşı dayanıksız olmasından dolayı sıcak iklimlerde yaygın olarak yetişmektedir. Meyvesi ve çekirdeği ile insan sağlığı için oldukça kıymetli bir meyve olarak, uzmanlar tarafından sıkça tüketilmesi önerilen meyveler arasındadır.

Kavun C vitamini başta olmak üzere A ve B vitaminleri bakımından oldukça zengin içeriğe sahiptir. Demir, magnezyum ve potasyum gibi vitaminler de kavun içeriğinde çokça bulunan vitaminlerdir. Yuvarlak ya da yassı uzun şekilleri ile oldukça bol olan kavun, sağlık için yazın mutlaka tüketilmesi gereken bir meyvedir.

Kavunun Faydaları Nelerdir?

Kavunun Faydaları Nelerdir?Kavunun sağlık için faydaları oldukça fazla iken en önemli yararı öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirme özelliğidir. Bağışıklık sistemi ve nasıl güçlendirileceğine dair ayrıntılı yazımızı daha önce sizlerle paylaşmıştık. İçerdiği C vitamini özellikle çocukların gelişimine büyük katkısı olmakla birlikte, soğuk algınlığı hastalıklarından da korumaktadır.

Kalp ve damar sağlığının yerinde olması için gerekli olan potasyumun kavun içeriğinde çokça bulunması, insanların bu tür rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp ritminin dengelenmesini sağlayan kavun, stres ve heyecan gibi duyguların önüne geçebilmede yardımcı olur. Göz sağlığına iyi gelen beta-karoten içeren kavun, görme fonksiyonlarının daha da güçlenmesini sağlar. Kavun ayrıca, diyabet, kanser ve cilt sağlığı gibi konularda da oldukça yararlı olan bir meyvedir.

Kavunun Cilde Faydaları Nelerdir?

Cilde iyi gelen ve kısa süre içerisinde renk, nem, tazelik dengesini değiştiren kavun aynı zamanda kabuğuyla da fayda sağlamaktadır. Kavun kabuğu, cilt kuruluğundan şikayetçi olanlar için en etkili bakım malzemesidir. Cildinizde nem sorunu olduğunda kavun kabuğunu kullanıp nefes almasını kolaylaştırabilirsiniz. Bunun yanında cildinin renk tonunu açmak isteyenler de kavun kabuğundan faydalanabilmektedir. Yağ emme özelliği bulunan kavun kabuğunun, ciltte yağları çektiği bilinmektedir. Dolayısıyla cildinizde meydana gelen sivilce ve akneler de yağ azalması sayesinde bitecektir. Şimdi kavun meyvesinin cilde olan sayısız faydalarını detaylı bir şekilde öğrenelim.

Kavunun Sivilce Lekelerine Faydası

Kavun insan metabolizması üzerinde çok yönlü etki yaratmaktadır. Bağışıklık sisteminden boşaltım sistemine kadar pek çok açıdan faydası olan kavunun aynı zamanda cilt üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Kavunun cilde en önemli faydası onarıcı özelliğinin olmasıdır.

Ciltte zaman zaman meydana gelen sivilce ve akneler, bir süre sonra ortadan kaybolmaktadır. Kendisi kaybolsa da izleri kalan sivilceler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda cildiniz için uygun olabilecek kavun maskesini tercih edebilirsiniz. Kavun maskesi, nem dengesini korumakla beraber aynı zamanda izlerin ortadan kalkmasına da yardımcı olmaktadır. Bilhassa kille beraber uygulandığında birkaç ay içerisinde istenilen sonucu alabilmek mümkündür.

Sivilce Lekeleri için Kavun Maskesi

Cildinizde meydana gelen sivilce lekeleri için kavun maskesi uygulamak isterseniz öncelikle bir çay tabağına bir tatlı kaşığı yeşil kil dökmelisiniz. Daha sonra üzerine bir dilim kavundan elde ettiğiniz saf kavun suyunu dökmelisiniz. Macun kıvamına geldiğinde yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Özellikle sivilcenin yoğun olduğu noktalara uygulayabilirsiniz. Sonrasında kil kuruyup pul pul dökülene kadar beklemelisiniz. Maske yüzünüzde kuruduktan sonra ılık suyla çıkarmalısınız. Cildinizde sağladığı nem dengesi, hızla etki etmeye başladığının göstergesidir. Bu nedenle haftada 3-4 kez uygulanabilecek sağlıklı bir maskedir. Lekelerin bir süre sonra silindiği dikkatinizi çekecektir.

Kavunun Siyah Noktalara Faydası

Yüzünüzü ne kadar yıkarsanız yıkayın siyah noktaların temizlenmediğini fark edebilirsiniz. Bunun için çeşitli bakım kürleri uygulamanız önemlidir. Uygulayacağınız ürünlerin, sağlıksız kozmetik ürünler olmamasına özen göstermelisiniz. Bu noktada önerilebilecek en etkili ürün kavun olabilir. Kavun, cilt temizliği konusunda oldukça etkilidir. Cildi derinlemesine temizleme ve siyah noktaları arındırma konusunda başarılı bir etkiye sahiptir.

Siyah noktalarınız derindeyse kavun suyundan hazırlayacağınız basit bir maskeyle rahatlıkla temizleyebilirsiniz. Maske veyahut tonik oluşturup kullandığınızda cildinizin çok daha temiz ve parlak göründüğünü fark edersiniz. Üstelik kavun, cildi en kolay nemlendiren besinlerden biridir. Gerek yenildiğinde gerekse maske olarak kullanıldığında ışıltı ve nem kazandırmaktadır.

Siyah Noktalar için Kavun Maskesi

Yüzünüzün özellikle burun kanatları, çene üzeri, alın bölgesi ve elmacık kemiklerinin üzerinde siyah noktalar oluşabilmektedir. Siyah noktaların temizlenmemesi durumunda tüm cilde yavaş yavaş yayıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla cildin istenildiği gibi temiz kalabilmesi için maske, tonik dengesinin düzenli olarak sağlanması gerekmektedir.

Siyah nokta temizliği için tercih edilebilecek en sağlıklı maske kavun maskesidir. 1 yemek kaşığı saf kavun suyunun içerisine 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı karbonat ilave etmelisiniz. Hepsini güzelce karıştırdıktan sonra macun kıvamına gelene kadar harmanlamalısınız. Sonrasında özellikle siyah noktaların yoğun olduğu bölgelere sürebilirsiniz.

Sürdükten sonra kuruyana kadar beklemeli daha sonra soyarak temizlemelisiniz. Bal, soyulmayı biraz zorlaştırabilir bu nedenle çıkmayan noktaları ılık suyla yıkamalısınız. Siyah noktalar için bal maskesini haftada 2 kez yatmadan önce yapabilirsiniz. Cildiniz üzerinde etkisini birkaç hafta sonra rahatlıkla fark edebilirsiniz. Ciltteki siyah noktaların nasıl geçirildiğini bu yazımıza bakarak da öğrenebilirsiniz.

Kavunun Gözaltı Morluklarına Faydası

Hemen her 3 kişiden 1 tanesinde oluşan gözaltı morlukları zorlukla geçebilen cilt sorunları arasında yer almaktadır. Gözlerin altında uykusuzluk, stres ve fizyolojik sorunlar nedeniyle oluşan morluklar bir süre sonra siyaha doğru dönmektedir. Bu durumda kimyasal ürünler kullanmak, gözler için tehlikeli olabilmektir. Bu nedenle olabildiğince bitkisel içerikli tedaviler düşünülmelidir. Kavun, gözaltı morluklarına iyi gelen besinler arasında kabul edilmektedir. Gözleri dinlendirdiği ve çevresinde kan dolaşımını hızlandırıp nem dengesini koruduğu bilinmektedir. Bu nedenle düzenli olarak uygulanması önemlidir.

Gözaltı Morlukları için Kavun Kompresi

Gözlerinizin altında oluşan morluklar, yorgunluktan veyahut uykusuzluktan kaynaklanmaktadır. Zaman zaman dikkat edilmeyen sağlık detayları, morluklarda atışa sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlar için kavun kompresi uygulamanız, morlukların azalmasına yardımcı olabilecektir.

Geceleri uyumadan yarım saat önce göz makyajı temizlemenize yardımcı olan pamukları saf kavun suyuna bandırıp ıslatmalısınız. Daha sonra gözlerinizin üzerinde kapatıp en az 10 dakika bekletmelisiniz. Her gece düzenli olarak yaptığınız bu kompres, gözaltı morluklarınıza çözüm olacaktır. Ayrıca göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklara da etki etmeye başlayacaktır.

Kavunun Yaşlanmaya Karşı Faydası

Cilt her geçen gün yıpranan bir dokuya sahiptir. Bu nedenle zamanla kırışıklıkların artış göstermesi son derece doğal kabul edilmektedir. Artan kırışıklıklar için kimyasal içeriğe sahip olan kremler kullanmak yerine doğal ürünleri tercih etmek ekstra önemlidir. Kimyasal ürünler, cildin daha erken yaşlanmasına neden olurken; doğal ürünler aksi sonuçlar meydana getirecektir. Bu süreçte tercih edilebilecek en etkili besinlerden biri de kavundur. Kavun henüz derinleşmemiş olan kırışıklıkların düzelmesi için botoks etkisi yapan bir içeriğe sahiptir. Anti aging etkisi bulunan kavunun cildi sıkılaştırdığı daha fazla gençleştirdiği bilinmektedir.

Yaşlanmayı Geciktirmek için Kavun Toniği

Ciltte gerginlik oluşturacak, kırışıklıklarınıza erken müdahale edecek bir maske arıyorsanız kavun en ideal maskelerden biri olacaktır. Aynı zamanda kavunu kullanarak hazırlayacağınız tonikler de ciltte tazeliği ve canlılığı mümkün kılacaktır. Bunun için 1 adet kalın kavun dilimini bıçakla kestikten sonra kabuğuyla beraber 1 su bardağı suyun içerisine alıp kaynatmalısınız.

Su kaynamaya başladıktan sonra ocaktan alıp ılımasını beklemelisiniz. Ilıyan suyu pamuk yardımıyla yüzünüzün her noktasına sürmelisiniz. Sürme işlemi son bulduğunda yüzünüz yavaş yavaş gerilmeye başlayacaktır. Tamamıyla gerildikten sonra soğuk su kullanarak yüzünüzü temizlemelisiniz. Haftada 1 kez yapacağınız bu maske oldukça olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kavun Kabuğu Maskesi

Cilt bakımı için kavun kabuğu maskesi kullanmak isterseniz öncelikle kavunun kabuğunu çok parçalamadan, içini çıkarmalısınız. İçi boşalan kabuğu, sıcak suda güzelce yıkamalısınız. Sonrasında yüzünüzün üzerine örtüp yarım saat kadar o şekilde beklemelisiniz. Maske, yüzünüzün doğrudan nem almasını sağlayacaktır. Dolayısıyla gözeneklerden içeri alınan kavun, cildinize fayda sağlayacaktır.

 

 

Kavun kabuğunu kullanarak yapabileceğiniz bir başka maske kavun kabuğu rendeleyerek hazırlanmaktadır. Dilerseniz blender veyahut robot gibi araçlarla toz haline getirebileceğiniz kabukları, kendi sularıyla ıslatabilirsiniz. Sonrasında yüzünüze sürerek bir süre bekletmelisiniz. Bekleyen maskeyi 15 dakika sonra yıkayıp çıkardığınızda etkilerini hemen hissedebilirsiniz.

Kavun Çekirdeğinin ve Yağının Cilde Faydaları

Kavun kadar çekirdeği ve çekirdeğinden elde edilen yağ da bir o kadar faydalıdır. Kavun çekirdeğinin cilt lekelerini silikleştirdiği, cilde canlı bir görüntü kazandırdığı, nemlendirip onardığı bilinmektedir. Bunun yanında kavun çekirdeğinin gözaltlarına yerleştirildiğinde şişlikleri indirdiği de bilinen faydaları arasında yer almaktadır. Dudak çatlamalarına iyi gelen kavun çekirdeği aynı zamanda kuru bir cilde sahip olanlara da yarar sağlamaktadır. Yüzünüzde kuruluk söz konusuysa kavun çekirdeğini kullanarak nemlendirmeniz mümkündür.

 

.

 

 

Yeşil eriğin faydaları nelerdir?

Yeşil erik C vitamini, çözünebilir lif, potasyum, A vitamini ve fosfor yönünden zengin bir besindir. İşte en sevilen meyvelerden yeşil eriğin faydaları…

 

Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, eriğin faydaları hakkında bilgiler verdi.

Yeşil erik organik asit içeriği yüksek olan bir meyvedir. Tüm bu organik asitler vücudun alkali tutulmasına yardımcıdır.

Sitrik asit vücuttaki laktik asidi etkisiz hale getirebilir, bu sayede yorgunluğu önler.

 

 

  • Yumurta, et, balık, hindi gibi protein ağırlıklı besinlerle birlikte tüketildiğinde bu besinlerin asit etkisini azaltır ve nötralizasyonu destekler. Bu sayede metabolizma da destekleneceğinden kilo verme süreçlerini olumlu etkiler.

    Yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tüketilmesi halinde kalsiyum emilimini artırır, diş ve kemik sağlığını destekler.

    Uygun bir kalsiyum/fosfor oranına sahiptir. Üstelik kalsiyum emilimini artıran maddeler de içerdiği için; çocuk ve yaşlı beslenmesinde yer alması gereken örnek bir besindir.

 

Çözünebilir lif açısından zengin bir besindir. Bu sayede hem sindirimi kolaylaştırır hem de kabızlık problemini önlemeye ve çözmeye yardımcıdır.

Düzenli kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendirir.

Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.

Demir emilimini artırır ve kansızlığı önler. Özellikle kırmızı et ve yumurta tüketimi sonrasında meyve olarak erik tercih edilerek demir biyoyararlılığı artırılabilir.

  • Anti-aging etkisi vardır, yaşlanmayı önler ve cildi yeniler. İçerdiği fitoflavonoidler ve vitaminler bağ doku yenilenmesi hızlandırırlar. Bu sayede kilo verme süreçlerini destekler ve daha sıkı bir vücut için yardımcıdır.

    Kan şekeri düzenlenmesine yardımcıdır ve muz, kivi, incir gibi kan şekerini hızla yükseltmez. Bu sayede kilo vermeyi destekler. Ara öğünler için ideal bir meyvedir.

    Eriği tuzla yemeyin

    Sağlıklı ve dengeli bir beslenmede günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bu meyvelerin mevsim meyvesi olması önemlidir. Bağırsak çalışmalarını düzenlemek, kilo vermeyi desteklemek, demir emilimini artırmak gibi yukarıda saydığımız etkilerinden faydalanmak için hazır mevsimi gelmişken günde 200 gram yeşil erik tüketilmelidir. 200 gr yeşil erik sadece 94 kaloridir. Tuz ile birlikte tüketimi vücutta ödem tutmasına neden olacağı için ve tuzun daha birçok zararı da olacağı için tuz ile birlikte tüketmeyin.

Nektarin Nedir? Çeşitleri Nelerdir? Faydaları ve Kalori Değeri

 

Bahçelerin Tüysüz Şeftalisi: Nektarin

Adını unutan, bir türlü aklında tutamayan pazarcı teyzelerimizin deyimiyle -tüysüz şeftali- Çin ve Doğu Asya’dan evimize, meyve saatlerimize kadar gelmiştir. Görünümü açısından bildiğiniz hatta çok sevdiğiniz şeftaliye benzese de, ayırt edici birkaç detay vardır. Ülkemizde yaygın olarak yetiştirilmeyen ama bir o kadar da çok sevilen ve ilgi gören bir meyvedir.

Meyvesiz bir gün geçirmek, apaçık hastalıklara davet çıkarmaktır. Adının zarifliği kadar lezzeti de hoş olan nektarinin faydalarından haberdar mısınız? Eğer ki çok az bilgiye sahipseniz, bizler bu yazımızı bilgilerinize bilgi katmak için hazırladık. Yazıyı okuduktan sonra en yakın markete gidip nektarin alacakmışsınız gibi düşünüyoruz. Sağlıklı bir yaşam için neden olmasın?

Bolca C vitamini kokan yazımıza hazırsanız, daha sağlıklı beslenme için gerekli ipuçlarını verelim.

Nektarin Nedir?

Farklı aromasıyla damaklarda hoş bir lezzet bırakan nektarin, meyve reyonlarını hem rengiyle hem de kokusuyla süslemektedir. Tam bir C vitamini ve lif deposu olduğu için hem sporcular hem de diyet beslenmesi yapanlar için favori bir meyvedir.

Yeni gündeme gelen bir meyve de değildir aslında. Antik Yunan’a bile etkisi vardır. Rivayetlere göre nektarin özü için “Tanrıların içkisi” denilmiştir. O derece kutsal bir meyveymiş zamanında. Bizim keşfetmemiz biraz geç olsa da faydalarını almak için hala geç kalmış değiliz.

Erik ve şeftalinin aynı dalda aşılanmasından meydana geldiği bilinen nektarin birçok hastalığa iyi gelmektedir. Tüysüz şeftali diye kendini halk arasında tanıtmıştır. Fakat şeftaliyi ısırdığınızda dudaklarınızda oluşan o tatlı kaşınma nektarin meyvesi yerken olmayacaktır. Parlak ve temiz kabuğu sayesinde daha rahat yenildiği ifade edilir. Her ne kadar şeftali zannedilse de nektarin şeftali değildir 🙂

Nektarin Yetiştiriciliği: Nektarin Meyvesi Nasıl Yetiştirilir?

Öncelikle anavatanının Türkiye olmadığı sırrını vermek isteriz. Fakat ülkemiz iklimine de uyum sağladığı haberini verebiliriz. Akdeniz ve Bursa’ya uyum sağlayan nektarin ağacı, dünya üzerinde pek çok bölgede yetişmektedir.

Nektarin fidanı dikimi için en uygun mevsim aslında sonbahardır. Fakat sonbaharın soğuk geçtiği bölgelerde hava şartlarının etkisiyle ilkbaharı da tercih edebilirsiniz. Bir özelliği ile tıpkı çocuklar gibi çok ilgi ister. Diğer meyvelere kıyasla daha çok budanma ihtiyacı içindedir. Çünkü meyveleri bir yaşındaki dallarda oluşur. Verimli meyve elde etmek için, kumlu, killi, çabuk ısınan ve çakıllı toprak seçmeniz gerekmektedir.

Aromatik Lezzet: Nektarin Çeşitleri Nelerdir?

Bizler marketlerde ve pazarda tek bir çeşit alırken, dünyanın farklı bölgelerinde 100’den fazla nektarin türleri olduğunu biliyor muydunuz? Evet, neredeyse 100’den fazla… Ne kadar bereketli değil mi?

Tastired, Elegant Lady, Royal Glory, Rich May, Spring Lady gibi sevimli isimlere sahip olan daha nice nektarin çeşitleri farklı ülkelerdeki market ve pazarlarda yer almaktadır.

Bu çeşitleri birbirinden ayıran özellikler ise içinin rengi, meyvenin büyüklüğü ve çekirdek yapısıdır.

Lif Kaynağı Nektarin Kalori ve Besin Değeri Nedir?

Nektarin kalori bakımından düşük, vitamin ve mineral açısından yüksek bir meyvedir. Şeftaliye kıyasla daha yüksek değerler içerir. Şeftaliden neredeyse 2 kat daha yoğun fosfor, potasyum, A ve C vitaminine sahiptir.

Antioksidan açısından az fakat özdür. Oldukça etkili antioksidanlara sahiptir. Bu özelliği sayesinde hastalık dönemlerinde güçlü bir mikrop atıcıdır. Birçok hastalığa şifa olan nektarin, 1 adet yendiğinde 47 kalori aldırmış olur. Bu bilgimizden sonra 1 nektarin kaç kalori hesabı yapmadan, gönül rahatlığıyla tüketeceğinizi hissediyoruz.

Doğal Ağrı Kesici: Nektarin Faydaları Nelerdir?

Meyve tabaklarını rengiyle şenlendiren nektarinin sadece C vitamini ve lif deposu olduğunu söylemek yetersiz kalacaktır. Nice faydalarını araştırdık ve sağlıklı beslenme alışkanlığınız için listeledik. İnceledik, nektarinin faydaları nelermiş?

  • A, C, potasyum ve fosfor açısından oldukça etkilidir.
  • Lifli yapısından dolayı diyet yapanların vazgeçemediği bir besindir.
  • Araştırmalar sonucunda nektarin protein ve yağ açısından oldukça düşük bir meyve ilan edilmiştir.
  • İçerdiği mineraller sayesinde sindirim sisteminizi düzenlediği gibi kan şekerini de dengeler.
  • Kabızlık problemi yaşayanlar için ideal bir meyve tercihi olacaktır. Aynı zamanda idrar söktürücü özelliği sayesinde de bağırsak dostu kabul edilir.
  • Böbrek taşı şikayeti çekenlerin de meyve tabağını süsleyen nektarin, böbrek taşı oluşumunu bile önleyecek derecede faydalıdır.
  • Yorucu bir iş yaşamına sahipseniz, vücudunuzda oluşan kas ve eklem ağrılarına nektarin ile çare bulabilirsiniz. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi ağrıları da dindirir.
  • Kemik ve kaslar için gerekli olan kolajen miktarını, nektarin ile sağlayabilirsiniz.
  • Bağırsak ve mide dostudur. Mide ağrılarını dindirirken, bağırsak kurtlarıyla da savaşır.
  • Nektarinin kendisi faydalı olduğu kadar çekirdeği de faydalıdır. Çekirdeğini tükettiğiniz durumda mide spazmları son bulacaktır. İnsülin salgılanmasını sağladığı için sadece insanlara değil hayvanlara bile etkili olacak şekilde bir yapıya sahiptir.
  • Cildi yumuşatır ve leke onarımında etkilidir.
  • Nektarin çekirdeği tanecikleri, kozmetik alanında krem, vücut losyonu, cilt temizleme suyu, kaş ve kirpik bakımı, dudak bakımı ürünlerinde kullanılmaktadır.

Meyve Aromalı Enfes Nektarin Tarifleri

Nektarinden, faydalarından, kullanım alanlarından bahsettik ve sağlıklı yaşam için gerekli olan maddelere bir tanesini daha ekledik. Peki, nektarini meyve dışında nasıl tüketebilirsiniz, nelerde kullanabilirsiniz diye araştırdık ve sitemizdeki tarifleri sizler için listeledik. Tatlılarınıza biraz renk biraz da aroma katmak için sizler de nektarin tarifleri önerilerimizi deneyebilirsiniz.

1) Tam Kıvamında Nefis Kahvaltılık Nektarin Reçeli Nasıl Yapılır?

Çilek ve vişne reçellerinden sıkıldım, değişik ve farklı tatları kahvaltılarıma eklemek istiyorum diyorsanız kesinlikle nektarin reçelini denemelisiniz. Nektarin Reçeli Nasıl Yapılır?

Tarif: Nektarin Reçeli Nasıl Yapılır?

2) Kupta Nektarin Soslu Muhallebi Lezzeti

Çocuklarınıza meyveyi yedirmenin çeşitli yolları vardır. Bu tarifimizle artık çocuklar nektarini çok sevecek. Kupta Nektarin Soslu Muhallebi

Tarif: Kupta Nektarin Soslu Muhallebi

3) Elmalı Nektarinli Şarlot Kek Şöleni

Çay keyiflerinizi lezzetlendirmek adına bu kek harika bir tarif olarak masanızda yer almalı! Elmalı Nektarinli Şarlot Kek

Tarif: Elmalı Nektarinli Şarlot Kek

4) Vanilya Pudingli Nektarın Soslu Pasta

Davet masalarınıza renk katacak bir lezzete hazır olun! Deneyenler tadına hayran kaldı. Nefis pasta için tarifimiz sizlerle. Vanilya Pudingli Nektarin Soslu Pasta

Tarif: Vanilya Pudingli Nektarin Soslu Pasta

5) Taze Kayısı ve Nektarin Reçeli Lezzeti

Mevsiminde alınan meyveleri reçel olarak uzun süre tüketmek, bu tarifimizle artık daha kolay! İşte leziz kahvaltılar için nektarin marmelatı tarifi: Taze Kayısı ve Nektarin Reçeli

Tarif: Taze Kayısı ve Nektarin Reçeli

6) İlk Gün Tazeliğiyle Dondurucuda Nektarin

Dondurucu nimetlerine nektarini de ekledik. Çıkarıp çıkarıp tatlıları şenlendirdik! Dondurucuda Nektarin

Tarif: Dondurucuda Nektarin

7) Ferahlatıcı Tadıyla Nektarin Suyu

Güne dinamik başlamak için harika bir içecek tarifi sizlerle, nektarin suyu lezzetini her öğünde denemeniz dileğiyle. Afiyetle… Nektarin Suyu

Tarif: Nektarin Suyu

8) Enfes Pembe Nektarin Şerbeti

Sıcak yaz günlerinin ferahlatan lezzetlerine pempe nektarin hoşafı ekleyerek içinizi serinletebilirsiniz. Pembe Nektarin Şerbeti

Tarif: Pembe Nektarin Şerbeti

9) Lif Deposu: Nektarin Suyu

Lif ve potasyum kaynağı nektarini soğuk içecek olarak buzdolabınızda muhafaza edin, günün tüm yorgunluğunu alsın. Sağlıkla kalın… Nektarin Suyu

Tarif: Nektarin Suyu

10) Her Mevsim Kahvaltıda Nektarin Reçeli

Reçel yapmak bizim geleneğimizdir. Reçelleri çeşitlendirmek ise sizlerin marifetidir. Nektarin reçeli tarifi sizler için hazırlandı. Nektarin Reçeli

Tarif: Nektarin Reçeli

11) Nektarinli Kremalı Tart Lezzeti

Nektarinin rengi aşkına! Enfes tartlarınıza renk katmak için bu tarifimiz iyi bir seçim olacaktır. Nektarinli Kremalı Tart

Tarif: Nektarinli Kremalı Tart

12) Nektarinli Turta Ziyafeti

Çay ve kahve keyiflerinize nektarinli tart ile daha da lezzet katın. Unutmayın; nektarin vitamin deposudur. Bolca tüketiniz efendim 🙂 Nektarinli Turta

Tarif: Nektarinli Turta

Nektarin tarifleri için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Kuzeybatı Çin’e özgü olan ve bilimsel olarak Prunus persica adı verilen şeftali uzakdoğu ülkelerinde mucize meyve olarak adlandırılır. Özellikle A, C, E ve K vitaminleri bakımından zengin olan şeftalinin; şişmanlık, kolesterol, nörodejeneratif hastalıklardan kurtulma gibi faydalarının yanı sıra göz bakımı, cilt bakımı, sağlıklı bir sinir sistemi, kemik ve dişlerin korunmasında önemli katkıları vardır. Şeftalinin ayrıca antikanser özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Şimdi, şeftalinin sağlık açısından faydalarına daha yakından bakalım… Şeftalinin faydaları nelerdir? İşte bilinmesi gerekenler…

Ülkemizde Bursa, Çanakkale, Mersin gibi illlerde yetiştirilen şeftali yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerindendir ve sağlık açısından pek çok fayda sunar. Gerek meyve gerekse meyve suyu olarak tüketilen şeftalinin faydaları nelerdir? Merak edilen tüm detaylar haberimizde…

ŞEFTALİ HAKKINDA

Şeftali, Çin ve Güney Asya’ya özgü sulu ve çok yönlü yaz meyveleridir. Çin’de ölümsüzlük ve dostluk sembolü olarak kabul edilirler. Bilimsel adı Prunus persica’dır. Dünyanın ılıman bölgelerinde yetişen yaprak döken ağaçlarda yetişirler. Şeftaliler, erik ve kiraz gibi meyveler içeren Rosaceae ailesine aittir.

Şeftali, zengin bir potasyum, A vitamini, beta-karoten ve C vitamini (askorbik asit) kaynağıdır. Ayrıca, iyi bir E vitamini (alfa-tokoferol), K vitamini (phylloquinone), B1 vitamini (tiamin) , B2 vitamini (riboflavin), B3 vitamini (niasin), B-6 vitamini ve folat kaynağıdır. Şeftali, kalsiyum, magnezyum, demir, fosfor, çinko ve bakır gibi zengin bir mineral hazinesine sahiptir.

ŞEFTALİNİN BESİN DEĞERLERİ

100 g şeftalide aşağıdakiler bulunur:

Su: 88,87 g
Enerji: 39 kcal
Protein: 0.91 g
Toplam yağ: 0.25 g
Karbonhidrat: 9.54 g
Lif: 1.5 g
Toplam şeker: 8.39 g
Kalsiyum: 6 mg
Demir: 0.25 mg
Magnezyum: 9 mg
Fosfor: 20 mg
Potasyum: 190 mg
Sodyum: 0 mg
Çinko: 0.17 mg
C vitamini, toplam askorbik asit: 6.6 mg
Tiamin: 0.02 mg
Riboflavin: 0.03 mg
Niasin: 0.81 mg
B-6 Vitamini: 0.03 mg
Folat, DFE: 4 µg
B-12 Vitamini: 0 µg
A Vitamini, RAE: 16 µg
A Vitamini, İÜ: 326 İÜ
E Vitamini (alfa-tokoferol): 0.73 mg
D Vitamini (D2 + D3): 0 µg
D vitamini: 0 IU
K Vitamini (filokinon): 2.6 µg
Yağ asitleri, toplam doymuş: 0.02 g
Yağ asitleri, toplam tekli doymamış: 0.07 g
Yağ asitleri, toplam çoklu doymamış: 0.09 g
Yağ asitleri, toplam trans: 0 g
Kolesterol: 0 mg
Kafein: 0 mg

ŞEFTALİNİN FAYDALARI

Şeftalinin sağlık faydalarından bazıları şunlardır:

Kanseri önler

Araştırmalar şeftalilerin, anti-tümör ve anti-kanser özelliklerine sahip olan fenolik ve karotenoid bileşikleri bakımından zengin olduğunu göstermektedir. Bir başka araştırmada da meme kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri gibi çeşitli kanser türleriyle mücadelede yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışmalar, şeftalilerde bulunan klorojenik asit ve neoklorojenik asidin , sağlıklı hücreleri de olumsuz etkileyen kemoterapinin aksine, normal hücreleri etkilemeden meme kanseri hücrelerinin büyümesini önlemede faydalı etkiler gösterdiğini desteklemiştir.

Sağlıklı kemikler ve dişler

Şeftali, diğer minerallerle birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmeye yardımcı olan fosfor içerir. Fosfor ayrıca kireç çözme gibi osteoporoza yol açabilecek bazı kemik hastalıklarının önlenmesine de yardımcı olur.

Yaşlanma karşıtı

Şeftali, yaşlanma karşıtı özelliklere de sahip harika bir çinko kaynağıdır. Ayrıca, çinko, vücuttaki testosteron seviyelerini artırarak, erkek üreme organlarının yaşlanma sürecine müdahale eder. Ek olarak, şeftalilerin saç dökülmesini azaltmak için kafa derisi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu bildirilmiştir.

Sinir sistemini koruyor

Şeftalinin Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif bozuklukları ayrıca maküler dejenerasyon riskini azalttığı gösterilmiştir.

Kolesterolü düşürür

Fenolik bileşikler bakımından da zengin olan şeftali kötü kolesterolü düşürür aynı zamanda içerisindeki antioksidanlar sayesinde damarları temizleyerek kan akışını dengeler. Böylece ödem ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

Sağlıklı gözler için

Şeftali, yüksek A vitamini içeriğine sahiptir. A vitamini sağlıklı cilt ve gözler için, iltihabı azaltmada ve bağışıklık sistemini güçlendirmede önemlidir.

Potasyumun önemi

Potasyum kan basıncını düşürmeye, kan şekerini düzenlemeye ve vücuttaki sıvıları dengelemeye yardımcı olan önemli bir mineraldir. Potasyum eksikliği kas kramplarına neden olabilir. Orta büyüklükteki bir şeftali 285 mg potasyum sağlar.

Cilt sağlığı için şeftali

Şeftali, cilt sağlığını destekleyen A vitamini bakımından zengindir. Meyve aynı zamanda cildinize renk katar. Ayrıca içeriğinde bulunan C vitamini, kırışıklıkları azaltmaya, cilt dokusunu iyileştirmeye ve cildi güneşten ve deformasyona karşı koruyabilen mükemmel bir antioksidandır.

Gebelikte faydalı

Şeftali, hamilelikte çok çeşitli temel vitamin ve minerallerin varlığından dolayı değerlidir. C vitamini bebeğin kemiklerinin, dişlerinin, derisinin, kaslarının ve kan damarlarının sağlıklı büyümesine, ayrıca hamilelik sırasında çok önemli olan demir emilimine yardımcı olur.

 

 

 

Kiraz ülkemizde bolca bulunan, temin etmesi kolay ve sağlıklı bir meyvedir. Kirazı; kurutarak, buzlukta bekleterek veya kavanozlayarak her mevsim yarar sağlayabilirsiniz. Kirazı bolca tüketmek kişiye sayısız alternatif tedaviler sunmaktadır. Kirazın faydaları , kullanım alanları ve daha birçok bilgiye sizin için derlediğimiz yazımızdan ulaşabilirsiniz.

 

 

Bilim dünyasında Prunus avium olarak bilinen kiraz, yaz mevsiminin olmazsa olmazlarından biridir. Tatlılardan meyve tabaklarına suyunun sıkılmasından reçelinin yapılmasına kadar hayatın hemen her alanında tüketilen meyve, sağlıklı ve bir o kadar da lezzetlidir.

Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilen kiraz, Türkiye’de de bolca bulunmaktadır. İklim koşulları sağlandığında oldukça verimli olabilmektedir. Uluslararası kiraz üretimine göz gezdirildiğinde listenin başında Türkiye’yi görebilmek mümkün. Dolayısıyla kiraz ihracatının Türkiye ekonomisine büyük katkısı olduğu söylenebilir.

 

Meyve olarak taze toplanıp tüketilen kirazın kurutulmuş, suyunun sıkılmış ya da sos olarak hazırlanmış şekilleri de mutfaklarda yerini almaktadır. Kullanım alanı bu denli geniş olan meyve aynı zamanda cilt bakımının da bir parçasıdır.

 

 

Gülgiller familyasından olan kiraz, tatlı aroması ile pek çok tarifin içinde yer alan bir meyvedir. Bununla beraber yalnızca toplandığı gibi yıkanarak da tüketilebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda kirazın faydalarının pek azına hakim olunduğu, bilindiğinden daha şifalı bir meyve olduğu ortaya çıkmıştır. Yalnızca sağlığa faydası nedeniyle tüketilmesi gereken kiraz, halk arasında farklı isimlerle bilinmektedir.

Bölgesel farklılıklar taşıyan meyve, iklim koşullarından etkilenen özenli bakım gerektiren bitkilerden biridir. Oldukça köklü bir tarihe sahip olan kiraz meyvesi, Yunan mitolojisinde doğuma ve yeniliğe işaret etmektedir. Karadeniz’de yer alan Giresun ili ise adını kiraz anlamına gelen Kerasus isminden almıştır.

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Kiraz Çeşitleri Nelerdir?

Oldukça farklı lezzette birçok farklı isimde kiraz çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerden en bilinenleri Edirne, Napolyon ve turfanda kirazlardır. Orta sertlikte ve oldukça verimli olan bu türlerin dışında early lory, vista, stella kirazları da bulunmaktadır. Karagevrek, karabodur türleri halk arasında bilinen merkezi Türkiye olan kiraz çeşitleridir. Bu çeşitlerin yanında 0900 ziraat, Van, bing, berryessa kirazları da kiraz isimleri arasında yer almaktadır. Farklı dönemlerde ve tatlarda olan bu türlerin sertlikleri ve verimlilikleri de değişkenlik göstermektedir.

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Kirazın Özellikleri Nelerdir?

Yalnızca meyve olarak değil sağlık deposu olarak düşünülen kiraz; demir, potasyum ve kalsiyum içermektedir. Ayrıca içinde bulunan A, B, C vitaminleriyle insanı pek çok hastalıktan korumaktadır. Kiraz düzenli tüketildiğinde ciltte meydana gelen yaşlanmaya engel olmaktadır. Kırışıklıklar ve yüz çizgileri kiraz yiyen kişilerde oldukça az olacaktır. Tüm bunların yanında aşırı tüketim durumunda sorun yarattığı da bilinmektedir. Kiraz fidesinden yaklaşık 5-6 yıl meyve alınmaz ve ömrü 60-70 yıl kadardır. Kiraz ağacı meyve vererek yaz mevsimini başlatır ancak mevsim sonu toplanmazsa yağışlarda hemen kurtlanırlar.

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz Nasıl Yetiştirilir?

Kiraz ağacı, köklü ve yıllıklı bir ağaçtır. Bu nedenle henüz ekmeden önce uzun yıllar boyunca orada olmasını istiyorsanız mevsim ve toprak şartlarını önceden öğrenmelisiniz. Her şeyden önce kuru ve çorak toprakları tercih etmediğini bilmelisiniz.

Havalandırmaya elverişli ve derin toprak yapısı, kirazın en rahat yetiştiği topraktır. Derin bir çukur içine koyulan tohum, ağacın daha verimli olmasını sağlayacaktır. Kuru topraklarda küçük meyveli, seyrek dallı olan kiraz ağacı; nemli topraklarda serpilerek daha iri taneli meyveler vermektedir. En erken çiçeklenen kiraz, baharın ve yazın müjdeleyicisi olarak kabul edilmektedir.

Yapraklarının da en az meyvesi kadar şifalı olduğu bilinen kiraz ağacı, yağmursuz çiçeklenme sürecini sever. Bu nedenle kiraz ağacını yetiştirmek istediğinizde sıcak hava koşullarını gözetmeniz önemlidir. Kış soğuğunun -20ºC’yi bulduğu yerlerde kiraz yetiştiriciliği yapılamamaktadır. Bununla beraber rakımı yüksek olan yerler, kiraz üretmek ve meyve elde etmek için en ideal yerlerdir.

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kirazın Faydaları Nelerdir?

Kadın hastalıkları için oldukça etkileyici olan kiraz, regl sürecinde ağrıların önüne geçmenize yardımcı olacaktır. İçinde yer alan beta karoteni ile kanserli hücreleri yok eden meyve, kanserle savaşan pek çok kişinin bağışıklığını güçlendirmektedir.

Beyin gelişimini yüksek oranda artıran kiraz, bunama ya da Alzheimer gibi hastalıkların meydana gelmesine izin vermemektedir. Kirazda bulunan glisemik indeks değerleri şeker hastaları açısından tehdit oluşturmaz ve bolca tüketilebilir kılar.

Sindirim sistemini destekleyen meyve aynı zamanda metabolizmanın hızını ikiye katlar. Dolayısıyla kiraz tüketirken kilo vermek çok daha kolaydır. Bununla beraber içinde bulunan melatonin ile uyku düzenini korumayı sağlayan kiraz, gün içinde sinir sisteminin de rahatlamasına yardımcı olmaktadır.

 

Yapılan araştırmalar doğrultusunda ağrı kesici etkisi bulunduğu ortaya çıkan kirazın, kaslarda meydana gelen sancıları kestiği bilinmektedir. Farklı nedenlerle meydana gelen kas ağrıları ya da zonklamalar tüketilen kiraz meyvesi ve suyu ile iyileşebilmektedir. Özellikle kiraz suyunun düzenli olarak içilmesi basit ağrıların hissedilmeden ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Yaprakları ile varise çözüm olan kiraz, taze sıkılmış meyve suyu ile baş ağrısına da çözüm olmaktadır.

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Kirazın Kullanım Alanları Nelerdir?

Mutfakların olmazsa olmazı kiraz en çok taze meyve olarak tüketilmektedir. Bunun yanında özellikle hoşafının yapılmasıyla yazın soğuk içilen içecekler arasında ilk sıralarda yerini almaktadır. Tatlı ve özel bir lezzeti olan kiraz reçeli de kahvaltı sofralarının olmazsa olmazıdır. Ayrıca kurabiyelere ve tatlılara üzerinde kiraz marmeladı ile eşsiz bir lezzet verilmektedir. Doğal bir ağrı kesici olan kirazdan, kiraz sirkesi de yapabilirsiniz. Yazın toplandıktan sonra temizlenip buzluğa kaldırılan kiraz, kış mevsiminde zaman zaman kullanılabilmektedir. Özellikle içecek olarak hazırlamak için buzluklarınızda muhakkak kiraza yer açmalısınız.

 

Genellikle turşu yapımında kullanılsa da son yıllarda salatalarda da sirkeyi sıklıkla tercih etmekteyiz. Bir diğer kullanım alanı ise temizlik alanıdır. Doğal bir madde olan sirke ile buzdolabının içini veya yerleri silebilirsiniz. Üzüm, elma, ayva gibi birçok meyveden elde edilebilen sirkeyi buyrun birlikte tanıyalım.

 

Salataların vazgeçilmezi olan sirke, salamura hazırlıklarının da en önemli basamağında yer alıyor. Son zamanlarda ise zayıflamaya olan etkisi ile tercih etmekteyiz. Mide rahatsızlığı olmayan kişiler için çok kıymetli bir besindir. Sirkenin bilimsel açıdan belirtilmiş bir zararı bulunmamaktadır. Ancak alerjik bir yapıya sahipseniz ilk etapta dikkatli kullanmanız gerekir.

Bunun dışında gastrit, reflü, ülser gibi mide rahatsızlığı olan kişiler sirke tüketirken dikkatli olmasında fayda vardır. Birçok türü bulunan sirke daha çok üzüm ve elmadan yapılmaktadır. Günlük yaşamda hemen her alanda kullandığımız sirke sağlığımız için oldukça faydalıdır. Salata ve yemeklerde kullandığımız sirkelerin sağlığımıza faydası olduğu kadar cilt bakımı, saç bakımı gibi alanlarda da olumlu etkilerinin olduğu ispatlamıştır.

Oluşabilmesi için Mycoderma aceti adı verilen sirke bakterisi, 20-30 derece ortam sıcaklığı ve havanın sirkeleşecek sıvı ile teması gibi 3 temel faktör gerekmektedir. Genel olarak üzüm ve elma gibi meyvelerle yapılan sirke evlerde doğal yöntemlerle yapılabilir. Ancak endüstriyel alanda kullanılmak üzere yapılıyorsa derin kültür üretim metodu kullanılmaktadır. Farklı hammaddeler kullanılarak da yapılan sirke için meyve, seyreltilmiş asetik asit ve malt kullanılır.

 

Sirke Nedir?

Sirke Nedir?Sirke, şarabın düşük alkollü içeceklerin ve şekerli çözeltilerin mayalanması yoluyla oluşan ve asetik asit barındıran sulu bir çözeltidir.  Bilimsel incelemelere göre; sirkeleşme olayı, sirke bakterisi (Mycoderma aceti) adı verilen bir mikroorganizma türünün yapmış olduğu bir mayalama işlemidir.

Bu bakteri, alkollü çözeltilerde gelişme gösterir ve alkolü yükselterek; ortaya su ve asetik asit meydana çıkmaktadır. Sirkenin kendi arasında birçok çeşidi vardır. Etil alkol ve asetik asit fermantasyonları olmak üzere iki aşamalı fermantasyon uygulaması ile şeker içeren hammaddelerden üretilir.

Tercih edilen meyve önce alkol fermantasyonuna, sonra da setik asit (sirke) fermantasyonuna tabi tutulur. Fermantasyon işlemi sırasında asetik asit bakterilerinin faaliyeti sonucu alkol içeren sıvı, oksijen varlığında asetik asite ve suya okside olur.

Sirke Nasıl Yapılır?

Sirke Nasıl Yapılır?Sirke üretiminin yapılabilmesi için olması gereken 3 şart vardır. Bunlar; hava ile sirkeleşme olacak sıvının temasısirke bakterisinin bulunması ve 20 ila 30 derece arasında sabit bir ısıdır. Sirkenin üretimi fıçılarda yavaş yavaş sirkeleşme veya kazanlarda hızlı oksitlenme yöntemleri ile yapılır. Orleans metodu uygulamasında; 225 litrelik fıçılar, yatay olarak birbirlerinin üzerine yerleştirilir.

Sirkeleştirme için bol miktarda sirke bakterisi içeren 8 derecelik, 150 litre civarında sirke hazırlanır. Şarap yapılacaksa bu sirkeye her gün 10’ar litre şarap ilave edilir. Bir başka yöntemde güçlü havalandırma alanında, daldırma metodu ile sirke üretilir ve bu aşamada tahta yahut paslanmaz çelikten üretilmiş fıçılar kullanılmaktadır. Ortama güçlü bir hava gönderildiğinde sirkeleşme çok hızlı gelişir.

Evde Sirke Nasıl Yapılır?

Evde Sirke Nasıl Yapılır?Evde sirke yapmak için hangi meyveyi tercih ediyorsanız öncelikle onun en doğalını veya organiğini bulmalısınız. Meyvelerin en taze ve sağlıklı olanlarını seçin, çürük varsa o kısımları kesip atın. Çünkü içinde bir tane bile çürük meyve olsa tadını bozmaya yetecektir. Bir diğer önemli ayrıntı ise kabuklardır. Meyvelerin kabuğunu tamamen soymadan kullanırsanız sirkeleşme işlemi daha başarılı olacaktır.

Meyveleri küçük küçük doğradıktan sonra bunları cam bir kavanoz içine koyun. Plastik şişelerde yapılanlar çok iyi olmadığından, cam olanlar önerilmektedir. İlk defa yapacaksanız kavanoza koyduğunuz meyvelerin üzerine bulgur, nohut ve bal ekleyin. 5 litrelik bir kavanoza yapacağınız sirke için 1-2 yemek kaşığı bal yeterli olacaktır. Saydığımız bu malzemeleri ve üstü kapanacak kadar su ekledikten sonra plastik bir kaşıkla karıştırın.

Kavanozun ağzını sıkıca kapatın. Hatta hiç hava almaması için kapağın altına bir tülbent de koyabilirsiniz. Daha sonra 20 gün kadar serin ve kuru bir yerde bekletin. Beklediği ortamın doğrudan ışık almamasına da özen göstermelisiniz. 20 günün sonunda üzerinde sirke anası denilen bir madde oluşacak.

Bunu alıp dikkatlice cam bir kaba koyup saklayın. Daha sonraki sirke yapımlarında işinize yarayacaktır. Bir sonraki aşamada fermente olan sirkeyi tülbentten geçirerek süzün. Cam kavanozlara koyup ağzını sıkıca kapattığınız sirkeniz artık kullanıma hazır.

En çok tercih edilen üzüm sirkesini evde, pratik bir şekilde yapmak isteyenler için malzemelerin ölçüsüyle birlikte tarifini de paylaşalım. Öncelikle gereken malzemeler; 1,5 kilogram üzüm, 2,5 litre su, 2 yemek kaşığı bal, yarım çay bardağı nohut, 1 yemek kaşığı tuz.

 

stediğiniz cinste üzümleri önce saplarından ayırıp iyice yıkayın. Sonra cam bir kavanoz içine doldurun. Üzerine 2,5 litre suyu ekleyin. Ardından yukarıda saydığımız diğer malzemeleri ekleyin ve bir kaşık yardımıyla karıştırın. Üzerini bir tülbentle kapatıp, kapağını sıkıca kapatarak 20 gün bekletin. Beklediği bu süre içerisinde sirkenin mayalanma işlemi gerçekleşecektir. Sonrasında süzün ve içine tuz ekleyerek karıştırın.

Sirkenin Çeşitleri Nelerdir?

Sirkenin Çeşitleri Nelerdir?

Sirke en çok üzüm olmak üzere; elma, ayva ve ardıç kullanılarak yapılmaktadır. Kullanılan üzümün türüne göre de ismi değişebilmektedir. Hepsinin kendine göre ayrı tadı ve faydaları bulunmaktadır. İşte onlardan bazıları ve kısaca özellikleri;

  • Üzüm Sirkesi: Güçlü antioksidan etkilere sahip üzüm sirkesi, yapısında yer alan pepsin enzimi etkisi ile vücuttaki yapım işlerine katılarak, yaraları onarabilir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir ve çeşitli hastalıklara karşı direnç sağlar.
  • Elma Sirkesi: Sıklıkla Avrupa ülkelerinde çok eski dönemlerden günümüze kadar ilaç yapım alanında kullanılmaktadır. Vücuttaki kan dolaşımını düzenleme işlevine sahip elma sirkesi ayrıca tansiyon hastalarına da iyi gelmektedir. Kilo vermeye yardımcı olan sirke türü de elma sirkesidir.
  • Balsamik Sirke: Dünya üzerinde en çok tüketilen ve buna bağlı olarak en pahalı sirkelerden bir tanesidir. Yıllandıkça değerinde gözle görülür bir artış yaşanır. Bazı ülkelerde her yemeğe ve salataya istisnasız katılmaktadır.
  • Ayva Sirkesi: Genellikle yanık tedavilerinde kullanılır ve ayrıca ağız kokusunu giderici etkisi de vardır.
  • Frenk Üzümü Sirkesi: Yaraların tedavilerinde etkili olan sirke; ayrıca bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olarak, yeni kan hücrelerinin de oluşmasını sağlar.
  • Kırmızı Şarap Sirkesi: Kolesterolü dengelemek gibi önemli bir faydası vardır. Damar tıkanıklığının tedavisi konusunda şaraptan daha faydalıdır denebilir.
  • Ardıç Sirkesi: Ardıç ağacının verdiği meyvelerden üretilmektedir. Güçlü bir mikrop yok edici olarak bilinir. Yüksek etki ve ciddi bir güce sahip olduğundan; doktor kontrolünde tüketilmelidir.

Sirkenin Faydaları Nelerdir?

Sirkenin Faydaları Nelerdir?

Eskiden beri turşu yapımında kullanılan sirkeyi sağladığı faydaların çok olması nedeniyle artık salatalarda, hatta pastalarda dahi kullanmaktayız. Doğal bir temizlik maddesi olarak da tercih edilen sirkenin belli başlı faydaları şunlardır;

  • Özellikle elma sirkesi, lif açısından zengindir ve sindirime yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda bağırsaklara yapışarak; kolesterol emilimini engeller.
  • Anemi rahatsızlığında görülen demir, B12, folik asit eksikliğini giderebilir. Gün içinde bir kez ballı su ile 1 tatlı kaşığı elma sirkesi karışımını içmeniz yeterlidir.
  • Bal ve elma sirkesinin karışımı astım ve solunum rahatsızlıklarına olumlu sonuçlar vermektedir.
  • Bir ölçü sirke ve beş ölçü su karışımı, vücuda kompres yapıldığında ateş düşürücü etkisi vardır.
  • Baş ağrısı ve boğaz ağrısı şikayetleriniz varsa; bu ağrıları gidermek için ilaç içmeden önce sirke denemenizde fayda olacaktır.
  • Sirke ile yapılan gargara; ağız kokusuna, diş eti ve diş sağlığına olumlu etki göstermektedir. Diş ağrılarında da yine aynı şekilde fayda gösterir.
  • Göz ve göz çevresinde görülen iltihaplar ya da tahrişler için sirke tedavisi uygulanabilir. Beta-karoten maddesi bu aşamada etken maddedir. Etkisini artırmak için havuç ile birlikte uygulanabilir.
  • Böcek zehirlenmelerinde, zehri etkisiz hale getirmektedir. Zarar görmüş bölgeye sirke sürebilirsiniz

Domates Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Domates Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

 

Domates, Patlıcangiller familyasından bir bitki türüdür. Her ne kadar sebze olarak bilinse de esasen meyve kategorisine girmektedir. Kırmızı rengini aldığı likopen maddesi sağlık için adeta bir mucize değerindendir. Domatesin nasıl yetiştiği ve saymakla bitmeyen faydalarından en önemlilerini sizlerle bu yazımızda paylaşmaya çalıştık.

 

Bazı sebzeler vardır mutfaklarımızın baş tacı, yemeklerimizin vazgeçilmezidir. Neredeyse onların konulmadığı yemek yok denebilir. Bunlardan biri de hiç şüphesiz zengin – fakir her mutfağa giren ve sağladığı faydaların yanında yemeklerimize lezzet katan domatestir. Domates günlük hayatta yemeklerde, salatalarda, mezelerde doğrudan ya da dolaylı olarak en çok kullanılan bitkidir. Meyvesinin taze hali, kurusu, salçası, sosu mutfağın vazgeçilmezlerindendir.

Domates ABD’de 1893 yılında sebze sınıfına alınmış olsa da aslen meyve olarak kabul edilir. Domatesin keşfi Amerika’nın keşfinden sonrasına kadar dayanmaktadır. Bu dönemde ülkeler domatesi altın elma, aşk elması gibi farklı isimlerle tanıdı. 1902’lü yıllara kadar domatesin zehirli olduğunu düşünerek çok sayıda kişi yemeyi reddetmiştir. Düşünülenin aksine domates zehirli değil çok faydalı bir meyvedir.

 

Aromasıyla verdiği tat sayesinde mutfakta baş tacı olmaya hak kazanmıştır. Fiyat bakımından birçok sebzeye göre uygun olması herkesçe kolayca alınıp kullanılabilir olmasına olanak vermiştir. Domatesin tadı kadar kokusu da güzeldir. Çeşitlerine göre kokularının daha yoğun olduğu türler vardır. Yetiştiriciliğinde çok nazik talepleri olmadığından hemen her yerde kolayca yetiştirilir.

Özellikle kadınlarda görülen kemik erimesine karşı koruyucu olan domates çekirdekleriyle de fayda sağlamaktadır. Domates çekirdekleri hazmı kolaylaştırıcı, bağırsakları harekete geçirici bir görev üslenmiştir. Kalori oranının düşük olması domatesi, rahatlıkla tüketilebilen bir meyve haline getirmiştir. Domatesin bilinen diğer faydaları ve neden tüketmemiz gerektiğini gösteren bazı bilgiler şu şekildedir;

  • Düşük kalorili bir besin olduğu için zayıflamak isteyenler veya kilo kontrolü yapmak isteyenler tüketebilir.
  • Kan şekerini düzenler.
  • Lif bakımından zengin bir gıda olduğu için kabızlık ve hemoroid gibi bağırsak sorunlarının önüne geçer.
  • Günde yenilen bir orta boy domates, vücudun ihtiyacı olan C vitamininin %20’sini, A vitamininin %10’unu karşılamaktadır.
  • Cildin daha sağlıklı ve parlak olmasını sağlar.
  • Kanser hücreleri ile savaşır.
  • Kalp ve kaslar için önemli olan potasyum açısından zengindir. Vücutta potasyum eksikliğinde kas krampları ve ağrılar artar.
  • Genellikle ileri yaşlarda görülen bir göz sorunu olan katarakt oluşumunu geciktirir. Gözlerin daha sağlıklı olasını sağlar.
  • Osteoartrit gibi romatizmal sorunların önüne geçer.
  • Domateste kırmızı rengini veren likopen maddesi; kolon, meme, yutak, pankreas, mide, prostat, ağız ve rahim gibi birçok kanser tipine karşı koruma sağlar. Yüksek serum seviyesi sayesinde kanser riskini azaltır. Likopen zarar görmüş hücreleri onarır, DNA’ları koruyarak bazı hastalıkların oluşmasını engeller.
  • Günde 2 orta boy domates yemek kan basıncını düzenler, tansiyon sorunlarını önler.
  • Domates depresyonla mücadelede çok önemli bir besindir. Yapılan araştırmalar stresi azalttığını, yorgunluğu giderdiğini ve kötü ruh halinden uzaklaşmayı sağladığını göstermektedir.
  • Domates suyu karaciğeri güçlendirir, aynı zamanda yaşam şartlarına bağlı olarak aşırı çalışmasını sağlayan durumları düzene sokar.
  • Saç sağlığı için iyidir, kırık ve yıpranmış saçların onarılmasını sağlar.
  • Kan üretimini artırdığı için kansızlık soruna iyi gelir.

Domates Nedir?

Terimsel adıyla Solanum Iycopersicum olarak bilinen, Patlıcangiller yani Solanaceae familyasına dahil; meyvesi tüketilebilen otsu bitkiye domates adı verilmektedir. Bitkisi yeşil yapraklı meyvesi genellikle kırmızı renktedir. Yetişme aşamasında meyve ilk etapta yeşil sonra sarı ve son olarak kırmızı olur. Domatesin anavatanı Amerika’nın güney ve orta bölümleridir.

Domatesi evinizde, balkonda veya bahçede çok kolay bir şekilde yetiştirebilirsiniz. Pencere kenarına koyduğunuz saksı içindeki domates tohumları, güneş ışığı sayesinde çok çabuk bir şekilde fide haline gelecektir. Bol sulama ve altta kalan yaprakları kopararak fidenin daha iyi bir şekilde büyümesini sağlayabilirsiniz. Bu büyüyen fideyi daha sonra dilerseniz bahçenize ekebilir ve kendi ürettiğiniz, sağlıklı domatesleri tüketebilirsiniz.

Domates fidelerinin daha verimli olması için çiçek açmayan kısımlarını koparmalısınız. Çünkü bu bölgeler suyu emici kısımlardır ve eğer meyve vermeyeceklerse koparmak bitkinin yararına olacaktır. Ayrıca bu emici kısımlar topraktaki tüm yararlı mineralleri de kendine hapsedeceğinden, domateslerin gelişimini engeller. Koparma işlemini haftada bir kez yapabilirsiniz.

Domates Nasıl Kullanılır?

Domates dünyanın en popüler ve en çok tüketilen meyvelerinden biridir. Yüzlerce türü olduğu bilinen bu meyvenin; kırmızı, mor, kahverengi, sarı ve yeşil olmak üzere birçok rengi bulunmaktadır. İlk olarak  Güney Amerika’nın batısında yetiştirilen domates, daha sonra dünyanın her yerine yayılım göstermiştir. Edinilen bilgilere göre; domates tohumları 1500’lü yıllarda Meksika’dan İspanya’ya taşınmış, böylece Avrupa’ya geçiş yapmıştır.

Domatesin kendi başına bile rahatlıkla yenebilen bir meyvedir. Pişirmeden dalından koparıldığı gibi tüketmek en sağlıklısıdır ama domatesle birçok gıda yapılabilir. Yemeklerde çok sık kullanılan salçalar bu gıdalardan bir tanesidir. Domatesi kurutarak çeşitli mezelerde kullanmak da mümkündür. İşlem görmeden kullanmak için salataların içinde ya da kahvaltılarda iyi bir alternatif olabilir. Çiğ olarak tüketildiğinde içeriğinde bulunan faydalı vitamin ve minerallerin emilimi daha yoğundur.

Domatesin Özellikleri Nelerdir?

Domatesin meyvesi ortalama 10-15 cm boya sahiptir. Tüylü yapraklı bir bitki olan domates ortalama 1-2 cm meyve olmak üzere oluşan çiçekler verir. Bitkinin gövde boyu 150 santimetreye kadar çıkabilmektedir. Domates meyvesinin vitamin deposu olduğu bilinmektedir. Özellikle A vitamini bakımından zengin olan domates buna karşın içindeki oksalat maddesi dolayısıyla böbrek sorunu olanlar sınırlı tüketmesi gereken gıdalar arasındadır. Domatese kırmızı rengini veren likopen adındaki maddedir. Likopen en etkili antioksidanlardan biridir.

Domates Çeşitleri Nelerdir?

Pazarlarda en çok satışı yapılan, yol şartlarına dayanıklı domates türü sırık domatestir. Güçlü bitki yapısı ile meyvesini güneşe karşı koruyabilen, yuvarlak yassı domatesler veren tür ise yer sofralık domates olarak adlandırılır. Sanayi tipi domatesler ise genellikle salça yapımına uygundur. Bunlar dışında bir de hibrid yani melez domatesler vardır. Adonis F1, Süper Red F1, Oturak Domates, Egemen F1, Cevahir F1, Beton F1 ve Yeşim F1 hibrid domates türlerinden kabul edilir.

Melez domateslerin her birinin kendine özel özellikleri ve yetiştirilme şartlardı vardır. Meyveleri genellikle şekil olarak birbirinden farklı oluşmaktadır. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde en çok yetişen hibrid domates türü Yeşim F1’dir. Bunlardan başka Bursa domatesi ve cherry domatesi de bilinen türleri arasındadır. Türlerin uygunluğuna göre domatesin saksıda yetişmesi bile mümkündür.

Domatesin Faydaları Nelerdir?

Özellikle yaşlanmaya karşı etkili olduğu bilinen domatesin cildin korunmasına faydası olduğu kabul edilmiştir. Kanser çeşitlerine yönelik antioksidan etkisi olan domates ayrıca gözleri de korur. Antioksidan etkisinin kandaki zararlı maddeleri temizlemek gibi bir görevi de vardır. Domatesin sağlam bir bağışıklık sistemini güçlendirici olduğu bilinir. Damar ve kanın temizliği konusunda işlev görmesiyle kalp damar hastalıklarına karşı önleyici olarak kabul edilir.

 

Meyve (İng: “fruit”), çiçekli bitkilerin çiçek kısmındaki bazı özel dokulardan gelişen ve içerisinde üreme organlarının parçalarını ve kimi durumda bazı ek dokuları içeren kısmıdır. Çiçekli bitkilerin üreme yapıları olan çekirdekler, bu meyve içerisinde korunur ve saklanır. Hayvanların yediği kısmı genellikle çekirdekleri sarmak ve korumak amacıyla, kimi zaman da bu çekirdeklerin toprağa ulaşmasını sağlayacak hayvanları çekmek amacıyla evrimleşen etli kısımdır. Botanik terimler sözlüğünde şöyle tanımlanır:

Meyve, kapalı tohumlu bitkilerde tohumları barındıran; gelişmiş dişi organ ve kimi zaman da ilgili üreme parçalarını bir arada bulunduran yapının adıdır.

Sebze (İng: “vegetable”), bir bitkinin -eğer varsa- meyvesi haricinde yenebilen kısımlarının tamamına denir. Örneğin bazı bitkilerin gövdesi, kökleri, yaprakları yenir ve bunlar “sebze” olarak isimlendirilir. Sebze, bilimsel bir terim değildir; dolayısıyla birçok botanik terimler sözlüğünde yer almaz. Sözcük, daha ziyade toplumsal bir terimdir. Eğer ki sebze bilimsel terminolojide yer alıyor olsaydı, Bitkiler Alemi’nin neredeyse tüm üyeleri birer “sebze” olurdu.

Ancak halk arasında sözcük sıklıkla “bitkilerin yenilebilir kısımları” anlamında kullanılır. Dolayısıyla her bitkinin “sebze” (“yenilebilir”) olan kısımları da farklılık göstermektedir. Bitkilerin evriminde meyvelerin çok net bir tanımı olsa da; bu canlılarda “Şu bölge yenebilir, bu bölge yenemez.” şeklinde genel geçer bir ayrım bulunmamaktadır; çünkü her canlının her bitkinin farklı bölgelerini yiyebilmesi olasıdır.

Bu nedenle meyveler ile sebzeler arasındaki farkı tespit edebilmek için, sebze tanımı üzerinden değil, meyve tanımı üzerinden gitmek gerekir. Bunu yapmak için çok basit bir test uygulayabilirsiniz: Eğer yediğiniz şeyin içerisinde üreme amacıyla, döllenmiş hücreler (çekirdekler) varsa, bir meyve yiyorsunuz demektir. Eğer yoksa, muhtemelen yediğiniz şey bir sebzedir.

Sebze Olduğu Sanılan Meyveler

Bu açıdan bakıldığında; sıradan meyveler (portakal, şeftali, kiraz, vs.) haricinde, bilimsel tanımı gereği meyve olan; fakat halk arasında hatalı bir şekilde sebze olarak görülen bitkiler arasında bulunanlar:

  • domates,
  • muz,
  • avokado,
  • patlıcan,
  • zeytin,
  • buğday,
  • mısır,
  • biber,
  • salatalık,
  • kabak,
  • balkabağı,
  • baklagiller.

Bu “hata” o kadar yaygındır ki; çeşitli ülkelerde bunların birçoğu “meyve” olarak değil, “sebze” olarak vergilendirilir.

 

 

 

Bu hoş karikatür, sadece domateslerin aslında meyve olduğu gerçeğine vurgu yapmakla kalmıyor, aynı zamanda “toplumsal kimlik” olarak bilinen, çoğunluğun azınlıklar için “biçtikleri kaftanlara” da harika bir gönderme yapıyor. Bu karikatürdeki domates, toplum onun “sebze” olduğunu söylese de, gerçekte “meyve” olduğunu hissettiği için (ki gerçekten de öyledir), psikolojik bir kimlik çatışmasına girmiş… Yazık…

Gerçek Sebzelere Örnekler

Bilimsel olarak gerçekten de meyve olmayan sebzeler arasında bulunanlara birkaç örnek ise şöyle:

  • havuç,
  • lahana,
  • brokoli,
  • ıspanak,
  • pırasa,
  • her çeşit ot ve çeşni,

 

Erik Nedir?

Erik yaz aylarında yetişen bir meyve türüdür. Ülkemizin birçok bölgesinde yetişebilmektedir. Eriğin birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan en çok bilinenleri arasında papaz eriği, japon eriği ve can eriği vardır. Erik aslen Anadolu’da yetişmektedir. Nitekim dünyaya da Anadolu’dan yayılmıştır. Bu meyvenin hem kurusu hem de tazesi yenilebilmektedir. Erik 7 metreye kadar yükselebilen bir ağaca sahiptir. Erik içerisinde çok miktarda B vitamini bulundurmaktadır. Bunun yanında madeni maddeler de içermektedir. Kuru eriğin içerisinde B vitamininin yanında magnezyum, fosfor ve çok miktarda şeker bulunmaktadır.

fft31_mf6996882Eriğin Faydaları

– Karaciğeri güçlendirmektedir.

– Kan yapıcı özelliği bulunmaktadır.

– Kalbe güç vermektedir.

– İştah açıcı özelliği bulunmaktadır.

– Beyin yorgunluğunu önlemektedir.

– Sinirleri kuvvetlendirici özelliğiyle bilinmektedir.

– Kadınların adet problemlerine iyi gelmektedir.

– Romatizmaya karşı olumlu etkisi bulunmaktadır.

– Kalp rahatsızlıklarına karşı olumlu etkisi vardır.

– Böbrek rahatsızlıklarına karşı önleyicidir.

Bazı Erik Türleri

– Kiraz eriği

– Damson eriği

– Çakal eriği

– Sahil eriği

– Amerika eriği

– Meksika eriği

– Kara erik

– Japon eriği

– Oregon eriği